Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Politika

İran'dan ABD'ye Hürmüz için 7 günlük barış planı: Petrol taşımacılığında maliyetler patladı

İran, ABD'ye Hürmüz Boğazı'nı altıncı gün açacak 7 günlük barış planı sundu. Goldman Sachs'a göre petrol navlun maliyeti varil başına 20 doları aştı.

21 Ekim 2026

İran'dan ABD'ye Hürmüz için 7 günlük barış planı: Petrol taşımacılığında maliyetler patladı

İran Dışişleri Bakanı, Financial Times için kaleme aldığı makalede ABD'ye savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için yedi günlük bir plan sunduklarını açıkladı. Plana göre Hürmüz altıncı gün açılacak, yedinci gün kalıcı anlaşma müzakereleri başlayacak. Ancak Tahran, Washington'ın yeni bir askeri saldırıya girişmesi halinde karşılık vereceği uyarısında bulunuyor. Bölgede tanker saldırıları sürerken Brent petrol 109 dolar civarında seyrediyor. Goldman Sachs'a göre petrolün küresel ortalama deniz taşıma maliyeti varil başına 20 doları aşarak bir yılda yaklaşık yedi katına çıktı.

İran: ABD ile onurlu bir anlaşmaya hazırız

İran Dışişleri Bakanı, Financial Times gazetesinde yayımlanan görüş yazısında, Tahran'ın ABD ile savaşı sona erdirecek diplomatik bir anlaşmaya hazır olduğunu açıkladı.

Geçen ay Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında çok sayıda ülkenin dışişleri bakanıyla görüştüğünü belirten İranlı bakan, görüşmelerde ortak mesajlarının ABD ile adil ve onurlu bir anlaşmaya ulaşmak olduğunu söyledi.

Ancak böyle bir anlaşmanın gerçekleşebilmesi için Beyaz Saray'ın ciddi olduğunu göstermesi ve İran'a yönelik askeri saldırganlığı kalıcı biçimde sona erdirme iradesini ortaya koyması gerektiğini savundu.

İran'ın çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye kararlı olduğunu ifade eden bakan, ülkesinin kendisini savunmaya da tamamen hazır olduğunu vurguladı.

Tahran'ın açıklaması, sekiz aya yaklaşan savaşın ardından diplomatik çözüm ihtimalinin yeniden gündeme geldiği, ancak bölgedeki askeri gerilimin yüksek kaldığı bir dönemde yapıldı.

Tahran: Trump İran'ın direncini yanlış hesapladı

İran Dışişleri Bakanı, ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşa İran'ın askeri ve siyasi dayanıklılığı konusunda yanlış varsayımlarla girdiğini ileri sürdü.

Washington yönetiminin İran Silahlı Kuvvetleri'nin ülkeyi savunmaya hazır olmadığı yönünde hatalı değerlendirmeler aldığını savunan bakan, İran ordusunun 2025'ten bu yana ABD ve İsrail saldırılarından önemli dersler çıkardığını belirtti.

İranlı bakana göre ABD yönetiminin barış istediği yönündeki açıklamalarına güven duyulmamasının somut nedenleri bulunuyor.

Bakan, ABD'nin İran'a karşı üç ayrı saldırı gerçekleştirdiğini öne sürdü:

  • Haziran 2025: İran ile müzakereler devam ederken gerçekleştirilen saldırılar.

  • Şubat 2026: Yeni bir müzakere süreci sırasında düzenlenen bombardıman.

  • Haziran 2026: İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Trump arasında anlaşma imzalanmasından kısa süre sonra gerçekleştiği belirtilen üçüncü saldırı.

Bu olayların ABD yönetimine duyulan güveni ortadan kaldırdığını savunan İran Dışişleri Bakanı, Washington'ın barış konusunda samimi olduğuna ilişkin güçlü kanıtlar sunması gerektiğini söyledi.

Bunlar Tahran'ın savaşa ilişkin değerlendirmeleri. ABD yönetiminin aynı olaylara ilişkin yaklaşımı ve gerekçeleri ise makalede yer almıyor.

Hürmüz Boğazı için 7 günlük plan: Altıncı gün açılacak

İran Dışişleri Bakanı'nın açıklamasındaki en önemli gelişme, savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak amacıyla hazırlanan yedi günlük diplomatik plan.

İranlı bakan, planı geçen ayki BM Genel Kurulu sırasında arabulucular aracılığıyla ABD'ye ilettiğini açıkladı.

Önerinin, tarafların savaşı sona erdirmek için atması gereken adımları belirlediğini söyledi.

Planın açıklanan takvimi şöyle:

  • İlk beş gün: Tarafların çerçeve anlaşmada öngörülen yükümlülükleri yerine getirmesi.

  • Altıncı gün: Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması.

  • Yedinci gün: Kalıcı barış anlaşması için müzakerelerin başlaması.

İran Dışişleri Bakanı, önerinin ABD'den daha önce kabul etmediği herhangi bir yeni yükümlülük talep etmediğini savundu.

Ancak planın ilk beş gününe ilişkin ayrıntılar ve Washington'ın öneriye verdiği yanıt açıklanmadı.

Tahran'a göre planın uygulanması, bölgesel ekonomik ve ticari faaliyetlerin normalleşmeye başlamasını sağlayabilir.

Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, özellikle küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz piyasaları açısından kritik önem taşıyor.

İran'dan uyarı: Askeri çözüm yok

İran Dışişleri Bakanı, ABD'nin savaşı askeri yöntemlerle kazanamayacağını savundu.

Yaklaşık sekiz aylık savaşın ardından Washington'ın İran'a yönelik saldırılar için açıkladığı hedeflerin hiçbirine ulaşamadığını ileri sürdü.

Bakan, ABD'nin yeni saldırılar düzenlemesinin daha ağır sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.

Hürmüz Boğazı çevresinde veya bölgenin başka noktalarında yaşanacak yeni bir askeri tırmanmanın sivillerin yaşamını, bölge ülkelerinin güvenliğini ve küresel ekonomiyi ciddi biçimde tehdit edeceğini söyledi.

Bununla birlikte Tahran'ın diplomasiye yeniden fırsat vermeye hazır olduğunu da ifade etti.

İran'ın koşulu, Washington'ın savaşı kalıcı olarak sona erdirecek bir anlaşmaya gerçekten istekli olduğunu göstermesi.

Bu açıklamalar, İran'ın diplomatik teklifini askeri caydırıcılık mesajıyla birlikte sunduğunu gösteriyor.

İran: Hürmüz üzerindeki stratejik avantajımız devam edecek

İran Dışişleri Bakanı, Hürmüz Boğazı'nın coğrafi konumunun Tahran'a önemli bir stratejik avantaj sağladığını belirtti.

Boğazın küresel enerji ticareti açısından vazgeçilmez olduğunu savunan bakan, alternatif taşımacılık güzergâhlarının bu önemi ortadan kaldıramayacağını söyledi.

İran'ın boğazdan yasal geçiş yapan gemilerin güvenliğini sağlama konusundaki tarihsel rolünü sürdürmek istediğini ifade etti.

Ancak aynı dönemde İran Devrim Muhafızları'nın boğazdaki deniz mayınlarına ilişkin açıklamaları, bölgede deniz taşımacılığının ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle Tahran'ın diplomatik mesajlarıyla sahadaki askeri gelişmeler arasındaki farklılık, enerji piyasalarında belirsizliğin devam etmesine yol açıyor.

Moody's hesabı: İran savaşının ABD'li tüketicilere maliyeti 265 milyar dolar

İran Dışişleri Bakanı, savaşın Amerikan ekonomisine getirdiği maliyetlerin Washington tarafından yeterince dikkate alınmadığını da savundu.

Makalede Moody's'e atfedilen bir hesaplamaya göre İran savaşının bu yıl ABD'li tüketicilere tahmini maliyeti 265 milyar dolar düzeyinde.

Bu tutarın hane başına yaklaşık 2 bin dolara karşılık geldiği belirtiliyor.

Bakanın aktardığı hesaplamada maliyetin yaklaşık yarısının yükselen enerji fiyatlarından kaynaklandığı ifade ediliyor.

Ayrıca söz konusu tahminin küresel ekonomideki daha geniş kayıpları kapsamadığı vurgulanıyor.

İranlı bakan, bölgedeki ABD askeri üslerinde meydana gelen hasar ve kaybedilen askeri ekipmanın da savaşın toplam maliyetine eklenmesi gerektiğini savundu.

Bu rakamlar, İran Dışişleri Bakanı'nın Financial Times makalesinde aktardığı değerlendirmeler olup bağımsız bir maliyet doğrulaması niteliği taşımıyor.

Hürmüz'de tanker saldırıları: Devrim Muhafızları mayın kullandığını açıkladı

Diplomatik çözüm çağrıları devam ederken Hürmüz Boğazı çevresinde askeri gerilim tırmanıyor.

İran Devrim Muhafızları, salı günü yaptığı açıklamada Tahran'ın izinsiz kabul ettiği güzergâhlardan geçmeye çalışan üç petrol tankerinin deniz mayınları nedeniyle geçiş yapamadığını duyurdu.

Devrim Muhafızları'nın resmî haber kanalı Sepah News üzerinden yayımlanan açıklamada, boğazın güney kesiminde izinsiz geçiş yapan iki petrol tankerinin mayın patlamaları sonucunda alev aldığı ve durdurulduğu ileri sürüldü.

Bu açıklamalar, bölgedeki ticari gemilerin karşı karşıya olduğu güvenlik riskinin boyutunu gösteriyor.

Deniz mayınları, yalnızca hedef alınan gemiler açısından değil, bölgedeki diğer tankerler ve sigorta şirketleri açısından da ciddi belirsizlik yaratıyor.

Hürmüz'deki geçişlerin güvenliğine ilişkin endişeler, petrol taşımacılığının maliyetini artıran başlıca unsurlardan biri haline geldi.

Husiler Suudi Arabistan'ın enerji tesislerini hedef aldıklarını duyurdu

Bölgesel gerilim Yemen'deki Husilerin saldırı açıklamalarıyla daha da arttı.

Husiler, pazartesi günü Suudi Arabistan'daki çeşitli enerji ve ulaşım tesislerine yönelik saldırıların sorumluluğunu üstlendiklerini duyurdu.

Hedef alındığı açıklanan noktalar arasında şunlar bulunuyor:

  • Suudi Aramco'nun Yanbu'daki tesisleri.

  • Shaybah petrol sahası.

  • Riyad ve Abha havalimanları.

Saldırı iddiaları, İran savaşının etkilerinin Hürmüz Boğazı ile sınırlı kalmadığına işaret ediyor.

Suudi Arabistan'ın enerji altyapısına yönelik tehditler, bölgesel petrol arzı ve sevkiyat güvenliği konusundaki endişeleri artırıyor.

Brent petrol 109 dolar civarında

Hürmüz'deki tanker saldırıları ve Suudi enerji tesislerine yönelik tehditlere rağmen petrol fiyatları çarşamba günü görece yatay seyretti.

ABD Doğu Yakası saatiyle 08.47 itibarıyla:

  • Brent petrol: 108,62 dolar; 17 sent düşüş.

  • WTI petrol: 97,90 dolar; 8 sent yükseliş.

Fiyatlardaki sınırlı günlük hareket, enerji piyasalarındaki risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Petrol yatırımcıları bir yandan bölgedeki arz kesintilerini ve tanker saldırılarını izlerken, diğer yandan olası diplomatik gelişmeleri fiyatlamaya çalışıyor.

Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik somut bir anlaşma, enerji piyasaları açısından önemli bir gelişme olabilir.

Ancak askeri saldırıların sürmesi, petrol fiyatları üzerinde jeopolitik risk priminin korunmasına neden oluyor.

Goldman Sachs: Petrol taşıma maliyeti bir yılda yaklaşık 7 katına çıktı

Savaşın küresel enerji piyasalarındaki en önemli etkilerinden biri de petrolün deniz yoluyla taşınma maliyetlerinde yaşanan büyük artış.

Goldman Sachs'ın salı günü yayımladığı rapora göre küresel ortalama ham petrol navlun maliyeti varil başına 20 doların üzerine çıktı.

Bir yıl önce bu maliyet yalnızca 3 dolar civarındaydı.

Dolayısıyla petrolün deniz taşımacılığı maliyeti yaklaşık yedi katına yükseldi.

Son günlerde navlun fiyatlarında sınırlı gerileme görülmesine rağmen maliyetler geçen yılın çok üzerinde seyretmeye devam ediyor.

Goldman Sachs, maliyet artışının kaynaklarını da inceledi.

Rapora göre:

  • Küresel ortalama ham petrol navlun maliyeti: Varil başına 20 doların üzerinde.

  • Bir yıl önceki maliyet: Yaklaşık 3 dolar.

  • Hürmüz geçişlerine ilişkin savaş riski priminin yıllık maliyet artışına katkısı: Yaklaşık 7 dolar.

  • Basra Körfezi dışında gemiden gemiye petrol transferlerinin katkısı: Yaklaşık 4 dolar.

Bu veriler, savaşın petrol piyasalarını yalnızca üretim ve arz kesintileri üzerinden değil, lojistik maliyetleri aracılığıyla da etkilediğini ortaya koyuyor.

Yüksek navlun maliyetleri akaryakıt fiyatlarını artırabilir

Goldman Sachs, deniz taşımacılığı maliyetlerindeki artışın petrol piyasasında yeni sorunlar yaratabileceği uyarısında bulundu.

Yüksek navlun ücretleri, farklı ham petrol türleri arasındaki fiyat farklarını artırabilir.

Ayrıca rafinerilerin kâr marjlarını daraltarak üretim kararlarını etkileyebilir.

Banka özellikle Asya'daki rafinerilerin bu maliyet artışından olumsuz etkilendiğini belirtti.

Navlun giderlerinin yükselmesi, bazı rafinerilerin net kâr marjlarını baskı altına alıyor.

Bu durum rafine petrol ürünleri üretimini sınırlarsa benzin, motorin ve diğer akaryakıt ürünlerinin küresel fiyatları üzerinde yeni bir yükseliş baskısı oluşabilir.

Dolayısıyla ham petrol fiyatları yatay seyretse bile taşımacılık maliyetlerindeki artış tüketicilerin ödediği akaryakıt fiyatlarına yansıyabilir.

Bu gelişme, enerji ithalatçısı ülkeler açısından enflasyonla mücadeleyi daha da zorlaştırabilecek bir risk oluşturuyor.

ANALİZ: Diplomasi ile enerji güvenliği arasındaki kritik bağlantı

İran Dışişleri Bakanı'nın yedi günlük planı, savaşın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için somut bir takvim öneriyor.

Ancak diplomatik girişimin başarılı olabilmesi için ABD ve İran arasında ciddi bir güven sorununun aşılması gerekiyor.

Tahran, Washington'ın geçmiş müzakereler sırasında düzenlediği saldırıları gerekçe göstererek yeni bir anlaşmanın güvenilirliğini sorguluyor.

ABD açısından ise Hürmüz'de ticari gemilerin güvenliği ve bölgesel saldırıların sona ermesi kritik önem taşıyor.

Bu süreçte küresel ekonomi üç temel riskle karşı karşıya:

  • Petrol arzı riski: Hürmüz'deki geçişlerin kısıtlanması ve enerji tesislerine yönelik saldırılar, petrol tedarikini tehdit ediyor.

  • Taşımacılık maliyetleri: Navlun ücretleri ve savaş riski primleri, ham petrol fiyatlarından bağımsız olarak enerji maliyetlerini yükseltiyor.

  • Enflasyon baskısı: Yüksek petrol ve akaryakıt fiyatları, enerji ithalatçısı ülkelerde enflasyonun düşmesini zorlaştırabilir.

İran'ın önerdiği planın uygulanması halinde Hürmüz Boğazı'nın altıncı gün açılması, deniz taşımacılığı açısından önemli bir rahatlama sağlayabilir.

Ancak boğazın açılması tek başına savaş riski primlerinin hemen ortadan kalkacağını garanti etmiyor. Deniz taşımacılığı şirketleri ve sigortacıların kalıcı güvenlik koşullarının oluştuğuna ikna olması gerekecek.

Sonuç olarak İran'ın diplomatik teklifi önemli bir gelişme. Ancak tanker saldırıları, deniz mayınları ve Suudi enerji altyapısına yönelik tehditler devam ederken petrol piyasalarında kalıcı normalleşmeden söz etmek zor. Hürmüz'deki savaşın maliyeti artık yalnızca petrolün fiyatında değil, onu taşımanın bedelinde de görülüyor.

FT, CNBC

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan Ortak Savunma İmzası: Mekke Antlaşması Meclis Gündeminde
Politika

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’dan Ortak Savunma İmzası: Mekke Antlaşması Meclis Gündeminde

PARAANALİZ – Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ve taraflardan birine yönelik saldırıyı tüm üye ülkelere yapılmış sayan 16 maddelik "Mekke Antlaşması", kanun teklifi olarak TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Ortadoğu’da askeri ve siyasi gerilimin yüksek seyrettiği bir dönemde Meclis gündemine gelen düzenleme, Ankara’nın dış politikasındaki muhtemel yansımalarıyla tartışılıyor.

21 Ekim 2026