Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Para-banka-finans

Tahvil piyasaları krizle flört ediyor: ABD 10 yıllık faizi yüzde 5 sınırında

ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,95'e, 30 yıllık %5,37'ye çıktı. Bessent'ın geri alımı satışları durduramazken piyasalar %5 eşiğine odaklandı.

12 Eylül 2026

Tahvil piyasaları krizle flört ediyor: ABD 10 yıllık faizi yüzde 5 sınırında

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’ın uzun vadeli tahvil faizlerini aşağı çekmek amacıyla büyüttüğü geri alım operasyonu piyasayı sakinleştirmeye yetmedi. 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,37 ile 2007’den bu yana en yüksek seviyesine çıkarken, küresel piyasaların referans faizi sayılan ABD 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 4,95’e yükseldi. Petrolün 109 dolara çıkması ve Fed’den faiz artışı beklentileri satışları hızlandırırken, yatırımcıların asıl kaygısı ABD’nin 40 trilyon doları aşan kamu borcu ve giderek büyüyen faiz faturası.

ABD tahvil piyasasında tansiyon giderek yükseliyor.

Hazine Bakanı Scott Bessent'ın uzun vadeli faizleri aşağı çekmek amacıyla başlattığı daha büyük ölçekli tahvil geri alım operasyonu beklenen etkiyi yaratmadı.

ABD Hazinesi perşembe günü 10 ve 20 yıllık tahvillerden 5,19 milyar dolarlık geri alım gerçekleştirdi.

Normalde operasyon başına yaklaşık 2 milyar dolar seviyesinde olan geri alımların 6 milyar dolara kadar çıkarılabileceğinin açıklanması, Hazine'nin uzun vadeli faizlerdeki yükselişi sınırlamaya çalıştığı şeklinde yorumlanmıştı.

Ancak tahvil satışları operasyonun ardından da devam etti.

30 yıllık faiz 2007'den beri en yüksek seviyede

ABD'nin 30 yıllık tahvil faizi 8 baz puan yükselerek yüzde 5,37'ye çıktı.

Bu, 2007'den bu yana görülen en yüksek seviye.

Financial Times, yatırımcıların Bessent'ın geri alım planına verdiği tepkiyi “soğuk karşılama” olarak tanımladı.

Asıl kritik hareket ise 10 yıllık tahvilde yaşanıyor.

ABD 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 4,95'e yükselerek psikolojik açıdan önemli yüzde 5 sınırına dayandı.

10 yıllık tahvil faizi yalnızca ABD Hazinesi'nin borçlanma maliyetini göstermiyor. Konut kredilerinden şirket tahvillerine ve küresel varlık fiyatlamalarına kadar finansal sistemin çok geniş bir bölümünde referans faiz olarak kullanılıyor.

Bu nedenle yüzde 5 seviyesinin kalıcı biçimde aşılması halinde tahvil piyasasındaki satışların hisse senetleri ve şirket finansmanı üzerindeki etkisinin belirginleşebileceği belirtiliyor.

Fed beklentisi iki yıllık tahvili vurdu

Tahvil piyasasındaki satış yalnızca uzun vadelerle sınırlı değil.

Fed'in faiz politikasına daha duyarlı olan iki yıllık ABD tahvil getirisi 16 baz puanlık sert yükselişle yüzde 4,58'e çıktı.

Bu hareket, piyasanın Fed'in gelecek haftaki toplantısında politika faizini artıracağı beklentisini güçlendirdiğine işaret ediyor.

Tahvil satışlarını hızlandıran bir diğer gelişme ise petrol fiyatlarındaki yeni sıçrama oldu.

Petrolün varil fiyatı bir gün içinde yaklaşık 100 dolardan 109 dolara yükseldi.

Enerji fiyatlarındaki artışın ABD enflasyonu üzerinde yeni baskı oluşturabileceği endişesi, Fed'in faizleri daha uzun süre yüksek tutacağı, hatta yeniden artıracağı beklentilerini güçlendiriyor.

“Tank savaşına bezelye tabancasıyla geldiler”

Piyasa oyuncuları Bessent'ın geri alım operasyonunun büyüklüğünün tahvil piyasasındaki temel sorunları çözmek için yetersiz olduğunu düşünüyor.

Brown Brothers Harriman'dan Elias Haddad durumu oldukça çarpıcı bir benzetmeyle özetledi:

“Hazine, tank savaşına bezelye tabancasıyla geldi.”

American Enterprise Institute ekonomisti Michael Strain de Bessent'ın son haftalarda finansal mühendislik yöntemleriyle faizleri aşağı çekmeye çalıştığını, ancak bu girişimlerin ekonomik temellerin yarattığı baskıyı ortadan kaldıramayacağını savundu.

Société Générale Araştırma Başkanı Subadra Rajappa'ya göre Bessent uzun vadeli tahvil satışlarının önemini anlıyor, fakat esas sorun başka yerde:

“Asıl ele almaları gereken konu borcun ve bütçe açığının yönü. Geri kalan her şey kozmetik.”

ABD'nin borcu 40 trilyon doları geçti

Tahvil piyasasındaki temel endişenin merkezinde ABD kamu maliyesi bulunuyor.

ABD'nin federal borcu 40 trilyon doları aşmış durumda.

Mevcut eğilimin devam etmesi halinde borcun yıl sonuna kadar 41 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.

Buna karşılık geçmiş borçlar için ödenen yıllık faiz faturası da yaklaşık 1 trilyon dolar seviyesine ulaşmış durumda ve yükselmeye devam ediyor.

Bu yalnızca ABD'ye özgü bir sorun değil.

Financial Times'ın analizine göre OECD ülkelerinin toplam kamu borcu faiz ödemeleri yaklaşık 2 trilyon dolara ulaştı.

ABD, İngiltere ve Fransa dahil bazı gelişmiş ekonomiler artık savunma harcamalarından daha fazla parayı kamu borçlarının faizini ödemek için kullanıyor.

Fransa hükümeti yalnızca bu yıl kamu borcu faiz maliyetinin yaklaşık yüzde 25 artmasını bekliyor.

OECD ülkeleri bu yıl 18 trilyon dolar borçlanacak

Sorunun diğer tarafında ise piyasaya gelen devasa tahvil arzı var.

OECD ülkelerinin bu yıl toplam 18 trilyon dolar yeni borçlanma gerçekleştirmesi bekleniyor.

Bu tarihi bir rekor.

Piyasaya daha fazla tahvil geldikçe yatırımcıların bu arzı absorbe etmek için talep ettiği getiri de yükseliyor.

Normal şartlarda yüzde 5 civarında bir faiz tarihi standartlara göre olağanüstü yüksek sayılmaz.

2008 küresel finans krizinden önce faizler bu seviyelerdeydi.

Ancak bugünkü dünya ile 20 yıl önceki dünya arasında kritik bir fark bulunuyor: borç miktarı çok daha yüksek.

Dünya kamu borcu GSYH'nin yüzde 94'üne çıktı

2008 küresel finans krizinin ardından faizlerin sıfıra yakın seviyelere indirilmesi, hükümetlerin çok daha yüksek borç stoklarını taşımalarını kolaylaştırdı.

Finans krizindeki kurtarma paketleri, COVID-19 pandemisi sırasındaki devasa kamu harcamaları ve son yıllarda hızlanan savunma harcamaları küresel kamu borcunu hızla artırdı.

Küresel kamu borcu geçen yıl dünya GSYH'sinin yüzde 94'üne ulaştı.

Bu oran 2019'dan bu yana 10 puandan fazla arttı.

IMF, mevcut eğilim devam ederse küresel kamu borcunun on yılın sonuna kadar dünya GSYH'sinin yüzde 100'üne ulaşacağını tahmin ediyor.

Borçlar, faizlerin sıfıra yakın olduğu dönemde yönetilebilir görünüyordu.

Ancak 2021-2022 döneminden itibaren enflasyonla birlikte faizlerin yükselmesi denklemi değiştirdi.

Ortadoğu savaşının petrol fiyatlarını yeniden yukarı taşıması da bu baskıyı artırıyor.

Borç-faiz-borç döngüsü riski

Yüksek borç ile yüksek faizlerin aynı anda ortaya çıkması kamu maliyesi açısından tehlikeli bir döngü yaratabilir.

Hükümetlerin geçmiş borçları için ödediği faiz yükseldikçe bütçe açıkları büyüyor.

Daha büyük açıklar daha fazla tahvil ihracı gerektiriyor.

Tahvil arzı yükseldikçe yatırımcılar daha yüksek getiri talep ediyor.

Daha yüksek faizler ise borç servis maliyetini yeniden artırıyor.

Bu mekanizma finans piyasalarında “doom loop”, yani kendi kendini besleyen borç-faiz döngüsü olarak tanımlanıyor.

Bugünkü tahvil piyasası endişesinin temelinde de bu risk yatıyor.

Yüzde 5 YZ rallisini de tehdit ediyor

ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5 sınırına yaklaşmasının etkileri kamu maliyesiyle sınırlı olmayabilir.

Rockefeller International Başkanı Ruchir Sharma, yükselen borçlanma maliyetlerinin özellikle büyük ölçüde sermaye harcamalarına ve giderek artan ölçüde borç finansmanına dayanan YZ yatırım patlaması açısından risk oluşturduğunu belirtiyor.

Sharma, geçmiş 300 yıldaki büyük finansal balonların önemli bölümünün, balonun merkezindeki şirketlerin borçlanma maliyetlerinin belirgin biçimde yükselmesiyle sona erdiğine dikkat çekiyor.

ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5'i kalıcı biçimde aşması halinde YZ ve teknoloji hisselerindeki yüksek değerlemelerin ciddi biçimde sınanabileceğini düşünüyor.

Bu risk yalnızca teknoloji şirketlerinin finansman maliyetinin yükselmesinden kaynaklanmıyor.

Tahvil faizleri yükseldiğinde yatırımcılar risksiz devlet tahvillerinden daha yüksek getiri elde edebildiği için yüksek değerlemeli hisselere ödemeye hazır oldukları fiyat da düşüyor.

Tahvil piyasasının yatırımcı yapısı değişti

Council on Foreign Relations Uluslararası Ekonomi Direktörü Benn Steil ise bugünkü tahvil piyasasını geçmişten ayıran başka bir yapısal değişikliğe dikkat çekiyor.

2007 yılında ABD tahvillerinin yaklaşık yüzde 76'sı fiyat hareketlerine görece duyarsız yatırımcıların elindeydi.

Merkez bankaları gibi bu yatırımcılar tahvilleri rezerv yönetimi ve uzun vadeli politika amaçlarıyla tuttukları için kısa vadeli fiyat değişimlerine fazla tepki vermiyordu.

Bugün bu grubun payı yalnızca yüzde 43.

Piyasanın çoğunluğu artık yatırım fonları ve diğer özel yatırımcılar gibi fiyat ve getiriye çok daha duyarlı aktörlerin elinde.

ABD Hazinesi'nin artan borçlanma ihtiyacı nedeniyle piyasaya sunduğu tahvil miktarı büyürken, bu yeni yatırımcı kitlesinin tahvilleri satın alması için daha yüksek faiz teklif edilmesi gerekiyor.

Bu yapısal değişim, tahvil piyasasının enflasyon ve bütçe açığı haberlerine karşı geçmişe kıyasla daha hassas hale gelmesine yol açıyor.

Kriz mi, ciddi bir uyarı mı?

ABD tahvil piyasasında henüz 2008 benzeri bir finansal krizden söz etmek için erken.

Ancak son hareketlerin sıradan bir faiz yükselişi olarak görülmesi de giderek zorlaşıyor.

Bessent'ın büyüttüğü tahvil geri alım programının piyasayı sakinleştirememesi, 30 yıllık faizin 2007'den bu yana en yüksek seviyeye çıkması ve 10 yıllığın yüzde 5 sınırına dayanması yatırımcıların sorunun geçici likidite sıkıntısından daha derin olduğunu düşündüğünü gösteriyor.

Piyasanın verdiği mesaj giderek netleşiyor:

40 trilyon doları aşan ABD kamu borcu, yükselen bütçe açıkları, yeniden hızlanan enflasyon riski ve devasa tahvil arzı karşısında yatırımcılar daha yüksek faiz talep ediyor.

Bessent finansal operasyonlarla bu yükselişi yavaşlatmaya çalışabilir.

Ancak tahvil piyasasının asıl görmek istediği şey geri alım programından çok borç ve bütçe açığının sürdürülebilir bir patikaya girmesi.

ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5'i kalıcı biçimde aşması halinde tartışma yalnızca tahvil piyasasıyla sınırlı kalmayabilir.

Bir sonraki test hisse senetleri, YZ yatırımları ve küresel finansman koşulları olabilir.

World Socialist Website

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş