Genel
NYT: Körfez’de ‘Acı Reçete’: Para, İsrail Lobisini Yenmeye Yetmiyor mu?
New York Times’ın sızdırdığı rapor, Körfez monarşilerinin Washington’daki nüfuz kaybını gözler önüne seriyor. Trump’ın kararlarında İsrail’in Körfez sermayesinden daha etkili olduğu gerçeği, bölge başkentlerinde büyük bir şaşkınlık ve hayal kırıklığı yarattı.
20 Nisan 2026 – Washington ile Tahran arasında tırmanan ve küresel petrol piyasalarını sarsan savaşın ortasında, New York Times’tan gelen bir analiz, bölgedeki ittifakların DNA’sını sorgulatıyor. Gazetenin üst düzey Beyaz Saray kaynaklarına ve diplomatik yazışmalara dayandırdığı habere göre, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Körfez’in ağır topları, Donald Trump üzerindeki nüfuzlarının İsrail’in “ideolojik ve lobisel” gücü karşısında geride kaldığını acı bir şekilde fark etmiş durumda.
“Milyarlarca Dolar vs. Stratejik Akıl”
NYT makalesi, Körfez ülkelerinin son on yılda ABD ekonomisine, savunma sanayiine ve Trump ailesine yakın girişimlere yaptığı yüz milyarlarca dolarlık yatırıma dikkat çekiyor. Ancak raporda vurgulanan asıl nokta şu: Para her kapıyı açsa da, Trump’ın “ulusal güvenlik” ve “bölgesel savaş” kararlarında son sözü daima İsrail Başbakanı Netanyahu’nun sunumları söylüyor.
Haberde yer alan bir anekdot, bu durumu çarpıcı bir şekilde özetliyor: Mart 2026’da Hürmüz Boğazı krizi tırmanırken, Körfez liderleri “ekonomik istikrar” ve “enerji güvenliği” için itidalli bir operasyon önerirken; Trump’ın, Netanyahu’nun sunduğu “İran’ın nükleer kapasitesini kalıcı olarak yok etme” planını, hiçbir maliyet hesabına bakmaksızın anında onayladığı belirtiliyor.
Körfez Başkentlerinde Şaşkınlık ve Hayal Kırıklığı
Riyad ve Abu Dabi’deki kraliyet saraylarında bu raporun yankıları oldukça sert oldu. Bölge başkentlerinden sızan bilgilere göre, Körfez liderleri kendilerini “yalnızca finansör” (ATM) gibi hissetmeye başladıkları bir sürece girdiklerini düşünüyorlar. Trump yönetiminin, İran’la savaşın faturasını (tahminen 35 milyar dolar) Körfez ülkelerine kesmek istemesi, ancak stratejik kararları İsrail ile kapalı kapılar ardında alması, “stratejik ortaklık” kavramının içini boşaltıyor.
Bir Körfez diplomatının NYT’ye verdiği gizli mülakatta yer alan şu ifadeler durumu özetliyor: “Biz Washington’ın güvenliğini finanse ediyoruz ama politikayı Tel Aviv belirliyor. Bu, sürdürülebilir bir denge değil.”
İsrail Lobisinin Avantajı: Finansın Ötesinde Bir Bağ
Analistler, İsrail’in Trump üzerindeki bu “mutlak” etkisini iki ana nedene bağlıyor:
-
Hristiyan Siyonist Taban: Trump’ın oy deposu olan Evanjelik seçmen kitlesi için İsrail’in güvenliği, Körfez ile yapılan petrol anlaşmalarından çok daha kutsal bir yere sahip.
-
Kurumsallaşmış Lobi: İsrail yanlısı yapıların Washington’daki köklü bürokratik ve medya ağı, Körfez’in sadece “para odaklı” lobicilik faaliyetlerini etkisiz hale getiriyor.
Sonuç: Yeni Bir Bölgesel Düzen mi?
New York Times’ın bu raporu, Abraham Accords (İbrahim Anlaşmaları) ile başlayan “İsrail-Arap Baharı”nın aslında çok daha derin bir hiyerarşi üzerine kurulu olduğunu gösteriyor. Körfez ülkeleri şimdi şu soruyla karşı karşıya: ABD’ye yatırılan milyarlarca dolar, İsrail’in stratejik çıkarlarıyla çatışıldığında ne kadar koruma sağlıyor?
Bu gelişme, Suudi Arabistan’ın son dönemde Çin ve Rusya ile flörtünü artırmasının arkasındaki temel nedenlerden biri olabilir. Trump’ın “Önce Amerika” (ve dolaylı olarak “Önce İsrail”) politikası, Körfez monarşilerini kendi güvenlik mimarilerini yeniden düşünmeye ve Washington’a olan mutlak bağımlılıklarını sorgulamaya itiyor.
