Fed’i unutun: Gelecek haftanın asıl piyasa şoku Japonya’dan gelebilir
Piyasalar BoJ’un 18 Eylül’de faiz artırmasına %72 olasılık veriyor. Şahin mesaj yen carry trade çözülmesini hızlandırarak Wall Street’i sarsabilir.
13 Eylül 2026

Küresel piyasaların gözü gelecek hafta Fed’in faiz kararında olacak. Ancak Mott Capital Management kurucusu Michael Kramer’a göre yatırımcıların asıl dikkat etmesi gereken merkez bankası Japonya Merkez Bankası (BoJ). Piyasalar 18 Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışına yaklaşık %72 olasılık verirken, daha şahin bir BoJ güçlü yen, carry trade pozisyonlarının çözülmesi ve küresel piyasalarda yeni bir volatilite dalgası anlamına gelebilir.
Gelecek hafta küresel piyasaların ana gündemini ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz kararı oluşturacak. Ancak yatırımcıların beklemediği asıl piyasa şoku Tokyo'dan gelebilir.
Mott Capital Management kurucusu Michael Kramer'a göre Japonya Merkez Bankası'nın 18 Eylül toplantısı, özellikle ABD hisse senetleri açısından Fed toplantısından bile daha önemli hale gelebilir.
Bunun nedeni yalnızca BoJ'un faiz artırma ihtimali değil.
Asıl risk, Japon merkez bankasının faiz artırdıktan sonra daha hızlı ve daha uzun süreli bir parasal sıkılaşma sürecinin sinyalini vermesi.
Böyle bir senaryo yeni güçlenmeye başlayan Japon yenini daha da yukarı taşıyabilir ve yıllardır düşük faizli yen üzerinden finanse edilen küresel yatırım pozisyonlarının çözülmesini hızlandırabilir.
Piyasalar BoJ faiz artırımını hızla fiyatlıyor
Japonya'da faiz artırımına ilişkin beklentiler son bir haftada belirgin biçimde güçlendi.
BoJ yetkililerinden gelen şahin açıklamaların ardından yen de dolar karşısında değer kazanmaya başladı.
Japon yeni cuma sabahı dolar karşısında yaklaşık %0,5 yükselirken haftalık kazancı yaklaşık %2'ye ulaştı.
Gecelik endeks swapları, 18 Eylül BoJ toplantısı için yaklaşık %1,18'lik ima edilen faiz seviyesine işaret ediyor.
Bu fiyatlama, BoJ'un politika faizini %1'den %1,25'e yükseltmesine yaklaşık %72 olasılık verildiği anlamına geliyor.
30 Ekim toplantısı için ima edilen faiz ise %1,28 civarında.
Dolayısıyla piyasa yalnızca eylül ayında bir faiz artırımını değil, sonrasında da ilave parasal sıkılaşma ihtimalini fiyatlamaya başlamış durumda.
Yen neden güçleniyor?
Japon yenindeki son yükseliş iki aşamada gerçekleşti.
İlk hareket, temmuz sonunda BoJ'un faiz artırması ve Japon hükümetinin ABD Hazine Bakanlığı'nın desteğiyle gerçekleştirdiği döviz piyasası müdahalesinin ardından geldi.
İkinci yükseliş ise eylül ayının başından itibaren BoJ'un gelecek hafta yeniden faiz artırabileceği beklentisiyle başladı.
Ancak Kramer'a göre piyasalar açısından kritik olan 25 baz puanlık faiz artırımının kendisinden çok, BoJ'un toplantı sonrasında gelecekteki faiz patikasına ilişkin vereceği mesaj olacak.
Merkez bankası faizlerin daha hızlı artırılabileceğinin sinyalini verirse yen rallisi güçlenebilir.
Japonya'da reel faiz hâlâ yaklaşık eksi %2
BoJ'un şahin kalması için makroekonomik gerekçeler de bulunuyor.
Japonya'nın iki yıllık reel faizi yaklaşık -%2 seviyesinde.
Piyasanın enflasyon beklentisini yansıtan başa baş enflasyon göstergesi ise %3,3'ün üzerinde.
Bu rakamlar nominal faizlerdeki yükselişe rağmen Japonya'daki para politikasının reel anlamda hâlâ oldukça gevşek olduğuna işaret ediyor.
Nominal tahvil faizlerinin daha da yükselmesi veya enflasyon beklentilerinin gerilemesi reel faizleri yukarı taşıyarak finansal koşulların sıkılaşmasını sağlayabilir.
Bu nedenle BoJ'un faiz artırımlarını sürdürmesi için alan bulunduğu düşünülüyor.
Asıl risk: Yen carry trade çözülür mü?
BoJ'un küresel piyasalar açısından öneminin temelinde Japonya'nın uzun yıllardır dünyanın en ucuz finansman kaynaklarından biri olması yatıyor.
Düşük Japon faizleri yatırımcıların yen cinsinden borçlanarak daha yüksek getiri sağlayan yabancı tahvil, hisse senedi ve diğer finansal varlıklara yatırım yapmasına olanak sağladı.
Bu strateji genel olarak yen carry trade olarak biliniyor.
Ancak Japon faizlerinin yükselmesi ve yenin değer kazanması bu işlemin cazibesini azaltıyor.
Daha güçlü yen, yatırımcıların yen cinsinden borçlarını geri ödeme maliyetini yükselttiği için pozisyonların hızla kapatılmasına neden olabilir.
BoJ'un beklenenden şahin davranması halinde bu çözülmenin hızlanması, Japonya'daki bir para politikası kararının Wall Street dahil küresel piyasalara yayılmasına yol açabilir.
AUD/JPY piyasalar için alarm veriyor
Kramer, bu riskin izlenmesi için özellikle Avustralya doları/Japon yeni paritesine dikkat çekiyor.
AUD/JPY, küresel piyasalarda geleneksel olarak önemli bir risk iştahı göstergesi olarak kabul ediliyor.
Avustralya doları genellikle küresel büyüme ve risk iştahıyla pozitif ilişki gösterirken yen stres dönemlerinde güvenli liman talebinden destek bulabiliyor.
Bu nedenle AUD/JPY'nin düşmesi çoğu zaman küresel yatırımcıların daha temkinli hale geldiğinin işareti olarak değerlendiriliyor.
Teknik açıdan 109-110 bölgesi kritik destek olarak öne çıkıyor.
Bu bölgenin aşağı kırılması halinde AUD/JPY'deki düşüş hızlanabilir ve küresel piyasalarda riskten kaçış eğiliminin güçlendiğine işaret edebilir.
AUD/JPY ile VIX arasındaki ilişki yeniden normale dönüyor
AUD/JPY ile Wall Street'in korku göstergesi olarak bilinen Cboe Volatilite Endeksi (VIX) arasında tarihsel olarak ters yönlü güçlü bir ilişki bulunuyor.
2008'den bu yana 26 haftalık hareketli korelasyon büyük ölçüde negatif seyretti.
Başka bir ifadeyle, AUD/JPY düştüğünde VIX genellikle yükseliyor.
Ortadoğu savaşının başlamasının ardından mart ayında bu ilişki geçici olarak bozuldu.
Petrol fiyatlarındaki sert yükselişin Japon ekonomisine zarar vereceği beklentisi yeni zayıflatırken aynı anda VIX yükseldi. Böylece iki gösterge arasındaki korelasyon geçici olarak pozitife döndü.
Ancak son dönemde geleneksel ters ilişki yeniden ortaya çıkmaya başladı.
Kramer'a göre BoJ faiz beklentilerinin yükseldiği bir ortamda AUD/JPY'nin 109-110 desteğini kırması, küresel piyasalarda riskten kaçışın güçlendiğinin önemli bir erken uyarısı olabilir.
Fed'in sürpriz kapasitesi daha düşük
Fed gelecek hafta manşetleri domine edecek olsa da Kramer'a göre ABD merkez bankasının piyasaları şaşırtma kapasitesi daha sınırlı.
Son açıklanan ABD tüketici enflasyonu verilerinin ardından Fed'in atacağı adıma ilişkin beklentiler büyük ölçüde şekillenmiş durumda.
Japonya tarafında ise yalnızca eylül ayındaki faiz kararı değil, sonraki faiz artırımlarının hızı konusunda çok daha fazla belirsizlik bulunuyor.
Bu nedenle BoJ'un vereceği şahin bir mesaj piyasaların henüz tam olarak fiyatlamadığı bir risk oluşturabilir.
Wall Street için Japonya riski
Japonya'daki faiz artışının ABD piyasalarını etkilemesinin temel mekanizması yen üzerinden çalışan küresel finansman işlemleri.
BoJ faizleri yükseltirken Fed dahil diğer büyük merkez bankalarının para politikaları arasındaki faiz farkının daralması yenin değer kazanmasını destekleyebilir.
Bu da yen cinsinden borçlanarak başka piyasalara yatırım yapan fonların pozisyonlarını azaltmasına neden olabilir.
Pozisyonların eş zamanlı kapatılması halinde hisse senetlerinden tahvillere ve diğer riskli varlıklara kadar geniş bir alanda satış baskısı ortaya çıkabilir.
Dolayısıyla piyasalar açısından risk yalnızca “BoJ faiz artıracak mı?” sorusundan ibaret değil.
Daha önemli soru:
BoJ faizleri bundan sonra ne kadar hızlı artıracak?
ANALİZ: Piyasaların gözü Fed'de, sürpriz Tokyo'dan gelebilir
Gelecek haftanın merkez bankası gündeminde doğal olarak Fed ön planda olacak. Ancak finansal piyasalar açısından en büyük hareketi her zaman en çok konuşulan merkez bankası yaratmıyor.
BoJ'un önemi Japonya'nın küresel finans sistemindeki sıra dışı konumundan kaynaklanıyor.
On yıllardır son derece düşük faizler uygulayan Japonya, küresel carry trade işlemlerinin en önemli finansman kaynaklarından biri haline geldi.
Bu nedenle Japon faizlerindeki küçük bir değişiklik bile diğer ekonomilerde aynı büyüklükteki faiz hareketinden çok daha geniş finansal sonuçlar yaratabiliyor.
Piyasalar 18 Eylül'de 25 baz puanlık artırıma yaklaşık %72 ihtimal veriyor. Bu nedenle faiz artırımının kendisi büyük ölçüde fiyatlanmış olabilir.
Asıl şok, BoJ'un bundan sonra daha hızlı faiz artıracağı mesajını vermesi olabilir.
Böyle bir mesaj yenin yükselişini hızlandırırken yen carry trade pozisyonlarının çözülmesini tetikleyebilir.
Bu nedenle gelecek hafta yatırımcıların Fed kararının yanında iki göstergeyi özellikle izlemesi gerekecek: Japon yeni ve AUD/JPY.
AUD/JPY'nin 109-110 bölgesinin altına inmesi, Japonya kaynaklı finansal sıkılaşmanın küresel risk iştahına yayılmaya başladığının ilk önemli sinyallerinden biri olabilir.
Fed gelecek haftanın en büyük haberi olabilir. Ancak piyasaların beklemediği şok Tokyo'dan gelebilir.
Yahoo!
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



