Politika
Trump’tan Sürpriz Hamle: Putin ve Netanyahu’ya Gazze İçin Davet
ABD Başkanı Donald Trump, Gazze’ye yönelik planını hayata geçirmek ve küresel çatışmalarda arabuluculuk yapmak amacıyla kurduğunu söylediği “Barış Kurulu” için…
ABD Başkanı Donald Trump, Gazze’ye yönelik planını hayata geçirmek ve küresel çatışmalarda arabuluculuk yapmak amacıyla kurduğunu söylediği “Barış Kurulu” için yeni davetler gönderdi. Washington’dan gelen bilgilere göre, Rusya ve İsrail bu davetleri alan son ülkeler arasında yer alıyor. Davetlerin, uluslararası siyasette zaten yüksek olan tansiyonu daha da artırdığı görülüyor.
Trump’ın açıklamalarına göre kurul, Gazze’nin silahsızlandırılması ve yeniden inşasını denetleyecek, aynı zamanda farklı bölgelerdeki çatışmalara çözüm üretmeyi hedefleyecek. Ancak davet listesinde yer alan ülkeler ve kurulun yapısı, daha şimdiden yoğun tartışmaların odağına yerleşmiş durumda.
Putin’e Davet, Ukrayna Savaşı Gölgesinde
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in daveti aldığı doğrulandı. Kremlin’den yapılan açıklamada, Moskova’nın bu teklife ilişkin “tüm ayrıntıları netleştirmeye çalıştığı” ifade edildi. Davetin zamanlaması ise dikkat çekici. Çünkü Rusya, yaklaşık dört yıldır Ukrayna’da devam eden bir savaşın içinde bulunuyor ve Batı ile ilişkileri son derece gergin.
Putin daha önce Trump’ın bazı ateşkes girişimlerini olumlu karşılayan açıklamalar yapmıştı. Ancak Gazze konusunda Rusya’nın İsrail ile ilişkileri de son dönemde belirgin şekilde soğumuş durumda. Bu nedenle Moskova’nın “Barış Kurulu”na nasıl yaklaşacağı belirsizliğini koruyor. Rusya’nın daveti kabul etmesi, kurulun uluslararası meşruiyetini güçlendirebilir; reddetmesi ise Trump’ın girişiminin sınırlarını ortaya koyabilir.
Netanyahu Daveti Aldı, Tel Aviv Temkinli
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun ofisi de daveti doğruladı ancak katılım konusunda net bir tutum açıklamadı. İsrail hükümeti içinden gelen ilk tepkiler, kurulun yapısına yönelik ciddi çekinceler bulunduğunu gösteriyor.
Netanyahu’ya yakın kaynaklara göre, kurulun alt birimi olarak planlanan Gazze Yürütme Kurulu’nun oluşturulması İsrail makamlarıyla tam olarak koordine edilmedi. Resmî açıklamalarda bu durum eleştirilse de, perde arkasında Netanyahu’nun süreçten tamamen habersiz olmadığı da konuşuluyor. ABD’li yetkililerin “Bu Washington’un projesi, İsrail buna açıkça karşı çıkamaz” yönündeki yaklaşımı ise iki ülke arasındaki güç dengesini yeniden gündeme getirmiş durumda.
Fransa Geri Adım Attı: “BM Yapısı Tartışmaya Açılmamalı”
Trump’ın davet gönderdiği ülkelerden biri de Fransa oldu. Ancak Paris yönetiminin bu daveti reddetmeye hazırlandığı belirtiliyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a yakın çevreler, planın yalnızca Gazze ile sınırlı kalmadığını ve Birleşmiş Milletler’in temel ilkelerini tartışmaya açtığını savunuyor.
Fransız yetkililere göre, önerilen yapı BM’nin yetkilerini gölgede bırakabilecek nitelikte. Bu nedenle Paris, mevcut koşullarda bu girişime olumlu yanıt vermeyi düşünmüyor. Fransa’nın bu tutumu, Avrupa içinde de ortak bir yaklaşım olup olmayacağı sorusunu gündeme getiriyor.
“Barış Kurulu” Nasıl Bir Yapı Öngörüyor?
Trump’ın geçen yıl tanıttığı 20 maddelik planın merkezinde üç katmanlı bir yapı bulunuyor. En üstte, başkanlığını Trump’ın yapacağı Barış Kurulu yer alıyor. Bu kurulda ABD ve Avrupa’dan önde gelen siyasi figürlerin bulunması planlanıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair gibi isimler öne çıkan adaylar arasında.
Alt kademelerde ise Gazze’nin idari ve belediye düzeyinde yönetimi öngörülüyor. Ancak dikkat çeken nokta şu: Filistinli temsilcilerin bu yapıda yalnızca yerel ve sınırlı rollerle yer alması planlanıyor. Hukukçular ve insan hakları savunucuları, bunun Filistinlilerin siyasi iradesini yok saydığı görüşünde birleşiyor.
İsrail İçinde Sert Tepkiler: Smotrich’ten Açık Ret
İsrail hükümeti içindeki en sert eleştirilerden biri, aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’ten geldi. Smotrich, Trump’ın rehine takası konusundaki girişimlerine teşekkür ederken, Gazze planının “İsrail için kötü” olduğunu savundu ve tamamen rafa kaldırılması gerektiğini söyledi.
Smotrich, ABD öncülüğünde kurulan ve savaş sonrası planlamayı koordine etmeyi amaçlayan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi’nin kapatılmasını talep ediyor. Bu merkezde Mısır ve İngiltere gibi ülkelerden personelin bulunmasının İsrail’in güvenliğini zayıflattığını ileri sürüyor. Ayrıca Hamas’a çok kısa bir süre verilmesini, silahsızlanma olmazsa Gazze’nin doğrudan İsrail kontrolüne alınmasını savunuyor. Türkiye veya Katar gibi ülkelerin süreçte rol almasına da kesin olarak karşı çıkıyor.
Gazze Gerçeği ve Sahadaki Çelişkiler
Beyaz Saray, planın “ikinci aşamaya geçtiğini” açıklasa da, sahadaki durum bu söylemle örtüşmüyor. Hamas, İsrail’in daha önce verdiği sözleri yerine getirmediğini, özellikle Refah Sınır Kapısı’nın açılması ve geçici barınma imkânlarının sağlanması konularında adım atılmadığını belirtiyor. İsrail tarafı ise Hamas’ın hâlâ bazı yükümlülükleri yerine getirmediğini savunuyor.
Bu karşılıklı suçlamalar, Barış Kurulu fikrinin sahadaki gerçeklerle ne kadar uyumlu olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Gazze’de bombardıman ve abluka devam ederken, dış aktörlerin ağırlıkta olduğu bir “barış paneli”nin ne ölçüde çözüm üretebileceği belirsizliğini koruyor.
Eleştiriler ve Gelecek Senaryosu
Putin’e yapılan davetin kabul edilip edilmeyeceği, Fransa’nın net tavrı ve İsrail içindeki sert muhalefet, Trump’ın girişimini küresel bir “yıldırım çubuğu”na dönüştürmüş durumda. Eleştirmenler, Ukrayna’dan Orta Doğu’ya kadar süren çatışmaların aktörlerini aynı masaya oturtmanın barıştan çok yeni gerilimler doğurabileceğini savunuyor.
Özellikle Filistinlilerin sürecin dışında bırakılması, planın meşruiyetini zedeleyen en önemli unsur olarak görülüyor. Gazze’de yaşayan sivillerin günlük hayatı, diplomatik gösterilerden çok daha ağır bir gerçeklikle şekillenmeye devam ediyor. Bu nedenle “Barış Kurulu”nun, adı kadar barış getirmeyebileceği yönündeki endişeler giderek artıyor.
