Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Borsa İstanbul

Fon Skandalında Yeni Soru: Tasfiye Öncesinde Kim, Ne Biliyordu?

Fon yöneticisi Işık Ökte, fon soruşturmasının VİOP işlemlerini de kapsamasını istedi. Tasfiye öncesindeki büyük kısa pozisyonların incelenmesi çağrısında bulunan Ökte, borsadaki 98 milyar dolarlık kayba dikkat çekti.

22 Ekim 2026

Fon Skandalında Yeni Soru: Tasfiye Öncesinde Kim, Ne Biliyordu?

Fon yöneticisi Işık Ökte, Türkiye'yi sarsan fon soruşturmasının yalnızca tasfiye öncesindeki fon çıkışları ve manipülasyon iddialarına konu olan hisselerle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) açılan büyük kısa pozisyonların da incelenmesini isteyen Ökte, tasfiye kararını önceden öğrenerek kazanç sağlayanların bulunup bulunmadığının araştırılmasını talep etti. Ökte'ye göre borsada 98 milyar dolarlık piyasa değeri kaybının yaşandığı bu olağanüstü dönemde SPK'ye kritik görev düşüyor.

Fon soruşturmasında gözler vadeli işlemlere çevrildi

Türkiye'de yatırım fonlarına yönelik soruşturma ve tasfiye sürecinin sermaye piyasalarındaki etkileri tartışılmaya devam ediyor.

Fon yöneticisi Işık Ökte, soruşturmanın kapsamının genişletilmesi gerektiğini belirterek Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) önemli bir çağrıda bulundu.

Cumhuriyet gazetesine konuşan Ökte, yalnızca tasfiye açıklamasından önceki aylarda gerçekleşen fon çıkışlarının veya manipülatif hareketlere konu olduğu öne sürülen hisse senetlerinin incelenmesinin yeterli olmayacağını savundu.

Ökte'ye göre soruşturmanın Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nı da kapsaması gerekiyor.

Her gün milyarlarca liralık kaldıraçlı pozisyonların açıldığı vadeli piyasalarda, tasfiye sürecinden önce gerçekleştirilen işlemlerin ayrıntılı biçimde incelenmesini isteyen Ökte, şu ifadeleri kullandı:

“Her gün milyarlarca liralık kaldıraç kullanılarak pozisyon açılan vadeli piyasalarımız dahil, topyekûn tüm işlemlerin gözden geçirilmesi gerekiyor.”

Bu çağrı, fon krizinden önce yaşanan fiyat hareketlerinin ve büyük pozisyon değişimlerinin yalnızca spot hisse senedi piyasası üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği tartışmasını gündeme taşıdı.

Kritik soru: Tasfiye öncesinde kim, ne biliyordu?

Ökte'nin gündeme getirdiği en önemli konu, 16 Eylül'de başlayan tasfiye sürecine ilişkin bilgilerin önceden bazı piyasa oyuncularına ulaşıp ulaşmadığı.

Fon yöneticisi, A Haber'de yaptığı ve sonrasında tartışma yaratan açıklamalarında, tasfiye öncesinde büyük satış veya kısa pozisyon işlemleri gerçekleştiren yatırımcıların araştırılması gerektiğini savunmuştu.

Ökte'nin yönelttiği soru şöyle:

“Tasfiye öncesi kim ne biliyordu? Ve para kazanmak adına ne aksiyon aldı?”

Ökte, krize ilişkin bilgiye önceden ulaşmış olabilecek kişilerin vadeli işlem piyasasında büyük kısa pozisyonlar açmış veya hisse senedi portföylerini yüksek fiyatlardan satmış olabileceği ihtimalinin araştırılmasını istedi.

Bu çerçevede şu değerlendirmeyi yaptı:

“Krizin bilgisini önden alıp vadeli işlem piyasasında büyük short pozisyon açıp ya da hisse senedi portföyünü 3 dolarlardan boşaltıp 2,40'larda almaya başlayan kişiler hiç yok mu? Olduğuna eminim, bu işlemler incelenmeyecek mi?”

Ökte ayrıca ağustos ve eylül başında piyasanın düşeceği beklentisiyle büyük pozisyonlar açan ve son dönemde bu pozisyonları kapatmaya başlayan yatırımcıların işlemlerinin de incelenmesini istedi.

“Emin olun çok enteresan tablolar göreceksiniz orada” sözleriyle, ayrıntılı bir incelemenin dikkat çekici sonuçlar ortaya çıkarabileceğini savundu.

Ancak bu değerlendirmelerin henüz kanıtlanmış bir usulsüzlüğe değil, araştırılması talep edilen olası işlemlere ilişkin olduğunu belirtmek gerekiyor.

SPK yasal işlemlerle manipülasyonu ayırabilir

Ökte, açıklamalarının yanlış yorumlandığını belirterek her kısa pozisyonun şüpheli veya yasa dışı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini özellikle vurguladı.

Vadeli işlem piyasalarında yatırımcılar, hisse senedi fiyatlarının düşeceği beklentisiyle kısa pozisyon açabiliyor.

Bu işlemler piyasanın olağan işleyişinin bir parçası.

Ayrıca büyük hisse senedi portföylerine sahip yatırımcılar, olası fiyat düşüşlerine karşı kendilerini korumak amacıyla vadeli piyasalarda kısa pozisyon kullanabiliyor.

Finans piyasalarında bu yöntem hedge, yani riskten korunma işlemi olarak adlandırılıyor.

Ökte, özellikle bu tür işlemlerin soruşturma kapsamında yanlış değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

“Hisse senedi uzun pozisyonlanmaya karşı bir koruma (hedge) güdüsüyle hareket edip açık pozisyon açanları direkt dışarıda tutmak farzdır” diyen Ökte, SPK uzmanlarının meşru korunma işlemleriyle manipülatif faaliyetleri birbirinden ayırabilecek teknik kapasiteye sahip olduğunu belirtti.

Ökte'ye göre kurumsal yatırımcıların gerçekleştirdiği korunma işlemleri ve olağan kısa vadeli alım satımlar, olası bilgi suistimali işlemleriyle aynı kategoride değerlendirilmemeli.

Tasfiye sonrasında düşüşe oynayanlar suçlu değil

Ökte, Türkiye'nin yabancı yatırımcıların da vadeli piyasalarda yoğun işlem yaptığı önemli bir gelişen ülke piyasası olduğunu hatırlattı.

Bu nedenle fiyat düşüşü beklentisiyle pozisyon alınmasının tek başına suç veya manipülasyon göstergesi sayılamayacağını vurguladı.

Özellikle 16 Eylül'de tasfiye sürecinin başlamasının ardından yatırımcıların piyasanın düşeceği beklentisiyle pozisyon açmasının doğal olduğunu belirtti.

Bu tür işlemlerin, kamuoyuna açıklanmış bilgiler ışığında gerçekleştirildiği ve piyasa kurallarına uygun olduğu sürece yasal olduğunu ifade etti.

Ökte şöyle konuştu:

“Tabii ki 16 Eylül tasfiye süreci sonrası doğal spekülatif, piyasanın düşüşüne pozisyon açan ve para kazanan ve hedge amaçlı olan işlemler olacaktır. Bu işlemler legaldir.”

Dolayısıyla soruşturmanın odağında, piyasanın düşeceğini doğru tahmin eden yatırımcılar değil, kamuoyuna açıklanmamış önemli bilgilere dayanarak işlem yapmış olabilecek kişiler bulunmalı.

Ökte'nin açıklamalarındaki temel ayrım da burada ortaya çıkıyor.

Büyük çıplak kısa pozisyonlar incelenmeli

Ökte, meşru korunma işlemlerinin soruşturma dışında tutulması gerektiğini belirtmekle birlikte, büyük ölçekli çıplak kısa pozisyonların ayrıntılı biçimde incelenmesini istedi.

Çıplak kısa pozisyon, yatırımcının mevcut bir hisse senedi portföyünü koruma amacı olmadan, doğrudan fiyat düşüşünden kazanç sağlamak için açtığı kısa pozisyonu ifade ediyor.

Bu tür pozisyonların varlığı da tek başına yasa dışı bir işlem anlamına gelmiyor.

Ancak Ökte'ye göre tasfiye süreci öncesinde açılan olağan dışı büyüklükteki pozisyonların zamanlaması ve bunları gerçekleştiren yatırımcıların bilgiye erişimi araştırılmalı.

Özellikle tasfiye kararından önce açılan ve borsadaki sert düşüşün ardından kapatılan büyük pozisyonların incelenmesi gerektiğini savundu.

Buradaki temel mesele, işlemlerin kârlı olup olmadığı değil, kamuya açıklanmamış bir bilginin haksız kazanç elde etmek amacıyla kullanılıp kullanılmadığı.

Bu ayrım, soruşturmanın hem etkinliği hem de piyasanın sağlıklı işleyişi açısından önem taşıyor.

Borsada 98 milyar dolarlık kayıp

Işık Ökte, fon tasfiye süreciyle başlayan dönemde Borsa İstanbul'da yaşanan piyasa değeri kaybının büyüklüğüne de dikkat çekti.

Ökte'nin verdiği rakamlara göre borsanın toplam piyasa değeri 98 milyar dolar azaldı.

Türk lirası cinsinden kayıp ise yaklaşık 4,6 trilyon liraya ulaştı.

Ökte ayrıca Borsa İstanbul'da işlem gören 631 hissenin toplam piyasa değerinin 298 milyar dolara gerilediğini belirtti.

Bu tutarın Türkiye'nin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 20 altına indiğini söyleyen Ökte, benzer bir durumun 2008 küresel finans krizinden sonra ikinci kez yaşandığını ifade etti.

Bu rakamlar, Ökte'nin değerlendirmeleri olup piyasa değerindeki azalmanın tamamının doğrudan fon soruşturmasından kaynaklandığını göstermiyor.

Bununla birlikte kaybın büyüklüğü, soruşturmanın sermaye piyasaları üzerindeki etkilerinin neden yakından izlendiğini ortaya koyuyor.

Ökte, böylesine olağanüstü bir dönemde SPK'nin üstlendiği sorumluluğun daha da arttığını vurguladı.

6,5 milyon yatırımcıya karşı sorumluluk

Ökte, soruşturmanın kapsamlı biçimde yürütülmesinin yalnızca olası usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması açısından değil, piyasa güveninin yeniden sağlanması bakımından da gerekli olduğunu belirtti.

Türkiye'deki yaklaşık 6,5 milyon borsa yatırımcısına dikkat çeken Ökte, sermaye piyasalarının sağlıklı işlemesi için tüm şüpheli işlemlerin aynı titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Fon mağdurlarının tasfiye fonundan mümkün olan en yüksek tutarı geri alabilmesinin de önemine işaret etti.

Ökte, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Piyasalarımızın sağlıklı işleyişi ve mağdurların tasfiye fonundan en yüksek miktarı geri alabilmeleri adına bunları yapmak zorundayız. 6,5 milyon borsa yatırımcısına bu olağanüstü zor dönemde en azından bunu borçluyuz.”

Soruşturmanın kapsamı neden önemli?

Fon skandalı, sermaye piyasalarında yalnızca belirli fonların veya hisse senetlerinin incelendiği bir süreç olmaktan çıktı.

Piyasa güveni, yatırımcıların korunması ve finansal işlemlerin denetlenmesi gibi daha geniş sorunları gündeme taşıdı.

Işık Ökte'nin açıklamaları, soruşturmanın hangi işlemleri kapsaması gerektiği konusunda yeni bir tartışma başlatıyor.

Ökte'nin temel iddiası, olası bilgi suistimalinin yalnızca fonlardan para çekilmesi veya hisse senedi satışı yoluyla gerçekleşmiş olmayabileceği.

Tasfiye sürecine ilişkin kamuya açıklanmamış önemli bilgilerin önceden öğrenilmiş olması halinde, bu bilgiler vadeli piyasalarda kısa pozisyon açmak amacıyla da kullanılmış olabilir.

Ancak böyle bir olasılığın araştırılması, tüm kısa pozisyon sahiplerinin şüpheli ilan edilmesi anlamına gelmemeli.

Vadeli işlem piyasalarının önemli işlevlerinden biri, yatırımcıların risklerini yönetmelerine imkân sağlaması.

Bu nedenle etkin bir incelemenin, işlemlerin zamanlamasını, büyüklüğünü, ekonomik gerekçesini ve olası bilgi bağlantılarını birlikte değerlendirmesi gerekiyor.

Ökte'nin çağrısının merkezinde tek bir soru bulunuyor: 16 Eylül'deki tasfiye süreci başlamadan önce kimler ne biliyordu ve bu bilgileri kullanarak işlem yapanlar oldu mu?

Bu sorunun yanıtlanması, hem olası usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması hem de yasal yatırım faaliyetleriyle bilgi suistimalinin birbirinden ayrılması açısından kritik önem taşıyor.

Cumhuriyet, alıntıdır

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler