ABD seçimlerine 30 gün kala Trump’ın başı dertte: Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi’ni kaybedebilir
ABD ara seçimlerine 30 gün kala Trump'ın düşük onay oranları Cumhuriyetçileri zorluyor. Temsilciler Meclisi yarışında 43 kritik bölge öne çıkıyor.
8 Ekim 2026

ABD ara seçimlerine yalnızca 30 gün kalırken Cumhuriyetçi Parti açısından tablo giderek zorlaşıyor. Eski Demokrat Kongre üyesi ve Demokratik Kongre Kampanya Komitesi eski Başkanı Steve Israel’a göre Donald Trump’ın düşük onay oranları kritik seçim bölgelerinde Cumhuriyetçi adayları aşağı çekiyor. Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu ele geçirme beklentisi güçlenirken Senato için mücadele çok daha zorlu görünüyor.
ABD'de 3 Kasım ara seçimlerine bir ay kala siyasi mücadele kritik aşamaya giriyor.
Genel beklenti Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu Cumhuriyetçilerden geri alma şansının arttığı, Senato'da ise yarışın çok daha zorlu olduğu yönünde.
New York'u sekiz dönem Temsilciler Meclisi'nde temsil eden ve 2011-2015 yılları arasında Demokratik Kongre Kampanya Komitesi'nin başkanlığını yapan Steve Israel, önümüzdeki 30 gün açısından beş temel faktöre dikkat çekiyor.
Israel'ın değerlendirmesine göre Cumhuriyetçiler açısından en büyük sorunlardan biri doğrudan Başkan Donald Trump'ın kendisi.
Temsilciler Meclisi'nin kaderini 43 bölge belirleyebilir
Cook Political Report'un değerlendirmesine göre Temsilciler Meclisi'nde şu anda sonucu tamamen belirsiz görülen 22 seçim bölgesi bulunuyor.
Bunların altısı Demokratların, 16'sı ise Cumhuriyetçilerin kontrolünde.
Buna Demokratlara eğilimli 11 ve Cumhuriyetçilere eğilimli 10 seçim bölgesi daha eklendiğinde, Temsilciler Meclisi'ndeki yeni çoğunluğun kaderinin yalnızca 43 seçim bölgesinde belirleneceği ortaya çıkıyor.
Bu tablo Cumhuriyetçilerin özellikle kendi ellerindeki kritik bölgeleri savunmak zorunda olduğunu gösteriyor.
Senato Demokratlar için çok daha zor
Senato'daki aritmetik ise farklı.
Cook Political Report'a göre Cumhuriyetçilerin elindeki Alaska, Iowa, Kansas, Maine, Ohio ve Texas koltukları başa baş yarış kategorisinde.
Demokratların elindeki Michigan da aynı kategoride yer alıyor.
Buna Demokratlara eğilimli New Hampshire eklendiğinde Senato'daki temel mücadele alanı ortaya çıkıyor.
Demokratların Senato çoğunluğunu kazanabilmek için net dört sandalye elde etmesi gerekiyor.
Bu nedenle Demokratların seçim gecesi mevcut eğilimlerin de üzerinde bir performans göstermesi gerekecek.
Yarışlar Demokratlara doğru kayıyor
Steve Israel'a göre tek tek anketlerden çok yarışların son haftalardaki yönüne bakmak gerekiyor.
Bu açıdan tablo Cumhuriyetçiler açısından olumsuz.
Cook Political Report yalnızca geçen hafta 15 seçim bölgesinin değerlendirmesini Demokratlar lehine değiştirdi.
Daha önce Cumhuriyetçiler açısından güvenli kabul edilen dört bölge “muhtemel Cumhuriyetçi” kategorisine çekildi.
Altı bölge “muhtemel Cumhuriyetçi” kategorisinden “Cumhuriyetçilere eğilimli” seviyesine, üç bölge ise buradan başa baş yarış kategorisine taşındı.
İki başa baş seçim bölgesi de artık Demokratlara eğilimli olarak değerlendiriliyor.
Dolayısıyla seçim haritasındaki hareket şu aşamada ağırlıklı olarak Demokratlar lehine.
Cumhuriyetçilerin Trump sorunu
Israel'a göre Cumhuriyetçilerin kritik bölgelerdeki gerilemesini açıklayan en önemli faktör Donald Trump.
Cook tarafından yapılan araştırmaya göre Trump'ın başa baş seçim bölgelerindeki görev onayı yalnızca yüzde 42.
Trump'ın performansını onaylamayanların oranı ise yüzde 58.
İlk bakışta Kongre seçimleri açısından tablo bu kadar kötü görünmeyebilir.
Aynı kritik bölgelerde genel parti tercihini ölçen ankette Demokratlar yüzde 49, Cumhuriyetçiler yüzde 47 seviyesinde.
Ancak aradaki iki puanlık fark yanıltıcı olabilir.
Çünkü Demokratların avantajı geçen yıldan bu yana 7 puan arttı. Üstelik Trump aynı seçim bölgelerini başkanlık yarışında ortalama 5 puan farkla kazanmıştı.
Bu değişim Cumhuriyetçilerin daha önce avantajlı oldukları bölgelerde ciddi oy kaybıyla karşı karşıya olduklarına işaret ediyor.
Demokrat seçmen çok daha motive
Seçimin kaderinde üç seçmen grubunun davranışı belirleyici olabilir.
Bunlardan ilki Demokrat taban.
Israel'a göre Demokrat seçmenlerin Trump ve Cumhuriyetçi adaylara karşı sandığa gitme motivasyonu son derece yüksek.
İkinci grup Cumhuriyetçi taban.
Reuters/Ipsos araştırmasına göre Cumhuriyetçi seçmenlerin yüzde 73'ü Trump'ın performansını onaylıyor.
Bu hâlâ yüksek bir oran olmakla birlikte ocak ayına kıyasla yaklaşık 13 puanlık düşüş anlamına geliyor.
Bu seçmenlerin Demokratlara oy vermesi beklenmese de Cumhuriyetçiler açısından asıl risk bir bölümünün sandığa gitmemesi.
Bağımsız seçmenler Trump'tan uzaklaşıyor
Üçüncü ve kritik grup ise bağımsız ve kararsız seçmenler.
Bu seçmenler özellikle başa baş seçim bölgelerinde sonucu belirleyebiliyor.
Israel'a göre bağımsız seçmenler genellikle ideolojik uçlara mesafeli duruyor ve iki partiden birinin fazla ileri gittiğini düşündüklerinde tepki gösteriyor.
Trump'ın bu seçmenler arasındaki onay oranı son dönemde yüzde 20'lerin sonu ile yüzde 30'ların ortası arasında seyrediyor.
Dolayısıyla Cumhuriyetçiler açısından iki farklı problem aynı anda ortaya çıkıyor: Parti tabanındaki heyecan azalırken bağımsız seçmenlerin önemli bölümü de Trump'a mesafeli duruyor.
Cumhuriyetçilerin en büyük avantajı: Para
Bununla birlikte Cumhuriyetçilerin elinde önemli bir koz var: Seçim harcamaları.
The New Republic'ün aktardığı verilere göre Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi yarışları için şimdiye kadar 454 milyon dolar harcadı veya reklam rezervasyonu yaptı.
Demokratlarda bu rakam 381 milyon dolar seviyesinde.
Senato yarışlarında da Cumhuriyetçilerin finansal üstünlüğü dikkat çekiyor.
Eylül ayının ilk üç haftasında Cumhuriyetçiler yedi kritik Senato yarışında Demokratlardan 100 milyon doların üzerinde daha fazla harcama yaptı.
Bu kaynak özellikle birkaç bin oyun sonucu belirleyebileceği seçim bölgelerinde saha örgütlenmesi ve seçmeni sandığa taşıma açısından önemli olabilir.
Ancak Israel, yüksek kampanya harcamalarının seçmenlerin yaşam maliyeti, ekonomi ve İran savaşı konusundaki görüşlerini değiştirmeye yetip yetmeyeceğini sorguluyor.
Yaşam maliyeti ve İran savaşı seçim gündeminde
Ara seçimler yaklaşırken Trump yönetimi aynı anda ekonomi ve dış politika kaynaklı baskılarla karşı karşıya.
Özellikle yüksek benzin ve dizel fiyatlarının yaşam maliyetini artırması seçmenin ekonomi algısını etkiliyor.
İran savaşının uzaması ve petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde seyretmesi de ekonomik gündem ile dış politikayı birbirine bağlıyor.
Yeni bir askeri tırmanmanın enerji fiyatlarını ve dolayısıyla enflasyonu daha da artırması, seçimlere yalnızca haftalar kala Beyaz Saray açısından önemli bir siyasi risk oluşturuyor.
Tarih iktidar partilerinin aleyhine
Steve Israel'ın dikkat çektiği son faktör ise ABD ara seçimlerinin tarihsel eğilimi.
Ara seçimler genellikle görevdeki başkan ve partisi hakkında bir referandum niteliği taşıyor.
ABD tarihinde görevdeki başkanın partisinin ara seçimlerde Temsilciler Meclisi'ndeki sandalye sayısını artırdığı örnekler oldukça sınırlı.
1934, 1998 ve 2002 seçimleri bunun en dikkat çekici istisnaları arasında yer alıyor.
Bu tarihsel eğilim, Trump'ın kritik seçim bölgelerindeki düşük onay oranları ve son haftalarda yarışların Demokratlara doğru kaymasıyla birleştiğinde Cumhuriyetçilerin önündeki zorluğu artırıyor.
Son 30 gün kritik
Bununla birlikte seçimlere hâlâ bir ay var ve siyasi tablo değişebilir.
Ekonomik veriler, petrol ve akaryakıt fiyatları, İran savaşı, kampanya harcamaları ve seçmen katılımı yarışların yönünü etkileyebilir.
Steve Israel'ın değerlendirmesine göre mevcut siyasi ortam ve tarihsel eğilimler Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu ele geçirme beklentisini güçlendiriyor.
Senato'da ise dört net sandalye kazanılması gerektiği için Demokratların önündeki eşik çok daha yüksek.
Önümüzdeki 30 günün asıl mücadelesi, Cumhuriyetçilerin finansal üstünlüğünün Trump'ın kritik bölgelerdeki düşük onay oranlarını telafi edip edemeyeceği olacak.
The Hill
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




