Sosyal Medya

Güldem Atabay

Güldem Atabay: Büyüme güçlendi, enflasyon neden düşmeyecek

Mevcut gidişat eşliğinde %50 civarı bir TÜFE enflasyonu 2024 sonu için %36’ya göre çok daha gerçekçi görünüyor.    2025 sonu %14 hedefi ve 2026’da tek haneli enflasyon hedeflerini ise tartışmaya dahi gerek yok şu aşamada.

Güldem Atabay: Büyüme güçlendi, enflasyon neden düşmeyecek

Türkiye ekonomisinin büyüme ve enflasyon arasındaki amansız savaşı devam ediyor. Önce açıklanan somut veriler üzerinden gidelim. Ardından da yazının ikinci bölümünde bu verilen genel makroekonomik çerçeve içinde nereye oturduğunu anlatmaya çalışalım.

Büyüme güçlenerek devam etti

Türkiye ekonomisi 2023’ün son çeyreğinde önceki yılın aynı çeyreğine göre %4,0 büyüdü ve medyan beklenti %3,6’nın üzerinde açıklandı. Böylece, 2023 yılı büyüme oranı %4,5 oldu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH önceki çeyreğe göre %1,0 arttı. Seçim dönemi 2023 ikinci çeyrekte %3,6’ya yükselen çeyrekten değişim üçüncü çeyrekte %0,3’e yavaşlamıştı.

Kısaca, 2023 son çeyrekte büyüme yeniden kuvvet kazandı.  

Bu hafta potansiyeli en yüksek · 5 HİSSE
ASELS ▲ Long
GirişNONEEE
T/P HedefNONEEE
S/L StopNONEEE
+ TKFEN, CIMSA, AFYON, TRMET ve toplam 5 hisse bu hafta analiz edildi
🔒 Tüm seviyeleri görmek için raporu edinin
ÖRNEK RAPORU GÖR →
Yatırım tavsiyesi değildir. Detaylar için raporu inceleyiniz.

Son dört çeyrek milli gelir toplamının dolar karşılığı 1 trilyon 119 milyar dolar ile tarihi yeni zirve oluşturdu. Böylece kişi başına düşen milli gelir de 13.110 dolarla 2022’deki 10.655 doların %24,9 üzerine çıktı.

TÜİK, 2018 sonrası seride dolar cinsi yıllık GSYH hesabını yaparken kullandığı “ithalata göre ağırlıklandırılmış günlük TCMB döviz kuru” yerine 2023’te “Dış Ticaret İstatistiklerinden elde edilen ithalat döviz kurunu” kullandığını açıkladı. 

Büyümenin kaynağı özel tüketim, sanayi güç kaybediyor

Türkiye ekonomisinde enflasyon yaratan aşırı iç tüketime dayalı büyüme resminde 2023 son çeyrek itibarıyla kayda değer bir değişim bulmak zor.

Üretim tarafında son çeyrekte inşaat, hizmetler ve finans sektörü dikkat çekiyor. Sanayideki çeyrekten çeyreğe daralma ise dikkat çekici.

Sektörler açısından toplam katma değerdeki bir önceki yılın aynı çeyreğine göre değişim, ana sektörler için; Tarım +%0,5, Sanayi +%1,9, İmalat Sanayi +%1,7, İnşaat +%10,8, Hizmetler +%3,0, Finans +%7,4 ve Gayrimenkul Faaliyetleri +%2,8’de.

Büyümenin ana eğilimini çeyrekten çeyreğe sektörel büyüme oranları daha iyi yansıtır.

Bu açıdan Tarım +%0,1 ile zayıf. Sanayi sektörünün önceki çeyreğe göre %0,8 daralması üretimi bacağının güç kaybettiğini gösteriyor. Üçüncü çeyrekte %0,8 daralan inşaat sektörü son çeyrekte %6,5 sıçrama yapmış durumda. Hizmetler de üçüncü çeyrekte %1,1 daralmanın ardından son çeyrekte yeniden %1,1 büyüdü.  Finans 2023 ilk çeyrekte hızla %4,4 zıplamanın ardından sene içinde ivme kaybederken, son çeyrekte büyümesini güçlendirerek %1,1’e ulaştı.

Harcamalar yöntemiyle yapılan büyüme hesabındaysa, özel tüketiminin üçüncü çeyrekte sert yavaşlamasının ardından 2023 son çeyrekte sıçrama yaptığını görüyoruz. Son çeyrekte hanehalklarının nihai tüketiminin büyüme oranına katkısı +6,7 puan. Yatırım harcamaları da kuvvetli devam ediyor ve büyümeye katlısı 2,6 puan. İthalat artışının ihracat artışı hızının üzerinde seyretmesiyle net dış talep büyümeye eksi yönde 0,6 puan katkı yaptı.  Şaşırtıcı olmayan şekilde stoklarda izlenen gerileme de büyümeyi 5,0 puan gibi önemli ölçüde aşağıya çekiyor.

Hanehalkı tüketim talebinin yüksek ve yükselmekte olan enflasyon beklentileri veri iken yeniden dayanıklı tüketim mallarına olan talebine yöneldiğini görüyoruz. Dayanıksız tüketim malları gibi zorunlu harcamalarda ise 2023 ilk yarısına kıyasla önemli zayıflama izleniyor.

Harcamaların son çeyrekte ana gruplarına göre yıllık değişimler; hanehalklarının nihai tüketimi +%9,3, devletin nihai tüketim harcamaları +%1,7, özel ve kamu toplamı gayrisafi sabit sermaye +%10,7, mal-hizmet ihracatı +%0,2 ve mal-hizmet ithalatı +%2,7 olarak açıklandı.

Deprem inşaat yatırımlarını güçlendirdi, makine yatırımları güçlü devam

GSYİH hesapları içinde TÜİK toplam gayrisafi sabit sermaye oluşumunda özel ve kamu sektörlerinin detaylarını açıklamıyor. Ancak verdiği tablolar içinden, yatırımların makine ve inşaat olarak ayrıma ulaşmak mümkün.

Burada izlenen durum da makine-teçhizat yatırımlarının yıllık %14,0 artışla büyümeye devam ederek 2019 son çeyreğinden daralma izlenmeden olumlu yönde ilerlediği.

6 Şubat depremleri ardından da inşaat yatırımlarının yılın son iki çeyreğinde sırasıyla yıllık %8,0 ve %7,5 büyüyerek güçlendiği.

Ücretli kesimin büyümeden aldığı pay yine düşüşte

Son söz olarak da, Türkiye ekonomisinin son çeyrekte %4 büyürken, emek-sermaye arasındaki paylaşımın emek aleyhine yeniden kötüleştiğini de not etmek önemli. Hükümetten gelen açıklamalara göre ücretlerin enflasyon düzenlemesi 2024 yılında tek sefer olarak sene başında yapılacak. Başka ifadeyle 2024 ortasında %65 civarında olması beklenen TÜFE enflasyonu karşısında reel ücretler eritilecek. Bu durumda, 2024 ilk çeyrek ötesinde ücretli kesimin yaratılan katma değerden aldığı payın üst üste her çeyrek kötüleşmeye devam edişine tanık olacağız.

Gelir yöntemiyle GSYH bileşenlerinin Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payları, IV. Çeyrek: Ekim-Aralık, 2023

Büyüme nereye, enflasyon ne yöne?

Haziran-Aralık 2023’te %8,5’tan %42,5’e hızla faiz artıran merkez bankası açısından büyümenin son çeyrek 2023’te yeniden iç talep üzerinden hareketlenmesi 2024 sonu %36 enflasyon hedefine yönelme açsından iyi bir gelişme değil.

Daha kısa ifadeyle, “yeniden dengelenme” yeterli düzeyde değil. Ocak ayı TÜFE enflasyonunun %6,7 seviyesi de bunun kanıtı zaten.

Bunun temel nedenlerinden önemli bir tanesi enflasyonun 2023 sonundaki %64 seviyesinden Mayıs 2024’e kadar yıllık %70’in üzerine çıkılacağı hesapları. TCMB’nin de kabul ettiği bir beklenti bu üstelik. Tüketicinin “yarın daha pahalı” olacağını düşündüğü dayanıklı tüketim malı talebini “bugüne çektiği” döngünün devam ettiğini görüyoruz son çeyrek büyüme verilerinden.

Dolayısıyla büyüme hızının enflasyonu dizginleyecek şekilde 2024 ilk çeyrekte önemli ölçüde zayıflaması beklenmiyor. PMI ve tüketici güven endeksleri Ocak-Şubat verileri açısından güçlenme yönünde. Tüketimin canlı olduğunu gösteren şekilde perakende, hizmet sektörleri güven endeksleri artışta, inşaat sektörü ise daha uzun çeyrekler boyunca deprem ardı faaliyetlerle büyüme yönünde kalacak görüntüde. Dış ticaret verileri içinde ocak ayında tüketim ithalatının büyümeye çift hanede devam etmesi de önemli.

Kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi ise sanayi üretiminde daralmanın devam edeceğini gösteren yönde önceki çeyreğe göre daha zayıf.

2024 ilk çeyrek itibarıyla genel beklenti seçim ekonomisinin mali tarafta devrede olacağı. Yerel seçimlerin ardından ise para politikasındaki mevcut sıkılaşmaya maliye politikasının eşlik edeceği.  Yerel seçimlere kadar faiz artışlarına ara veren TCMB’nin faiz artırması zor bir adım. Bu da mevcut politika faizini enflasyonun gerinde tutmaya devam ediyor. TCMB tüm adımlarına rağmen halen “kaçanı kovalıyor” ve politik etkilerden arınmış bir duruşa sahip olarak algılanmıyor.

31 Mart yerel seçimlerinin ardından para politikası yerine kamu maliyesinde bir sıkılaşma dönemi bekleniyor. Fakat beklenen mali sıkılaştırmanın yine ek vergiler yoluyla geleceği düşüncesi hâkim. Basına yansıyan kayda değer bir harcamalarda kısılma planı ortada yok.

Dış talep özellikle 2024 son çeyrek itibarıyla Türkiye ekonomisinde büyümeye katkı verecek seyre bürünecek. Net dış ticaretin büyümeye katkısı 2024 sonunda yeniden pozitife dönecek Bunlar büyümenin olumlu yanları.

TCMB’nin Enflasyon Raporu’nda dikkat çeken çıktı açığı beklentisinin aksine 2024 sonu GSMH yine OVP hedefi %4 seviyesine %3,5-4 aralığında kalarak yakın olacak görüntüde. En azından Mart 2024 başı itibarıyla öyle. Enflasyonda baz etkisinden öteye düşüş beklemeye ancak büyümenin potansiyel seviye görünen %3,5 ve altında seyretmesi halinde başlayabiliriz.

Mevcut gidişat eşliğinde %50 civarı bir TÜFE enflasyonu 2024 sonu için %36’ya göre çok daha gerçekçi görünüyor.   

2025 sonu %14 hedefi ve 2026’da tek haneli enflasyon hedeflerini ise tartışmaya dahi gerek yok şu aşamada.

HAFTALIK RAPOR
Haftalık quant yatırım raporuna erişin
AI model tahminleri
Hisse giriş seviyeleri
Hedef fiyatlar
Makro piyasa analizi
Detaylı analizi gör

BAKMADAN GEÇME

  • ING’den Türkiye Analizi: Dış Ticaret Açığındaki Artış Cari Dengeyi Zorlayabilir

    ING Global’e göre jeopolitik risklerdeki artış ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’nin cari dengesi üzerinde baskı yaratabilir. Banka, dış ticaret açığındaki büyüme, turizm gelirlerinde yaşanabilecek olası kayıp ve artan altın ithalatının cari açık görünümünü olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.

  • Yabancı Yatırımcılar Hissede Net Satışa Geçti

    Yabancı yatırımcılar, 6 Mart ile biten haftada hisse senedinde 755,6 milyon dolar ve tahvilde 1,72 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi. Böylece, 13 haftadır süren kesintisiz hisse alımının ardından yabancı yatırımcılar bu hafta hisse tarafında net satışa geçmiş oldu.

  • TCMB Toplam Rezervleri Mart Başında Sert Düştü: 197,5 Milyar Dolara Geriledi

    Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 6 Mart haftasında 12,8 milyar dolarlık düşüşle 197,5 milyar dolara geriledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haftalık para ve banka istatistiklerine göre, brüt döviz rezervleri 6 Mart itibarıyla 10,7 milyar dolar azalarak 62,8 milyar dolara indi. Önceki hafta, 27 Şubat’ta bu rakam 73,4 milyar dolar seviyesindeydi.

  • Visa’dan Çarpıcı Araştırma: Türkiye’de Banka Şubesi Bağımlılığı Azalıyor

    Visa’nın 2026 Finansal Hizmetler Araştırması, Türkiye’nin Avrupa’nın en hızlı dijitalleşen ödeme ekosistemlerinden birine sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırma, fiziksel banka şubelerine olan ihtiyacın azalırken, temassız ve karekodlu ödemelerin günlük hayatın vazgeçilmez parçaları hâline geldiğini gösterdi.

  • Gündeme Bomba Gibi Düşen İddia: Soma Termik Santrali Satılıyor mu?

    Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), Konya Şeker’in (Torku) işlettiği Soma Termik Santrali’nden olan alacağını tahsil etmek için yeni yollar arıyor. İddiaya göre, santrale ilişkin borç uzun süredir ödenememiş ve faizleriyle birlikte yaklaşık 24 milyar TL’ye ulaşmış durumda.

  • SON DAKİKA! TCMB Faiz Kararını Açıkladı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), mart ayı toplantısında politika faizinde değişikliğe gitmedi. Banka, bir hafta vadeli repo ihale faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Ekonomistlerin büyük çoğunluğu da faiz oranının bu seviyede korunmasını bekliyordu.

  • Euro Kuru Yeniden Yükseldi: 13 Mart’tan İtibaren İlaç Fiyatlarına Yeni Zam Geliyor

    İlaç fiyatlarına, kullanılan Euro kurundaki güncelleme nedeniyle bu geceden itibaren zam yapılacak. Resmî Gazete’de yayımlanan karara göre, ilaç fiyatlarının hesaplanmasında kullanılan Euro kuru güncellendi. Mevcut 25,3346 TL olan Euro, 13 Mart 2026 Cuma günü saat 00.00’dan itibaren yüzde 6,5 artışla 26,8767 TL’ye çıkacak.

  • Bakan Kurum, Kira Sorununa Çözümü Açıkladı: İstanbul’a Özel ‘Kiralık Konut Projesi’ Hayata Geçirilecek!

    İstanbul’da kira fiyatlarının hızla yükselmesi milyonlarca kiracının en büyük sorunu olmaya devam ederken, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) projeleriyle ilgili yeni bir açıklama geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’a özel kiralık sosyal konut projesinin devreye alınacağını belirterek kira fiyatlarını dengelemeyi hedeflediklerini söyledi.

  • Türkiye’de Yaşlı Nüfus Artarken 65 Yaş Üstünde İşgücüne Katılım Yükseliyor

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de yaşlı nüfus artmaya devam ederken, 65 yaş ve üzeri bireylerin işgücüne katılım oranında da yükseliş gözleniyor. 2024 yılında yaşlıların işgücüne katılım oranı yüzde 13,1’e ulaşırken, istihdamın sektörel dağılımında tarımdan hizmet sektörüne doğru belirgin bir kayma yaşandığı görülüyor.

  • Türkiye’nin Cari Açığı Ocak Ayında 6,8 Milyar Dolara Ulaştı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre 2026 yılı Ocak ayında cari işlemler hesabı önemli bir açık verdi. Cari denge Ocak’ta 6 milyar 807 milyon dolar açık kaydederken, altın ve enerji hariç hesaplanan cari denge 1 milyar 228 milyon dolar açık verdi. Aynı dönemde ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı ise 6 milyar 967 milyon dolar olarak gerçekleşti.

  • Piyasalarda Kritik Saatler: Yurt İçinde Gözler TCMB’de, Küreselde Enerji ve Enflasyon Gündemi Var

    Küresel piyasalarda enflasyon verileri, enerji piyasasındaki gelişmeler ve jeopolitik başlıklar gündemi belirlerken, yurt içinde yatırımcıların ana gündem maddesi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıklayacağı faiz kararı olacak. Piyasalarda yalnızca politika faizi değil, karar metninde verilecek yönlendirmeler de yakından takip edilecek.

  • Dr.Fulya Gürbüz/Vega Portfoy: Savaş Hürmüz Boğazında Alevlendi, Petrol Fiyatları Yükseliyor

    ABD’de 6 Mart haftasında MBA 30-yıl vadeli mortgage faizi %6,19’a yükseldi, haftalık mortgage başvuruları %3,2 artışa yavaşladı, EIA ham petrol…

  • Aracı Kurumlar Borsa İçin Ne Yorum Yaptı?

    Bu analiz, 12 Mart 2026 tarihli piyasa açılışı öncesinde Türkiye ekonomisinin makro dengelerini ve Borsa İstanbul’un teknik görünümünü, üç farklı aracı kurumun (İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co) sağladığı veriler ışığında derinlemesine incelemektedir. Anahtar Kelimeler: BIST100, TCMB Para Politikası, Jeopolitik Riskler, Petrol Fiyatları, Teknik Analiz, Hürmüz Boğazı, Enflasyon Görünümü, Cari Açık. Meta Açıklama: Türkiye piyasalarında gözler TCMB’nin faiz kararına ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. İnfo Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Ünlü & Co'nun güncel analizleriyle BIST100 destek-direnç seviyeleri ve küresel enerji maliyetlerinin yerel piyasalar üzerindeki etkileri. Giriş: Küresel Enerji Krizi ve Para Politikası Kıskacında Borsa İstanbul 2026 yılının Mart ayı, Türkiye sermaye piyasaları için hem jeopolitik risklerin hem de makroekonomik belirsizliklerin zirve yaptığı bir dönem olarak kayıtlara geçiyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı gibi kritik bir enerji koridoruna taşınması, brent petrol fiyatlarını 100 dolar sınırına kadar itmiş durumda. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için hem enflasyon hem de cari açık kanalıyla ciddi bir baskı unsuru oluşturuyor. Aracı kurumlar, bugün gerçekleştirilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından faiz değişimi beklemezken, endekste teknik seviyelerin korunup korunamayacağı yatırımcıların bir numaralı gündem maddesi. 1. İnfo Yatırım: Jeopolitik Riskler ve Enerji Maliyetlerinin Makro Etkisi İnfo Yatırım, piyasa açılışına dair beklentisini "yatay" olarak belirlerken, analizinin merkezine Orta Doğu’daki çatışma ortamının ekonomik faturasını yerleştiriyor. Kurumun değerlendirmesine göre, enerji arz güvenliği şu anki fiyatlamaların ana motoru konumunda. İnfo Yatırım Notu: "ABD ile İran arasında artan jeopolitik gerilim ve devam eden çatışma ortamı, özellikle küresel enerji arzının kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ilişkin belirsizlikleri artırıyor... İran’ın Hürmüz Boğaz’ına mayın döşediği de haber merkezlerinde yer alıyor. Söz konusu belirsizlikler petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluştururken, enerji maliyetleri üzerinden küresel ve yurt içi enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü beklentileri de artırdı." Bu noktada kurum, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisi üzerindeki matematiksel etkisine dikkat çekiyor: Enflasyon Geçişkenliği: Brent petroldeki her 10 dolarlık yükseliş, yurt içi enflasyonu yıllık bazda 1,2—1,3 puan yukarı çekiyor. Cari Denge: Aynı yükselişin cari açığa faturası ise 2,5 milyar dolar. Bu veriler ışığında İnfo Yatırım, TCMB’nin elinin kolunun bağlı olduğunu ve para politikasında temkinli duruşun korunması gerektiğini vurgulayarak, bugünkü toplantıda faizlerin sabit bırakılmasını beklediklerini ifade ediyor. 2. Yapı Kredi Yatırım: Teknik Görünüm ve 13.500 Direnci Yapı Kredi Yatırım, piyasanın makro dinamiklerinden ziyade fiyat hareketlerine ve teknik seviyelere odaklanarak yatırımcılara yol haritası sunuyor. BIST100 endeksinin 18 Şubat’ta başlayan düzeltme hareketinden sonra bir "tepki yükselişi" içinde olduğunu belirten kurum, 13.500 puan seviyesini "kritik" olarak tanımlıyor. Yapı Kredi Yatırım Notu: "Endekste 18 Şubat tarihinde başlayan ara düzeltme hareketinin 12,500 desteği üzerinde oluşturduğu tepki yükselişinin, 13,500 hedef direnç noktasına ataklarında dün satış baskısıyla karşılaştığını gözlemliyoruz... Kısa vadeli teknik resimde 13,500 seviyesini kritik direnç noktası olarak izlemeyi sürdürüyoruz." Kurumun sunduğu teknik seviyeler şu şekildedir: Ana Destekler: 12.800 (ilk önemli seviye) ve 12.500 (kısa vadeli ana destek). Dirençler: 13.500 (ara hedef), 13.750, 14.100 ve 14.500 (yeni bir yükseliş trendi için aşılması gereken seviye). Yapı Kredi Yatırım, yatırımcıları direnç noktalarında oluşabilecek başarısız denemeler ve buna bağlı satış baskısı konusunda uyararak, 12.800 üzerinde kalıcılık sağlanmasının yükseliş umutlarını diri tutacağını belirtiyor. 3. Ünlü & Co: Dezenflasyon Patikası ve TL’nin Dayanıklılığı Ünlü & Co, analiziyle hem makro perspektifi hem de Türk Lirası’nın durumunu kapsayan geniş bir çerçeve çiziyor. Yılın başında hakim olan "sürekli faiz indirimi" beklentisinin, Ocak ve Şubat aylarındaki toplam %7,95’lik enflasyon verisiyle sarsıldığını ifade eden kurum, para piyasalarındaki sıkılaşmaya dikkat çekiyor. Ünlü & Co Notu: "Haftalık kanaldan fonlamanın kesilmesi ile ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin %40’a yönelmesi, TCMB’nin Mart ayı toplantısında beklemede kalacağını düşündürüyor... Piyasalar PPK toplantısında bir yandan faiz kararını takip ederken diğer yandan Merkez Bankası’nın görünümü nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışacaktır." Türk Lirası’nın durumu hakkında ise kurum oldukça net bir tablo çiziyor. TCMB’nin likiditeyi çekmesi ve döviz satışlarıyla müdahale etmesi, TL’yi savaş ortamında bile diğer gelişmekte olan ülke (EM) paralarına göre daha dirençli kılmış durumda. Ancak petrolün 120 dolarlardan 85 dolara inip tekrar 100 dolara dayanması, borsa üzerindeki "olağan tepki" sınırlarını zorluyor. Ünlü & Co Borsa İstanbul Analizi: "BIST-100 endeksinin 13.200 puana yükselmesini pozitif bulmakla birlikte, kuvvetli bir eğilim oluşması için öncelikle 13.400 puanın üzerinde kapanışlar yapılması gerektiğini düşünmeye devam ediyoruz... Piyasaların somut adımlar görmek istediğini not etmek gerekir." Ünlü & Co ayrıca 2025 yılı cari açığının 25,2 milyar dolar (GSYH’ye oranla %1,6) seviyesinde kapandığını hatırlatarak, makroekonomik verilerin piyasa iştahı üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirtiyor. Genel Değerlendirme: Yatırımcıyı Ne Bekliyor? Üç kurumun ortaklaştığı nokta, piyasanın şu an için "bekle-gör" modunda olduğudur. Bir yandan jeopolitik risklerin (Hürmüz Boğazı ve İran gerilimi) enerji fiyatlarını yukarı itmesi, diğer yandan TCMB’nin enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerini ötelemesi, borsada hızlı bir ralli ihtimalini zayıflatıyor. Stratejik Çıkarımlar: Likidite ve Fonlama: Fonlama maliyetinin %40 seviyesinde olması, borsadaki spekülatif hareketleri sınırlayabilir ancak TL varlıkların cazibesini (faiz kanalıyla) koruyor. Hisse Bazlı Ayrışma: Enerji maliyetlerinden doğrudan etkilenen ulaştırma ve sanayi hisseleri baskı altında kalabilirken, kurumsal karlılıkların enflasyon karşısındaki direnci 13.500 direncinin aşılmasında belirleyici olacaktır. Jeopolitik Haber Akışı: ABD Başkanı’nın "savaşın yakında sona ereceği" yönündeki açıklamaları moral verse de, petrol fiyatları 100 dolar sınırında kaldığı sürece piyasa tam bir rahatlama yaşamayacaktır. Sonuç olarak; BIST100 endeksi için 13.000 – 13.400 bandı, haftanın geri kalanındaki yönü belirleyecek olan ana koridordur. Yatırımcıların bugün saat 14:00’te açıklanacak olan TCMB kararını ve karar metnindeki tonlamayı (şahin/güvercin) en önemli veri seti olarak kabul etmesi gerekmektedir.

Benzer Haberler