Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Güldem Atabay: AB’den serbest ticaret anlaşması atağı: Mercosur’dan sonra Hindistan

Anlaşma, “modern serbest ticaret anlaşması” tanımını fazlasıyla hak ediyor.

Güldem Atabay: AB’den serbest ticaret anlaşması atağı: Mercosur’dan sonra Hindistan

Bu hafta başında AB ve Hindistan 20 yıl süren görüşmelerin ardından 2 milyara yakın bir nüfusu gümrük vergisiz ticaretle tek pazar haline getirecek bir STA’ya imza attılar hafta başında.  Söz konusu STA ise kapsamı ve kurgusuyla klasik STA’ların çok ötesinde. Yalnızca büyüklüğe değil; ticaretin, yatırımın, standartların, iklimin ve jeopolitiğin tek bir çerçevede birleştirildiği yeni nesil bir ticaret mimarisi.

Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan serbest ticaret anlaşması, sadece uzun süredir tıkanmış bir müzakerenin sonu değil; küresel ticaret düzeninde hızlanan bir yön değişiminin de açık göstergesi. Tarafların “tüm anlaşmaların anası” diye tanımladığı bu mutabakat, Trump döneminde sertleşen ABD ticaret politikalarına karşı verilen en net yanıtlardan biri olarak okunuyor. Bu adım, çok taraflı ticaret düzeninin aşındığı bir dönemde, büyük ekonomilerin ABD merkezli sisteme alternatif kanallar açma çabasının somut bir ürünü. Küresel ticaretin ağırlık merkezinin yavaş ama kararlı biçimde yeniden dağıldığını gösteren önemli bir dönüm noktası olarak kayda geçiyor.

Yaklaşık yirmi yıl süren, defalarca duran ve yeniden başlayan görüşmelerin bu noktaya gelmesi de tesadüf değil. Washington’un artan gümrük tarifeleri, öngörülemez çıkışları ve “önce Amerika” yaklaşımı, hem Brüksel’i hem de Yeni Delhi’yi alternatif ortaklıklar aramaya itti. AB, ABD ve Çin’e olan ekonomik bağımlılığını azaltmak isterken; Hindistan da bir yandan Trump’ın %50’ye varan tarifelerinin etkisini dengelemeye, diğer yandan “korumacı ülke” imajını kırmaya çalışıyor.

Anlaşmanın ekonomik boyutu oldukça iddialı. AB’nin Hindistan’a yaptığı mal ihracatının 2032’ye kadar ikiye katlanması hedefleniyor. Bunun yolu da tarifelerin neredeyse tamamının kaldırılmasından geçiyor. Otomobilden sanayi ürünlerine, şaraptan gıdaya kadar geniş bir yelpazede Avrupa malları Hindistan pazarına çok daha kolay girecek. Buna karşılık AB de Hindistan’dan gelen malların neredeyse tamamında yedi yıl içinde tarifeleri sıfırlamayı ya da ciddi biçimde düşürmeyi kabul etti.

Hindistan açısından bakıldığında bu anlaşma, bugüne kadar imzaladığı en kapsamlı serbest ticaret düzenlemesi. Avrupa menşeli 250 bin aracın avantajlı vergi oranlarıyla ülkeye girmesine izin verilmesi, Yeni Delhi’nin ne kadar büyük bir pazar açılımı yaptığını gösteriyor. Avrupa şaraplarında tarifelerin kademeli olarak %150’den %20’ye indirilmesi ise Hindistan’ın iç siyasi dengeleri açısından oldukça cesur bir adım.

Ancak kazanç sadece Avrupa tarafında değil. Trump’ın yüksek tarifeleri nedeniyle zorlanan tekstil, ayakkabı, mücevher gibi emek yoğun sektörlerde Hindistan, AB pazarında rakiplerine göre önemli bir avantaj elde ediyor. Buna ek olarak hizmetler alanında verilen geniş tavizler, öğrenci hareketliliği ve mezuniyet sonrası vizelere ilişkin bağlayıcı taahhütler, anlaşmayı klasik bir mal ticareti mutabakatının ötesine taşıyor. Bu yönüyle anlaşma, “modern serbest ticaret anlaşması” tanımını fazlasıyla hak ediyor.

 

Jeopolitik arka plan da en az ekonomik maddeler kadar önemli. AB ile Hindistan arasında ilan edilen güvenlik ortaklığı, metni oldukça genel tutulmuş olsa da, Brüksel’in transatlantik bağların zayıfladığı bir dönemde yeni stratejik ortaklar aradığını gösteriyor. Rusya-Ukrayna savaşı konusunda metinde ortak bir dil bulunamaması, bu işbirliğinin sınırlarını göstermesi açısından önemli. Ancak savunma sanayii, deniz güvenliği ve ortak tatbikat ihtimalleri, özellikle Hindistan’ın Rus silahlarına bağımlılığını azaltma potansiyeli demek.

Bu anlaşma, son haftalarda AB’nin Mercosur ülkeleriyle, Hindistan’ın ise Yeni Zelanda ve Umman’la yaptığı ticaret anlaşmalarıyla birlikte düşünüldüğünde, küresel ticarette belirgin bir “çeşitlendirme” eğilimine işaret ediyor.

 

AB ile Gümrük Birliği içinde olan Türkiye, bu tür geniş kapsamlı STA’ların etkilerine doğrudan maruz kalıyor; ancak karar masasında olmadığı için aynı tercihli erişimi otomatik olarak elde edemiyor. Mercosur anlaşmasında olduğu gibi, AB–Hindistan STA’sı da bu asimetriyi derinleştiriyor. Özellikle emek yoğun sektörlerde AB pazarında rekabetin artması ve yatırım tercihlerinin yeniden şekillenmesi, Türkiye için risk alanları demek.

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler