Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Piyasa

Piyasalarda fırtına mı yaklaşıyor? Yatırımcıların izlemesi gereken 5 alarm sinyali

Wall Street rekor kırarken YZ şirketlerinin CDS primleri yükseliyor. Borçlanma, yüzde 5'i aşan tahvil faizleri ve petrol beş önemli risk sinyali veriyor.

9 Ekim 2026

Piyasalarda fırtına mı yaklaşıyor? Yatırımcıların izlemesi gereken 5 alarm sinyali

Wall Street rekor seviyelere yakın seyrederken kredi piyasası farklı bir mesaj veriyor. Meta, Google, Microsoft, Oracle ve SpaceX gibi YZ bağlantılı şirketlerin CDS primlerindeki yükseliş, teknoloji yatırımlarının giderek daha fazla borçla finanse edilmesi ve ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5'i aşması yeni bir risk kombinasyonu yaratıyor. Piyasalarda sorun çıkıp çıkmayacağını anlamak için beş kritik soruya bakmak gerekiyor.

Yaklaşık 20 yıl önce, 2008 küresel finans krizinden önce kredi temerrüt takasları (CDS) yaklaşan tehlikenin önemli göstergelerinden biri olmuştu.

Mortgage tahvilleri ve bankaların CDS primleri yükselirken hisse piyasaları iyimserliğini koruyordu. Kredi piyasasının verdiği sinyal, yaklaşan krizin adeta "madendeki kanaryası" olmuştu.

Bugün benzer bir ayrışma yeniden ortaya çıkıyor olabilir.

ABD borsaları güçlü ekonomik veriler ve YZ iyimserliğiyle rekor seviyelere ulaşırken, kredi piyasasında Meta, Google ve Microsoft gibi YZ bağlantılı şirketlerin CDS primleri yükseliyor.

En dikkat çekici hareketlerden biri Oracle'da görülürken, SpaceX'in CDS primleri de 40 milyar dolarlık yeni finansman ihtiyacına ilişkin haberlerin ardından sert yükseldi.

Bazı yatırımcılar CDS piyasasının düşük işlem hacmi nedeniyle bu sinyallerin abartılı olabileceğini savunuyor.

Boğalar ise şirket kârlarına işaret ediyor. ABD şirketlerinin üçüncü çeyrek kârlarının yıllık bazda yaklaşık yüzde 27 artması bekleniyor.

Ancak kredi piyasasındaki hareket en azından yatırımcıların beş kritik soruyu sormasını gerektiriyor.

1- Teknoloji şirketlerinin gelir tahminlerine güvenilebilir mi?

İlk soru YZ sektörünün önümüzdeki yıllara ilişkin olağanüstü büyüme beklentileriyle ilgili.

Apollo'dan Torsten Sløk'e göre analistler, artan YZ ürün talebi sayesinde teknoloji sektörünün faaliyetlerden yarattığı nakit akışının 2028'e kadar ikiye katlanarak yaklaşık 2,4 trilyon dolara ulaşmasını bekliyor.

Sorun ise ekonominin geri kalanında aynı iyimserliğin görülmemesi.

Analistler teknoloji dışındaki şirketlerin gelecekteki nakit akışlarında çok daha sınırlı büyüme öngörüyor.

Sløk bu nedenle basit ama kritik bir soru soruyor:

YZ hizmetlerini satın almak için bütün bu çekleri kim yazacak?

Teknoloji dışındaki şirketlere ilişkin tahminler fazla kötümser olabilir.

Ancak sorun teknoloji şirketlerinin beklentilerinin fazla iyimser olmasıysa, YZ sektöründeki değerlemeler bir balona işaret ediyor olabilir.

Ve her balon gibi bunun da bir noktada sönmesi gerekir.

2- Devasa YZ yatırımlarını kim finanse edecek?

İkinci sorun finansman.

YZ yatırımlarının ilk aşamasında büyük teknoloji şirketleri veri merkezlerini ve altyapı harcamalarını büyük ölçüde kendi kaynaklarıyla finanse etti.

Ancak sermaye harcamaları hızla büyürken şirketler giderek daha fazla borç piyasasına yöneliyor.

PGIM'in üst düzey yöneticilerinden Greg Peters, piyasaya gelen borç miktarını "tarihi" olarak nitelendiriyor.

Bu borçlanma dalgası diğer sektörlerin finansmana erişimini de etkiliyor.

ABD'li üst düzey bir finansçı, YZ altyapısının finansmanı için Fannie Mae benzeri bir kuruluş gerektiğini dahi öne sürdü.

Başka bir ifadeyle teknoloji şirketlerinin borçlarının, geçmişte mortgage kredilerinde olduğu gibi paketlenerek yatırımcılara dağıtılabileceği bir mekanizma öneriliyor.

Böyle bir sistemin kurulması şimdilik düşük ihtimal olarak görülse de önerinin kendisi YZ yatırımlarının ulaştığı finansman ihtiyacını ortaya koyuyor.

3- ABD tahvil faizleri ne kadar yükselebilir?

Üçüncü soru belki de tüm finans piyasaları açısından en kritik olanı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent geçen yıl 10 yıllık tahvil faizini yaklaşık yüzde 4 civarında tutmayı başarmıştı.

Bunun için Hazine'nin borçlanma vadelerini kısaltması gibi yöntemler kullanıldı.

Ancak bu strateji artık aynı sonucu vermiyor.

ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5'in üzerine çıktı.

Bessent, YZ destekli güçlü ekonomik büyümenin zamanla bütçe açığını azaltacağını ve tahvil piyasasındaki baskıyı hafifleteceğini savunuyor.

Wall Street'teki bazı finansçılar da ABD ekonomisi yüzde 3'ün üzerinde büyümeye devam ettiği sürece bir kamu borcu krizinin önlenebileceğini düşünüyor.

Ancak Hazine'nin işi giderek zorlaşıyor.

Bankalar Hazine yerine YZ'yi finanse ediyor

Bankaların YZ yatırımlarını finanse etmeye daha fazla kaynak ayırması, ABD Hazine tahvillerine yönelik talebi azaltıyor.

Üstelik geçmişte ABD tahvil piyasasının en önemli alıcılarından olan yabancı ülkeler de dolar fazlalarını eskisi kadar Amerikan tahvillerine yönlendirmiyor.

Council on Foreign Relations'tan Brad Setser'e göre Doğu Asya artık devasa bir cari fazla veriyor, fakat bunun çok küçük bir bölümü ABD tahvil piyasasına akıyor.

Sonuç olarak hedge fonların ABD tahvil fiyatlarının belirlenmesindeki ağırlığı artıyor.

Sorun şu ki hedge fonlar uzun vadeli ve istikrarlı yatırımcılar değil.

Bir piyasa fırtınasında hızla pozisyon kapatmaları, tahvil faizlerini daha da yukarı taşıyabilir.

Bu durum hem ABD kamu borcunun hem de teknoloji şirketlerinin kaldıraçlarının hızla arttığı bir ortamda ciddi piyasa kazalarına yol açabilir.

Ünlü açığa satış yatırımcısı Jim Chanos özellikle eski veri merkezlerinde yeniden finansman riskinin gerçek olduğuna dikkat çekiyor.

Teknoloji şirketlerinin CDS primlerindeki yükseliş de bu endişenin kredi piyasasına yansıması olarak değerlendiriliyor.

4- Petrol faizleri daha da yukarı iter mi?

Dördüncü risk enerji fiyatları.

Küresel ekonomi şimdiye kadar İran savaşı nedeniyle yükselen petrol fiyatlarını görece iyi karşıladı.

Ancak petrol stoklarının artık tehlikeli derecede düşük olduğu belirtiliyor.

Üst düzey bir Suudi yetkili stokları "korkutucu derecede düşük" olarak tanımlıyor.

Bu durum yeni bir petrol fiyatı sıçraması riskini artırıyor.

İran Meclis Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf'ın sosyal medya mesajları ise Tahran'ın ablukalar yoluyla petrol fiyatlarını ve ABD tahvil faizlerini yükselterek finansal baskı yaratmayı hedeflediğini açık biçimde ortaya koyuyor.

Finans yorumcusu Jay Martin bunu şöyle özetliyor:

İran ABD ordusunu yenemeyebilir; bu nedenle Amerika'nın yaklaşık 40 trilyon dolarlık borcunu hedef alıyor.

Petrol fiyatlarının yeniden sert yükselmesi enflasyonu artırabilir, Fed'in faiz indirim alanını daraltabilir ve uzun vadeli tahvil faizlerini daha da yukarı itebilir.

Bu da hem ABD Hazinesi hem de borçla finanse edilen YZ yatırımları üzerinde ilave baskı yaratır.

5- YZ rallisi durursa ekonomik büyümeye ne olur?

Son soru artık yalnızca teknoloji hisseleriyle değil, ABD ve dünya ekonomisinin büyümesiyle ilgili.

ABD ekonomisi şimdilik güçlü görünüyor.

NYU Stern ve DHL tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre küresel mal ticareti 2026'nın ilk yarısında, Covid sonrası toparlanma dönemi hariç, son 15 yılın herhangi bir altı aylık döneminden daha hızlı büyüdü.

Ancak bu büyümenin yüzde 76'sı YZ bağlantılı ticaretten kaynaklandı.

Teknoloji yatırımları aynı zamanda ABD ekonomisinin son dönemdeki büyümesinin önemli bölümünü oluşturuyor.

Bu nedenle YZ yatırımlarının yüksek faizler, güvenlik endişeleri veya veri merkezi inşaatlarına yönelik kısıtlamalar nedeniyle yavaşlaması yalnızca Nasdaq'ı etkilemeyecek.

Ekonomik büyümenin kendisi de darbe alabilir.

Bu durum Başkan Donald Trump'ın YZ yatırımlarını eleştirenlere yönelik sert tavrının ekonomik arka planını da açıklıyor.

CDS'ler madendeki kanarya mı?

Bütün bu riskler Wall Street'te yakın zamanda büyük bir çöküş yaşanacağı anlamına gelmiyor.

Piyasa coşkusu beklenenden çok daha uzun süre devam edebilir.

Nitekim 2008 krizinden önce de hisse senetleri, kredi piyasasındaki alarm sinyallerine uzun süre kayıtsız kalmıştı.

Bugün S&P 500 şirketlerinin güçlü kâr artışı beklentileri ve ABD ekonomisinin dayanıklılığı boğa piyasasını desteklemeye devam ediyor.

Ancak finansal sistemdeki risklerin bileşimi değişiyor.

YZ yatırımları daha fazla borçla finanse ediliyor. ABD Hazine tahvil faizleri yüzde 5'in üzerinde. Bankaların tahvil talebi azalıyor. Yabancı yatırımcıların ABD borcuna ilgisi zayıflıyor. Petrol fiyatları yeni bir enflasyon şoku yaratabilir. Ve ekonomik büyümenin giderek daha büyük bölümü YZ yatırımlarına bağımlı hale geliyor.

Bu ortamda Meta, Google, Microsoft, Oracle ve SpaceX gibi YZ bağlantılı şirketlerin CDS primlerindeki yükselişi görmezden gelmek kolay değil.

Henüz yangın çıkmış olmayabilir.

Ama madendeki kanaryalar giderek daha yüksek sesle ötüyor.

Gillian Tett, FT

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş