Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Altın, Petrol ve Emtia

Petrol piyasası İran’la “sonsuz savaşa” dayanabilir mi?

Petrol piyasası İran savaşına beklenenden güçlü direndi. Ancak stokların azalması ve Hürmüz riskinin sürmesi fiyatlarda yeni bir sıçrama yaratabilir.

13 Eylül 2026

Petrol piyasası İran’la “sonsuz savaşa” dayanabilir mi?

ABD-İran savaşı altı ayı geride bırakırken küresel petrol piyasası, tarihin en büyük arz şoklarından birine beklenenden çok daha iyi direniyor. Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalara rağmen alternatif güzergâhlar, petrol stokları, yeni üretim ve günlük yaklaşık 5 milyon varillik talep kaybı sistemi ayakta tutuyor. Ancak analistler, savaş uzadıkça bu hassas dengenin bozulabileceği ve petrol fiyatlarının yeniden sert biçimde yükselebileceği uyarısında bulunuyor.

İran savaşı birçok uzmanın tahmin ettiğinden çok daha uzun sürdü. Fakat en az savaşın kendisi kadar şaşırtıcı olan başka bir gelişme var: Küresel petrol piyasası hâlâ çalışıyor.

Akaryakıt fiyatları yüksek. ABD’de savaşın başlamasından bu yana artan enerji maliyetlerinin ortalama bir haneye faturası yaklaşık 800 dolara ulaştı. Buna rağmen petrol, Hürmüz Boğazı'nın tamamen normal çalışmadığı bir ortamda bile büyük ölçüde ihtiyaç duyulan bölgelere ulaştırılabiliyor.

Piyasanın bunu ne kadar sürdürebileceği ise giderek daha önemli bir soru haline geliyor.

JPMorgan'a göre mevcut sistem uzun süre çalışabilir. Rapidan Energy Group gibi daha kötümser kuruluşlar ise dünyanın giderek “sonsuz savaş” senaryosuna yaklaştığını ve bugünkü geçici çözümlerin zamanla yetersiz kalacağını düşünüyor.

Tarihin en büyük arz şoklarından biri nasıl atlatıldı?

JPMorgan Baş Emtia Stratejisti Natasha Kaneva'ya göre petrol piyasasının savaşa beklenenden güçlü direnmesinin üç temel nedeni var.

Bunların ilki, Hürmüz Boğazı'nı aşmak için geliştirilen alternatif güzergâhlar.

Suudi Arabistan boru hatları aracılığıyla günde birkaç milyon varil petrolü İran'ın erişiminin dışındaki limanlara yönlendirdi. Ancak İran destekli Husilerin son dönemdeki hızlı ilerleyişi bu alternatif güzergâhların güvenliği konusunda da soru işaretleri yaratıyor.

ABD ordusu ise Körfez ülkeleriyle koordinasyon içinde Hürmüz üzerinden petrol taşımacılığını sürdürebilmek amacıyla gemilere refakat edilen bir sistem oluşturdu.

Bunun yanında ABD, Venezuela, Brezilya, Guyana ve Kanada'nın toplam petrol üretimi yaklaşık 2 milyon varil/gün arttı.

Kaneva'nın ifadesiyle:

“Petrol varilleri akacak bir yol buluyor.”

Dünya petrol stoklarını beklenenden az kullandı

İkinci önemli destek küresel petrol stoklarından geliyor.

ABD ve Çin dışındaki ülkelerin stoklarından yapılan çekişler başlangıçta tahmin edilenden çok daha sınırlı kaldı.

Bu durum hükümetlerin, savaşın veya arz kesintilerinin daha ciddi hale gelmesi halinde kullanabilecekleri önemli bir petrol tamponunu korumasını sağladı.

ABD ve Çin ise stoklarını çok daha yoğun kullandı.

Özellikle ABD'nin en önemli petrol depolama merkezlerinden Cushing, Oklahoma'daki stoklar temmuz ayında operasyonel minimum seviyelere kadar geriledi.

Bu eşik kritik önem taşıyor. Çünkü stoklar belirli bir seviyenin altına düştüğünde boru hatlarının fiziksel çalışma koşulları nedeniyle petrolün rafinerilere taşınması zorlaşıyor.

Ancak Cushing stokları son haftalarda yeniden yükselerek kritik bölgenin biraz üzerine çıktı.

Asıl dengeleyici: Petrol talebi 5 milyon varil düştü

Petrol piyasasının ayakta kalmasını sağlayan üçüncü ve belki de en önemli faktör ise küresel talepteki olağanüstü düşüş.

Savaş boyunca dünya petrol tüketiminin yaklaşık 5 milyon varil/gün azaldığı tahmin ediliyor.

ABD dışında birçok ülkede tüketiciler seyahatlerini iptal etti, toplu taşımaya yöneldi veya elektrikli araçlara geçti. Bazı şirketler çalışanlarını yeniden evden çalışmaya teşvik etti.

Çin'in elektrikli araç ihracatı ise küresel taşımacılık kapasitesini zorlayacak boyutlara ulaştı.

Ortadoğu, Rusya ve Çin'deki rafineri kapasitesi sıkıntıları da ham petrol talebini aşağı çekerek fiyatların yükselişini sınırladı.

Bu gelişmeler savaş nedeniyle piyasadan kaybolan yaklaşık 13 milyon varil/günlük arzın önemli bölümünü telafi etti.

JPMorgan: Savaş sürerse petrol 87 dolara gerileyebilir

Ortaya çıkan yeni denge, petrol piyasasının Hürmüz tamamen normale dönmeden de çalışabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.

JPMorgan'ın temel tahmini “sonsuz savaş” değil. Ancak savaşın çok uzun süre devam ettiği senaryoda banka petrol fiyatlarının yaklaşık 87 dolar/varil civarında dengelenebileceğini düşünüyor.

Bu seviye mevcut fiyatların oldukça altında.

Savaşın sona ermesi halinde ise JPMorgan petrolün 64 dolara kadar gerileyebileceğini öngörüyor.

Rapidan Energy Group Başkanı Bob McNally ise daha kötümser.

McNally'nin “dalgalı biçimde idare etme” olarak tanımladığı uzun süreli savaş senaryosunda Brent petrolün gelecek yıl ortalama 89 dolar civarında kalması bekleniyor.

McNally:

“Hürmüz'ün tamamen normale dönmesini beklemiyoruz. Sonsuz savaş, dünyanın en önemli petrol üretim bölgesini sürekli risk altında tutarak petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişleri hızlandıracaktır” değerlendirmesinde bulunuyor.

Sistemin en zayıf noktası stoklar olabilir

Bugünkü petrol piyasası çalışıyor. Ancak sistemin önemli kırılganlıkları bulunuyor.

Bunların başında ABD ve Çin'in petrol stokları geliyor.

Çin son haftalarda petrol ithalatını kademeli olarak artırmaya başladı. Buna rağmen ithalat savaş öncesindeki seviyelerin hâlâ milyonlarca varil/gün altında.

Çin'in petrol stoklarının tam büyüklüğü bilinmiyor. Tahminler yaklaşık 1 milyar varillik bir stok bulunduğuna işaret ediyor.

Capital Economics Emtia Ekonomisti Hamad Hussain'e göre savaş yeterince uzun sürerse bu rezervler de sonunda azalacak.

Bu durumda petrol piyasasında arz ve talep arasındaki denge sert biçimde bozulabilir.

Sonuç, savaşın ilk günlerinde birçok analistin beklediği ancak bugüne kadar gerçekleşmeyen senaryo olabilir: Petrol fiyatlarında yeni ve çok daha güçlü bir sıçrama.

2027'nin sonlarına doğru volatilite artabilir

Pickering Energy Partners kurucusu Dan Pickering'e göre stokların azalması fiyatların hemen patlamasına yol açmayabilir.

Ancak sistem giderek daha kırılgan hale geleceği için fiyat oynaklığı önemli ölçüde artabilir.

Pickering bu riskin bu yıl değil, mevcut koşulların devam etmesi halinde özellikle 2027'nin sonlarına doğru belirginleşebileceğini düşünüyor.

Çünkü Hürmüz'u bypass edecek yeni boru hatları yeterince hızlı inşa edilemiyor.

Venezuela gibi ülkelerden sağlanan yeni üretimin de Ortadoğu'daki arz kaybını sonsuza kadar telafi etmesi mümkün olmayabilir.

Petrol piyasasını ABD ordusu mu ayakta tutuyor?

RBC Capital Markets Küresel Emtia Stratejisi Başkanı ve eski CIA analisti Helima Croft ise petrol piyasasının dayanıklılığının yalnızca piyasa mekanizmasıyla açıklanamayacağı görüşünde.

Croft'a göre:

“Bu piyasanın görünmez eli değil. Bir yol bulan ordu.”

ABD ordusunun Hürmüz'deki petrol tankerlerine sağladığı güvenlik ve refakat operasyonları piyasanın çalışmasını sağlayan kritik unsurlardan biri.

Ancak bunun da bir maliyeti var.

Croft, “Sonsuza kadar refakat hizmeti mi vereceğiz? Bu çok ağır bir yük. Bunlar pahalı geçici çözümler” uyarısında bulunuyor.

Croft'a göre savaş giderek bir “gri bölge çatışmasına” dönüşüyor: Zaman zaman sert askeri tırmanışların yaşandığı, ardından kırılgan sakinlik dönemlerinin geldiği uzun süreli bir mücadele.

Bu ortamda Suudi Arabistan'ın petrol altyapısına 2019'da düzenlenen İHA saldırılarının benzeri yeni bir olay, fiyatlarda çok hızlı bir sıçramaya neden olabilir.

ABD de uzun savaşa hazırlanıyor

Enerji piyasasındaki kurumların tahminleri de savaşın kısa sürede sona ermeyebileceğine işaret ediyor.

ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA), Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ihracatının yılın geri kalanında sınırlı kalacağını öngörüyor.

S&P Global Energy ise daha ileri gidiyor.

Kuruluş artık Ortadoğu petrol üretiminin 2027 sonuna kadar bile savaş öncesindeki seviyelerine tamamen dönmesini beklemiyor.

S&P Global Küresel Ham Petrol Araştırmaları Başkanı Jim Burkhard durumu şöyle özetliyor:

“Piyasa sakinliğe geri dönmüyor. Çözülmemiş çatışma ve kalıcı denizcilik risklerinin tanımladığı yeni normale uyum sağlıyor.”

ANALİZ: Petrol piyasası savaşı absorbe etti, fakat bedeli talep ödüyor

Altı aylık savaşın en şaşırtıcı sonuçlarından biri, küresel petrol sisteminin düşünüldüğünden çok daha esnek olduğunu göstermesi oldu.

Hürmüz'deki kesintiler alternatif boru hatları ve askeri korumalı deniz taşımacılığıyla kısmen aşıldı. Amerika kıtasındaki üretim yaklaşık 2 milyon varil/gün arttı. Petrol stokları tampon görevi gördü.

Ancak denklemin asıl dengeleyicisi 5 milyon varil/günlük talep kaybı oldu.

Başka bir ifadeyle piyasa, arz şokunu yalnızca yeni petrol bularak değil, dünyanın daha az petrol tüketmesi sayesinde absorbe ediyor.

Bu düzen bir süre daha devam edebilir. Hatta JPMorgan'ın tahmini doğru çıkarsa uzun savaş ortamında bile petrol fiyatları bugünkü seviyelerden aşağı gelebilir.

Fakat sistemin kritik zayıflığı stoklar.

ABD ve Çin'in rezervleri azalmaya devam eder, alternatif taşıma güzergâhları yeni saldırılara maruz kalır veya Hürmüz'deki askeri refakat operasyonlarının sürdürülebilirliği zayıflarsa mevcut denge hızla bozulabilir.

Dolayısıyla petrol piyasasının asıl sorusu savaşın ne kadar süreceği değil; stokların, alternatif güzergâhların ve küresel talep yıkımının savaştan daha uzun süre dayanıp dayanamayacağı.

CNN

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş