Sosyal Medya

Piyasa

Gıda Krizi Veresiye Defterlerini Hortlattı: Ekmek ve Çay Bile Borçla Alınıyor

Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, vatandaşın en temel ihtiyaçlarını dahi “veresiye” yazdırmasına neden oluyor. Kart borçlarının 3 trilyon lirayı aştığı 2026…

Gıda Krizi Veresiye Defterlerini Hortlattı: Ekmek ve Çay Bile Borçla Alınıyor

Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, vatandaşın en temel ihtiyaçlarını dahi “veresiye” yazdırmasına neden oluyor. Kart borçlarının 3 trilyon lirayı aştığı 2026 yılında, bakkallardan kıraathanelere kadar her yerde “Maaş alınca öderim” dönemi geri döndü.

 Uygulanan ekonomi politikaları ve artan yaşam maliyetleri, Türkiye’de “veresiye” kültürünü bir zorunluluk haline getirdi. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) verilerine göre bireysel kredi kartı borçları rekor kırarken, bankalara erişemeyen veya limitleri dolan vatandaş çareyi mahalle esnafına borçlanmakta buluyor. Geçmişte lüks sayılabilecek ürünler için kullanılan veresiye defterleri, artık bir adet ekmek, bir bardak çay veya bir şişe su için açılıyor.

Borç Sarmalı Büyüyor: 3 Trilyon TL Eşik Noktası

2026 yılı Nisan ayı itibarıyla açıklanan resmi veriler, halkın ekonomik dar boğazını gözler önüne serdi. Kredi kartı borçlarının 3,03 trilyon TL ile tarihi zirveye ulaşmasıyla birlikte, sadece yılın ilk iki ayında yaklaşık 438 bin kişi icra takibine girdi. Nakit akışı kesilen vatandaşın temel gıdaya erişimi ise tamamen borca dayalı bir modele dönüştü.

Esnaf Dertli: “Ekmek Alan Bile Yazdırıyor”

Market ve bakkal işletmecileri, veresiye taleplerinin artık karşılanamaz boyuta ulaştığını belirtiyor. Market çalışanı İsmail Tayfur, dükkanlardaki son durumu şu sözlerle özetliyor:

“Eskiden toplu alışverişler deftere yazılırdı. Şimdi ise bir su, bir ekmek alan bile ‘yaz deftere’ diyor. Borcunu ödeyemeyen müşteriler mahcubiyetten dükkanın önünden geçemez hale geldi. Biz de zor durumdayız, tahsil edemediğimiz birçok borcu silmek zorunda kalıyoruz.”

Emeklinin Tek Sosyalleşme Aracı Olan Çay Da Borçlu

Krizin en ağır vurduğu kesimlerin başında gelen emekliler için durum daha da vahim. İstanbul gibi büyükşehirlerde kira bedellerinin emekli maaşlarını ikiye katlaması, bu kesimi dışarıda bir bardak çay içemez hale getirdi. Emekli kahvelerinde dahi veresiye defterlerinin tutulduğunu söyleyen kıraathane çalışanı Mehmet Emin Kaya, “İnsanların cebinde çay parası yok. Herkes ayın 15’ini, yani maaş gününü bekliyor. Ama maaş yattığında borçlar kapatılamıyor, sarmal devam ediyor” diyerek toplumsal sefaletin boyutuna dikkat çekiyor.

Okul Kantinlerine Kadar Düştü

Krizin etkisi sadece yetişkinleri değil, çocukları da vurdu. Okul kantinlerinde su ve simit alabilmek için borçlanan öğrencilerin sayısı her geçen gün artarken, okul çevrelerindeki esnaflar “çocukların borç defterlerinin” de her geçen gün kabardığını ifade ediyor.

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler