Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Politika

Ortadoğu’da petrol yollarına çifte darbe: Suudi Arabistan boru hattını kapattı, Husiler Kızıldeniz kıyısında ilerledi

Suudi Arabistan kritik petrol boru hattını İHA saldırısı sonrası kapattı. Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyişi Bab el-Mendeb riskini de büyüttü.

12 Eylül 2026

Ortadoğu’da petrol yollarına çifte darbe: Suudi Arabistan boru hattını kapattı, Husiler Kızıldeniz kıyısında ilerledi

ABD-İran savaşı yedinci ayına girerken küresel enerji arzı açısından iki kritik gelişme aynı anda yaşandı. Suudi Arabistan, Irak’tan fırlatılan insansız hava araçlarının saldırısının ardından Hürmüz Boğazı’nı bypass eden Doğu-Batı petrol boru hattını tedbir amacıyla kapattı. Yemen’de ise İran destekli Husiler Kızıldeniz kıyısında yaklaşık 130 kilometrelik alanı ele geçirerek Bab el-Mendeb üzerindeki baskıyı artırdı. Gelişmeler, Körfez petrolünün dünya piyasalarına ulaştırılmasında kullanılan alternatif güzergâhların güvenliğine ilişkin endişeleri büyütüyor.

Ortadoğu’daki savaş küresel petrol taşımacılığının en hassas noktalarına doğru yayılıyor.

Suudi Arabistan, Irak topraklarından gerçekleştirilen İHA saldırısının ardından ülkenin doğusundaki petrol sahalarını Kızıldeniz’e bağlayan kritik Doğu-Batı petrol boru hattını kapattı.

Yaklaşık 1.200 kilometre uzunluğundaki hat, dünyanın en büyük ham petrol ihracatçısı Suudi Arabistan'ın Hürmüz Boğazı'na bağımlılığını azaltan en önemli altyapılardan biri.

Riyad yönetimi cuma günü hattın tedbir amacıyla kapatıldığını açıkladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, saldırının yaralanmalara ve maddi hasara yol açtığını, hasarın boyutunun belirlenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü bildirdi.

Saldırı bölgesine ilişkin uydu görüntülerinde yanmış arazi ve duman görüldü.

İHA'lar Irak'tan fırlatıldı

Irak yönetimi, Suudi Arabistan'a yönelik saldırıda kullanılan İHA'ların İran sınırındaki Irak vilayetlerinden birinden fırlatıldığını kabul etti.

Bağdat, olayın ardından bir askeri komutanın görevden alındığını ve saldırıya ilişkin soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Böylece yedinci ayına giren ABD-İran savaşının enerji altyapısı üzerindeki etkisi yeni bir coğrafyaya taşınmış oldu.

Doğu-Batı hattının önemi ise Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut risklerden kaynaklanıyor.

Suudi Arabistan, ülkenin doğusunda üretilen petrolün önemli bölümünü normal koşullarda Basra Körfezi üzerinden dünya pazarlarına gönderiyor. Ancak Hürmüz'deki geçişlerin savaş nedeniyle aksaması, Kızıldeniz'e uzanan boru hattını çok daha stratejik hale getirmişti.

Reuters'ın gemi takip şirketleri ve analistlere dayandırdığı verilere göre, söz konusu hat son dönemde küresel petrol arzının yüzde 4 ila 5'ine denk gelen miktarda petrol taşıyordu.

Bu nedenle hattın ne kadar süre kapalı kalacağı enerji piyasaları açısından kritik önem taşıyor.

Yemen'de dengeleri değiştiren Husi ilerleyişi

Suudi Arabistan'ın alternatif petrol güzergâhının saldırıya uğramasıyla aynı dönemde Yemen'de de önemli bir askeri gelişme yaşandı.

İran destekli Husiler, Yemen'in kurak kıyı ovası Tihamah'ın güney kesimlerinde hızlı bir ilerleme kaydetti.

Kısa süre öncesine kadar Husi karşıtı Ulusal Direniş güçlerinin kontrolünde bulunan Kızıldeniz kıyısındaki geniş alanlar birkaç gün içinde Husilerin eline geçti.

Bazı tahminlere göre Husiler, stratejik öneme sahip Yemen kıyılarının yaklaşık 130 kilometresini ele geçirdi.

Bu, grubun son yıllardaki en önemli askeri kazanımlarından biri olarak değerlendiriliyor.

Yemen'deki iç savaşın 12 yıldır sürmesine, yoğun Suudi hava saldırılarına ve ABD, İsrail ile İngiltere'nin operasyonlarına rağmen Husilerin önemli bir askeri güç olmaya devam ettiği görülüyor.

Avrupa Barış Enstitüsü kıdemli analisti Hisham al-Omeisi, Husilerin yeni ele geçirdikleri bölgelerden çıkarılmasının artık çok daha zor olacağını belirtti:

“Artık oradalar ve yerleşecekler. Onları oradan çıkarmak çok daha maliyetli olacak.”

Bab el-Mendeb üzerindeki baskı artıyor

Husilerin ilerleyişini küresel enerji piyasaları açısından önemli hale getiren temel unsur, yeni kontrol alanlarının Bab el-Mendeb Boğazı'na yakınlığı.

Bab el-Mendeb, Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlıyor. Aynı zamanda Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa-Asya deniz ticaretinin temel geçiş noktalarından biri.

Husiler daha önce kıyı bölgesinin tamamını kontrol etmeden de Kızıldeniz'deki ticari gemilere füze, İHA ve küçük saldırı botlarıyla saldırılar düzenleyebilmişti.

Yemen uzmanı Iona Craig, grubun yeni toprak kazanımlarının bu kapasiteyi artırabileceğini belirterek:

“Bab el-Mendeb'den girip Süveyş'e doğru ilerleyen trafiği bu toprak kazanımları olmadan da kontrol edebiliyorlardı. Ancak şimdi Bab el-Mendeb'e doğrudan bakan bölgeyi kontrol ediyorlar ve bu onlara çok daha fazla koz veriyor.”

değerlendirmesinde bulundu.

Kritik adalar da Husilerin eline geçti mi?

Bir diğer önemli soru ise Kızıldeniz'deki stratejik adaların kontrolü.

Husilerin Perim Adası dahil bazı kritik adaları da ele geçirmiş olması halinde deniz trafiğini tehdit etme kapasitelerinin daha da artabileceği belirtiliyor.

Perim, Bab el-Mendeb'in en dar bölümünün ortasında bulunuyor.

Bu nedenle adanın kontrolü yalnızca Yemen'deki askeri dengeler açısından değil, uluslararası ticaret ve enerji taşımacılığı açısından da önem taşıyor.

Husiler cuma günü yaptıkları açıklamada deniz ulaşımının Suudi gemileri dışında bütün şirketler açısından “güvenli” olduğunu ve Suudi gemilerinin abluka altında bulunduğunu ileri sürdü.

Ancak denizcilik şirketlerinin bu güvenceye ihtiyatla yaklaşması bekleniyor.

Husiler geçmişte saldırılarının yalnızca İsrail bağlantılı gemileri hedeflediğini açıklamış, buna karşın İsrail bağlantısı bulunmayan gemiler de saldırıya uğramıştı. Bunların arasında Norveç bayraklı bir tanker de bulunuyordu.

Craig'e göre Husiler, 2025 baharında altı hafta süren yoğun ABD hava ve deniz saldırılarının tekrarını tetiklememek amacıyla kontrolsüz saldırılardan kaçınmayı tercih edebilir.

İran'ın bölgesel denkleminde Husilerin ağırlığı artıyor

Husilerin askeri yükselişi İran açısından da giderek daha önemli hale geliyor.

Tahran'ın “Direniş Ekseni” olarak tanımlanan bölgesel ittifak ağındaki diğer unsurlar son dönemde önemli kayıplar yaşadı. Lübnan Hizbullahı, Gazze'deki Hamas ve Suriye'deki Esad rejiminin yaşadığı gerilemeler sonrasında Husilerin İran açısından stratejik ağırlığı arttı.

Al-Omeisi, İran'ın bu nedenle desteğinin daha büyük bölümünü Husilere yönlendirdiğini savundu.

Bununla birlikte uzmanlar, Husilerin yalnızca İran'ın emirleriyle hareket eden bir vekil güç olarak tanımlanmasının Yemen'deki siyasi ve askeri dinamikleri aşırı basitleştireceği konusunda uyarıyor.

Hürmüz ve Bab el-Mendeb aynı anda baskı altında

Son gelişmelerin küresel enerji piyasaları açısından en kritik tarafı ise Hürmüz Boğazı ile Bab el-Mendeb'in aynı anda risk altında bulunması.

ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı büyük askeri harekâtın üzerinden yedi ay geçerken Tahran, doğrudan Hürmüz'deki gelişmeler üzerinden, dolaylı olarak da Husilerin Yemen'deki konumu sayesinde dünyanın en kritik iki deniz geçiş noktasında etkisini hissettiriyor.

Chatham House araştırmacısı Farea al-Muslimi tabloyu şu sözlerle değerlendirdi:

“İran şimdi doğrudan ve vekilleri aracılığıyla Ortadoğu'nun ve dünyanın en stratejik iki darboğazını kontrol ediyor.”

Al-Muslimi'ye göre bu iki güzergâh küresel yakıt ve petrol ticaretinin yüzde 35'ten fazlasıyla bağlantılı.

Petrol piyasasında yeni risk: Alternatif yollar da güvenli değil

Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı boru hattının saldırıya uğraması, enerji piyasaları açısından özellikle önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Hürmüz'deki geçişler aksadığında Körfez üreticilerinin kullanabileceği alternatif güzergâhlar, küresel petrol arzındaki kesintiyi sınırlayan temel güvenlik supaplarıydı.

Ancak son saldırı, Hürmüz'ü bypass eden kara altyapısının da savaşın hedefi haline gelebileceğini gösteriyor.

Aynı anda Husilerin Bab el-Mendeb çevresindeki kontrol alanını genişletmesi ise Kızıldeniz üzerinden yapılan taşımacılığın riskini artırıyor.

Böylece Körfez petrolünün dünya pazarlarına ulaşmasında iki temel alternatif aynı anda baskıyla karşı karşıya kalıyor: Hürmüz'ü bypass eden Suudi boru hattı ve Kızıldeniz-Bab el-Mendeb deniz rotası.

ABD-İran savaşının yedinci ayında enerji piyasaları açısından yeni risk artık yalnızca petrol üretiminin kesintiye uğraması değil. Petrolün üretildiği yerden dünya pazarlarına hangi güvenli güzergâhtan taşınabileceği de giderek daha büyük bir sorun haline geliyor.

BBC, Reuters

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş