Fatih Altaylı'dan fon skandalında 8 milyar TL'lik soru: Merrill Lynch'in arkasındaki yatırımcı kim?
Fatih Altaylı, Merrill Lynch üzerinden elde edildiği öne sürülen 8 milyar TL'nin gerçek sahibini sorguladı. Norveç Fonu ve tasfiye yasası da gündemde.
23 Ekim 2026

Gazeteci Fatih Altaylı, Türkiye'yi sarsan fon skandalında Merrill Lynch üzerinden gerçekleştirilen işlemlerden elde edildiği öne sürülen 8 milyar TL'lik kazancın gerçek sahibini sorguladı. Altaylı'ya konuşan eski bir borsacı, işlemlerin yabancı bir yatırımcı tarafından değil, piyasada “bıyıklı yabancı” olarak tanımlanan Türk bir yatırımcı tarafından yapılmış olabileceğini iddia etti. Altaylı ayrıca Norveç Varlık Fonu'nun soruşturmayla bağlantılı şirketlere yaptığı yatırımları ve yeni tasfiye yasasının yatırımcılar üzerindeki etkilerini gündeme taşıdı.
Merrill Lynch üzerinden kazanıldığı öne sürülen 8 milyar TL kimin?
Fon skandalına ilişkin soruşturma sürerken, gazeteci Fatih Altaylı piyasadaki tartışmalara yeni bir boyut kazandıran iddiaları köşesine taşıdı.
Altaylı, Hazine ve Maliye Bakanı'nın 10 milyon TL'nin üzerinde kazanç sağlayan yatırımcılara yönelik paralarını iade etme çağrısını eleştirerek, Merrill Lynch üzerinden gerçekleştirilen işlemlerden elde edildiği öne sürülen 8 milyar TL'nin de geri istenip istenmeyeceğini sordu.
Altaylı'ya göre asıl araştırılması gereken konu, bu kazancın arkasındaki gerçek yatırımcının kimliği.
Gazeteci, geçmişte Borsa İstanbul'da işlem yapmış ve daha sonra yurt dışına yerleşmiş eski bir yatırımcının kendisine gönderdiği mesajı paylaştı.
Mesajda, Merrill Lynch üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin gerçekte bir Türk yatırımcıya ait olabileceği ileri sürüldü.
Bu iddia doğrulanmış değil. Ancak doğru olması halinde soruşturmanın, işlemlerin gerçekleştirildiği aracı kurumun ötesine geçerek gerçek hesap sahiplerini ve nihai yararlanıcıları incelemesi gerektiği tartışmasını gündeme getiriyor.
“Bıyıklı yabancı” iddiası: İşlemleri Türk yatırımcı yapmış olabilir
Altaylı'ya mesaj gönderen eski borsacı, Borsa İstanbul'da yabancı kurumlar üzerinden işlem yapan bazı Türk yatırımcıların piyasada “bıyıklı yabancı” olarak tanımlandığını anlattı.
Bu yatırımcılar, yabancı banka veya aracı kurumlarda hesap açarak Türkiye'deki hisse senedi işlemlerini söz konusu kurumlar üzerinden gerçekleştirebiliyor.
Dolayısıyla işlemlerin yabancı bir kurum üzerinden yapılması, yatırımın nihai sahibinin mutlaka yabancı olduğu anlamına gelmiyor.
Eski borsacı, Merrill Lynch üzerinden gerçekleştirildiği belirtilen işlemlerin de bu yöntemle yapılmış olabileceğini savundu.
İddiasını bir adım ileri taşıyan kaynak, büyük uluslararası finans kuruluşlarının söz konusu düşük likiditeli hisselerde doğrudan yatırım yapmasının olağan olmadığını ileri sürdü.
Kaynağa göre, işlemlerin zamanlaması da dikkat çekici.
Merrill Lynch üzerinden işlem yapan yatırımcının, fon skandalının merkezindeki isimlerden Emre Tezmen ile koordinasyon içinde hareket etmiş olabileceği iddia edildi.
Ancak bu değerlendirme, Altaylı'ya konuşan kişinin görüşüne dayanıyor. İşlemlerin gerçek sahibine veya herhangi bir koordinasyona ilişkin bağımsız kanıt sunulmuş değil.
Altaylı ise iddiaların doğru olması halinde yanıtlanması gereken sorunun açık olduğunu belirtti:
Merrill Lynch üzerinden işlem yaparak 8 milyar TL kazanç sağladığı öne sürülen yatırımcının gerçek kimliği ne?
Altaylı, Emre Tezmen'in bu konuda bilgi sahibi olabileceğini de ileri sürdü.
Aracı kurum ile gerçek yatırımcı arasındaki fark neden önemli?
Fon skandalındaki tartışmalardan biri, yabancı kurumlar üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin kime ait olduğunun belirlenmesi.
Bir aracı kurumun işlemlerde görünmesi, o kurumun kendi hesabına yatırım yaptığı anlamına gelmeyebilir.
İşlemler, kurumun müşterileri adına da gerçekleştirilebilir.
Bu nedenle 8 milyar TL'lik kazanç iddiasının açıklığa kavuşturulması için yalnızca işlem yapan kurumun değil, işlemlerin nihai ekonomik yararlanıcısının da belirlenmesi gerekiyor.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor.
Bir Türk yatırımcının yabancı aracı kurum üzerinden işlem yapması tek başına hukuka aykırılık oluşturmuyor.
Olası bir piyasa manipülasyonu veya koordineli işlem iddiasının değerlendirilmesi için işlem kayıtları, hesap hareketleri, emir zamanlamaları ve yatırımcılar arasındaki ilişkilerin somut kanıtlarla incelenmesi gerekiyor.
Dolayısıyla Altaylı'nın aktardığı iddialar, soruşturma açısından araştırılabilecek bir başlık oluşturmakla birlikte tek başına suç işlendiğini kanıtlamıyor.
Norveç Varlık Fonu neden tartışmalı hisselere yatırım yaptı?
Altaylı'nın gündeme getirdiği ikinci önemli konu, dünyanın en büyük egemen varlık fonlarından Norveç Varlık Fonu'nun Türkiye'deki yatırımları.
Norveç Varlık Fonu'nun büyüklüğü yaklaşık 2,3 trilyon dolar.
Norveç halkının uzun vadeli tasarruflarını yöneten fon, dünya genelinde binlerce şirkete yatırım yapıyor.
Altaylı'nın aktardığı bilgilere göre fonun 30 Haziran itibarıyla Türkiye'deki hisse senedi yatırımlarının toplam değeri yaklaşık 20,4 milyar Norveç kronu, yani 2,2 milyar dolardı.
Bunun yaklaşık 2 milyar Norveç kronluk, başka bir ifadeyle 208 milyon dolarlık bölümü, fon soruşturmasıyla ilişkilendirilen 10 Türk şirketinin hisselerinden oluşuyordu.
Bu tutar, Norveç Fonu'nun Türkiye'deki hisse portföyünün yaklaşık yüzde 10'una karşılık geliyor.
Altaylı, fonun bu hisselerin önemli bölümünü 2025 yılında satın aldığına dikkat çekti.
THY ve Garanti'den Tera ve Odine'ye: Yatırım stratejisi neden değişti?
Altaylı'nın değerlendirmesine göre Norveç Varlık Fonu geçmişte Türkiye'de daha çok büyük, likit ve kurumsal yapıları güçlü şirketlere yatırım yapıyordu.
Türk Hava Yolları, Garanti BBVA ve BİM bu şirketler arasında yer alıyordu.
Ancak 2025 yılından itibaren fonun portföyünde Astor, Dester, Tera ve Odine gibi şirketlerin ağırlığının arttığı belirtiliyor.
Altaylı, fonun neden daha önce tercih ettiği büyük ve likit şirketlerin dışına çıkarak soruşturmayla ilişkilendirilen hisselere yatırım yaptığını sorguladı.
Norveç Fonu'nun yaklaşık 208 milyon dolarlık pozisyonu, portföyünün tamamı açısından sınırlı olsa da Türkiye yatırımları bakımından dikkat çekici büyüklükte.
Burada yanıt bekleyen sorular, söz konusu hisselerin hangi yatırım kriterlerine göre seçildiği ve risk değerlendirmelerinin nasıl yapıldığı.
Bununla birlikte bu yatırımların yapılmış olması, tek başına fon yöneticilerinin kendi yatırım kurallarını ihlal ettiğini veya usulsüzlükten haberdar olduğunu göstermiyor.
Yeni yasa, satış talimatı veren yatırımcıları da tasfiyeye dahil etti
Altaylı'nın yazısında öne çıkan üçüncü başlık, TBMM'de kabul edilen yeni tasfiye düzenlemesi oldu.
Düzenlemeye göre fon krizi başlamadan önce satış talimatı vermelerine rağmen işlemleri tamamlanmayan yatırımcılar da tasfiye kapsamına alınacak.
Bu yatırımcıların, satış talimatı verdikleri gerekçesiyle tasfiye sürecinin dışında kalamayacağı belirtiliyor.
Altaylı, konunun daha önce ekonomistler arasında tartışıldığını hatırlattı.
Bazı uzmanlar, satış talimatının verilmiş olmasının işlemin tamamlandığı anlamına gelmediğini ve fon varlıklarının değerindeki sert düşüş nedeniyle satışın hangi fiyat üzerinden gerçekleştirileceğinin belirsiz olduğunu savunmuştu.
Buna karşılık bazı piyasa yorumcuları, takas talimatlarının iptal edilemeyeceğini ve yatırımcıların belirli öncelik haklarına sahip olduğunu ileri sürüyordu.
Yeni yasal düzenleme, bu tartışmada tasfiye kapsamını genişleten bir sonuç doğurdu.
Altaylı, söz konusu yatırımcıların da tasfiye sürecine dahil edilmesinin mağduriyet tartışmasını büyüttüğünü belirtti.
Ancak tasfiye kapsamına alınmak ile yatırımcının kesin zararının belirlenmesi aynı şey değil.
Nihai kayıplar, tasfiye edilecek varlıkların değerine ve uygulanacak ödeme esaslarına bağlı olacak.
Fon skandalında mağdur sayısı kaç kişi?
Fon skandalının yarattığı zarar konusunda farklı rakamlar gündeme geliyor.
Altaylı, bazı gazetelerde 250 bin kişinin mağdur olduğuna ilişkin haberler yayımlandığını, daha önce ise 450 bin kişilik bir sayıdan söz edildiğini hatırlattı.
Ancak gazeteciye göre skandalın ekonomik etkisini yalnızca doğrudan fon yatırımcılarıyla sınırlamak doğru değil.
Borsa İstanbul'da yaşanan sert değer kayıplarının, fonlara yatırım yapmayan hisse senedi sahiplerini de etkilediğini savundu.
Altaylı, bu nedenle mağduriyetin çok daha geniş bir kesime yayıldığı görüşünde.
Gazeteci, değerlendirmesini “Mağdur sayısı 86 milyon” ifadesiyle özetledi.
Bu ifade, doğrudan zarar gören yatırımcıların sayısına ilişkin istatistiksel bir tahmin değil; borsadaki değer kayıplarının ülke ekonomisine yayılabilecek sonuçlarına yönelik bir değerlendirme.
Borsadaki kayıplar yalnızca yatırımcıları mı etkiliyor?
Altaylı'ya göre fon skandalının sonuçları, doğrudan yatırımcı zararlarının ötesine geçiyor.
Borsa İstanbul'da yaşanan güven kaybı, şirketlerin piyasa değerlerini ve gelecekte sermaye piyasalarından finansman sağlama olanaklarını da olumsuz etkileyebilir.
Sert fiyat düşüşleri, hisse senedi portföylerinde kayba neden olurken yatırımcıların tüketim ve tasarruf kararlarını da değiştirebilir.
Ayrıca sermaye piyasalarına duyulan güvenin zayıflaması, yeni halka arzları ve şirketlerin özkaynak finansmanına erişimini zorlaştırabilir.
Yabancı yatırımcıların Türkiye'ye ilişkin risk değerlendirmelerinde kurumsal denetim, piyasa şeffaflığı ve yatırımcı hakları önemli rol oynuyor.
Bu nedenle soruşturmanın kapsamı ve sonuçları, yalnızca fon yatırımcıları açısından değil, Türkiye sermaye piyasalarının geleceği bakımından da önem taşıyor.
Altaylı, skandalın uzun vadede Türk şirketlerinin ve Türkiye'nin değerine zarar verdiğini savundu.
Altaylı: Erdoğan bu skandalın hesabını ağır sorabilir
Fatih Altaylı, yazısının sonunda fon skandalının siyasi sonuçlarına da dikkat çekti.
Gazeteciye göre olayın ülke ekonomisine verdiği zarar, siyasi iktidar açısından da önemli bir sorun oluşturuyor.
Altaylı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaşananların sorumlularından ağır biçimde hesap sorabileceğini öne sürdü.
Skandalın seçimlere yaklaşılırken gündeme gelmesinin siyasi maliyetleri artırabileceğini savundu.
Bu değerlendirme Altaylı'nın siyasi öngörüsü niteliğinde. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında hangi kişi veya kurumların sorumlu tutulacağı ise yetkili mercilerin incelemeleri ve yargı süreciyle belirlenecek.
ANALİZ: 8 milyar TL'nin gerçek sahibi sorusu neden kritik?
Fatih Altaylı'nın gündeme taşıdığı iddiaların merkezinde iki temel mesele bulunuyor: Piyasa işlemlerinin gerçek sahiplerinin belirlenmesi ve yatırımcı güveninin yeniden tesis edilmesi.
Merrill Lynch üzerinden gerçekleştirildiği belirtilen işlemlerin arkasında Türk bir yatırımcı bulunduğu iddiası doğrulanırsa, soruşturma açısından yeni sorular ortaya çıkabilir.
Özellikle işlem zamanlamaları ve diğer yatırımcılarla olası ilişkiler incelenebilir.
Ancak yalnızca bir yabancı aracı kurum üzerinden işlem yapılmış olması, manipülasyon kanıtı sayılamaz.
Norveç Varlık Fonu'nun tartışmalı hisselerdeki yatırımları ise farklı bir soruna işaret ediyor.
Uluslararası kurumsal yatırımcıların da ciddi kayıplara maruz kalması, Türkiye sermaye piyasalarındaki risklerin yabancı yatırımcılar tarafından nasıl değerlendirildiği sorusunu gündeme getiriyor.
Yeni tasfiye yasası da yatırımcı hakları ve zararların nasıl karşılanacağı konusunda tartışmalar yaratıyor.
Fon skandalının ekonomik maliyetini belirlemek için yalnızca doğrudan fon yatırımcılarının kayıplarına bakmak yeterli olmayabilir.
Ancak borsadaki bütün değer kaybını da doğrudan fon skandalına bağlamak doğru değil. Küresel piyasa koşulları, faizler, ekonomik beklentiler ve diğer gelişmeler de hisse fiyatlarını etkiliyor.
Bu nedenle gerçek ekonomik hasarın ortaya konulması, kapsamlı ve şeffaf bir incelemeyi gerektiriyor.
Sonuç olarak Altaylı'nın ortaya attığı 8 milyar TL'lik soru, henüz yanıtlanmamış bir iddiaya dayanıyor. Fakat bu soru, fon skandalının aydınlatılması açısından kritik bir noktaya işaret ediyor: İşlemleri hangi kurumun gerçekleştirdiğinden çok, gerçek yatırımcının kim olduğu ve kazancın hangi koşullarda elde edildiği önem taşıyor.
Alıntıdır, Fatih Altaylı bloglarını okumak için tıklayın
Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?
Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com
Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




