Fed molası gelişen piyasalara nefes aldırabilir: Ancak ucuz para dönemi geri dönmüyor
Fed'in ekimde faizleri sabit bırakacağı beklentisi gelişen piyasalara nefes aldırıyor. Ancak yüksek ABD tahvil faizleri ve aralık artırımı riski sürüyor.
9 Ekim 2026

ABD Merkez Bankası'nın ekim toplantısında faizleri değiştirmeyeceği beklentisinin güçlenmesi, gelişen ekonomilere dış borçlanma ve refinansman planlarını gözden geçirmek için kısa bir fırsat penceresi açıyor. Ancak piyasalar aralık ayında yeni bir faiz artırımını güçlü biçimde fiyatlamaya devam ederken, ABD'nin uzun vadeli tahvil faizlerinin yüksek seyretmesi dolar cinsi borçlanma maliyetlerini baskı altında tutuyor.
ABD Merkez Bankası'nın 27-28 Ekim'deki toplantısında faiz artırımına gitmeyeceği beklentisi son günlerde belirgin biçimde güçlendi.
Piyasa fiyatlamalarında ekim ayında faiz artırımı ihtimali bir hafta önceki yaklaşık yüzde 51 seviyesinden yüzde 20,5'e kadar geriledi.
Ancak bu değişim Fed'in sıkılaştırma döngüsünün sona erdiği anlamına gelmiyor.
Yatırımcılar aralık ayında yeni bir faiz artırımı ihtimalini hâlâ yüzde 84,5 olarak fiyatlıyor.
Dolayısıyla piyasalar Fed'in yeni bir faiz artırımından tamamen vazgeçmesini değil, sıkılaştırmanın birkaç ay ertelenmesini bekliyor.
Zayıf istihdam verisi Fed'e bekleme alanı açtı
Beklentilerdeki değişimin arkasında ABD işgücü piyasasından gelen zayıflama sinyalleri bulunuyor.
ABD'de tarım dışı istihdam eylül ayında yalnızca 29 bin kişi arttı, işsizlik oranı ise yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşti.
Buna karşılık Fed'in eylül toplantısının tutanakları enflasyonun para politikası açısından temel endişe olmaya devam ettiğini gösterdi.
Fed üyelerinin çoğu yıl sonuna kadar federal fon faizinde bir artırım daha yapılmasının uygun olabileceğini değerlendirirken, bundan sonraki kararların ekonomik verilere bağlı olacağını vurguladı.
Fed eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseltmişti.
Bu seviyeler özellikle uluslararası sermaye piyasalarına bağımlı gelişen ekonomiler açısından finansman koşullarını sıkı tutuyor.
Gelişen ülkeler için kısa bir fırsat penceresi
Gifto Industries Group Taxation Manager Ali Barkat'a göre Fed'in ekimde beklemesi, gelişen ekonomilerin dış finansman koşullarındaki sıkılaşmanın hızını geçici olarak azaltabilir.
Barkat, Fed'in faiz artırımlarına ara vermesinin uluslararası borçlanmanın fiyatlandığı temel faiz oranının hemen yeniden yükselmesi riskini azaltacağını belirtiyor.
Bu durum hükümetlere ve şirketlere refinansman seçeneklerini değerlendirmek için bir miktar zaman kazandırabilir.
Ancak Barkat önemli bir uyarıda bulunuyor:
Fed'in faiz artırımlarına ara vermesi, ucuz küresel likidite dönemine dönüş anlamına gelmiyor.
Özellikle uluslararası piyasalardan borçlanmayı planlayan ülkelerin yalnızca bir sonraki Fed toplantısına bakması yeterli değil.
Borçlanmanın vadesi boyunca ABD faizlerinin ve Hazine tahvili getirilerinin nerede olabileceği de hesaba katılmak zorunda.
Aralık ayında yeni bir Fed artırımı beklentisinin güçlü kalması nedeniyle kredi verenlerin bu riski borçlanma maliyetlerine yansıtmaya devam etmesi bekleniyor.
ABD 10 yıllık faizi yüzde 5,28
Asıl sorun uzun vadeli ABD faizlerinde görülüyor.
7 Ekim itibarıyla ABD'nin 10 yıllık Hazine tahvili faizi yüzde 5,28, 30 yıllık tahvil faizi ise yaklaşık yüzde 5,67 seviyesinde bulunuyordu.
Dolayısıyla Fed'in ekim ayında faizleri sabit bırakacağı beklentisi güçlense bile dolar cinsi borçlanmanın temel maliyeti oldukça yüksek kalıyor.
Gelişen piyasalar son sıkılaştırma dalgasının etkisini şimdiden hissetmeye başladı.
Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) verilerine göre yabancı yatırımcılar eylül ayında gelişen piyasa hisse senedi ve tahvillerinden toplam 26,3 milyar dolar çekti.
Bu, haziran ayından bu yana görülen ilk aylık sermaye çıkışı oldu.
Sadece sabit getirili menkul kıymet piyasalarından çıkış 7 milyar dolara ulaştı.
Dünya Bankası: Gelişen ülkeler şaşırtıcı derecede dirençli
Buna rağmen Dünya Bankası, gelişmekte olan ekonomilerin gelişmiş ülkelerdeki tahvil faizlerindeki sert yükselişe beklenenden daha dayanıklı olduğunu belirtiyor.
Birçok ülkede dolar cinsi devlet tahvillerinin ABD Hazine tahvillerine göre risk primleri daraldı.
Bu daralma, ABD faizlerindeki yükselişin gelişen ülkelerin toplam borçlanma maliyetlerine yansımasını kısmen sınırladı.
Ancak bu dayanıklılık bütün ülkelerde aynı değil.
Kredi kalitesi daha zayıf gelişen ekonomilerin medyan borçlanma faizi yaklaşık yüzde 9 seviyesinde bulunuyor.
Daha güçlü kredi profiline sahip ülkelerde ise bu oran yaklaşık yüzde 6,3.
Kısa vadeli borç stoku yüksek ülkelerin borçlanma maliyeti yaklaşık yüzde 7 seviyesinde. Bu ülkeler mevcut borçların çevrilmesi gerektiğinde küresel faiz hareketlerine çok daha açık hale geliyor.
Fed molası borçlanma fırsatı değil, hazırlık dönemi
Önümüzdeki dönemde yüksek dış borç geri ödemeleri bulunan gelişen ekonomiler açısından Fed'in olası ekim molası önemli bir fırsat yaratabilir.
Ancak bu fırsatın yeni borçlanmayı hızlandırmak yerine refinansman riskini azaltmak için kullanılması gerektiği belirtiliyor.
Ülkeler bu dönemde borçlarının vadelerini uzatabilir, finansman kaynaklarını çeşitlendirebilir veya daha düşük maliyetli finansman seçenekleri arayabilir.
Ali Barkat'a göre temel risk, Fed üzerindeki faiz baskısının kalıcı olarak ortadan kalktığını varsaymak.
Çünkü uzun vadeli ABD tahvil faizleri yüksek kalmaya devam ediyor ve aralık ayında yeni bir Fed artırımı hâlâ güçlü biçimde fiyatlanıyor.
Bu nedenle gelişen piyasalar için önümüzdeki birkaç hafta bir rahatlama döneminden çok borç yönetimini güçlendirmek için geçici bir fırsat penceresi anlamına geliyor.
27-28 Ekim'deki Fed toplantısına kadar gelecek ABD enflasyon ve ekonomik aktivite verileri, bu pencerenin açık kalıp kalmayacağını belirleyecek.
The Nation
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




