Fed’de şahin sesler yükseliyor: Enflasyonla mücadelede daha fazla faiz artışı gündemde
Fed yetkilileri enflasyon risklerine karşı daha şahin mesajlar veriyor. Collins, Kashkari ve Goolsbee fiyat baskılarının kalıcılığına dikkat çekiyor.
23 Eylül 2026

ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinden gelen son açıklamalar, enflasyonla mücadelede daha sert bir para politikası döneminin kapısının açık kaldığına işaret ediyor. Boston Fed Başkanı Susan Collins, enflasyonun Fed’in yüzde 2 hedefinin “belirgin biçimde” üzerinde kalma ihtimalinin arttığını söylerken, diğer Fed yetkilileri de fiyat baskılarının kalıcı hale gelmesi durumunda ilave faiz artışlarına destek verebileceklerinin sinyalini veriyor.
Fed’in geçen hafta politika faizini 25 baz puan artırmasının ardından piyasalarda gözler ekim toplantısına çevrildi. CME FedWatch verilerine göre yatırımcılar bir sonraki toplantıda yeni bir 25 baz puanlık faiz artışı ihtimalini yaklaşık yüzde 53 olarak fiyatlıyor.
Collins: Enflasyon yüzde 2’nin belirgin biçimde üzerinde kalabilir
Boston Fed Başkanı Susan Collins, geçen haftaki faiz artışını neden desteklediğini açıklarken enflasyon risklerinin yukarı yönlü olduğunu vurguladı.
Collins, “Mevcut tüm bilgileri dikkate aldığımda, enflasyonun yüzde 2’nin belirgin biçimde üzerinde kaldığı senaryoların gerçekleşme ihtimalinin arttığını düşünüyorum” dedi.
Bir miktar daha kısıtlayıcı federal fon faizinin enflasyonun kalıcı biçimde hedefe dönmesini sağlamaya yardımcı olacağını belirten Collins, işgücü piyasasının da beklenenden daha güçlü seyrettiğine dikkat çekti.
Collins’e göre işsizlik oranının düşük kalması ve istihdam piyasasının daha sağlam bir zeminde bulunması, Fed’e fiyat istikrarına odaklanmak için daha fazla alan sağlıyor.
“İşgücü piyasasının daha iyi durumda olmasıyla birlikte para politikası, özellikle beş buçuk yıldır devam eden yüksek enflasyonun ardından, fiyat istikrarına zamanında dönüşe odaklanabilir” diyen Collins, Fed’in önceliklerinin değişmekte olduğunun sinyalini verdi.
Collins bu yıl Federal Açık Piyasa Komitesi’nde (FOMC) oy kullanmıyor ancak toplantılara katılarak para politikası tartışmalarına katkıda bulunuyor.
Fed içinde şahinleşme güçleniyor
Collins’in açıklamaları Fed içindeki daha geniş çaplı bir değişimin parçası olarak değerlendiriliyor. Son günlerde Neel Kashkari, Austan Goolsbee, Christopher Waller ve Lisa Cook’tan gelen mesajlar da enflasyon risklerine karşı toleransın azaldığını gösteriyor.
Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari, enflasyonun yalnızca enerji fiyatları veya arz zincirindeki sorunlarla sınırlı olmadığını, ekonominin çok daha geniş kesimlerine yayıldığını savundu.
Kashkari özellikle gıda ve enerji hariç tutulduğunda dahi çekirdek enflasyonun yüksek kaldığına ve hizmet sektöründeki fiyat baskılarının güçlü seyrettiğine dikkat çekti.
Fed’in jeopolitik gelişmeleri veya Hürmüz Boğazı gibi enerji arzını etkileyen sorunları çözemeyeceğini kabul eden Kashkari, buna rağmen merkez bankasının elindeki araçlarla tüketim ve hizmet talebini soğutması gerektiğini belirtti.
Goolsbee: Yüzde 2’ye dönüş acısız olmayabilir
Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee ise enflasyonu yüzde 2 hedefine geri getirmenin ekonomik maliyetlerine dikkat çekti.
Goolsbee’ye göre merkez bankaları normal şartlarda geçici arz şoklarının etkisini görmezden gelebilir. Ancak petrol fiyatlarındaki artışların ve tarifelerin yarattığı baskının kalıcı hale gelmesi halinde Fed’in daha sert tepki vermesi gerekebilir.
Goolsbee, enflasyonun hedefe geri dönmesinin “acısız olmayabileceğini” belirtirken, talebi arzla yeniden dengelemek için faizlerin yüksek tutulmasının gerekebileceğini söyledi.
Bu süreç kısa vadede istihdam üzerinde de baskı yaratabilir. Goolsbee, enflasyonu hızla yüzde 2’ye çekmenin istihdamın hedeflenen seviyelerin altına düşmesini gerektirebileceğine dikkat çekti.
Waller ve Cook da daha fazla sıkılaşmaya kapıyı kapatmıyor
Fed Yönetim Kurulu üyesi Christopher Waller mevcut para politikası duruşunun ekonomiyi yavaşlatmak ve enflasyonu yeniden yüzde 2’ye çekmek açısından uygun olduğunu düşünüyor.
Ancak Waller, enflasyonda yeni bir hızlanmanın ilave sıkılaştırmayı gerekli hale getirebileceğinin de altını çiziyor.
Fed Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook da mevcut faiz seviyelerini bir miktar kısıtlayıcı olarak değerlendirirken, enflasyonun belirgin biçimde soğumaması halinde yeni faiz artışlarına destek vermeye hazır olduğunun mesajını verdi.
Fed’in ikilemi: Enflasyon mu, istihdam mı?
Fed içindeki tartışmanın merkezinde artık para politikasının enflasyonu düşürmek için ekonomiye ne kadar zarar vermeyi göze alması gerektiği bulunuyor.
Son dönemde işgücü piyasasının dirençli kalması, Fed yetkililerinin enflasyonla mücadeleye daha fazla ağırlık vermesine imkan tanıyor. Buna karşılık faizlerin daha uzun süre yüksek tutulması veya yeni artışlara gidilmesi ekonomik büyümenin ve istihdamın daha belirgin biçimde yavaşlamasına yol açabilir.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş ise Fed’in işini daha da zorlaştırıyor. Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması, enerji maliyetlerinin mal ve hizmet fiyatlarına yayılması riskini artırıyor.
Avrupa’da da “yüksek enflasyon daha uzun sürebilir” uyarısı
Benzer kaygılar Avrupa Merkez Bankası’nda da görülüyor.
ECB Yönetim Kurulu üyesi Philip Lane, enerji fiyatlarında yaşanabilecek “ikinci yükseliş dalgasının” enflasyonun daha uzun süre yüksek kalmasına neden olabileceğini söyledi.
Lane, enerji şokunun gıda, elektrik ve genel mal fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabileceğini belirterek, şokun sonbaharda daha büyük ve kalıcı hale gelmesi durumunda Euro Bölgesi ekonomisinin da zarar görebileceği uyarısında bulundu.
ECB’nin temel senaryosu petrol ve doğalgaz piyasalarında yılın ilerleyen dönemlerinde kısmi bir normalleşme öngörüyor. Ancak Lane, enerji piyasalarının görünümüne ilişkin belirsizliğin son derece yüksek olduğunu vurguladı.
Gözler ekim toplantısında
Fed’in geçen haftaki 25 baz puanlık faiz artışının ardından yatırımcıların temel sorusu, bunun tek seferlik bir hamle mi yoksa yeni bir sıkılaştırma döngüsünün başlangıcı mı olduğu.
Fed yetkililerinden gelen son mesajlar ikinci bir faiz artışının masadan kalkmadığını gösteriyor.
Özellikle enerji fiyatlarının yüksek kalması, çekirdek enflasyonun direnç göstermesi ve işgücü piyasasının güçlü seyrini koruması halinde Fed üzerindeki daha fazla sıkılaşma baskısı artabilir.
Buna karşılık ekonomik aktivite veya istihdamda sert bir bozulma görülmesi, Fed’in faiz artışlarına devam etmesini zorlaştırabilir. Bu nedenle önümüzdeki haftalarda açıklanacak enflasyon ve istihdam verileri ekim toplantısının yönü açısından kritik önem taşıyor.
CNBC, ParaAnaliz
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




