Gündem
Trump’tan büyük kıyak: Suriye Kürtleri kaderlerine terkedildi, ABD askeri çekilmeyi planlıyor
ABD yönetimi, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG/SDF) sahada hızla dağılması ve Şam yönetiminin ülkenin kuzeydoğusunda kontrolü yeniden ele alması sonrası, Suriye’deki tüm ABD askerlerini çekme seçeneğini masaya yatırdı. Washington’da yapılan değerlendirmelerde, SDF’nin dağılması halinde ABD’nin ülkede kalmasını gerektiren bir misyonun kalmadığı görüşü öne çıkıyor. Bu olası çekilme, Şam yönetimi açısından stratejik bir kazanım anlamına gelirken, Türkiye’nin uzun süredir dile getirdiği güvenlik taleplerini de karşılayabilecek yeni bir tablo yaratabilir.
ABD, Suriye’den tamamen çekilmeyi değerlendiriyor: SDF’nin çöküşü dengeleri değiştiriyor
ABD yönetimi, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG/SDF) sahada hızla dağılması ve Şam yönetiminin ülkenin kuzeydoğusunda kontrolü yeniden ele alması sonrası, Suriye’deki tüm ABD askerlerini çekme seçeneğini masaya yatırdı. Washington’da yapılan değerlendirmelerde, SDF’nin dağılması halinde ABD’nin ülkede kalmasını gerektiren bir misyonun kalmadığı görüşü öne çıkıyor. Bu olası çekilme, Şam yönetimi açısından stratejik bir kazanım anlamına gelirken, Türkiye’nin uzun süredir dile getirdiği güvenlik taleplerini de karşılayabilecek yeni bir tablo yaratabilir.
Pentagon’da stratejik yeniden değerlendirme
ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon), Suriye’deki askeri varlığın geleceğini kapsamlı biçimde gözden geçirdiği bildiriliyor. ABD’li yetkililere dayandırılan haberlere göre, son günlerde yaşanan “baş döndürücü” gelişmeler, Washington’ın Suriye politikasını yeniden şekillendirmesine yol açtı.
Bu sürecin merkezinde, ABD’nin sahadaki ana yerel ortağı olan Suriye Demokratik Güçleri’nin hızlı çözülmesi yer alıyor. SDG’nin bel kemiğini oluşturan YPG unsurlarının, Suriye Arap Ordusu’nun baskısı karşısında geri çekilmesi ve bazı bölgelerde Şam’la uzlaşma arayışına girmesi, ABD açısından mevcut askeri misyonun sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getirdi.
Yetkililer, SDG’nin tamamen dağılması halinde ABD askerlerinin Suriye’de kalması için “somut bir gerekçe” kalmayabileceğini ifade ediyor.
ABD’nin Suriye’deki askeri varlığı ve Trump’ın yaklaşımı
ABD’nin halihazırda Suriye’nin kuzeydoğusunda konuşlu yaklaşık 1.500 askeri bulunuyor. Bu birlikler, ağırlıklı olarak IŞİD’le mücadele, istihbarat faaliyetleri ve SDG kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanması görevlerini yürütüyordu.
ABD Başkanı Donald Trump, uzun süredir Suriye’deki askeri varlığa mesafeli yaklaşımıyla biliniyor. Trump, ikinci başkanlık döneminin başlarında, Suriye’deki askerlerin geleceğine ilişkin bir karar alacağını açıklamıştı. Son gelişmeler, bu kararın artık daha yakın bir zamanda gündeme gelebileceğine işaret ediyor.
Pentagon’dan yapılan açıklamalarda ise, olası bir çekilmeye ilişkin resmi bir teyit verilmezken, “varsayımsal senaryolar ve gelecekteki operasyonlar hakkında spekülasyon yapılmadığı” vurgulanıyor.
ABD’den Suriye’nin Kürt güçlerine destek mesajında net değişim
Washington’ın yaklaşımındaki değişim, yalnızca asker çekilmesi tartışmalarıyla sınırlı değil. Trump yönetimi, Suriye’nin Kürt güçlerine yönelik askeri desteğin de fiilen sona erdiği mesajını verdi.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, yaptığı açıklamalarda, ABD–SDG ortaklığının artık tarihsel misyonunu tamamladığını savundu. Barrack, SDG’nin IŞİD’e karşı mücadelede oynadığı rolü överken, bu iş birliğinin, Suriye’de işlevsel bir merkezi yönetimin bulunmadığı bir dönemin ürünü olduğunu ifade etti.
Barrack’a göre bu tablo artık değişmiş durumda. Şam’da Ahmed el-Şaraa liderliğinde kurulan yeni yönetimin, ülke genelinde IŞİD’le mücadeleye hazır olduğu ve bu konuda ABD ile iş birliğine açık olduğu vurgulanıyor.
Şam yönetimi kuzeydoğuda kontrolü güçlendiriyor
Suriye hükümet güçleri, SDG’nin zayıflamasıyla birlikte ülkenin kuzeydoğusunda hızla alan kazandı. Şam yönetimi bu süreci yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi bir yeniden entegrasyon hamlesi olarak sunuyor.
Devlet Başkanı Ahmed el-Şaraa, geçtiğimiz hafta Kürtlerin haklarını güvence altına almayı amaçlayan bir kararname imzaladı. Bu düzenleme;
-
Kürtçenin Suriye’de “ulusal dil” olarak tanınmasını,
-
Nevruz’un resmi tatil ilan edilmesini,
-
Etnik ve dilsel ayrımcılığa karşı hukuki güvenceleri
içeriyor.
El-Şaraa ayrıca, yerlerinden edilmiş Kürt Suriyelilere evlerine dönme çağrısı yaparak, tek şartın silah bırakılması olduğunu belirtti.
ABD’den Kürtlere “entegrasyon” çağrısı
ABD’li yetkililer, SDG’ye bağlı Kürt unsurlara, yeni Suriye devlet yapısına entegre olmaları yönünde açık mesajlar veriyor. Tom Barrack, Kürtlerin önünde “benzersiz bir fırsat penceresi” bulunduğunu belirterek, yeni dönemde siyasi hayata katılımın, iç savaş yıllarında elde edilen fiili özerklikten çok daha kalıcı kazanımlar sağlayabileceğini savundu.
Barrack, ABD’nin Suriye’de uzun vadeli bir askeri varlık sürdürme niyeti olmadığını da net biçimde dile getirdi. Washington’ın önceliklerinin;
-
IŞİD tutuklularının bulunduğu cezaevi ve kampların güvenliği,
-
Şam ile SDG kalıntıları arasında geçiş sürecinin yönetilmesi
ile sınırlı olduğu belirtiliyor.
IŞİD tutukluları ve güvenlik endişeleri
Olası bir ABD çekilmesinde en kritik başlıklardan biri, SDG kontrolündeki IŞİD tutuklularının durumu. ABD’li bir yetkili, Amerikan askerlerinin bu cezaevlerini doğrudan korumadığını, son günlerde el-Şaddadi’de yaklaşık 200 düşük profilli tutuklunun kaçtığını, ancak Suriye hükümet güçlerinin önemli bir bölümünü yeniden yakaladığını açıkladı.
Washington, Şam yönetiminin artık bu tesislerin güvenliğini sağlayabilecek kapasiteye ve siyasi iradeye sahip olduğunu savunuyor.
Türkiye açısından ne anlama geliyor?
Türkiye açısından, SDG’nin dağılması ve ABD’nin Suriye’den çekilmesi ihtimali, uzun süredir dile getirilen güvenlik taleplerinin karşılanması anlamına geliyor. Ankara, SDG’nin ana unsuru olan YPG’yi, PKK’nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve ABD’nin bu yapıya verdiği desteği ulusal güvenliğe tehdit olarak değerlendiriyordu.
ABD’nin çekilmesi, Türk–ABD ilişkilerinde yıllardır gerilim yaratan bu başlığın gündemden düşmesine yol açabilir. Ancak Ankara açısından asıl belirleyici unsur, Şam yönetiminin kuzeydoğuda PKK bağlantılı unsurların yeniden örgütlenmesine izin verip vermeyeceği olacak.
Şam için stratejik kazanım, bölge için yeni denge
ABD’nin olası çekilmesi, Şam yönetimi açısından önemli bir stratejik kazanım olarak değerlendiriliyor. Kuzeydoğunun kontrol altına alınması, Suriye’nin hem tarım hem de enerji kaynakları açısından kritik bölgeler üzerinde yeniden egemenlik kurması anlamına geliyor.
Analistler, bu gelişmenin Türkiye, İran, Rusya ve Arap ülkeleri arasındaki bölgesel dengeleri de yeniden şekillendirebileceğine dikkat çekiyor. ABD destekli silahlı yapıların sahneden çekilmesi, Suriye’nin bölgesel diplomasiye dönüş sürecini hızlandırabilir.
Karar süreci yakından izleniyor
Henüz resmi bir çekilme kararı açıklanmış değil. Ancak Pentagon’daki değerlendirmeler, ABD’li yetkililerin açıklamaları ve Şam yönetimine yönelik artan diplomatik destek, Washington’ın Suriye’deki askeri varlığının sonuna yaklaşıldığına işaret ediyor.
Önümüzdeki dönemde;
-
Şam’ın kuzeydoğuda güvenliği nasıl sağlayacağı,
-
Kürt grupların entegrasyon sürecine nasıl yanıt vereceği,
-
IŞİD tehdidinin yeniden canlanıp canlanmayacağı
ABD’nin nihai kararında belirleyici olacak.
Kaynak: Al Arabiya, Wall Street Journal
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]
