Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Para-banka-finans

Küresel borç 365 trilyon doları aştı: Ekonomistler “kısır döngü” uyarısı yapıyor

Küresel borç 365 trilyon doları aşarken yükselen tahvil faizleri hükümetlerin faiz faturasını büyütüyor. IIF borç ve siyaset arasında kısır döngü uyarısı yaptı.

24 Eylül 2026

Küresel borç 365 trilyon doları aştı: Ekonomistler “kısır döngü” uyarısı yapıyor

Dünyanın toplam borcu yılın ilk yarısında 10 trilyon dolar daha artarak 365 trilyon doların üzerine çıktı. ABD, Japonya, Fransa ve İngiltere gibi büyük ekonomilerde tahvil faizlerinin son yılların zirvelerine ulaşması, devasa borç stoklarının çevrilmesini giderek pahalı hale getiriyor. Institute of International Finance, seçimler öncesindeki kısa vadeli harcama politikaları ile büyüyen borç yükü arasında bir “kısır döngü” oluştuğu uyarısında bulundu.

Küresel ekonominin en büyük risklerinden biri hızla büyüyen kamu ve özel sektör borç yükü haline geliyor.

Institute of International Finance'ın (IIF) yayımladığı son araştırmaya göre, küresel borç yılın ilk altı ayında 10 trilyon dolar artarak 365 trilyon doların üzerine çıktı.

Borç miktarındaki artış kadar önemli bir başka sorun ise bu borcun finansman maliyetinin hızla yükselmesi.

ABD, Japonya, Fransa ve İngiltere dahil dünyanın birçok büyük ekonomisinde orta ve uzun vadeli devlet tahvillerinin faizleri son on yılı aşkın dönemin en yüksek seviyelerine ulaşmış durumda.

Bu gelişme, hükümetlerin mevcut borçlarını çevirmesini ve yeni borçlanmaya gitmesini giderek daha pahalı hale getiriyor.

Gelişmiş ülkelerde borç sorunu büyüyor

IIF, özellikle ABD, Japonya, Fransa ve İngiltere'ye dikkat çekti.

Kuruma göre bu dört büyük ekonomi, uzun süredir yüksek kamu açıkları verirken faiz harcamalarının da sürekli artmasıyla karşı karşıya.

IIF, bu sorunların geçmişte daha çok borç sıkıntısı yaşayan gelişmekte olan ülkelerle ilişkilendirildiğini, ancak artık dünyanın en büyük gelişmiş ekonomilerinde de belirgin hale geldiğini vurguladı.

Tahvil faizlerindeki yükselişin arkasında birden fazla neden bulunuyor.

Yatırımcılar yüksek faizlerin uzun süre devam etmesinden, enerji maliyetlerindeki baskının kalıcı hale gelmesinden, ekonomik büyümenin zayıf seyretmesinden ve hükümetlerin yüksek bütçe harcamalarını sürdürmesinden endişe ediyor.

Bunun sonucu olarak yatırımcılar devletlere borç vermek için daha yüksek faiz talep ediyor.

Sadece faiz ödemesi 3,3 trilyon dolar

Borçlanma maliyetlerindeki artışın boyutunu IIF'nin faiz harcamalarına ilişkin hesaplamaları ortaya koyuyor.

Gelişmiş ekonomiler geçen yıl uluslararası piyasalarda işlem gören devlet tahvilleri için 3,3 trilyon doların üzerinde faiz ödedi.

Bu tutar, dünyanın bazı büyük harcama kalemlerinden bile daha yüksek.

IIF verilerine göre küresel YZ (yapay zekâ) harcamaları yaklaşık 2,6 trilyon dolar, savunma harcamaları 3,1 trilyon dolar, temiz enerji yatırımları ise 2,3 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.

Başka bir ifadeyle, gelişmiş ülkelerin yalnızca devlet tahvilleri için ödediği faiz, dünyanın YZ veya temiz enerjiye yaptığı toplam harcamayı aşmış durumda.

Faizlerin yükselmeye devam etmesi halinde bu faturanın daha da büyümesi bekleniyor.

IIF: Seçimler ve borç arasında kısır döngü oluşuyor

IIF'nin dikkat çektiği en önemli risklerden biri borç sorununun giderek siyasi bir mesele haline gelmesi.

Kuruma göre seçim dönemleri ile kısa vadeli ekonomik çözümler arasında bir “kısır döngü” oluşuyor.

Hükümetler seçimler öncesinde ekonomiyi desteklemek veya seçmen üzerindeki mali baskıyı azaltmak amacıyla kamu harcamalarını artırabiliyor ya da vergi yükünü hafifletebiliyor.

Bu politikalar kısa vadede ekonomik ve siyasi rahatlama sağlayabilirken bütçe açıklarını ve kamu borcunu artırıyor.

Borç büyüdükçe faiz harcamaları yükseliyor. Artan faiz giderleri ise gelecekte hükümetlerin ekonomi politikası için kullanabileceği mali alanı daraltıyor.

IIF ayrıca yeni borçlanmanın ekonomik faydasının giderek azaldığına dikkat çekiyor.

Faiz yükseldikçe bütçe üzerindeki baskı artacak

Sorunun bir diğer boyutunu yapısal kamu harcamaları oluşturuyor.

IIF, gösterge faizler yükseldikçe hükümetlerin faiz giderlerinin de hızla artacağını belirtiyor.

Buna karşılık sağlık harcamaları ve kamu emeklilik sistemlerinden kaynaklanan uzun vadeli mali baskılar büyük ölçüde çözümsüz kalmaya devam ediyor.

Yaşlanan nüfus özellikle gelişmiş ülkelerde emeklilik ve sağlık sistemlerinin bütçe üzerindeki yükünü artırıyor.

Dolayısıyla hükümetler aynı anda hem daha yüksek faiz ödemeleriyle hem de nüfusun yaşlanmasından kaynaklanan daha yüksek sosyal harcamalarla karşı karşıya kalıyor.

OECD’den hükümetlere harcama uyarısı

Borç sorununa ilişkin bir başka uyarı da Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nden (OECD) geldi.

OECD, son ekonomik görünüm raporunda yükselen tahvil faizlerinin hükümetlerin mali politikalarını yeniden değerlendirmesi gerektiğini gösterdiğini belirtti.

Kuruma göre hükümetlerin kamu harcamalarını kontrol altına alması ve yeniden önceliklendirmesi, kamu sektöründe verimliliği artırması ve gelir kaynaklarını güçlendirmesi gerekiyor.

OECD, uzun vadeli borç sürdürülebilirliğinin sağlanması için mali reformların gerekli olduğunu vurguladı.

Bu reformların bir başka amacı da hükümetlerin gelecekte ortaya çıkabilecek ekonomik krizlere müdahale edecek mali alanı koruması.

Borç ve faiz harcamalarının bütçenin giderek daha büyük bölümünü tüketmesi halinde yeni bir ekonomik şok karşısında hükümetlerin hareket alanı önemli ölçüde daralabilir.

IMF Başkanı: Borç merdiven gibi yükseliyor

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva da küresel borç konusunda hükümetlere sert bir uyarıda bulundu.

Georgieva, BBC'ye verdiği röportajda küresel ekonominin art arda yaşadığı şokların borç seviyelerini sürekli yukarı taşıdığını belirtti.

Borçların “cennete çıkmayan bir merdiven gibi” yükseldiğini söyleyen Georgieva, hükümetlerin yeterince harekete geçmemesini eleştirdi.

IMF Başkanı'na göre iki temel politika gerekiyor: Borç seviyelerinin düşürülmesi ve mali konsolidasyonun öncelik haline getirilmesi.

Georgieva aynı zamanda merkez bankalarının fiyat istikrarı görevlerini yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.

Bu politikaların siyasi açıdan zor kararlar gerektirdiğini kabul eden IMF Başkanı, buna rağmen gerekli adımların ertelenmemesi gerektiğini söyledi.

Borç-faiz sarmalı neden tehlikeli?

Küresel ekonominin karşı karşıya bulunduğu temel risk, borç miktarından çok borcun finansman maliyetindeki hızlı artış olabilir.

Faizlerin çok düşük olduğu dönemde hükümetler yüksek borç seviyelerini görece düşük maliyetlerle taşıyabiliyordu.

Ancak tahvil faizlerinin yükselmesiyle birlikte eski borçlar vadesi geldikçe daha yüksek faizlerle yeniden finanse edilmek zorunda kalıyor.

Bu süreç zamanla hükümetlerin faiz giderlerini artırıyor.

Faiz harcamalarının bütçedeki payı yükseldikçe altyapı, eğitim, sağlık, savunma veya sosyal politikalara ayrılabilecek kaynak azalıyor. Alternatif olarak hükümetlerin daha fazla vergi toplaması veya yeniden borçlanması gerekiyor.

Yeni borçlanma ise faiz giderlerini daha da artırabiliyor.

IIF'nin sözünü ettiği “kısır döngünün” merkezinde de bu mekanizma bulunuyor.

365 trilyon dolarlık soru

Küresel borcun 365 trilyon doları aşması, faizlerin yüksek kaldığı bir dünyada kamu maliyesini önümüzdeki yılların en önemli ekonomik sorunlarından biri haline getiriyor.

Özellikle ABD, Japonya, Fransa ve İngiltere gibi büyük ekonomilerde hem bütçe açıklarının hem de borçlanma maliyetlerinin yüksek kalması yatırımcıların devlet tahvillerine yönelik risk algısını değiştiriyor.

Merkez bankalarının enflasyonu kontrol altında tutmak için faizleri yüksek tutması gerekirken hükümetlerin artan faiz yükünü karşılamak için daha fazla kaynağa ihtiyaç duyması, para ve maliye politikaları arasındaki dengeyi de zorlaştırıyor.

Küresel ekonominin önündeki temel soru artık yalnızca “Borç ne kadar büyüyebilir?” değil.

Asıl soru, faizler yüksek kalırken hükümetlerin bu borcun maliyetini ne kadar süre taşıyabileceği.

CNBC

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş