Sosyal Medya

Dünya Ekonomisi

Avrupa gayrimenkul sektöründe şehir tercihlerine göre ilk üç kent bu yıl Londra, Madrid ve Paris olarak sıralandı

PwC ve ULI tarafından gerçekleştirilen “Gayrimenkulde Gelişen Trendler” araştırmasının sonuçları sektörün yaşanan belirsizliklere karşı 2025 yılından ihtiyatlı olarak umutlu olduğunu ortaya koyuyor...

Avrupa gayrimenkul sektöründe şehir tercihlerine göre ilk üç kent bu yıl Londra, Madrid ve Paris olarak sıralandı

PwC ve ULI tarafından gerçekleştirilen “Gayrimenkulde Gelişen Trendler” araştırmasının sonuçları sektörün yaşanan belirsizliklere karşı 2025 yılından ihtiyatlı olarak umutlu olduğunu ortaya koyuyor. Jeopolitik riskler ve siyasi belirsizlik kaynaklı riskler, makro ekonomik ve sektörel risklerden daha fazla kaygı yaratıyor.

Sektörel risk açısından Katılımcılarının üçte ikisinden fazlasının Çevresel, Sosyal ve Yönetişim uygulamasını yönlendiren en büyük faktör olarak iklim riskini görüyor.

İklim değişikliği nedeniyle artan sigorta primleri, sigorta ve reasürans şirketlerinin mevcut prim seviyelerinde poliçe üretimindeki endişeleri gayrimenkul sektöründe giderek daha önemli bir kaygı yaratıyor.

Avrupa gayrimenkul pazarının lider lokasyonları faiz ortamının önceki yıllara kıyasla daha pozitif seyretmesiyle rahatlarken, kırılgan ekonomik büyüme ve artan jeopolitik belirsizlikler etkisini sürdürüyor.

PwC’nin ULI iş birliği ile gerçekleştirdiği “Gayrimenkulde Gelişen Trendler” araştırmasının sonuçları açıklandı. Araştırma, Avrupa gayrimenkul pazarında lider konumda olan lokasyonların faiz oranı ortamının önceki yıllara kıyasla daha pozitif seyretmesiyle nispeten rahatladığını gösteriyor. Bununla birlikte, kırılgan ekonomik büyümenin ve artan jeopolitik belirsizliklerin etkileri devam ediyor.

PwC Türkiye Gayrimenkul Sektörü Lideri Umurcan Gago gayrimenkul sektöründe son dönemdeki en önemli gündem başlıklarından birinin de iklim değişikliği olduğunu vurguladı ve şunları söyledi:

“Birçok sektörde olduğu gibi gayrimenkul sektörünün de son dönemde sıklığı ve şiddeti artan ekstrem hava olaylarından kaynaklanan risklerle giderek daha fazla karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Gayrimenkul finansmanında, kredi kuruluşları iklim riskini giderek daha fazla dikkate alıyor. Yatırımcılar Avrupa’nın önde gelen kredi kuruluşları tarafından daha fazla incelemeye tabi tutuluyor, kredi değer oranları ve fiyatlandırma da dahil olmak üzere karar süreçlerinde iklim risk haritaları da dikkate alınıyor. Sıklığı ve şiddeti artan sel, yangın, fırtına gibi hava olayları ile deprem benzeri afetler nedeniyle, sigorta ve reasürans şirketlerinin mevcut prim seviyelerinde poliçe üretiminde zorlandıklarını, devletin prim tavanları getirdiği hallerde finansal fizibilitesi olmadan poliçe üretemeyecek olan bu kurumların poliçe yazmaktan çekilmeleri sonucunda ‘sigorta edilebilirlik’ konusunun bir mesele olarak ortaya çıkmaya başladığını görüyoruz. Tüm bunların sonucu olarak, Gayrimenkulde Gelişen Trendler araştırmasının katılımcılarının üçte ikisinden fazlasının Çevresel, Sosyal ve Yönetişim uygulamasını yönlendiren en büyük faktör olarak iklim riskini görüyor.”

Araştırmaya göre, kiracı talebi, gelecek seneye yönelik zayıf ekonomik genel görünüm dikkate alındığında katılımcıların %44’ü için bir sorun teşkil etmeye devam ediyor. Araştırmaya katılan bazı sektör liderleri 2025 yılı için güçlü tahminlerde bulunmak yerine üç ila beş yıl süreli bir toparlanma süreci olacağı görüşünü benimsiyor. Araştırma, gayrimenkul sektörüyle ilgili belirsiz jeopolitik ve ekonomik ortamın yanı sıra, inşaat maliyetleri, finansal kaynak bulunabilirliği ve yasal düzenlemelere dair belirsizlikler gibi sektörün gelişmesini sınırlamaya devam eden sorunlara dikkat çekiyor.

Avrupa ve ABD’deki para politikasıyla ilgili netliğin artmasıyla birlikte, göstergeler, gayrimenkul alıcı ve satıcılarının ofis ve perakende satıştaki fiyatlandırma konusunda anlaşmaya daha da yaklaştığını ortaya koyuyor. Araştırma bulguları, durgunluğunu koruyan yatırım piyasasında lojistik, depolama ve çeşitli konut türlerinin nispeten iyi bir performans gösterdiğine ve bu dayanıklılığın gelecek yıl da sürmesinin beklendiğine işaret ediyor.

Toparlanma sürecinde, katılımcıların şehir tercihlerinde piyasa büyüklüğü ve likidite ana etkenler olarak öne çıkıyor. Buna göre Avrupa gayrimenkul sektöründe en çok tercih edilen ilk üç kent bu yıl Londra, Madrid ve Paris olarak sıralandı. En büyük pazarlardaki faaliyetlere bakıldığında, Hollanda, İngiltere, İsveç ve İtalya’da hacimler 2024’te artarken Fransa, Almanya ve İspanya’da toparlanma zaman alacak gibi görünüyor.

Gayrimenkul için sermaye girişlerinin görünümünün yanı sıra özkaynak ve borç finansmanına erişim konusunda iyimserlik giderek artıyor. Araştırma, enflasyon ve faiz oranı hareketlerine ilişkin endişelerin azaldığını gösteriyor; katılımcıların çoğu, faiz oranlarının önümüzdeki yıl daha da düşeceğine inanıyor. Tüm bunlar, yatırım hacimleri için daha parlak beklentilerin göstergesi niteliğinde.

Avrupa iş ortamında endişe kaynağı olarak öne çıkan konular

Araştırma, katılımcıların geçen yıla göre daha düşük bir oran olan yüzde 44’ünün kiracı talebindeki azalmadan endişe duyduğunu gösteriyor. Faiz oranı hareketleri ve enflasyona ilişkin korkuların yerini uluslararası büyümeye ilişkin artan endişeler alıyor. Enflasyonla ilişkili endişeler 2025 yılı için büyük oranda azalırken, geçen yılki yüzde 83’e kıyasla katılımcıların sadece yüzde 56’sı enflasyon konusunda endişeli olduğunu belirtiyor.

Ancak birçok Avrupalı ​​yatırımcı, Avrupa kurumları için gerekli bir teşvik olarak görülen daha fazla faiz indirimi uygulayıp uygulamayacağını görmek için ABD Merkez Bankası Fed’in uygulayacağı politikaları izlemeye devam ediyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 74’ü, İşletmeleri etkileyen başlıca gayrimenkul sorunları açısından yasal düzenlemeleri bir endişe kaynağı olarak listenin başına koyuyor. Katılımcıların yüzde 56’sı ise varlıkların eskimesini artan endişe kaynaklarından biri olarak görüyor. En önemli sosyal ve politik endişeler başlığında katılımcıların yüzde 85’i, uluslararası siyasi istikrarsızlığı temel sorun olarak belirtiyor. Bunu yüzde 83’lük bir oranla yeni bir yanıt kategorisi olan Avrupa ve Orta Doğu’daki savaşların daha da tırmanması izliyor. Bu tablo, jeopolitik gerilimlerin geçen yıla kıyasla çok daha fazla önem arz ettiğini gösteriyor.

Gayrimenkul sektörü ve çevresel riskler

Araştırma ekstrem hava olaylarının sıklığının ve şiddetinin artışından kaynaklı risklerin artacağına dikkat çekiyor. Bununla birlikte katılımcıların yaklaşık üçte ikisi gelecek beş yıl içerisinde sigorta masraflarında artış beklerken yarıdan fazlası sigortaya erişimin zorlaşacağını tahmin ediyor.

Araştırma, sigorta ve finans kuruluşlarının, gayrimenkul sektörünün iklim değişikliğine verdiği yanıtı desteklemek için verimli sigorta ve finansman piyasaları sağlamayı amaçlarken aynı zamanda değişen düzenlemeler ve teknolojik gelişmeler karşısında iş modellerini yeniden değerlendirdiklerine dikkat çekiyor. Katılımcıların yaklaşık yüzde 90’ı gelecek beş yıl içinde net sıfıra geçiş için yatırım harcamaları ve finansman gereksinimlerinin gayrimenkul finansmanında önemli bir etken olmasını bekliyor.

Gayrimenkulün iklim risklerine karşı sigorta ve finanse edilmesiyle ilgili sorunları yaygın bir şekilde kabul edilirken, mevcut farkındalık ve iş birliği seviyelerinin, sorunun ölçeğini ve aciliyetini yansıtır ölçüde olmadığı da dikkat çekiyor.

Katılımcıların üçte ikisinden fazlası 2025 yılındaki çevresel ve karbonsuzlaşma gereklilikleriyle ilgili endişe duyarken yüzde 70’i bu endişelerinin gelecek beş yılı kapsadığını belirtiyor. Önümüzdeki 12 ayda ve takip eden beş yılda yenilenebilir enerji teknolojilerinin benimsenmesinin önemi sorulan katılımcılar, yüzde 82’ye yüzde 73 olmak üzere bunun uzun vadedeki öneminin daha da artacağına inanıyor.

Araştırma, sektördeki bazı oyuncuların, yatırım getirilerine ulaşmanın zorlaştığı ve işletme kârlarının baskı altında olduğu bir dönemde çevresel kaygıları ilk sırada tutmakta zorlandığını gösteriyor.

Gayrimenkul sektörü ve yapay zekâ

Araştırma son birkaç yılda ChatGPT gibi üretken yapay zekâ araçları ve sanal asistanların geliştirilmesi, yapay zekâyı (AI) yalnızca kamu gündemine getirmekle kalmayıp iş dünyasında da varlığının hissedilmesini sağladı.

Sektör liderleri operasyonel kesinti, mali kayıplar, prestij kaybı ve düzenleyici uyum konularında olası riskler olduğu görüşünde. Bunlardan sonuncusu olan düzenleyici uyumu, AB’deki işletmeler için özellikle bir sorun teşkil ediyor.

Araştırmaya göre gayrimenkul şirketleri için, sektörün gayrimenkul teknolojisini ve yapay zekâyı benimseme yolundaki çabaları sürerken, bu teknolojilerin beraberinde gelen güvenlik açıkları bir endişe kaynağı.

BAKMADAN GEÇME

  • Tarım Sektörünün İhracattaki Payı Yüzde 15,3’e Ulaştı

    Tarım sektörü, 2025 yılında 36,4 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaştı. Bu rakamın içinde mobilya, kağıt ve orman ürünleri de yer aldı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, sektörün ihracatı bir önceki yıla kıyasla yüzde 0,6 artış göstererek 36,4 milyar doların üzerine çıktı. Tarım sektörünün toplam ihracattaki payı ise yüzde 15,3 olarak kaydedildi.

  • Trump’ın Tarife Tehdidi Almanya Otomotiv Hisselerini Sarsıyor: Mercedes ve BMW Hisselerini Etkiledi

    ABD Başkanı Donald Trump’ın, Grönland konusundaki taleplerine karşı çıkan sekiz Avrupa ülkesine yönelik tarife tehditleri, Almanya’da özellikle otomotiv sektöründe ciddi bir dalgalanmaya yol açtı. Frankfurt Borsası’nda işlem gören önde gelen Alman otomobil üreticilerinin hisseleri, yatırımcıların artan endişeleriyle birlikte keskin değer kayıpları yaşadı. Buna göre, Mercedes-Benz hisseleri %2,7, BMW %3,35, Porsche %2,88 ve Volkswagen %3,64 oranında düştü.

  • Garanti BBVA Portföy’den Rekor Büyüklük: Yatırımcı Güveniyle 1 Trilyon Lira

    Garanti BBVA Portföy, yönettiği yatırım fonlarının toplam büyüklüğünün 1 trilyon lirayı geçtiğini açıkladı. Bankadan yapılan bilgilendirmeye göre, 15 Ocak tarihli TEFAS verilerine göre, şirketin portföy yönetimindeki yatırım fonlarının toplam değeri 1 trilyon lirayı aşarak sektörde önemli bir dönüm noktasına ulaştı.

  • Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç Stoku Kasım’da Azaldı

    Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, Kasım ayı itibarıyla bir önceki aya göre %1,3 azalarak 163,7 milyar dolar seviyesine geriledi.

  • Japonya’nın İlk Kadın Başbakanı Takaichi, Erken Seçime Gidiyor

    Ekim ayında Japonya’nın ilk kadın Başbakanı Sanae Takaichi’den dikkat çeken bir adım geldi. Japon Başbakan Takaichi, bugün yaptığı açıklamada erken seçim kararı aldığını duyurdu. Kendisinin Liberal Demokrat Parti’deki (LDP) lider değişikliği sonucunda başbakan olduğunu ve Japonya Inovasyon Partisi (JIP) ile yeni bir koalisyon hükümeti kurduğunu hatırlatan Takaichi, "Bu kapsamda uygulayacağımız politikaların çoğu, LDP’nin son Temsilciler Meclisi seçimlerindeki kampanya vaatleri arasında yer almamıştı" dedi.

  • Euro Bölgesi Enflasyonu Aralık’ta Hedefe Yaklaştı

    Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon Aralık ayında %1,9’a geriledi. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Avrupa Birliği (AB) ve Euro Bölgesi’nin Aralık ayı enflasyon verilerini açıkladı.

  • Javier Blas: İran Petrolü İçin Asıl Risk Bombalar Değil, Grevler

    İran denildiğinde enerji piyasalarının aklına ilk olarak askeri gerilimler ve Hürmüz Boğazı riski geliyor. Ancak Bloomberg Opinion yazarı Javier Blas’a göre, İran petrol arzı açısından asıl tehlike askeri çatışmalar değil, ülkenin derinleşen ekonomik kriziyle tetiklenebilecek işçi grevleri. Tarihsel deneyim, göz ardı edilen bu riskin petrol üretimi üzerinde çok daha yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.

  • Grönland Krizi Derinleşiyor: Avrupa, ABD’ye Karşı “Ticaret Bazukası” Seçeneğini Masada Tutuyor

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland üzerinden Avrupa’ya yönelik yeni tarife tehdidi, transatlantik ilişkilerde gerilimi tırmandırdı. Brüksel’de olağanüstü diplomasi trafiği başlarken, Avrupa Birliği’nin daha önce hiç kullanmadığı “Anti-Zorlama Aracı” (ACI) dahil sert ekonomik karşılıkları değerlendirdiği bildiriliyor. Piyasalar ise bu belirsizliği sert satışlarla fiyatlıyor.

  • IMF’den Yeni Rapor: Türkiye’nin Büyüme Tahminini Nasıl Yorumladılar?

    Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisinin bu yıl ve gelecek yıl için büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etti. IMF, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun Ocak 2026 sayısını “Küresel Ekonomi: Ayrışan Güçler Arasında İstikrar” başlığıyla yayımladı. Raporda, Türkiye ekonomisinin büyüme öngörülerinde artışa gidildiği belirtildi.

  • Trump’ın Grönland Hamlesine AB’den Misilleme Planı

    Avrupa Birliği başkentleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı kontrol altına alma yönündeki girişimine karşı çıkan NATO müttefiklerini hedef alan tehditlerine yanıt olarak, ABD’den yapılan yaklaşık 93 milyar euroluk ithalata gümrük vergisi uygulanmasını ya da Amerikan şirketlerinin AB iç pazarına erişiminin kısıtlanmasını masaya yatırdı. Bu gelişme, transatlantik ilişkilerde son on yılların en ciddi gerilimlerinden biri olarak görülüyor.

  • PİYASA ANALİZ: Trump’ın Tarife Hamlesi Risk İştahını Bozdu, Güvenli Limanlar Işıldıyor

    Küresel piyasalar haftaya belirgin bir riskten kaçış havasıyla başladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland merkezli tarife restleşmesi, jeopolitik tansiyonu yeniden yükseltirken, hisse senetlerinde baskı, kripto varlıklarda geri çekilme ve güvenli limanlara güçlü bir yöneliş görüldü. Altın ve gümüş “para gibi” davranarak tarihi zirveleri test ederken, döviz cephesinde euro, yen ve İsviçre frangı öne çıktı. Türkiye varlıkları ise küresel dalgalanmaya rağmen pozitif ayrışmasını sürdürdü.

  • Ekonomik Kriz Ortamında Dikkat Çeken Adım: İzmir’de 11 Zincir Market Güçlerini Birleştirdi

    İzmir’de faaliyet gösteren 11 zincir market, güçlerini birleştirerek yeni bir ticari yapılanmaya gitti. Kurulan şirketin ilk mağazasının şubat ayında Menderes’te hizmete girmesi planlanıyor. Ortak girişimin kamuoyuna tanıtımı ise Gaziemir’de gerçekleştirilen bir basın toplantısıyla yapıldı.

  • Barış Soydan Yazdı…’Fintekte Sorunlar Merkez Bankası’na Devirle Başladı, Acil Müdahale Zamanı’

    2025 yılı elektronik para ve ödeme kuruluşları açısından neredeyse bir kaos ve yıkım yılı olarak geride kaldı. Savcılık operasyonları, lisans iptalleri, faaliyetlerin askıya alınması gibi hukuki ve idari kararlar tüm yıl boyunca gündemdeydi. Daha da kötüsü, finansal sistemin bu parçası bir süredir ciddi bir şeffaflık ve güven krizinin içine girmiş durumda; söylentiler ve spekülasyonlar hâlâ devam ediyor. Artık bir kırılma noktasına gelindiği açık. Bir tarafta genç nüfus, yüksek dijital adaptasyon, güçlü bankacılık altyapısı ve dev elektronik ticaret hacmiyle bölgesel bir “fintek merkezi” olabilecek kapasite var. Diğer tarafta ise giderek daha sık anılan suç ve bahis gelirleri, kara para, şüpheli transferler tartışmaları… Bugün fintek sektörü başarı hikâyeleriyle değil bu tür risk başlıklarıyla gündeme geliyorsa, bunun sebebi sadece “birkaç kötü örnek” değil. Esas faktör daha derinde, yapısal ve sistemsel sorunlarda.

Benzer Haberler