Dolar/TL49,69
0.07%
Euro/TL55,67
0.16%
Gram Altın6.406,09
1.31%
BIST 10011.116,99
0.92%
Brent Petrol$111,66
2.76%
Gümüş/Ons$53,96
1.90%
Gedik Yatırım
Borsa İstanbul

Borsa Stratejisi: BIST 100 İçin 19.380 Puan Hedefi, 2027'de Kârlılıkta Güçlü Toparlanma Beklentisi

Borsa strateji raporunda BIST 100 için 19.380 puan hedef ve %58 yükseliş potansiyeli öngörüldü. 2027'de reel net kâr büyümesinin %21,2'ye ulaşması bekleniyor. Model portföydeki 10 hisse ve sektör tercihleri.

24 Ekim 2026

Borsa Stratejisi: BIST 100 İçin 19.380 Puan Hedefi, 2027'de Kârlılıkta Güçlü Toparlanma Beklentisi

Borsa İstanbul, 2026 yılında gelişmekte olan piyasalardan belirgin biçimde negatif ayrışırken, şirketlerin kârlılık görünümü de yüksek faizler, enerji maliyetleri ve küresel belirsizliklerin baskısı altında kalıyor. Yeni borsa strateji raporunda BIST 100 Endeksi için 19.380 puan hedefi ve %58 yükseliş potansiyeli öngörülüyor. Rapora göre 2027 yılında şirket kârlarında toparlanma beklenirken, yatırım stratejisinde büyük ölçekli, likit, güçlü nakit akışına sahip ve fiyatlama gücü yüksek şirketler ön plana çıkıyor.

Borsa İstanbul gelişmekte olan piyasalardan negatif ayrıştı

2026 yılında Borsa İstanbul'un performansı, diğer gelişmekte olan ülke borsalarının önemli ölçüde gerisinde kaldı.

Strateji raporuna göre BIST 100 Endeksi yılbaşından bu yana Türk lirası bazında %9 yükselmesine rağmen, ABD doları bazında yaklaşık %5 değer kaybetti.

Aynı dönemde MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi %21 yükseldi. Böylece iki endeks arasında dolar bazında 26 yüzde puanlık performans farkı oluştu.

Göreli getiri açısından bakıldığında MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi, BIST 100'ü yaklaşık %28 geride bıraktı.

Son üç yıllık performans ise daha belirgin bir ayrışmaya işaret ediyor.

Bu dönemde MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi yaklaşık %82 değer kazanırken, BIST 100 dolar bazında %16 geriledi.

Raporda, gelişmekte olan piyasaların BIST 100'e kıyasla üç yıllık kümülatif göreli getiri avantajının yaklaşık %116'ya ulaştığı hesaplanıyor.

Hangi sektörler güçlü, hangileri zayıf kaldı?

Borsa İstanbul'un genelindeki zayıf performansa rağmen sektörler arasında önemli farklılıklar yaşandı.

Rapora göre savunma, petrol ve kimya, bilgi teknolojileri ve metal sektörleri, piyasanın göreli olarak daha dirençli alanları arasında yer aldı.

Buna karşılık aracı kurumlar, tekstil, bankacılık, gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve ulaştırma sektörleri en zayıf performans gösteren gruplar arasında sıralandı.

Bu ayrışma, yatırımcıların yalnızca makroekonomik gelişmelere değil, şirketlerin faaliyet alanlarına, finansman ihtiyaçlarına ve nakit yaratma kapasitelerine de giderek daha fazla önem verdiğini ortaya koyuyor.

2026'da şirket kârlılığı üzerindeki baskı sürecek

Strateji raporunda 2026 yılının geri kalanında şirketlerin kârlılık koşullarının zorlu seyretmesi bekleniyor.

Bu görünümün arkasında üç temel unsur bulunuyor: Orta Doğu'daki çatışmaların devam etmesi, küresel enflasyon baskılarının yeniden güçlenmesi ve ABD tahvil faizlerinin yüksek seviyelerde kalması.

Özellikle petrol, motorin ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, şirketlerin üretim ve taşımacılık maliyetlerini artırıyor.

Tedarik zincirlerindeki belirsizlikler de operasyonel planlamayı zorlaştırıyor.

Türkiye'de yüksek enflasyon ve finansman maliyetleri, şirketlerin kâr marjlarını sınırlayan diğer önemli faktörler olarak öne çıkıyor.

Raporda, bu koşullar altında 2026 yılına ilişkin reel kâr büyüme tahminlerinin aşağı yönlü revize edildiği belirtiliyor.

Kâr tahminleri düşürüldü: Bankalarda reel daralma bekleniyor

Raporda takip kapsamındaki şirketler için 2026 yılı reel FAVÖK büyüme tahmini %6,4'ten %3,5'e indirildi.

Reel net kâr büyüme beklentisi ise %5,4'ten %4,8'e düşürüldü.

Bankacılık sektöründe daha belirgin bir bozulma öngörülüyor.

Daha önce bankaların reel net kârında %4,2 büyüme beklenirken, yeni tahmin %2,9 daralmaya işaret ediyor.

Bu revizyonlar, yüksek finansman maliyetleri ve ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın şirket bilançolarına yansımaya devam edeceği beklentisini ortaya koyuyor.

Ancak raporda 2027 yılı için daha olumlu bir görünüm çiziliyor.

2027'de net kârlarda %21,2 büyüme beklentisi

Strateji raporunun temel varsayımı, 2027 yılında makroekonomik koşulların iyileşmesiyle birlikte şirket kârlılığının yeniden güçlenmesi.

Takip kapsamındaki şirketler için 2027 yılı tahminleri şöyle:

  • Reel FAVÖK büyümesi: %7,8

  • Reel net kâr büyümesi: %21,2

  • Bankacılık sektöründe reel net kâr büyümesi: %30,1

Bankacılık sektörünün 2026 yılında reel kâr daralması yaşadıktan sonra 2027'de güçlü bir toparlanma kaydetmesi bekleniyor.

Bu görünümün gerçekleşmesi, dezenflasyon sürecinin devam etmesine, faizlerin gerilemesine ve ekonomik aktivitenin yeniden ivme kazanmasına bağlı olacak.

TCMB'den ölçülü faiz indirimleri bekleniyor

Raporda Türkiye'de ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın dezenflasyon sürecini destekleyeceği değerlendiriliyor.

Raporun faiz patikasına ilişkin baz senaryosunda, parasal gevşemenin ekim ayında başlayabileceği, politika faizinin 2026 sonunda %35'e gerileyebileceği ve 2027'nin ilk yarısında 5-6 yüzde puanlık ilave indirim yapılabileceği öngörülüyor.

Bununla birlikte küresel faiz oranlarının yüksek seyretmesinin, Türkiye'deki şirketlerin risk primleri ve finansman maliyetleri üzerinde baskı yaratabileceği belirtiliyor.

Bu nedenle faiz indirimlerinin ölçülü bir hızda ilerlemesi bekleniyor.

Rapora göre nominal faizlerin yüksek kalması, mevduat ve para piyasası fonlarının hisse senetlerine güçlü alternatifler olmayı sürdürmesine neden olacak.

Bu ortamda borsadaki olası yükselişin bütün hisselere eşit ölçüde yayılması yerine, şirketlerin kârlılık kalitesi ve bilanço gücüne göre farklılaşması bekleniyor.

ABD tahvil faizleri ve seçimler küresel piyasalar açısından kritik

Strateji raporunda ABD ekonomisi ve tahvil piyasası da Türkiye hisse senetlerinin görünümünü etkileyen temel unsurlar arasında değerlendiriliyor.

Baz senaryoda Fed'in sıkı para politikası duruşunu koruması ve küresel büyümenin zayıf seyretmesiyle ABD 10 yıllık tahvil faizinin %5'in üzerinde kalacağı tahmin ediliyor.

Yüksek ABD tahvil faizleri, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını sınırlayabilecek ve Türk şirketlerinin finansman koşullarını zorlaştırabilecek bir risk olarak görülüyor.

Raporda yaklaşan ABD Kongre seçimlerinin ekonomi politikalarının yönü ve Orta Doğu'daki çatışmaların seyri açısından daha fazla netlik sağlayabileceği de değerlendiriliyor.

Kongre'de bölünmüş bir siyasi yapının ortaya çıkması durumunda Beyaz Saray'ın bütçe ve harcama programlarını uygulama alanının daralabileceği belirtiliyor.

Böyle bir senaryoda mali genişleme ve tahvil ihraçlarından kaynaklanan baskının hafiflemesi, ABD tahvil faizlerinde düşüşü destekleyebilir.

Öte yandan yürütme organının Fed üzerindeki baskısının artmasının, merkez bankasının bağımsızlığına ilişkin algıyı olumsuz etkileyerek enflasyon beklentilerini ve tahvil faizlerini yükseltebileceği uyarısı yapılıyor.

BIST 100 hedefi 19.380 puan: %58 yükseliş potansiyeli

Raporda BIST 100 Endeksi için 19.380 puan hedef belirleniyor.

Bu hedef, raporda esas alınan endeks seviyesine göre %58 yükseliş potansiyeline işaret ediyor.

Bununla birlikte önümüzdeki üç aylık dönemde Borsa İstanbul'un geneline ilişkin temkinli-nötr görüş korunuyor.

Raporda kısa vadede piyasanın tamamına yönelik güçlü bir yükseliş beklentisinden ziyade, büyük ölçekli ve likit şirketlerde seçici fırsatlara dikkat çekiliyor.

Takip kapsamındaki şirketlerin hedef fiyatlarına göre hesaplanan yükseliş potansiyelleri ise şöyle:

  • Bankalar: %43

  • Sigorta şirketleri: %72

  • Sanayi şirketleri: %61

  • Holdingler: %63

Bu oranlar, raporda yer alan şirket hedef fiyatlarının mevcut piyasa değerlerine göre sunduğu potansiyeli gösteriyor.

Türk hisseleri gelişmekte olan piyasalara göre iskontolu

Raporda Türkiye hisse senedi piyasasının, diğer gelişmekte olan ülke borsalarına kıyasla önemli bir değerleme iskontosuyla işlem gördüğü vurgulanıyor.

2027 yılı tahminlerine göre Türk hisselerinin iskontosu:

  • Fiyat/kazanç (F/K) çarpanında: Yaklaşık %57

  • Firma değeri/FAVÖK (FD/FAVÖK) çarpanında: Yaklaşık %51

Bankacılık sektöründe de benzer bir görünüm bulunuyor.

Türk bankalarının 2027 tahminleri üzerinden hesaplanan piyasa değeri/defter değeri (PD/DD) çarpanına göre, gelişmekte olan ülke benzerlerine kıyasla yaklaşık %54 iskontoyla işlem gördüğü belirtiliyor.

Raporda bu değerleme farkının, makroekonomik koşulların iyileşmesi ve risk iştahının toparlanması durumunda Türk hisselerine yönelik ilgiyi artırabileceği değerlendiriliyor.

Ancak düşük değerleme çarpanlarının tek başına yükseliş için yeterli olmadığı, şirket kârlılığındaki toparlanmanın da önem taşıdığı anlaşılıyor.

Büyük ölçekli ve likit hisselerde ortalamaya dönüş beklentisi

Raporda öne çıkan yatırım teması, büyük ölçekli ve likit şirketlere yeniden yöneliş.

En büyük ve en likit 10 banka dışı hisse ile Bankacılık Endeksi'nin eşit ağırlıklandırılmasıyla oluşturulan bileşik sepetin, MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi'ne kıyasla tarihsel ortalamasının yaklaşık iki standart sapma altına gerilediği hesaplanıyor.

Rapora göre bu büyüklükteki göreli değerleme farkının uzun süre korunması zor olabilir.

Risk iştahının iyileşmesi durumunda bankalar ve banka dışı büyük ölçekli şirketlerin, yüksek likiditeleri ve kurumsal yatırımcılar açısından erişilebilir olmaları sayesinde aradaki performans farkını kapatma potansiyeli taşıdığı değerlendiriliyor.

Bununla birlikte şirket seçiminde yalnızca ucuz değerlemeler değil, bilanço kalitesi de belirleyici olacak.

Hisse seçiminde üç kriter: Likidite, nakit akışı ve fiyatlama gücü

Raporda 2026'nın geri kalanında şirketler arasında belirgin bir performans ayrışması bekleniyor.

Bu nedenle hisse seçiminde üç temel özelliğe öncelik veriliyor:

  • Yüksek likidite: Kurumsal yatırımcıların kolaylıkla işlem yapabildiği, büyük ölçekli şirketler.

  • Düşük finansman ihtiyacı: Yüksek faiz ortamında borçlanmaya daha az ihtiyaç duyan ve güçlü nakit akışı üreten şirketler.

  • Güçlü fiyatlama gücü: Artan maliyetleri satış fiyatlarına yansıtabilen ve kâr marjlarını koruyabilen işletmeler.

Raporda, 2027 bütçeleri ve kârlılık performansları açısından şirketler arasındaki ayrışmanın, değerleme çarpanlarındaki genel genişlemeden çok kâr kalitesi üzerinden gerçekleşmesi bekleniyor.

Hangi sektörler tercih ediliyor?

Orta vadeli yatırım stratejisinde dezenflasyon, faiz indirimleri ve ekonomik toparlanmadan yararlanabilecek sektörler ön plana çıkarılıyor.

Raporda tercih edilen sektörler arasında bankacılık, çeşitlendirilmiş holdingler, sağlık, hızlı servis restoranları, ticari gayrimenkul, havacılık, elektrikli ekipman üreticileri ve ihracat odaklı seçilmiş sanayi şirketleri bulunuyor.

Bankaların faiz indirim döngüsünden, holdinglerin net aktif değer iskontolarındaki olası daralmadan yararlanabileceği değerlendiriliyor.

Sağlık ve hızlı servis restoranları daha defansif büyüme özellikleriyle dikkat çekerken, havacılıkta küresel yolcu trafiğindeki artış önemli bir yatırım teması olarak görülüyor.

Elektrikli ekipman üreticilerinde enerji dönüşümü, ihracat odaklı sanayi şirketlerinde ise operasyonel toparlanma potansiyeli öne çıkıyor.

Model portföyde hangi hisseler var?

Strateji raporunda farklı yatırım temalarından yararlanmak amacıyla oluşturulan model portföyde 10 şirket bulunuyor.

Model portföy hisseleri:

  • Aksa Akrilik

  • Astor Enerji

  • Doğan Holding

  • Garanti BBVA

  • MLP Sağlık

  • Rönesans Gayrimenkul

  • Sabancı Holding

  • TAB Gıda

  • Türk Hava Yolları

  • Yapı Kredi

Model portföyde bankacılık ve holdinglerin yanı sıra sağlık, gıda, havacılık, gayrimenkul, enerji ekipmanları ve sanayi şirketlerine de yer veriliyor.

Portföyün temel yatırım temaları arasında dezenflasyon, faiz indirimleri, güçlü nakit yaratma kapasitesi, temettü potansiyeli, defansif büyüme, enerji dönüşümü ve sanayi şirketlerindeki toparlanma bulunuyor.

Sonuç: 2026'da temkin, 2027'de toparlanma beklentisi

Strateji raporunun temel mesajı, 2026 yılında Borsa İstanbul'da şirket kârlılığının baskı altında kalmaya devam edeceği, ancak 2027 yılında daha güçlü bir toparlanma yaşanabileceği yönünde.

BIST 100 için belirlenen 19.380 puanlık hedef önemli bir yükseliş potansiyeline işaret etse de kısa vadeli piyasa görünümünde temkinli yaklaşım korunuyor.

Yüksek küresel faizler, Orta Doğu'daki çatışmalar, enerji maliyetleri ve Türkiye'deki finansman koşulları başlıca risk unsurları olmaya devam ediyor.

Buna karşılık Türk hisselerinin gelişmekte olan piyasalara göre yüksek değerleme iskontosu ve 2027 yılına ilişkin kâr toparlanması beklentisi, orta vadeli fırsatların temelini oluşturuyor.

Rapora göre önümüzdeki dönemin ana yatırım stratejisi, genel bir piyasa yükselişine güvenmekten ziyade, güçlü bilançosu, yüksek likiditesi ve sürdürülebilir kârlılığı bulunan kaliteli şirketlere yönelmek olacak.

Gedik Yatırım Strateji Raporu'ndan alıntı. Rapor 13 Ekim'de yayınlanmıştır.

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler