Dolar/TL49,79
0.02%
Euro/TL55,60
0.10%
Gram Altın6.482,56
0.31%
BIST 10011.192,37
0.36%
Brent Petrol$110,82
0.07%
Gümüş/Ons$54,08
0.49%
Gedik Yatırım
Politika

ANKETLER: Ekonomi Yönetimine Güven Dibe Vurdu, Fon Krizi Türkiye'nin En Önemli Sorunları Arasına Girdi

ASAL'a göre ekonomi yönetimine güvensizlik %73,5. Fon krizi, diğer anketlerde de Türkiye'nin en önemli sorunları arasına girdi.

27 Ekim 2026

ANKETLER: Ekonomi Yönetimine Güven Dibe Vurdu, Fon Krizi Türkiye'nin En Önemli Sorunları Arasına Girdi

ASAL Araştırma'nın ekim anketine göre vatandaşların yüzde 73,5'i ekonomi yönetimine güvenmiyor. Daha da dikkat çekici olan, yatırım fonu ve borsa krizinin yüzde 26,5 ile Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu olarak gösterilmesi. BETİMAR'ın araştırması da fon krizinin ülkenin başlıca sorunları arasına girdiğini doğruluyor. Diğer anketler ise vatandaşların ekonomi yönetimini ve denetleyici kurumları sorumlu tuttuğunu, sorumluların cezalandırılacağına ve yatırımcıların zararlarının karşılanacağına ilişkin ciddi kuşkular taşıdığını gösteriyor. Böylece fon krizi, yalnızca mağdur yatırımcıların değil, geniş toplum kesimlerinin de gündemine yerleşmiş durumda.

ASAL: Her Dört Kişiden Üçü Ekonomi Yönetimine Güvenmiyor

Türkiye'de yatırım fonları ve borsada yaşanan kriz, ekonomi yönetimine duyulan güvenin sorgulandığı bir dönemde kamuoyunun en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.

ASAL Araştırma'nın Ekim 2026'da 28 ilde 2 bin 20 kişiyle gerçekleştirdiği anket, ekonomi yönetimine yönelik güvensizliğin boyutlarını ortaya koydu.

Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 37,5'i ekonomi yönetimine "Hiç güvenmiyorum", yüzde 36'sı ise "Güvenmiyorum" yanıtını verdi.

Böylece ekonomi yönetimine güvenmediğini belirtenlerin toplam oranı yüzde 73,5'e ulaştı.

Buna karşılık ekonomi yönetimine güvendiğini söyleyenlerin oranı yalnızca yüzde 9,3, çok güvendiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 1,5 oldu.

Toplamda ekonomi yönetimine güven duyduğunu ifade edenlerin oranı yüzde 10,8'de kaldı.

Katılımcıların yüzde 9'u ne güvendiğini ne de güvenmediğini söylerken, yüzde 6,7'si görüş bildirmedi.

Başka bir ifadeyle, ekonomi yönetimine güvenmediğini söyleyenlerin oranı, güven duyduğunu belirtenlerin yaklaşık yedi katına ulaşıyor.

Bu sonuç tek başına fon krizinin yarattığı bir güvensizlik olarak yorumlanamaz. Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, gelir kaybı ve ekonomik belirsizlikler de vatandaşların değerlendirmelerini etkiliyor.

Ancak aynı araştırmanın ekonomik sorunlara ilişkin bulguları, fon krizinin bu güvensizlik ortamında ne kadar görünür hale geldiğini gösteriyor.

Fon Krizi Enflasyonu Bile Geride Bıraktı

ASAL'ın katılımcılara yönelttiği "Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu nedir?" sorusuna verilen yanıtlar, alışılmış sıralamanın değiştiğine işaret ediyor.

Araştırmada yatırım fonu ve borsa krizi yüzde 26,5 ile ilk sırada yer aldı.

Enflasyonun yüksekliği yüzde 22,2 ile ikinci, gıda fiyatlarındaki artış ise yüzde 13 ile üçüncü sırada geldi.

Diğer yanıtlar şöyle sıralandı:

  • Kira ve konut fiyatlarının yüksekliği: Yüzde 6,8

  • Elektrik, su, doğal gaz ve aidatların yüksekliği: Yüzde 5,5

  • İşsizlik: Yüzde 5

  • Faizlerin yüksekliği: Yüzde 5

  • Ekonomi yönetimi: Yüzde 4,8

  • Akaryakıt fiyatlarının yüksekliği: Yüzde 3,7

Katılımcıların yüzde 1,4'ü ekonomide sorun olmadığını belirtirken, yüzde 3'ü görüş bildirmedi.

Bu sonuçların en dikkat çekici yönü, doğrudan yatırım fonlarıyla ilgisi olmayan milyonlarca vatandaşın günlük yaşamını etkileyen enflasyon, gıda ve konut fiyatlarının, tek başına yatırım fonu ve borsa krizinin gerisinde kalması.

Fon krizinin bu kadar yüksek bir oranla ilk sıraya yerleşmesi, meselenin artık yalnızca finans piyasalarındaki kayıplarla açıklanamayacağını düşündürüyor.

Fon Krizi Artık Yalnızca Yatırımcıların Sorunu Değil

Yatırım fonları ve borsada yaşanan sorunlar başlangıçta ağırlıklı olarak birikimlerini bu araçlarda değerlendiren yatırımcıları etkiliyordu.

Fonların tasfiyesi, yatırımcıların paralarına erişimde karşılaştıkları güçlükler, zararların nasıl karşılanacağı ve soruşturmaların kapsamı tartışmanın merkezindeydi.

Ancak son anketler, krizin toplumdaki algısının değiştiğine işaret ediyor.

Fon krizinin doğrudan mağdurlarıyla sınırlı kalmayan bir kamuoyu endişesine dönüşmesinin birkaç olası nedeni bulunuyor.

İlk olarak, vatandaşlar finansal sistemdeki sorunları yalnızca yatırımcıların kayıpları açısından değil, tasarruflarının güvenliği açısından da değerlendirebilir.

İkinci olarak, yatırım fonlarının denetlenmesinde yaşandığı ileri sürülen eksiklikler, kamu kurumlarının görevlerini ne ölçüde yerine getirdiği sorusunu gündeme getiriyor.

Üçüncü olarak, sorumluların cezalandırılıp cezalandırılmayacağı ve mağdurların zararlarının karşılanıp karşılanmayacağı, ekonomik olduğu kadar hukuki ve siyasi bir tartışmaya dönüşmüş durumda.

Dolayısıyla mesele yalnızca borsanın ne kadar düştüğü veya hangi fonların tasfiye edildiği değil.

Kriz, vatandaşların devletin denetim kapasitesine, finansal sistemin güvenilirliğine ve ekonomi yönetiminin sorunları çözme becerisine ilişkin değerlendirmelerinin bir parçası haline geliyor.

Anketlerin ortaya koyduğu asıl değişim de burada.

ASAL'ın İkinci Bulgusu: Ülkenin En Büyük İkinci Sorunu

ASAL'ın ekim ayında yayımlanan bir başka soru seti, fon krizinin yalnızca ekonomik sorunlar arasında değil, Türkiye'nin genel sorunları arasında da üst sıralara çıktığını gösteriyor.

4-10 Ekim tarihlerinde gerçekleştirildiği belirtilen araştırmada, katılımcılara Türkiye'nin en önemli sorunu soruldu.

Yanıtlar şöyle sıralandı:

  • Ekonomi, enflasyon ve hayat pahalılığı: Yüzde 46,6

  • Fon krizi: Yüzde 16,5

  • Adaletsizlik: Yüzde 9,2

  • Eğitim: Yüzde 5,3

Bu sıralamada fon krizi, hayat pahalılığının ardından Türkiye'nin en önemli ikinci sorunu olarak öne çıkıyor.

ASAL'ın yüzde 16,5 ve yüzde 26,5'lik sonuçları arasında bir çelişki bulunmuyor.

İlk soru Türkiye'nin genel sorunlarını, ikinci soru ise ekonominin en önemli sorununu ölçüyor. Bu nedenle iki oran farklı soru çerçevelerine ait ve aralarındaki fark kamuoyu endişesinde zaman içinde yaşanan bir artış olarak yorumlanmamalı.

Bununla birlikte iki sonuç aynı noktaya işaret ediyor: Fon krizi artık yalnızca finans piyasalarına özgü bir başlık değil, ülke gündeminin önemli sorunlarından biri olarak algılanıyor.

BETİMAR da Doğruluyor: Fon Krizi İlk Üçte

Fon krizinin toplum genelinde önemli bir sorun haline geldiğini gösteren tek araştırma ASAL'a ait değil.

BETİMAR'ın ekim ayında gerçekleştirilen ve 23 Ekim'de kamuoyuna yansıyan araştırmasında da fon krizi öne çıktı.

Araştırmada:

  • Hayat pahalılığı yüzde 71,3,

  • "Terörsüz Türkiye" süreci yüzde 19,6,

  • Fon krizi yüzde 16,3

oranında belirtildi.

Böylece fon krizi, BETİMAR araştırmasında da ülkenin başlıca üç gündem maddesi arasında yer aldı.

BETİMAR'ın sonuçları ASAL ile bire bir karşılaştırılamaz. Soru biçimleri ve yanıt yöntemleri farklı olabileceğinden yüzdelerin aynı şeyi ölçtüğü varsayılmamalı.

Ancak birbirinden bağımsız iki araştırma kuruluşunun fon krizini ulusal sorunlar sıralamasında üst sıralarda bulması, gelişmenin yalnızca finans piyasalarıyla sınırlı kalmadığını gösteren önemli bir bulgu.

BETİMAR'ın bir diğer sonucu ise krizin siyasi etkilerine ışık tutuyor.

Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 50,5'i fon soruşturmasının hükümete duyulan güveni azaltacağını düşünüyor.

Bu oran, fon krizinin kamuoyunda ekonomi yönetiminin performansıyla ilişkilendirildiğine işaret ediyor.

Vatandaş Kimi Sorumlu Tutuyor?

Fon krizinin siyasi ve kurumsal boyutlarını ortaya koyan diğer araştırmalar da benzer bir güvensizlik tablosu çiziyor.

Areda Survey'in 30 Eylül-4 Ekim tarihlerinde gerçekleştirdiği araştırmada katılımcıların yüzde 42'si yaşananlardan ekonomi yönetimini sorumlu tuttu.

ADA Araştırma'nın 10-15 Ekim tarihli çalışmasında ise yüzde 32,7, sorumluluğu kamu düzenleme ve denetleme kurumlarına yükledi.

Ank-Ar'ın 30 Eylül-8 Ekim tarihlerindeki araştırmasında da katılımcıların yüzde 31,9'u hükümeti ve ekonomi yönetimini sorumlu gösterdi.

Bu oranlar farklı araştırmalardan elde edildiği için doğrudan karşılaştırılamaz.

Ancak ortak bir eğilim dikkat çekiyor.

Vatandaşların önemli bir bölümü, fon krizini yalnızca fon yöneticilerinin veya piyasa aktörlerinin davranışlarıyla açıklamıyor.

Kamu otoritelerinin denetim sorumluluğu ve ekonomi yönetiminin rolü de sorgulanıyor.

Bu bulgu, finansal piyasalarda yaşanan bir krizin neden daha geniş bir kamuoyu tartışmasına dönüştüğünü anlamak açısından önemli.

AREA: Sorumluların Cezalandırılacağına da Güven Az

Ekonomi yönetimine duyulan güvensizliğin bir başka boyutu, fon krizinin ardından yürütülen soruşturmaların sonuçlarına ilişkin beklentilerde ortaya çıkıyor.

AREA Araştırma'nın 5-9 Ekim tarihlerinde gerçekleştirdiği ankette, katılımcıların yüzde 59,4'ü sorumluların gerektiği gibi soruşturulup cezalandırılacağına inanmadığını belirtti.

Daha da önemlisi, yüzde 61,9'u usulsüz kazançların geri alınarak mağdurlara iade edileceğine güvenmediğini ifade etti.

Bu iki sonuç, kamuoyundaki endişenin yalnızca geçmişte yaşanan mali kayıplardan kaynaklanmadığını gösteriyor.

Vatandaşlar, kriz sonrasında adaletin sağlanıp sağlanamayacağı ve zararın telafi edilip edilemeyeceği konusunda da ciddi kuşkular taşıyor.

Bir finansal krizin etkileri, doğrudan parasal kayıpların ötesine geçtiğinde güven sorunu daha geniş bir alana yayılabiliyor.

Finansal kurumlara duyulan güven, denetleyici kurumların itibarı ve hukuki süreçlerin sonuçlarına ilişkin beklentiler birbirini etkiliyor.

AREA'nın bulguları da fon krizinin bu boyutuna dikkat çekiyor.

Ekonomi Yönetimi Açısından Asıl Sorun Güven Kaybı

ASAL'ın yüzde 73,5'lik güvensizlik sonucu ile diğer araştırmaların fon krizine ilişkin bulguları birlikte değerlendirildiğinde, ekonomi yönetiminin karşı karşıya olduğu sorunun boyutları daha açık görülüyor.

Bir tarafta enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle zaten zorlanan hanehalkları bulunuyor.

Diğer tarafta yatırım fonları ve borsada yaşanan sorunlar nedeniyle finansal sistemin işleyişi sorgulanıyor.

Üstelik vatandaşların önemli bir bölümü, sorumluların cezalandırılacağına ve mağdurların zararlarının karşılanacağına da güvenmiyor.

Bu tablo, fon krizinin neden doğrudan mağdur yatırımcıların ötesine geçtiğini açıklamaya yardımcı oluyor.

Ekonomi yönetimine güven, yalnızca büyüme, enflasyon veya faiz göstergelerinden oluşmuyor.

Vatandaşların tasarruflarını güvenle değerlendirebilmesi, piyasaların adil biçimde işlemesi ve kamu kurumlarının gerekli denetimleri zamanında yapması da ekonomik güvenin temel unsurları arasında yer alıyor.

Bu nedenle fon krizinin çözümü, yalnızca tasfiye edilen fonlardaki yatırımcıların alacaklarının hesaplanması veya ödeme takvimlerinin belirlenmesiyle sınırlı görülmeyebilir.

Soruşturmaların şeffaflığı, denetim eksikliklerinin giderilmesi, sorumlular hakkında uygulanacak yaptırımlar ve mağduriyetlerin nasıl telafi edileceği de kamuoyunun değerlendirmesini etkileyecek.

Sonuç: Finansal Kriz, Ulusal Güven Sorununa Dönüştü

Ekim ayında yayımlanan anketler, Türkiye'de fon krizine ilişkin kamuoyu algısının ulaştığı boyutu ortaya koyuyor.

ASAL'a göre fon ve borsa krizi, yüzde 26,5 ile ekonominin en önemli sorunu. Aynı araştırma kuruluşunun genel sorunlar sıralamasında ise yüzde 16,5 ile ikinci sırada bulunuyor.

BETİMAR da fon krizini yüzde 16,3 ile ülkenin başlıca sorunları arasında gösteriyor.

Areda, ADA ve Ank-Ar araştırmaları, kamuoyunun önemli bir bölümünün ekonomi yönetimini ve denetleyici kurumları sorumlu tuttuğuna işaret ediyor.

AREA'nın sonuçları ise sorumluların cezalandırılması ve mağduriyetlerin giderilmesi konusunda yaygın bir güvensizlik bulunduğunu ortaya koyuyor.

Bütün bu verilerden çıkan temel sonuç şu:

Fon krizi, yalnızca yatırım fonlarında parası kalanların veya borsada zarar edenlerin meselesi olmaktan çıktı. Türkiye'nin ekonomik ve kurumsal güven sorunlarının önemli bir parçası haline geldi.

Bununla birlikte anketler, fon krizinin ekonomi yönetimine yönelik yüzde 73,5'lik güvensizliğin ne kadarına doğrudan neden olduğunu ölçmüyor. Böyle bir nedensellik ilişkisi kurmak için daha ayrıntılı araştırmalara ihtiyaç var.

Ancak mevcut sonuçlar, krizin artık toplumun geniş kesimleri tarafından önemsendiğini ve ekonomi yönetiminin güvenilirliğiyle birlikte tartışıldığını açıkça gösteriyor.

Ekonomi yönetiminin önündeki mesele yalnızca finansal kayıpları telafi etmek değil, vatandaşların kamu denetimine ve finansal sisteme duyduğu güveni yeniden güçlendirmek.

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler