Dünya Ekonomisi
The Economist: Küresel Ekonominin En Büyük Sorunu: Kötümserlik
Küresel ekonomi bugün sadece yüksek faizler, jeopolitik riskler ya da borç sorunlarıyla değil, giderek derinleşen bir kötümserlik dalgasıyla mücadele ediyor. Tüketiciler, şirketler ve seçmenler geleceğin daha zor olacağına inanıyor; bu inanç yatırım kararlarını erteliyor, büyüme dostu politikaları zayıflatıyor ve popülist siyaseti güçlendiriyor. The Economist’e göre, dünya ekonomisinin önündeki en büyük engel artık maddi değil, psikolojik.
Özet:
Küresel ekonomi bugün sadece yüksek faizler, jeopolitik riskler ya da borç sorunlarıyla değil, giderek derinleşen bir kötümserlik dalgasıyla mücadele ediyor. Tüketiciler, şirketler ve seçmenler geleceğin daha zor olacağına inanıyor; bu inanç yatırım kararlarını erteliyor, büyüme dostu politikaları zayıflatıyor ve popülist siyaseti güçlendiriyor. The Economist’e göre, dünya ekonomisinin önündeki en büyük engel artık maddi değil, psikolojik.
Kötümserlik Neden Bu Kadar Önemli?
Olumlu düşüncenin bireyler üzerindeki etkisi uzun zamandır biliniyor. Aynı durum siyaset ve ekonomi için de geçerli. 1970’lerde ABD stagflasyon ve enerji kriziyle boğuşurken, dönemin Başkanı Jimmy Carter, ülkenin karşı karşıya olduğu en büyük tehdidin bir “güven krizi” olduğunu söylemişti. Japonya’da ise uzun yıllar başbakanlık yapan Abe Shinzo, ekonomik durgunluğun arkasında “deflasyonist zihniyet” olduğunu savunmuştu. Çin’de Xi Jinping, “pozitif enerji” söylemini devlet politikası haline getirdi.
Bugün ise bu pozitif enerji küresel ölçekte ciddi biçimde eksik. Kötümserlik yaygın, kalıcı ve giderek derinleşiyor.
Anketler Ne Söylüyor? Umutsuzluk Yayılıyor
ABD’de tüketici güveni tarihsel dip seviyelere yakın. Avrupa’da ekonomik güven endeksleri, enflasyonun gerilemesine rağmen üç yılı aşkın süredir uzun dönem ortalamasının altında. FGS Global’in ABD, Britanya, Kanada, AB ülkeleri ve Japonya’da yaptığı geniş çaplı ankete göre:
-
27 ülkenin tamamında çoğunluk, gelecek neslin daha zor bir hayat süreceğine inanıyor.
-
Danimarka hariç tüm ülkelerde kamu kurumları etkisiz ve israfçı olarak görülüyor.
-
İnsanlar ekonomik sistemin zenginler lehine hileli olduğu kanaatinde.
Gallup International’ın verileri de tabloyu doğruluyor. Britanya ve Japonya’da kötümserler iyimserlerin yaklaşık iki katı. Almanya’da bu oran 12’ye 1 gibi çarpıcı bir seviyede.
“Animal Spirits” ve Ekonominin Psikolojisi
Ekonomik beklentilerin büyüme üzerindeki etkisini ilk vurgulayan isimlerden biri John Maynard Keynes olmuştu. Keynes, “animal spirits” kavramıyla, güven ve beklentilerin ekonomik kararların merkezinde yer aldığını savundu. Nobel ödüllü ekonomist Robert Shiller ise kötümser anlatıların bulaşıcı olduğunu, modellerin öngöremediği davranış değişimlerine yol açtığını gösterdi.
Bugün bu kötümserlik, gelişmiş ekonomilerde kendini besleyen bir büyüme freni haline gelmiş durumda.
Yatırım ve Tüketim Neden Erteleniyor?
Kötümserlik, belirsizlik şoku gibi çalışıyor. Gelecek karardıkça “bekleme” seçeneği daha cazip hale geliyor.
-
ABD’de işe alımlar ve çalışanların iş değiştirme oranı, pandemi sonrası zirvenin yaklaşık üçte biri altında.
-
Euro Bölgesi’nde hanehalkı tasarruf oranı 2025 itibarıyla hâlâ %15’in üzerinde, pandemi öncesinin oldukça üstünde.
Bu düşük güven ortamı; doğurganlık oranlarının düşmesi, üniversite kayıtlarının azalması gibi sosyal eğilimlerle de örtüşüyor.
“Sistem Hileli” Algısı ve Sıfır Toplamlı Siyaset
Kötümserliğin bir diğer yüzü, ekonominin adaletsiz olduğu inancı. İnsanlar bir grubun kazancının, başka bir grubun kaybı pahasına gerçekleştiğini düşündüğünde, büyüme yerine yeniden dağıtım ve korumacılık ön plana çıkıyor.
Oxford Üniversitesi’nden Pepper Culpepper’ın çalışmaları, sistemi zenginler lehine hileli görenlerin sıfır toplamlı politikaları daha fazla desteklediğini ortaya koyuyor. Harvard Üniversitesi’nden Stefanie Stantcheva ise bu zihniyetin göç karşıtlığı ve ticaret korumacılığıyla yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.
Bu bakış açısı teknolojiye de yansıyor. ABD’de gençler, yapay zekânın fırsat yaratmaktan çok işleri yok edeceğine inanıyor. FGS Global anketine göre katılımcıların %70’ten fazlası, yapay zekâ şirketlerine ağır vergi ve sıkı düzenleme istiyor.
Mali Disiplin Neden Çöküyor?
Kötümser seçmen, kısa vadeli acıya tahammül etmiyor. Geleceğe dair umut yoksa kemer sıkma siyaseten sürdürülemez hale geliyor.
1990’larda İsveç’te mali disiplin başarıyla uygulanabilmişti; çünkü seçmenler fedakârlığın karşılığını alacaklarına inanıyordu. Buna karşılık 2010 sonrası Güney Avrupa’da, durgunluk ortamında dayatılan kemer sıkma politikaları sert toplumsal tepkiyle karşılaştı.
Bugün gelişmiş ülkelerde ortalama bütçe açığı GSYH’nin %4’ünü aşıyor; ABD’de bu oran %6’ya yaklaşıyor. ABD Başkanı Donald Trump, yeni vergi indirimleri ve teşvik çekleriyle seçmen hoşnutsuzluğunu yatıştırmaya çalışıyor. Fransa’da harcama kesintileri siyasi krizlere yol açıyor. Japonya ve Kanada ise borç yüküne rağmen genişleyici adımlar atıyor.
Popülizm ve Kötümserliğin Kısır Döngüsü
Bu tablo, popülist siyasetin yükselmesi için elverişli bir zemin yaratıyor. Popülist liderler reform yerine koruma ve harcama vaat ediyor. Araştırmalar, popülist yönetimlerin uzun vadede daha düşük gelir, daha yüksek oynaklık ve zayıflayan kurumlar bıraktığını gösteriyor.
Sonuçta kötümserlik siyaseti şekillendiriyor; bu siyaset de büyümeyi zayıflatarak yeni bir kötümserlik dalgası yaratıyor. The Economist’e göre, dünya ekonomisi için asıl tehdit artık dışsal şoklar değil, kötümserliğin bizzat kendisi.
Kaynak: The Economist
Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]


