Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Politika

ANALİZ: Erdoğan-Carney zirvesi: Stratejik ortaklık imzalandı, Türkiye'ye yatırım gelecek mi?

Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney stratejik ortaklık anlaşması imzaladı. Savunma, nükleer enerji ve ticarette somut yatırım fırsatları neler?

23 Ekim 2026

ANALİZ: Erdoğan-Carney zirvesi: Stratejik ortaklık imzalandı,  Türkiye'ye  yatırım gelecek mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Kanada Başbakanı Mark Carney, Ankara'da iki ülke ilişkilerini stratejik ortaklık düzeyine yükselten anlaşmalara imza attı. Savunma sanayii, enerji ve ulaştırma alanlarında iş birliği kararlaştırılırken serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin kasım ayında başlaması planlanıyor. Ancak açıklanan anlaşmaların ne kadarı somut yatırıma dönüşecek? Zirvenin diplomatik önemi açık olsa da ekonomik kazanımlar konusunda henüz yanıt bekleyen önemli sorular var.

Türkiye ile Kanada arasında yeni dönem

Kanada Başbakanı Mark Carney, 22 Ekim'de Ankara'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelerek iki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak sunulan stratejik ortaklık anlaşmasını duyurdu.

Görüşmelerde savunma sanayii, ulaştırma ve enerji alanlarında üç iş birliği anlaşması imzalandı. Taraflar ayrıca serbest ticaret anlaşması müzakerelerini başlatma konusunda uzlaştı.

Erdoğan, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada ilişkilerin stratejik ortaklık düzeyine yükseltilmesinin tarihi bir adım olduğunu belirterek bunun yalnızca sembolik kalmayacağını, somut sonuçlar doğuracağını söyledi.

Carney ise hiçbir ülkenin tek başına güçlü olamayacağını, dayanıklı ekonomilerin birbirini tamamlayan yeteneklere sahip güvenilir ortaklarla iş birliği yapması gerektiğini vurguladı.

Kanada Başbakanı'nın ziyareti, iki ülke ilişkileri açısından diplomatik önem taşıyor. Carney, bir Kanada başbakanının Türkiye'ye gerçekleştirdiği ilk ikili resmi ziyareti yaparken cuma günü İstanbul'da iş dünyası temsilcileriyle görüşmeyi de programına aldı.

Ancak zirvenin gerçek önemini değerlendirmek için imzalanan belgelerin ötesine bakmak gerekiyor.

Stratejik ortaklık anlaşmaları gerçekten ne kadar önemli?

Türkiye'nin çok sayıda ülkeyle stratejik ortaklık, kapsamlı iş birliği ve yüksek düzeyli ekonomik diyalog anlaşmaları bulunuyor.

Bu tür anlaşmaların önemli bir bölümü diplomatik ilişkilerin güçlendirilmesine hizmet etse de doğrudan yatırım, teknoloji transferi veya ticaret artışı yaratmıyor.

Bu nedenle Erdoğan-Carney zirvesinin ekonomik sonuçlarını değerlendirirken iki farklı gelişmeyi birbirinden ayırmak gerekiyor.

Birincisi, diplomatik ilişkilerde yeni bir çerçevenin oluşturulması.

İkincisi ise bu çerçevenin somut ticari sözleşmelere, yatırım kararlarına ve finansman taahhütlerine dönüşmesi.

Kanada ile yapılan anlaşmalarda diplomatik ilerleme açıkça görülüyor. Ancak büyük ölçekli ekonomik kazanımlar henüz kesinleşmiş değil.

Bununla birlikte, savunma sanayii, nükleer enerji ve serbest ticaret alanlarında dikkate değer fırsatlar bulunuyor.

Savunma sanayiinde yeni fırsatlar: Kanada ambargodan ortaklığa geçiyor

Zirvenin en önemli başlıklarından biri savunma sanayii iş birliği oldu.

Türkiye ve Kanada, savunma sanayii şirketlerinin ortak projeler geliştirmesini kolaylaştırmayı amaçlayan bir mutabakat zaptı imzaladı.

Bu gelişmenin önemi, iki ülkenin yakın geçmişte yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklanıyor.

Kanada, Türkiye'nin Suriye'deki askeri operasyonları ve Azerbaycan'a verdiği askeri destek nedeniyle Türk savunma sanayiine yönelik ihracat kısıtlamaları uygulamıştı.

Özellikle Türk insansız hava araçlarında kullanılan Kanada menşeli optik sistemler ve bazı askeri teknolojiler bu kısıtlamalardan etkilenmişti.

Ottawa yönetimi 2024 yılında söz konusu kısıtlamaları kaldırdı.

Yeni anlaşma, iki NATO müttefikinin savunma sanayii ilişkilerini yeniden geliştirmesi açısından önemli bir adım oluşturuyor.

İleri elektronik sistemler, havacılık bileşenleri, insansız hava araçları ve ortak üretim projeleri potansiyel iş birliği alanları arasında yer alıyor.

Türkiye'nin Kanada öncülüğünde kurulması planlanan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankası'na kurucu üye olarak katılması da gündemde.

Böyle bir finansman mekanizması, gelecekte savunma projeleri için yeni kredi olanakları yaratabilir.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var.

Zirvede büyük ölçekli bir savunma alım sözleşmesi, ortak üretim yatırımı veya belirli tutarda finansman paketi açıklanmadı.

Dolayısıyla anlaşmanın ekonomik değerini belirleyecek unsur, önümüzdeki dönemde hangi şirketlerin hangi projelere imza atacağı olacak.

Nükleer enerji: Milyarlarca dolarlık yatırım ihtimali

İkinci önemli alan nükleer enerji.

Türkiye, Rusya'nın Rosatom şirketi tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin ardından ikinci ve üçüncü nükleer santral projelerini hayata geçirmek istiyor.

Karadeniz kıyısında planlanan ikinci nükleer santral, Kanada açısından önemli bir yatırım fırsatı oluşturabilir.

Kanadalı mühendislik şirketi AtkinsRéalis'in Türkiye ile nükleer enerji alanında görüşmeler gerçekleştirdiği biliniyor. Güney Kore ve Çinli şirketler de potansiyel ortaklar arasında bulunuyor.

Zirvede kabul edilen enerji iş birliği çerçevesi yalnızca nükleer enerjiyle sınırlı değil.

Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), kritik mineraller ve enerji altyapısı da potansiyel ortaklık alanları arasında yer alıyor.

Kanada'nın nükleer mühendislik birikimi ve enerji kaynakları, Türkiye'nin enerji arzını çeşitlendirme hedefleriyle örtüşüyor.

Ancak nükleer santral yatırımları uzun vadeli ve son derece yüksek finansman gerektiren projeler.

22 Ekim zirvesinde herhangi bir reaktör tedarik sözleşmesi, yatırım tutarı, finansman modeli veya inşaat takvimi açıklanmadı.

Dolayısıyla Kanada'nın Türkiye'deki nükleer enerji yatırımlarına katılması önemli bir olasılık olmakla birlikte, henüz kesinleşmiş bir proje değil.

Serbest ticaret anlaşması: Hedef 10 milyar dolar

Zirvenin üçüncü önemli başlığı ticaret.

Türkiye ile Kanada, serbest ticaret anlaşması müzakerelerine kasım ayında Ankara'da başlamayı kararlaştırdı.

Erdoğan, yaklaşık 3 milyar dolar düzeyindeki yıllık ikili ticaret hacminin önce 5 milyar dolara, daha sonra 10 milyar dolara çıkarılmasını hedeflediklerini açıkladı.

Ancak bu hedeflere ulaşılması için belirli bir takvim verilmedi.

İki ülke arasındaki mal ticareti 2025 yılında yaklaşık 3,09 milyar dolar düzeyindeydi.

Türkiye'nin Kanada'nın toplam mal ticaretindeki payı yüzde 0,3'ün altında kalıyor.

Kanada ihracatının yaklaşık yüzde 70'i ise ABD'ye gerçekleştiriliyor.

Bu rakamlar, Türkiye-Kanada ticari ilişkilerinin gelişme potansiyelini ortaya koyarken mevcut ekonomik bağların sınırlı büyüklüğüne de işaret ediyor.

İkili ticaret hacminin ikiye katlanması Türkiye açısından olumlu bir gelişme olabilir. Ancak Kanada'nın toplam dış ticaret dengeleri üzerindeki etkisi yine de sınırlı kalacaktır.

Zirvede genişletilmiş hava ulaştırma anlaşması da imzalandı.

Ayrıca 2027 yılında Kanada'dan Türkiye'ye bir ticaret heyeti gönderilmesi ve iki ülkenin ihracat kredi kuruluşları arasında iş birliğinin geliştirilmesi planlanıyor.

Türk Eximbank ile Export Development Canada arasında yeni bir mutabakat zaptı imzalanması da gündemde.

Bununla birlikte serbest ticaret görüşmelerinin başlaması, anlaşmanın tamamlandığı anlamına gelmiyor.

Asıl ekonomik etki, gümrük tarifeleri ve ticaret engellerinin ne ölçüde kaldırılacağına ve şirketlerin bu fırsatları ne kadar kullanacağına bağlı olacak.

Carney neden Türkiye'ye geldi? Yanıt Washington'da

Zirvenin jeopolitik boyutunda ise Kanada'nın ABD ile ilişkileri öne çıkıyor.

Donald Trump yönetiminin Kanada ürünlerine uyguladığı gümrük vergileri ve iki ülke arasındaki ticari gerilim, Ottawa yönetimini yeni ekonomik ortaklar aramaya yöneltti.

Trump'ın Kanada'nın egemenliğine ilişkin tartışma yaratan açıklamaları da ilişkilerdeki belirsizliği artırdı.

Carney hükümeti, Kanada ekonomisinin ABD pazarına aşırı bağımlılığını azaltmayı stratejik hedef olarak benimsiyor.

Reuters'ın aktardığına göre Kanada, son bir yılda 20'den fazla ticaret anlaşması yaparken önümüzdeki on yılda ABD dışındaki pazarlara ihracatını ikiye katlamayı amaçlıyor.

Türkiye bu strateji açısından çeşitli avantajlar sunuyor.

Gelişmiş savunma sanayii, geniş iç pazarı ve çevre bölgelerde faaliyet gösteren şirketleriyle Kanada için potansiyel bir ekonomik ortak konumunda.

Ankara açısından ise Kanada ile ilişkilerin geliştirilmesi, hem yeni yatırım kaynaklarına erişim hem de savunma teknolojilerinde iş birliği olanakları yaratabilir.

Bu açıdan Carney'nin ziyaretini yalnızca Türkiye-Kanada ilişkileri üzerinden değerlendirmek eksik olur.

Ziyaret aynı zamanda Trump'ın ticaret politikalarının Kanada'yı yeni ortaklıklar kurmaya yöneltmesinin bir sonucu.

İnsan hakları tartışması zirvenin gölgesinde kaldı

Ziyaretin dikkat çeken bir başka boyutu ise Türkiye'deki insan hakları ve hukuk devleti tartışmaları oldu.

Uluslararası Af Örgütü, Carney'ye Türkiye ziyaretinde insan hakları konusunu gündeme getirmesi çağrısında bulundu.

Örgüt, gazeteciler, aktivistler ve muhalefet temsilcilerine yönelik yargı süreçlerinden duyduğu kaygıları dile getirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğu, muhalefet partilerine yönelik soruşturmalar ve muhalif medya kuruluşlarına ilişkin uygulamalar eleştirilerin merkezinde yer aldı.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü Ruhat Sena Akşener, sürdürülebilir uluslararası ortaklıkların hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğüne saygı gerektirdiğini vurguladı.

Türk hükümeti ise yargının bağımsız olduğunu savunuyor.

Carney'nin Ankara'daki kamuoyuna açık açıklamalarında insan hakları konusuna değinmemesi dikkat çekti.

Kanada yönetiminin ekonomik çıkarlarla insan hakları politikaları arasında nasıl bir denge kuracağı, ilişkilerin geleceğinde izlenecek başlıklardan biri olacak.

Peki, zirveden somut olarak ne çıktı?

22 Ekim zirvesinin ardından ortaya çıkan tabloyu ikiye ayırmak mümkün.

Somut olarak atılan adımlar:

  • Savunma sanayii iş birliği mutabakatı imzalandı.

  • Genişletilmiş hava ulaştırma anlaşması kabul edildi.

  • Enerji alanında ortak iş birliği çerçevesi oluşturuldu.

  • Üç yıllık eylem planı ve yıllık stratejik diyalog mekanizması kararlaştırıldı.

  • Serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin kasım ayında başlaması planlandı.

Henüz gerçekleşmeyen veya kesinleşmeyen gelişmeler:

  • Büyük ölçekli savunma sanayii alım ve ortak üretim sözleşmeleri.

  • Kanada'nın Türkiye'de nükleer santral yatırımı üstlenmesi.

  • Belirli projeler için açıklanmış finansman paketleri.

  • Tamamlanmış bir serbest ticaret anlaşması.

  • Yatırım tutarları ve uygulama takvimleri belirlenmiş yeni büyük projeler.

Dolayısıyla siyasi düzeyde ilişkilerin geliştirilmesi yönünde önemli kararlar alınmış olsa da bunların ekonomik sonuçları henüz ölçülebilir hale gelmiş değil.

ANALİZ: Diplomatik başarı başka, ekonomik kazanım başka

Erdoğan-Carney zirvesinin sonuçlarını değerlendirirken diplomatik ilişkilerdeki ilerlemeyi ekonomik kazanımlarla karıştırmamak gerekiyor.

Kanada'nın geçmişte uyguladığı savunma sanayii kısıtlamalarının ardından iki ülkenin yeni bir iş birliği çerçevesinde buluşması dikkate değer.

Nükleer enerji ve savunma sanayii alanlarında gelecekte milyarlarca dolarlık projelerin ortaya çıkması da mümkün.

Ancak bugünkü tabloya baktığımızda, henüz büyük ölçekli bir Kanada yatırım paketi, kesinleşmiş nükleer santral sözleşmesi veya önemli bir savunma sanayii siparişi görmüyoruz.

Türkiye'nin çok sayıda ülkeyle imzaladığı stratejik ortaklık anlaşmalarının önemli bir bölümünde olduğu gibi, burada da esas mesele diplomatik açıklamaların ticari sonuçlara dönüşüp dönüşmeyeceği.

Önümüzdeki altı ila on iki ayda dört gelişmeyi izlemek gerekiyor:

Birincisi, serbest ticaret anlaşması müzakerelerinde somut ilerleme sağlanması.

İkincisi, savunma sanayiinde hangi Türk ve Kanadalı şirketlerin ortak projelere başlayacağının açıklanması.

Üçüncüsü, Kanada'nın Türkiye'nin nükleer santral projelerine yatırım veya teknoloji sağlayıcısı olarak katılıp katılmayacağının netleşmesi.

Dördüncüsü, ihracat kredi kuruluşları üzerinden gerçek finansman olanaklarının yaratılması.

Kanada'nın ABD'ye ekonomik bağımlılığını azaltma çabası, Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesini daha geniş bir jeopolitik bağlama yerleştiriyor.

Bu nedenle zirveyi yalnızca diplomatik bir gösteri olarak görmek doğru olmaz.

Ancak ekonomik açıdan büyük bir başarı ilan etmek için de henüz erken.

Sonuç olarak Erdoğan ile Carney, stratejik ortaklık için siyasi zemini oluşturdu. Şimdi asıl soru, bu ortaklığın Türkiye'ye ne kadar yatırım, teknoloji transferi ve ilave ihracat getireceği.

Bu sorunun yanıtını liderlerin açıklamaları değil, önümüzdeki aylarda imzalanacak ticari sözleşmeler verecek.

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler