Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Politika

ANALİZ: Türkiye-Rusya ilişkilerinde büyük paradoks—Ticaret büyürken jeopolitik rekabet sertleşiyor

Türkiye-Rusya ticareti savaş sonrası güçlü kalırken Ankara ile Moskova'nın Ukrayna, Karadeniz, Suriye ve Kafkasya'daki jeopolitik rekabeti büyüyor.

11 Eylül 2026

ANALİZ: Türkiye-Rusya ilişkilerinde büyük paradoks—Ticaret büyürken jeopolitik rekabet sertleşiyor

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Türkiye-Moskova ekonomik ilişkileri hızla büyürken, iki ülke arasındaki siyasi ve jeopolitik rekabet ters yönde ilerledi. Rusya Türkiye’nin en büyük ticaret ortaklarından biri haline gelirken Ankara; Ukrayna, Karadeniz, Suriye ve Güney Kafkasya’da Moskova’nın çıkarlarıyla giderek daha fazla karşı karşıya geliyor. Ortaya çıkan tablo bir stratejik ittifaktan çok, ekonomik karşılıklı bağımlılığın jeopolitik rekabetle birlikte yürüdüğü pragmatik bir ortaklığa işaret ediyor.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden bu yana geçen dört yıl, Türkiye-Rusya ilişkilerinde dikkat çekici bir paradoks yarattı.

Batı yaptırımlarının ardından Moskova'nın uluslararası ekonomik izolasyonunu azaltabilecek ülkeler arasında Türkiye öne çıktı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2021'de 33 milyar dolar seviyesindeyken 2022'de 68 milyar dolara sıçradı.

Türkiye o tarihten bu yana Çin'in ardından Rusya'nın en büyük ticaret ortaklarından biri konumuna yerleşti ve Hindistan ile üst sıralar için yarışıyor.

Ancak ekonomik yakınlaşma siyasi bir ittifaka dönüşmedi.

Tam tersine Ankara ve Moskova'nın çıkarları Ukrayna'dan Karadeniz'e, Suriye'den Güney Kafkasya'ya kadar giderek daha fazla ayrışıyor.

Enerji ticaretin omurgasını oluşturuyor

Rusya'nın Türkiye'ye ihracatında açık ara en önemli kalem enerji.

Petrol, doğalgaz, kömür ve petrol ürünleri Rusya'nın Türkiye'ye toplam ihracatının yaklaşık %70'ini oluşturuyor.

Türkiye bu ürünlerin bir bölümünü iç piyasada tüketirken, bir bölümünü işleyerek veya yeniden ihraç ederek üçüncü ülkelere gönderiyor.

Tarım ve gıda ürünleri ikinci büyük kalem. Rusya'nın Türkiye'ye tarım-gıda ihracatı 2025 yılında yaklaşık 3,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Bunu 3,4 milyar dolarla çelik ve pik demir izledi. Bakır ihracatı 1,28 milyar dolar, alüminyum ise 1,06 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Akkuyu, turizm ve gayrimenkul ilişkileri derinleştiriyor

Ekonomik ilişkiler yalnızca dış ticaretten ibaret değil.

Rus devlet şirketi Rosatom'un Akdeniz kıyısında inşa ettiği Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin toplam proje büyüklüğünün 20-25 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Proje için makine, çelik ve diğer sanayi ürünlerinin tedariki iki ülke arasındaki ekonomik bağlantıları daha da güçlendiriyor.

2022'den bu yana Rusya'dan Türkiye'ye gelen yatırımların yaklaşık 4-6 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Rus vatandaşları Türkiye'deki yabancı konut alıcıları arasında da uzun süredir ilk sıralarda bulunuyor.

Turizm ise ekonomik ilişkinin başka bir önemli ayağı. Her yıl yaklaşık 6-7 milyon Rus turistin Türkiye'yi ziyaret ettiği belirtiliyor.

2022 zirvesinden gerileme var ama ticaret hâlâ çok büyük

Rusya'nın Türkiye'ye ihracatı savaşın ilk yılında olağanüstü yükselmişti.

2022'de 58,8 milyar dolarla zirveye çıkan Rusya'nın Türkiye'ye ihracatı daha sonra kademeli olarak geriledi:

2023'te 45,6 milyar dolar, 2024'te 44 milyar dolar ve 2025'te 42,4 milyar dolar.

Dolayısıyla 2022'deki olağanüstü artışın bir bölümü geri verilmiş olsa da ticaret hacmi savaş öncesi döneme kıyasla halen oldukça yüksek.

Bu da ekonomik ilişkinin yalnızca savaşın ilk dönemindeki geçici ticaret sapmasından ibaret olmadığını gösteriyor.

Ankara'nın sınırı: Batı ile ekonomik ilişkiler

Türkiye'nin Rusya ile ekonomik ilişkilerinin ne kadar ileri gidebileceğini belirleyen en önemli faktörlerden biri Batı ile olan çok daha geniş ekonomik bağlantıları.

Avrupa Birliği Türkiye'nin ihracatının %40'tan fazlasını, ithalatının ise yaklaşık %35'ini oluşturuyor.

Avrupalı ve Amerikalı şirketlerin Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırımlardaki payı %70'in üzerinde.

Türkiye aynı zamanda dış borcunun çevrilmesi ve cari açığının finansmanı için ağırlıklı olarak Batı sermaye piyasalarına ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla Ankara'nın Moskova ile ekonomik ilişkileri sürdürme isteğinin de sınırları bulunuyor.

Yaptırımlar Türkiye'nin Rusya'ya ihracatını vurdu

Bu denge arayışının sonuçları özellikle finans ve ihracatta görülüyor.

Türkiye 2022 sonrasında Rus Mir ödeme sisteminin kullanımını sınırlandırdı, yaptırım kapsamındaki bazı ürünlerin Rusya'ya transit geçişini engelledi ve Rus şirketleriyle gerçekleştirilen bazı finansal işlemleri ciddi biçimde kısıtladı.

Bunun sonucunda Türkiye'nin Rusya'ya ihracatı geriledi.

2022-2023 döneminde 9,3-10,9 milyar dolar aralığında bulunan ihracat, 2024'te 8,5 milyar dolara, 2025'te ise 6,7 milyar dolara düştü.

Özellikle makine, ekipman ve elektronik ihracatı 2023-2025 döneminde yaklaşık yarı yarıya gerilerken, otomotiv parçalarında da benzer bir eğilim yaşandı.

Rus gazından vazgeçmek kolay değil

Ankara buna karşılık ekonomik ilişkinin stratejik önem taşıyan bölümlerini korumaya çalışıyor.

Bunların başında enerji geliyor.

Türkiye enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye ve Rusya'ya bağımlılığını azaltmaya çalışsa da Rus gazının toplam ithalattaki payı halen %40'ın hemen altında bulunuyor.

Rus tahılı da önemli.

Türkiye ucuz Rus tahılını işleyerek un ve diğer ürünlere dönüştüren ve bunları Orta Doğu ile Afrika'ya ihraç eden önemli merkezlerden biri haline geldi.

Bu nedenle enerji ve tarım ticaretinin tamamen kesilmesi Ankara açısından ekonomik olarak son derece maliyetli bir seçenek.

Ekonomide ortaklık, Ukrayna'da rekabet

Ekonomik karşılıklı bağımlılığa rağmen iki ülkenin jeopolitik çıkarları birçok bölgede örtüşmüyor.

Türkiye Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini kınarken Kyiv'e askeri destek de sağladı.

Ukrayna ordusuna Bayraktar TB2 insansız hava araçları, BMC Kirpi zırhlı araçları, havanlar ve mühimmat dahil Türk savunma ürünleri gönderildi.

Moskova bu destekten duyduğu rahatsızlığı defalarca dile getirdi.

Buna rağmen Türkiye'nin Rus ekonomisi açısından taşıdığı önem, Moskova'nın Ankara'ya karşı daha sert ekonomik veya siyasi adımlar atmasının maliyetini yükseltiyor.

Karadeniz'de Türkiye kendi oyununu oynuyor

İki ülke arasındaki rekabetin en kritik alanlarından biri Karadeniz.

Türkiye savaşın başlamasından hemen sonra Montrö Sözleşmesi'ni uygulayarak savaşan tarafların savaş gemilerine boğazları kapattı.

Bu karar Rus Karadeniz Filosu'nun diğer Rus deniz kuvvetleriyle bağlantısını sınırladı.

Ancak Ankara aynı zamanda Karadeniz'de daha büyük bir NATO askeri varlığına da sıcak bakmıyor.

Türkiye'nin politikası yalnızca Ukrayna'ya destek veya Rusya'ya karşı pozisyon almakla açıklanamaz.

Ankara'nın temel hedeflerinden biri Karadeniz'deki güç dengesinin şekillenmesinde merkezi aktör olmak ve hiçbir dış gücün bölgede baskın hale gelmesine izin vermemek.

Suriye'de denge Türkiye lehine değişti

Suriye ise Ankara-Moskova rekabetinin dramatik biçimde değiştiği bir başka alan.

Beşar Esad yönetiminin devrilmesinden sonra Rusya'nın ülkedeki askeri ve siyasi varlığı hızla küçüldü.

Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni yönetimin yükselişi ise Türkiye'nin Suriye'deki nüfuz alanını genişletti.

Ağustos 2026'da Rus askeri üslerinin eğitim merkezlerine dönüştürülmesine ilişkin anlaşmalar Moskova'ya ülkede sınırlı bir varlığı koruma imkânı veriyor.

Ancak ortaya çıkan yeni denge, Rusya'nın Esad dönemindeki askeri ağırlığından oldukça uzak.

Güney Kafkasya'da da ağırlık Ankara'ya kayıyor

Benzer bir değişim Güney Kafkasya'da yaşanıyor.

Azerbaycan'ın 2020 savaşı ve 2023 operasyonunun ardından Dağlık Karabağ'ın tamamında kontrol sağlaması, Bakü'nün en önemli müttefiklerinden Türkiye'nin bölgedeki ağırlığını artırdı.

Aynı dönemde Moskova'nın hem Ermenistan hem de Azerbaycan ile ilişkileri soğurken, ABD'nin Ermenistan-Azerbaycan normalleşme sürecindeki rolü genişledi.

Sonuç olarak Rusya'nın tarihsel olarak kendi nüfuz alanının parçası gördüğü Güney Kafkasya'daki güç dengesi de Ankara lehine değişmeye başladı.

S-400 dosyası ilişkinin sembolik kırılma noktası olabilir

2026'nın dikkat çekici başlıklarından biri de Türkiye'nin elindeki Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerinin geleceği.

Ankara'nın S-400'lere üçüncü ülkede alıcı bularak ABD'nin F-35 programına yeniden dönmenin önünü açmaya çalıştığı öne sürülüyor.

S-400'ler yıllarca Türkiye'nin çok yönlü dış politikasının ve Rusya ile kurduğu özel ilişkinin en görünür sembollerinden biri olmuştu.

Bu nedenle sistemlerin elden çıkarılması halinde konu yalnızca bir savunma tedarik kararı olmaktan çıkacak.

Böyle bir gelişme, Ankara'nın savunma politikasında yeniden ABD ve NATO eksenine yaklaşmasının güçlü bir sembolü olarak yorumlanabilir.

Dosya henüz sonuçlanmış değil ve Moskova'nın da olası bir satıştan duyduğu rahatsızlığı dile getirdiği belirtiliyor.

Ne müttefik ne düşman: Kontrollü rekabet

Dört yılın sonunda Türkiye-Rusya ilişkisini klasik anlamda bir stratejik ortaklık olarak tanımlamak giderek zorlaşıyor.

Ekonomik bağlar son derece güçlü.

Enerji, turizm, tarım, Akkuyu ve karşılıklı ticaret iki ülkeyi birbirine bağlamaya devam ediyor. Türkiye açısından Rusya'dan ani bir ekonomik kopuşun maliyeti yüksek.

Moskova açısından da Türkiye, Batı yaptırımlarının ardından çok daha önemli bir ekonomik ortak haline geldi.

Fakat aynı dönemde jeopolitik güç dengesi farklı yönde hareket ediyor.

Türkiye; Suriye'de, Güney Kafkasya'da ve kısmen Karadeniz'de Rusya'nın geleneksel nüfuz alanlarında daha güçlü bir aktöre dönüşüyor. Savunma politikasında Washington ile yakınlaşma ihtimali de bu tabloya ekleniyor.

Ortaya çıkan model bu nedenle ittifaktan çok kontrollü rekabet ve karşılıklı bağımlılık olarak tanımlanabilir.

Erdoğan yönetimi Moskova ile ekonomik ilişkilerin faydalarından vazgeçmek istemiyor. Fakat ekonomik yakınlığın Türkiye'nin Rusya ile farklı bölgelerde rekabet etmesini engellemesine de izin vermiyor.

Rusya-Türkiye ilişkilerinin önümüzdeki dönemini belirleyecek temel paradoks da tam olarak burada yatıyor:

Ekonomide birbirlerine ihtiyaçları devam ederken, jeopolitikte giderek daha fazla rakip haline geliyorlar.

Nikita Smagin, Riddle

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş