İran Hürmüz Savaşını Kazanıyor, Yoksulluğa Yeniliyor
İran savaş ve yaptırımlara direniyor ancak ekonomik kriz derinleşiyor. Gıda enflasyonu yüzde 128'e ulaşırken 34 milyon kişi mutlak yoksulluk sınırının altında.
15 Eylül 2026

İran, ABD'nin deniz ablukası ve ağır yaptırımları altında askeri direncini sürdürürken ülke içinde giderek derinleşen bir ekonomik krizle karşı karşıya. Gıda fiyatlarındaki patlama, riyalin rekor değer kaybı, ilaç sıkıntısı ve hızla yayılan borçlanma, milyonlarca İranlının gündelik hayatını bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürüyor.
İran sosyal medyasında son dönemde iki farklı ülke görüntüsü yan yana geliyor.
Bir tarafta Tahran'da kahvaltıda havyar ve nadir somon çeşitleri yiyenlerin görüntüleri var. Yaklaşık 10 milyon toman, yani birçok İranlının aylık ücreti kadar tutan bu sofralar sosyal medyada hızla yayılıyor.
Diğer tarafta ise et, meyve, çay ve hatta temel hijyen ürünlerini satın almakta zorlanan milyonlarca insan bulunuyor.
İran'daki ekonomik kriz artık yalnızca gelirlerin düşmesiyle sınırlı değil. Halkın tüketim alışkanlıkları hızla değişirken, gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaçlara erişim giderek zorlaşıyor.
Et tüketimi bir yılda yarı yarıya düştü
İran Et ve Protein Ürünleri Paketleme Sanayii Birliği Başkanı'nın mayıs sonunda verdiği bilgilere göre, yüksek fiyatlar nedeniyle et ürünlerine talep geçen yıla kıyasla yüzde 50 düştü.
Geçen yaz yaklaşık 1 milyon toman olan bir kilogram koyun etinin fiyatı bu yaz 2 milyon tomana ulaştı.
ABD Hazine Bakanlığı'nın 24 Ağustos'ta başlattığı ve “Operation Economic Outcast” adı verilen yeni yaptırım kampanyası ise zaten ağırlaşan ekonomik koşulları daha da zorlaştırıyor.
Yeni yaptırımlar, İran'a hizmet veren çeşitli banka ve havayolu şirketlerini hedef alırken ülkenin güney limanlarına uygulanan abluka temel hammaddelerin ithalatını da aksatıyor.
İran riyali dolar karşısında yaklaşık 2,34 milyon seviyesine gerileyerek yeni bir rekor düşük seviyeyi gördü. Kur şoku, ithal ürünlerin maliyetini daha da artırıyor.
Bir paket çay günlük ücreti geçti
Ekonomik krizin boyutu günlük tüketimde daha net görülüyor.
Tahran'da çalışan bir inşaat işçisi, savaş öncesinde 300-600 bin toman arasında satılan bir paket çayın artık 1 milyon tomana ulaştığını söylüyor.
İşçinin günlük ücreti ise 1 milyon tomanın altında.
Sabun, diş ipi ve benzeri kişisel bakım ürünleri de birçok düşük gelirli İranlı açısından lüks tüketim malına dönüşmüş durumda. Bazı vatandaşlar temel hijyen ürünlerini alabilmek için dahi borçlanmak zorunda kalıyor.
Gıda fiyatları bir yılda yüzde 128 arttı
İran hükümeti yılın başında ekonomik krizin etkisini azaltmak amacıyla yaklaşık 80 milyon kişiye dört ay boyunca aylık 1 milyon toman değerinde elektronik gıda kredisi sağladı.
Ancak enflasyon ve riyaldeki çöküş bu desteğin satın alma gücünü hızla eritti.
Yılın başında İran'da asgari ücret aylık 10 milyon tomana çıkarılmıştı. O tarihte yaklaşık 100 dolara denk gelen ücret, savaş ve döviz kurundaki yükseliş sonrasında eylül ayında yaklaşık 80 dolara geriledi.
Bu sırada gıda fiyatları yalnızca ağustos ayında yüzde 3,6 yükseldi. Yıllık gıda enflasyonu ise yaklaşık yüzde 128'e ulaştı.
İran İstatistik Merkezi verilerine göre temel ihtiyaçlardan oluşan tüketici sepetinin maliyeti iki yıl öncesinin 2,7 katına çıkmış durumda. Ücretler ise aynı hızda artmadı.
Meyve artık taneyle satın alınıyor
Kriz, İranlıların alışveriş alışkanlıklarını da değiştirdi.
Tahran'da yaşayan 35 yaşındaki bir İranlı, geçmişte yarım kilo meyve satın almanın insanlar açısından utanç verici görülebildiğini, bugün ise meyvenin taneyle alınmasının sıradanlaştığını anlatıyor.
Restoran ve eğlence gibi harcamalar ise birçok aile için çoktan gündemden çıktı.
Ortalama bir maaşın sıradan bir hanenin temel alışverişini dahi karşılamakta zorlandığı belirtiliyor.
İlaç krizi büyüyor
Sorun yalnızca gıdayla sınırlı değil.
Yaptırımlar ve deniz ablukası, ilaç üretiminde kullanılan hammaddelerin İran'a girişini zorlaştırıyor. Savaş sırasında çok sayıda ilaç üretim tesisinin zarar görmesi de arz sıkıntısını ağırlaştırıyor.
İran Eczacılar Birliği Başkanı Dr. Shahram Kalantari, hammadde fiyatlarının yükselmesi ve döviz teminindeki güçlükler nedeniyle ilaç üretiminin düştüğünü belirtiyor.
İbuprofen gibi temel ağrı kesiciler ile amoksisilin gibi antibiyotiklerin fiyatları son bir yılda iki veya üç katına çıktı.
Sonuç olarak daha önce kolaylıkla bulunan bazı ilaçlara erişim giderek zorlaşıyor.
34 milyon İranlı mutlak yoksulluk sınırının altında
Krizin belki de en çarpıcı göstergesi yoksulluk rakamları.
İran Devlet Refah Kurumu Başkanı Javad Hoseini'nin verdiği rakamlara göre, ülkede mutlak yoksulluk sınırının altında yaşayanların sayısı 16 milyondan 34 milyona yükseldi.
Üstelik bu tahmin ABD saldırılarının ikinci dalgasından ve yeni deniz ablukası ile yaptırım kampanyasından birkaç hafta önce yapılmıştı.
Dolayısıyla savaşın son aşamasının hanehalkı üzerindeki etkisi bu rakamlara tam olarak yansımamış olabilir.
“Şimdi al, sonra öde” ekonomisi
Gelirlerin temel ihtiyaçları karşılamaya yetmemesi İran'da yeni bir tüketim modelinin hızla yayılmasına neden oldu: “Şimdi al, sonra öde.”
Kısa vadeli tüketici kredileri artık yalnızca elektronik eşya veya pahalı ürünler için kullanılmıyor.
İranlılar kıyafet, temel tüketim malları ve hatta gıda satın almak için taksitli ödeme sistemlerine yöneliyor.
Ancak bu sistem işletmeler açısından başka bir soruna yol açıyor. Satıcılar ürünlerini vadeli satarken stoklarını yenilemek için gereken nakde ulaşamıyor.
İran'ın satın alma yöneticileri endeksi Shamkh da ekonomik daralmanın sürdüğünü gösteriyor. Yeni siparişler, stoklar, satışlar ve ihracat göstergeleri yaz aylarında 16'ncı ay üst üste daralma bölgesinde kaldı.
IMF yüzde 6,1 daralma bekliyor
İran hükümetinin açıkladığı verilere göre ülkenin toplam ticareti yüzde 25-35 civarında geriledi. İthalattaki düşüş ihracattan daha hızlı gerçekleşirken, işgücündeki kişi sayısı bir yıl öncesine göre yaklaşık 450 bin azaldı.
IMF, İran ekonomisinin 2026 yılında yüzde 6,1 küçülmesini bekliyor.
Yüksek enflasyon şirketlerin maliyetlerini artırırken, tüketiciler gıda ve temel ihtiyaçlar dahil harcamalarını kısmak zorunda kalıyor.
Yaptırımlar rejimi değil halkı mı vuruyor?
Washington, yaptırımlar ve abluka yoluyla İran yönetimi üzerindeki ekonomik baskıyı artırmayı amaçlıyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ağustos ayında İran'a karşı tarihin en ağır yaptırımlarının uygulanacağını ve hedefin rejimin çökertilmesi olduğunu söyledi.
Ancak ekonomik baskının bugüne kadar kitlesel bir ayaklanmaya dönüşeceğine dair belirgin bir işaret bulunmuyor.
Görüşülen birçok İranlı için öncelik siyasi değişimden ziyade gündelik hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumda.
Karaj'da yaşayan 27 yaşındaki bir öğrenci, düzenli geliri olmasına rağmen her geçen gün daha fakirleştiğini, kafeye gittiğinde menüdeki en ucuz ürünü aramak zorunda kaldığını anlatıyor.
Tahran'da bir çift spor ayakkabının fiyatının yaklaşık bir aylık maaşa ulaşması, tüketicileri taksitli alışverişe daha fazla bağımlı hale getiriyor.
Devletin mali kaynakları da tükeniyor
Ekonomik baskı yalnızca hanehalklarını değil İran devletini de etkiliyor.
Yaptırımlar ve petrol ihracatındaki kısıtlamalar nedeniyle devlet gelirleri azalırken hükümet, normal şartlarda yoğun biçimde sübvanse edilen elektrik, doğalgaz ve benzin fiyatlarını artırmaya hazırlanıyor.
Üstelik mevcut bütçenin önemli bir bölümü savaş harcamalarına ayrılmış durumda.
Muhafazakâr milletvekili Meysam Zohourian'ın tahminine göre savaşın yol açtığı hasarın yeniden inşa maliyeti 20-40 milyar dolar arasında. Yeniden inşa çalışmalarının büyük bölümü ise henüz başlamadı.
“Halk açsa dayanamayız”
Ekonomik krizin büyüklüğü İran'ın en üst düzey yöneticilerinin açıklamalarına da yansıyor.
Cumhurbaşkanı Massoud Pezeshkian ve Meclis Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf, devletin giderlerinin karşılanması gerektiğini ve halkın temel ihtiyaçlarının süresiz olarak ertelenemeyeceğini açıkça dile getirdi.
Ghalibaf'ın mesajı özellikle dikkat çekiciydi: İran askeri açıdan ne kadar güçlü olursa olsun, halk açken, ekonomide para dolaşımı ve üretim yokken ülkenin uzun süre dayanamayacağını söyledi.
Pezeshkian ise yaptırımların İran üzerinde hiçbir etkisinin olmadığını savunan ülke içindeki sertlik yanlılarını açıkça eleştirdi.
İran'ın yeni cephesi: Yoksulluk
İran, Hürmüz Boğazı çevresindeki askeri mücadelede ABD'nin istediği sonucu almasını engelliyor olabilir. Ancak ülke içinde çok daha farklı bir savaş yaşanıyor.
Bir tarafta sosyal medyada havyarlı kahvaltılar ve pahalı et yemekleri sergilenirken, diğer tarafta milyonlarca İranlı et tüketimini kesiyor, meyveyi taneyle satın alıyor, ilaç bulmaya çalışıyor ve gıda alışverişini borçla finanse ediyor.
Savaş, yaptırımlar, abluka ve riyaldeki çöküş birleşerek İran'daki gelir dağılımı uçurumunu daha görünür hale getiriyor.
İran askeri baskıya direnebilir. Ancak ülkenin giderek daha büyük bölümünü içine çeken yoksulluk, Tahran yönetimi açısından savaş meydanından çok daha uzun vadeli ve tehlikeli bir cepheye dönüşüyor.
Iran International
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



