Sosyal Medya

Prof.Dr. Evren Bolgün

Doç.Dr. Evren Bolgün: Katı Piyasa Anlayışımız ile Girişimci Devlet Olabilmek Mümkün Değil

Bundan yaklaşık 10 yıl önce İstanbul Ticaret Odası gazetesinde yazmış olduğum yazılarımın bir tanesinin başlığını bu hafta “Müteşebbis Devlet” olarak…

Doç.Dr. Evren Bolgün: Katı Piyasa Anlayışımız ile Girişimci Devlet Olabilmek Mümkün Değil

Bundan yaklaşık 10 yıl önce İstanbul Ticaret Odası gazetesinde yazmış olduğum yazılarımın bir tanesinin başlığını bu hafta “Müteşebbis Devlet” olarak atmış olduğumu fark ettim. Türkiye’de özellikle son 4 yıl içerisinde atılmakta olan katı piyasa müdahale kararkarı neticesinde serbest piyasa işleyişine dair temellerden hızla uzaklaşmakta olduğumuzu görüyorum.

Müteşebbis Devlet” veya diğer adı ile “Girişimci Devlet” kavramları, 2008-2013 yılları arasında yaşanan Amerikan ve Avrupa finansal krizlerinin ardından zor duruma düşen özel şirketler ile başlayan finansal kurtarma planları, Merkez Bankalarından gelen senkronize hızlı parasal gevşeme hamlelerin yaşandığı atmosfer içerisinde kamu harcamalarında kesinti yapılması görüşüne bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.

2008 yılından itibaren ABD ve Avrupa’da başlayan ve tüm Dünya’yı özellikle 4-5 yıl olumsuz yönde etkileyen küresel kriz neticesinde, kamu borç seviyelerinde yaşanan artış, işsizlik oranlarında gerçekleşen yükseliş şeklinde tezahür eden olumsuz gelişmeler, kamu kesiminin ekonomide üstlenmesi gereken roller hakkında liderleri, üst düzey kamu yöneticilerini, akademisyenleri yeniden düşünmeye sevk etmiştir. Özellikle kapitalist sistemin ivme kaydettiği 1990 ve 2000’li yıllarda ABD ekonomisi en yenilikçi ve en girişimci olarak tüm Dünya’ya örnek rol model olarak gösterilirken, Avrupa Birliğine ait ülkelerin daha sosyal demokrat, esnek olmayan işgücü piyasaları şeklinde bölgeye özgü liberal ekonomik model uyguluyor olması gerçeği devletlerin “Müteşebbis Rol” model uygulamalarına engel değildir. Günümüzün değişken ekonomi politikaları ve aşırı dalgalı finans piyasaları altında girişimci devlet politikalarının benimsenerek özel sektörün yatırım yapmakta çekindiği inovatif alanlarda özel girişim sermayesi şeklinde dizayn edilebilecek şeffaf bir model çerçevesinde başarılı sonuçlar elde edilmesi mümkün olabilecektir.

 

Global Kamu ve Özel Borç Rasyoları (% GSYH)

 

Küresel borç düzeyinde pandemi dönemine kıyasla geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla bir gerileme olduğunu görmekteyiz. Ancak Dünya genelinde toplam kamu ve özel kesim borç toplamının GSYH büyüklüğünün 2.5 katına (%247) ulaştığını söyleyebilirim. Dolar bazında ifade etmek gerekirse, Dünya’da global borç stok miktarı 2021 yıl sonu itibarıyla $235 Trilyon seviyesinde bulunmaktadır. Küresel borçluluk düzeyinini etkileyen 3 ana unsurun bu gelişmede etkili olduğunu görüyoruz. Birincisi, ekonomik büyüme trendlerinde büyük dalgalanmaların yaşanmasıdır. Özellikle 2020 yılında yaşanan pandemi ortamının küresel resesyon eğilimlerini tetiklemesi neticesinde gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerin Borç/GSYH rasyolarını olumsuz yönde etkilemiş bulunmaktadır. İkinci neden olarak yüksek ve volatil bir enflasyonist ortamı göstermek mümkündür. Üçüncü neden olarak da kamu kesimi, şirketler kesimi ve hanehalkının bütçelerinde gerçekleşen ekonomik şokların yarattığı etkiler neden olmaktadır.

Kamu kesiminin ekonomi içerisinde borçluluk üzerinden ağırlığını yükseltmeye devam ettiği mevcut konjonktür çerçevesinde konuya kaldığımız yerden devam edebiliriz.

Bilindiği üzere Apple firması ABD’nin teknoloji alanında en yenilikçi firması olarak genel kabul görmektedir. Silikon vadisinde üretime geçmeden önce araba garajında Steve Jobs tarafından yaratılan şirketin kuruluş fikirleri uzun yıllar, Microsoft firmasına hizmet etmiştir. Rakip firmaya benzer bir konumdan kendisini hızla sıyırarak mobil cihazlara ve eğlence sektörüne adım atması ile şirket bünyesinde radikal değişim yaşanmıştır.  Steve Jobs’ın dizayn ve mühendislik alanlarında bir deha olduğu genel kabul gören bir gerçek olmasına karşılık ABD’de devletin teknoloji alanında aktif rol üstlenmesi söz konusu olmasaydı, tüm yaşanan başarıların gerçekleşmesinin mümkün olamayacağını da kabul etmemiz gerekir. Kamu kesiminin yaptığı araştırma & geliştirme ve altyapı yatırımları öncülüğünde Internet, GPS konumlandırma ve ses algılama teknolojisi şeklinde ifade edebilecek gelişmeler tüm bireylerin sanal asistanları olmuştur. Bu alanda yaşanan gelişmeler Silikon Vadisinin ilk finansmanına katkıda bulunduğu kritik noktalardır. Kamu tarafından desteklenen üniversitelerde ve araştırma labratuvarlarında yer alan bilimadamları sayesinde “Dokunmatik Ekran” ve “HTML” bilgisayar programlama dili gibi birçok teknolojik ürünler geliştirebilmiştir. Apple borsa’da halka arzı gerçekleşmeden öncesinde gizli bir kamu ajansı tarafından $500.000 tutarında parasal destek almış bulunmaktadır. Bu düzeyde yenilikçi teknolojileri geliştirmek ve pazarlamak üzere hazır iş planı bulunan özel firmalar hükümetlerin vergi yüklerinden kaçınmak üzere entellektüel sermayelerini ve teknolojilerini düşük kurumlar vergisi yüküne sahip olan İrlanda gibi ülkelerde yürütmektedir.

Diğer bir örnek olarak karşımıza “Google” firması çıkmaktadır. Google’ın geliştirmiş olduğu en önemli varlığı olan “Arama Motoru” algoritması Ulusal Bilim Vakfı tarafından finanse edilmiş bulunmaktadır. Eczacılık sanayisinde yer alan bir çok firma teknoloji ve internet firmalarından çok daha fazla miktarda maddi teşviklere sahip olmuşlardır. Amerikan Ulusal Sağlık kurumu her yıl $30 Milyar’dan daha fazla bir bütçe desteğini yenilikçi ilaç geliştirilmesi üzerine yapılacak olan araştırmaların finanse edilmesine ayırmaktadır.

İsterseniz konuya geçtiğimiz yıl Türkçesi yayınlanan Mariana Mazzucato’nun “Girişimci Devlet” kitabından yapacağım kısa alıntılar ile devam edelim.

Büyüme gibi girişimcilik de ekonomi disiplininin en az anlaşılmış mevzularından birisidir. Nedir girişimcilik? Avusturyalı ekonomist Joseph Schumpeter’e göre, girişimci, “yeni” bir fikri ya da icadı başarılı bir yeniliğe dönüştürme arzusuna ve yetisine sahip bir kişi ya da bir gruptur. Yalnızca yeni bir iş kurmaktan ibaret değildir; bunu “yeni” bir ürün ya da yeni bir süreç üretecek veya mevcut bir ürün ya da süreç için “yeni” bir pazar yaratacak tarzda yapmaktır. Schumpeter’e göre, girişimcilik piyasalardaki ve sektörlerdeki daha önemsiz yenilikleri bütün olarak veya kısmen ikame etmek üzere bir “yaratıcı yıkım fırtınası” yaratır ve eşzamanlı olarak yeni girişim modellerini de kapsayan yeni ürünler üretir; böyle yaparak yerleşik muktedirlerin öncülüğüne son verir. Yaratıcı yıkım bu bakımdan, sektörlerin dinamizminin ve uzun dönemli ekonomik büyümenin arkasındaki büyük güçtür. Önemli her yeni teknoloji yaratıcı yıkıma yol açar: buhar makinası, demiryolu, elektrik, elektronik, otomobil, bilgisayar, internet, robotlar, yapay zeka, makine öğrenmesi, metaverse,..vs. Bunların her biri yarattığı kadar yıkıma da yol açmıştır, ama her biri aynı zamanda refahın da artmasını sağlamıştır.

Genellikle özel niş alanlarda Devlet yatırımının gerekçesi, özel sektörün çeşitli yönlerden kamu sektörüne göre daha az girişimci olmasıdır. Radikal yeni ürünlere ve süreçlere karşı daha çekingendir, sonuçları belirsiz yatırımları Devletin başlatmasını bekler. Dolayısıyla teorik araştırma yeniliklerin gerçekleşmesi açısından zorunlu olmakla birlikte, yeterli olmaktan çok uzaktır, bu durum aslında devletin rolünü daha da büyütmektedir.

Türkiye’de ekonomi alanında gerçekleştirilen uygulamalar son yıllarda oldukça trajikomik bir vaziyet almış durumdadır. Örneğin resmi %85, gayri resmi %180 seviyesine kadar yükselen TÜFE sonrasında, iktidar gıda enflasyonunu ile mücade etmek üzere zincir marketler yeniden polisiye tedbirler ile bir mücadeleye girmiş vaziyettedir. Hepimizin de çok iyi bildiği üzere problemin ana kaynağı, Türkiye’nin tarımsal girdilerde %100 dışa bağımlı olması ve yıllardır uygulanan yanlış tarım politikalarıdır. Ekonomik aktörler sorunu kaynağında çözmek yerine bu işin son halkası olan pazarda, manavda ve zincir marketlerde yani etiketlerde çözüm arıyışı içerisinde göz boyamaya devam etmektedir.

Bu konuda özellikle Ali Ekber Yıldırımın gıda fiyatlarını düşür(me)mek için neler yapıldı neler başlıklı yazısının okunmasını tavsiye ederim.

https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/gida-fiyatlarini-dusurmemek-icin-neler-yapildi-neler/676263

Rekabet Kurumu ise, tamamen iktidarın istediği şekilde ekonomide arzu ettiği sektörlerde yer alan özel sektör temsilcilerine sürekli cezalar, yaptırımlar uygulayarak “tam rekabet piyasasızlığı” olarak ifade ettiğim ekonomik ortamımıza bir taş daha ilave etmektedir. Dolayısıyla mevcut durum ülkemizde son 10 yıldır Dünya’da uygulanan girişimci devlet anlayışının yerleşmesinin çok zor olduğunu göstermektedir.

Yukarıda bahsi geçen örnekleri göz önüne aldığımızda bugünün dünyasında kamu’nun ekonomide inovasyonu destekleyebilmekte olduğunu gözlemlemekteyiz. Artık kamu kesimi geleceğin piyasalarının alacağı şekli ve yönü belirleyebilmektedir. Küresel kriz öncesindeki ekonomik büyüklüklere aradan geçen yıllar sonrasında ancak geri gelinmekte olunduğunu tecrübe ettiğimizden dolayı önümüzdeki dönemde kamu kesimindeki borç yükünün aşağıya çekilmesi için kamu kesiminin küçültülmesi gerektiği fikri ile inovatif, yenilikçi özel sektörün desteklenmesi için kamu payının stratejik alanlarda artırılması fikri arasında bir çatışma yaşanmasını da görmemiz oldukça yüksek olasılıktır.

 

Doç.Dr.Evren Bolgün | Beykoz Üniversitesi Öğretim Üyesi

BAKMADAN GEÇME

  • Bakanlık Duyurdu: Bütçe Açığı 528,1 Milyar TL’ye Ulaştı

    2025 yılının Ocak–Aralık döneminde merkezi yönetim bütçesi, 14 trilyon 634,6 milyar TL harcama ve 12 trilyon 835,5 milyar TL gelir ile tamamlandı. Bu dönemde bütçe açığı 1 trilyon 799,1 milyar TL olarak gerçekleşti. Aralık ayında ise bütçe açık verdi.

  • TCMB Başkanı Karahan: Dezenflasyonda Ana Eğilim Güçleniyor

    Merkez Bankası Başkanı Karahan, Londra ve New York’ta uluslararası yatırımcılarla bir araya gelerek Türkiye’nin yeni yol haritasını paylaştı. Dezenflasyon sürecinde ana eğilimin güçlendiğini vurgulayan Karahan, kısa vadeli dalgalanma riskine karşı "ihtiyatlı ve veri odaklı" kalmaya devam edecekleri mesajını verdi. Küresel finans dünyasının kalbi olan Londra ve New York’ta gerçekleştirilen yatırımcı toplantılarında, Türkiye’nin para politikasına dair kararlılık bir kez daha teyit edildi. TCMB Başkanı Fatih Karahan tarafından sunulan projeksiyonlarda, fiyat istikrarı hedefine ulaşana kadar sıkı para politikası duruşunun korunacağı ve herhangi bir sapma durumunda ek sıkılaşma adımlarının atılabileceği vurgulandı.

  • MetroPOLL’den “Toplumsal Tükenmişlik ve Güven” Raporu: Güvensizlik ve Yorgunluk, Türkiye’nin Duygusal Tablosunu Şekillendiriyor”

    MetroPOLL’ün 2025 sonu verileriyle hazırladığı rapor, Türkiye’de “toplumsal tükenmişlik” tablosunu ortaya koydu. Araştırmaya göre toplumun yüzde 61’i yüksek düzeyde tükenmişlik yaşarken, her iki kişiden biri son bir yılda psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtti. MetroPOLL Araştırma’nın 2025 yılı sonu verileriyle hazırladığı "Toplumsal Tükenmişlik ve Güven" raporu, Türkiye’nin ağır bir duygusal yorgunluktan geçtiğini ortaya koydu. Araştırmaya göre toplumun yüzde 61’i yüksek veya çok yüksek tükenmişlik yaşıyor. Seçmenlerin neredeyse yarısı "hiçbir yere güvenmeyenler" sınıfında yer alırken, özellikle gençler arasında ülkeden gitme isteği "ana akım" bir düşünceye dönüşmüş durumda.

  • TCMB Rezervleri Yükseldi: Swap Hariç Net Rezerv 70,1 Milyar Dolara Çıktı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) brüt rezervleri, 9 Ocak 2026 ile biten haftada 196,1 milyar dolara yükseldi. Önceki hafta bu rakam 189,1 milyar dolar olarak kaydedilmişti.

  • WEF’in 2026 Küresel Riskler Raporu’ndan Kritik Analiz: Dünya Ekonomisini Zorlu Bir Dönem Bekliyor

    Dünya Ekonomi Forumu’nun (WEF) Davos’ta gerçekleştireceği toplantılar öncesinde yayımlanan Küresel Riskler 2026 Raporu, dünya ekonomisini tehdit eden unsurları gözler önüne serdi. Rapora katkı sunan katılımcılar, önümüzdeki iki yıla ilişkin beklentilerini “Çalkantılı ve fırtınalı” olarak tanımlarken, küresel ölçekte en ciddi riskin jeopolitik gerilimler olduğuna dikkat çekti.

  • TÜİK: İnşaat Üretimi Kasım Ayında Yıllık Yüzde 22,3 Arttı

    Türkiye’de inşaat üretimi Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 0,1 oranında gerilerken, yıllık bazda yüzde 22,3 artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Kasım ayına ilişkin inşaat üretim endeksi verilerini yayımladı.

  • EspressoLab, CHP Mitinginde Kahve Dağıttı: Bardaklarda Özgür Özel’in İsmi Yer Aldı

    CHP’nin boykot listesinde bulunan ünlü kahve zinciri EspressoLab, CHP’nin Beşiktaş’ta gerçekleştirdiği mitinge yüzlerce kahve gönderdi. Gönderilen kahvelerin bardaklarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in isminin yazılı olduğu görüldü.

  • Artık Her Şirket Konkordato İlan Edemeyecek: Konkordato Suistimaline Sert Önlemler Geliyor

    Bazı şirketlerin konkordato sistemini kötüye kullandığının tespit edilmesinin ardından, ilgili firmalar ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kaldı. Sistemin suistimal edilmesine kesinlikle izin verilmeyeceğini vurgulayan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Adalet Bakanlığı ile ortak bir çalışma yürütüldüğünü açıkladı. Adalet Bakanlığı ise, denetim süreçlerinde yaşanan usulsüzlüklerin önüne geçmek amacıyla yeni bir İcra ve İflas Kanunu düzenlemesi için harekete geçti.

  • Hizmet Sektöründe Büyüme Sürüyor: Kasım Ayında %4’lük Artış

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son verilerine göre, hizmet üretim endeksi 2025 yılı Kasım ayında yıllık bazda %4,0 oranında yükseldi. Sektörel…

  • SABAH Raporu: Küresel Piyasalarda Rotasyon

    Emre Değirmencioğlu'nun analizinde; küresel piyasalarda teknolojiden KOBİ hisselerine rotasyon, TCMB'nin 64 milyar dolarlık rekor rezervi ve Trump sonrası altın/petrol fiyatlarındaki dengelenme süreci ele alınıyor.

  • Dr. Fulya Gürbüz Yazdı: ‘Sektör Hayat Dışı Bütçe Tahminleri…’

    Hayat dışı tarafta, 2025 Kasım ve Aralık aylarına ilişkin tahminleri ilave ederek 1,059 Trilyon TL üretimle yılı kapatacağımızı öngörüyorum...

  • Güldem Atabay:  Şimşek’in “heybesinden” yurtdışı turunda çıkanlar

    Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek bir kez daha yabancı yatırımcılarla görüşme amacıyla Londra ve Washington ziyaretleri yapıyor. 2023 seçimleri ardından görev değişimiyle Şimşek ve ekibini göreve getiren AKP hükümeti biliyorsunuz bir kez daha ekonomi politikasını finans piyasalarında istikrara, finansal istikrarı da sıcak para akışlarına bağlamıştı.

  • Piyasada İki Şeyi İzliyorum Atilla Yeşilada ve Perihan Tantuğ video

    İran'da yaşananlar, piyasaları ne kadar tehdit ediyor? Powell-Trump kavgası nereye gidecek? Dünyadaki metal çılgınlığı devam mı? Kıymetli madenlerde geri dönüş sinyali nasıl anlaşılır? İçeride yabancı girişi artar mı? Hepsi ve çok daha fazlası, Atilla Yeşilada ve Perihan Tantuğ'un katıldığı Piyasanın Efendisi'nde…

Benzer Haberler