Altında Yükseliş Trendi Neden Bitmedi? Dev Bankadan Dikkat Çeken Analiz
Bütçe açıkları, yaptırım kaygıları ve rezerv çeşitlendirme hamleleriyle altının ons fiyatı rekor tazelerken, küresel finans merkezleri dolara bağımlılığın azaldığı yeni bir döneme adım atıyor.
3 Eylül 2026

UBS Yatırım Bankası Kıdemli Stratejisti Bhanu Baweja, Financial Times için kaleme aldığı analizde, altın fiyatlarında 2018 yılından bu yana devam eden yükseliş dalgasının henüz sonuna gelinmediğini vurguladı. Yıllık ortalama %19 getiri sağlayan bu rallinin arkasında, merkez bankalarının rekor alımları, ABD'nin mali yapısına olan güvenin zedelenmesi ve reel faizler ile altın arasındaki tarihsel ilişkinin kabuk değiştirmesi gibi temel nedenler yatıyor.
Tarihsel Rallilerle Karşılaştırma
Baweja, mevcut yükselişi altının geçmişteki iki büyük tarihsel rallisiyle kıyaslıyor:
1971–1980 Dönemi: Bretton Woods para sisteminin çöküşü, negatif reel faizler, jeopolitik krizler ve bütçe açıklarıyla altının yıllık ortalama getirisi %46 olmuştu.
1999–2011 Dönemi: Altın bu süreçte yıllık ortalama %18 prim yaptı.
2018–Günümüz: Yıllık ortalama %19 kazanç sağlayan mevcut rallinin yukarı yönlü alanının halen korunduğu belirtiliyor.
Faiz ve Altın İlişkisinde Yeni Dönem
2022 öncesinde ABD 5 yıllık reel tahvil getirilerindeki 1 puanlık artış, altın fiyatlarında yaklaşık %14'lük bir düşüşe yol açıyordu. Ancak Şubat 2022'de Batılı ülkelerin yaklaşık 630 milyar dolarlık Rus rezervini dondurması küresel dengeleri değiştirdi.
Gelişmekte olan ülke merkez bankaları ve varlık fonları, yaptırım riskine karşı rezervlerindeki altın payını %5–7 seviyesinden %11'e çıkardı (Gelişmiş ülkelerde bu oran %26 seviyesinde). Bu stratejik kayma nedeniyle, Mart 2022 ile Ekim 2023 arasında ABD reel getirileri 4 puandan fazla artmasına rağmen altın fiyatları düşmek yerine %7 prim yaptı. Takip eden dönemde ise reel getiriler 1 puandan az düşerken altın %110 fırladı.
ABD Borç Yükü ve Bütçe Açığı En Önemli Motor
Altını destekleyen en güçlü yapısal faktör, ABD'nin kamu maliyesine yönelik artan endişeler. ABD kamu borcunun 40 trilyon dolar seviyesinde bulunduğunu ve önümüzdeki on yılda bir o kadar daha artabileceğini belirten UBS stratejisti, bütçe açığının GSYH'ye oranının %6 seviyesinde seyrettiğine dikkat çekiyor.
Uzun vadeli tahvil getirilerini kontrol altında tutma çabalarının gevşek para politikalarını zorunlu kılacağını ifade eden Baweja, bu durumun enflasyonist baskılar ve vade primi artışıyla birleşerek altına olan talebi canlı tutacağını öngörüyor.
Yatırımcı Portföylerindeki Pay Halen Düşük
Dünya Altın Konseyi (WGC) verilerine göre, bireysel ve kurumsal yatırımcılar finansal varlıklarının yalnızca %3'lük kısmını altında tutuyor. Tahvillerin borsa düşüşlerine karşı koruma sağlama yeteneğinin zayıfladığı bu dönemde, portföy çeşitlendirmesi amacıyla altına ayrılan payın artması için halen geniş bir alan bulunuyor.
Merkez bankalarının aralıksız alımları, ABD bütçe açığına ilişkin endişeler ve jeopolitik risklerin bir araya gelmesi, 2018'de başlayan altın rallisinin önümüzdeki dönemde de gücünü koruyacağına işaret ediyor.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



