Husiler stratejik Mocha Limanı’nı ele geçirdi: Kızıldeniz’de ikinci cep açılıyor
Husiler Mocha Limanı'nı ele geçirdi. Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyiş, Hürmüz'ün ardından Babülmendep'te de küresel ticaret riskini büyütüyor.
10 Eylül 2026

Yemen’de İran destekli Husiler, stratejik Mocha Limanı’nı ele geçirdiklerini açıklayarak Kızıldeniz kıyısının tamamını kontrol etmeye yönelik büyük bir harekât başlattı. Çatışmalar, 2022’deki BM destekli ateşkesten bu yana ülkenin gördüğü en ağır askeri tırmanışa dönüşürken, Suudi Arabistan Husi hedeflerine yoğun hava saldırıları düzenliyor. Husilerin ilerleyişi, ABD-İran savaşına yeni bir cep eklenmesi ve küresel ticaretin iki kritik geçidi Hürmüz ile Babülmendep’in aynı anda tehdit altında kalması riskini artırıyor. Petrol fiyatları da 100 doların üzerine çıktı.
Yemen savaşı yeniden bölgesel ve küresel bir krizin merkezine yerleşiyor.
İran destekli Husi güçleri, Suudi Arabistan destekli ve uluslararası toplum tarafından tanınan Yemen hükümetine karşı yıllardır görülen en büyük saldırılarından birini başlatarak ülkenin Kızıldeniz kıyısında hızla ilerliyor.
Husiler, Taiz vilayetindeki stratejik Mocha Limanı’nı ele geçirdiklerini duyurdu.
İsyancı güçlerin ayrıca iç kesimlerdeki Hays kentini ve bölgenin en büyük askeri tesisi olan Khalid ibn al-Walid kampını kontrol altına aldığı bildiriliyor.
Husilere yakın kaynakların tahminlerine göre son harekât sırasında grubun kontrolüne geçen alan 6 bin kilometrekareyi aşmış olabilir.
Hedef Kızıldeniz kıyısının tamamı
Husilerin askeri hedefinin yalnızca Mocha olmadığı değerlendiriliyor.
Grup, Hodeidah Limanı'nın güneyinden Babülmendep Boğazı'na uzanan Kızıldeniz kıyısının tamamını kontrol altına almaya çalışıyor.
Böyle bir gelişme Suudi Arabistan ve ABD açısından önemli bir stratejik kayıp anlamına gelebilir.
Babülmendep, Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlayan dünyanın en kritik deniz ticareti geçitlerinden biri.
Arap Yarımadası'nın diğer tarafındaki Hürmüz Boğazı ise Körfez'deki petrol ve LNG ihracatının dünya pazarlarına ulaşmasının temel güzergâhı.
Husilerin Babülmendep çevresindeki hakimiyetini güçlendirmesi halinde İran ve müttefikleri, Arap Yarımadası'nın iki tarafındaki iki kritik deniz darboğazına aynı anda baskı uygulayabilecek bir konuma yaklaşmış olacak.
ABD-İran savaşında ikinci cep
Yemen'deki yeni çatışmaların ABD-İran savaşından bağımsız olmadığı değerlendiriliyor.
Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyişi, Tahran üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla savaşta ikinci bir cep açma girişimi olarak görülüyor.
Husilerin hedeflerinden birinin Suudi Arabistan ve ABD üzerinde baskı kurarak Washington'ın Körfez'deki İran petrol tankerlerine uyguladığı ablukayı kaldırmasını sağlamak olduğu belirtiliyor.
Bu açıdan Yemen'deki savaş, Hürmüz üzerindeki mücadeleyle doğrudan bağlantılı hale geliyor.
Hürmüz'deki taşımacılığın İran tarafından ciddi biçimde kısıtlanması, Suudi Arabistan'ın ihracat ve ticaret açısından Kızıldeniz güzergâhına bağımlılığını zaten artırmış durumda.
Şimdi bu alternatif güzergâh da Husi saldırılarının tehdidi altında.
Suudi Arabistan 40'a yakın hava saldırısı düzenledi
Riyad, Husilerin ilerleyişine hava gücüyle karşılık veriyor.
Suudi Arabistan'ın perşembe günü Husi hedeflerine 40'a yakın hava saldırısı gerçekleştirdiği bildirildi.
Çatışmaların son aşaması, Husilerin Suudi Arabistan'daki enerji tesisleri ve güney kentlerini insansız hava araçları ve balistik füzelerle hedef almasıyla hızlandı.
Suudi ordusu 3-7 Eylül arasında en az 15 saldırıyla karşılık verdi.
Çatışma izleme kuruluşu ACLED'e göre yalnızca bu beş günlük dönemde 276 kişi hayatını kaybetti.
Ancak Suudi Arabistan'ın hava üstünlüğüne rağmen Husiler sahada ilerlemeyi sürdürüyor.
Yemen hükümetine bağlı güçlerin komutanı Tümgeneral Tareq Saleh, birliklerinin Mocha'nın güneyine doğru “stratejik geri çekilme” gerçekleştirdiğini kabul etti.
Saleh, birliklerin ağır kayıplar verdiğini ve yeniden örgütlenmek amacıyla daha güvenli mevzilere çekildiğini söyledi.
Stratejik Kızıldeniz adaları da hedefte
Çatışmalar yalnızca Yemen anakarasıyla sınırlı değil.
Husilerin Kızıldeniz'deki stratejik Zuqar ve Hanish adalarına füze saldırıları düzenlediği bildiriliyor.
Bu adaların önemi, Babülmendep'e yakın konumlarından kaynaklanıyor.
Bölgedeki kalıcı Husi askeri varlığı, Kızıldeniz üzerinden geçen ticari gemilerin ve enerji tankerlerinin güvenliğini daha da zorlaştırabilir.
Çatışmalar Ad Dali, el-Bayda, Marib, Shabwah, el-Jawf, Hodeidah ve Taiz dahil Yemen'in çok sayıda bölgesine yayılmış durumda.
İlk aşamada Yemen hükümetinin birden fazla cephe açması Husilerin insan gücünü ve askeri kaynaklarını zorladı. Ancak isyancıların hükümet kampındaki siyasi ve askeri bölünmelerden yararlanmayı umduğu belirtiliyor.
Yemen hükümetinin en büyük sorunu bölünmüşlük
Husi karşıtı cephedeki temel zayıflıklardan biri birleşik bir askeri komutanın bulunmaması.
Birleşik Arap Emirlikleri daha önce güney Yemen'deki ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi'ni destekleyen en önemli aktörlerden biriydi. Ancak BAE yıl başında mali ve askeri desteğini geri çekti.
Güneyli güçler ise kendi bölgeleri dışında Husilere karşı savaşmayı reddediyor.
Bu durum Suudi Arabistan destekli hükümet güçlerinin Husilere karşı koordineli bir kara harekâtı yürütmesini zorlaştırıyor.
ACLED Yemen analisti Sherwan Hindreen Ali'ye göre yakın dönemde çatışmaların azalması beklenmiyor.
Her iki tarafın da karşı tarafı taviz vermeye zorlayacak kadar büyük kayba uğratmayı hedeflediğini belirten Ali, çatışmaların özellikle Hodeidah-Taiz hattı ve Kızıldeniz kıyısında yoğunlaşacağını öngörüyor.
Türkiye ve Pakistan savaşa çekilebilir mi?
Çatışmaların genişlemesi, Suudi Arabistan'ın bölgesel savunma ortaklarından destek isteyip istemeyeceği sorusunu da gündeme getirdi.
Özellikle Riyad'ın Pakistan ve Türkiye ile imzaladığı savunma düzenlemelerini devreye sokarak askeri destek talep edip etmeyeceği tartışılıyor.
Ancak söz konusu anlaşmanın savunma amaçlı tasarlanmış olması nedeniyle Suudi Arabistan'ın Yemen'deki askeri operasyonlarının kapsamına girip girmediği belirsiz.
Bu nedenle Türkiye veya Pakistan'ın doğrudan Yemen savaşına asker göndermesi şu aşamada kesinleşmiş bir senaryo değil.
Bununla birlikte savaşın Suudi topraklarına ve enerji altyapısına yönelik saldırılarla genişlemesi, bu tartışmanın önemini artırabilir.
Gerilim haftalar içinde tırmandı
Bugünkü geniş çaplı çatışmalar aslında haftalardır gelişen bir gerilim zincirinin sonucu.
Husi yönetiminden üst düzey bir heyetin temmuz ayında Tahran'a gitmesinin ardından Suudi Arabistan ile grup arasındaki gerilim hızla arttı.
Heyetin Yemen'e dönüşünde kullanılan İran uçağının Husi kontrolündeki Sana'ya inmesine Suudi Arabistan'ın izin vermediği, ardından havaalanı pistinin vurulduğu bildirildi.
Husiler buna karşılık 20 Temmuz'da Suudi Arabistan'a yönelik Kızıldeniz deniz ablukası ilan etti.
Bunu 25 Temmuz'da Suudi Arabistan'ın Jazan rafinerisine düzenlenen saldırı ve 24 Ağustos'ta Yanbu açıklarında bir tankerin hedef alınması izledi.
Eylül ayına gelindiğinde karşılıklı saldırılar yeniden açık savaşa dönüştü.
Petrol yeniden 100 doların üzerinde
Yemen'deki savaşın küresel ekonomi açısından en önemli sonucu enerji ve deniz taşımacılığı üzerinde ortaya çıkabilir.
Petrol fiyatları son haftalarda 80 dolar civarında işlem görürken bölgedeki yeni çatışmaların da etkisiyle 100 doların üzerine çıktı.
Piyasalar artık yalnızca Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeleri izlemiyor.
Hürmüz'deki taşımacılığın aksaması Körfez petrol ihracatını tehdit ederken, Babülmendep ve Kızıldeniz'deki çatışmalar Suudi Arabistan'ın alternatif ihracat güzergâhını da risk altına sokuyor.
Bu iki geçidin aynı anda ciddi biçimde aksaması halinde küresel enerji ticareti açısından sonuçlar çok daha ağır olabilir.
Küresel ticaret için çift boğaz riski
Yemen'deki yeni savaşın stratejik önemi tam da burada yatıyor.
Husilerin Mocha'yı ele geçirmesi tek başına Yemen iç savaşındaki yeni bir cephe değişikliğinden ibaret değil. Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyiş devam ederse Babülmendep üzerindeki askeri baskı ciddi biçimde artabilir.
Aynı anda İran ile ABD arasındaki savaş Hürmüz'deki ticareti kısıtlıyor.
Böylece küresel enerji ve deniz taşımacılığı, Arap Yarımadası'nın iki tarafında eş zamanlı iki güvenlik krizinin içine giriyor.
Yemen'deki çatışmaların kısa sürede sona ereceğine ilişkin beklentiler de zayıf.
Hürmüz'deki savaşın yanına Babülmendep cephesinin eklenmesi, Ortadoğu savaşını küresel petrol ve ticaret yolları açısından çok daha tehlikeli bir aşamaya taşıyabilir.
The Guardian
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



