Sosyal Medya

Ekonomi

Türkiye ekonomisi küçülmeye mi gidiyor?

Erdoğan büyümeyi mi tercih edecek, düşük enflasyonu mu?

Türkiye ekonomisi küçülmeye mi gidiyor?
Pandemi ve deprem felaketine rağmen son 15 çeyrektir büyüme başarısı gösteren Türkiye ekonomisi sert frene hazırlanıyor. Ancak hükümetin orta vadede enflasyonla mücadele yerine, büyümeyi tercih edeceği endişesi var.

dw.jpeg

Aram Ekin Duran

Türkiye ekonomisi, Covid-19 pandemisinin baş gösterdiği 2020 yılının ikinci çeyreğinde yaşadığı yüzde 10,4 düzeyindeki küçülmeden bu yana geçen 15 çeyrek boyunca, aralıksız büyümeyi başardı. 6 Şubat 2023’te yaşanan deprem faciasının yarattığı büyük yıkıma rağmen büyümesini sürdüren Türkiye, çeyreklik bazda pek çok kez AB, G-20 ve OECD ülkesi içerisinde başa oynadı.

2023 yılını yüzde 4,5 büyüme ile kapatan Türkiye, 2024’ün ilk çeyreğinde ise yüzde 5,7’lik büyüme yakaladı. Ancak AKP hükümetinin uyguladığı politikalarla kredi kanallarını açık tutarak tüketimi pompalayan Türkiye, yüksek büyüme performansına rağmen refah seviyesini artırmayı başaramadı.

Şimdi ise gözler son 1 yıldır Mehmet Şimşek liderliğinde uygulanan ekonomi politikalarının büyüme üzerinde nasıl bir etki yapacağına çevrilmiş durumda.

Hükümetin Eylül 2023’te açıkladığı 2024-2026 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Programı’nda (OVP), Türkiye ekonomisinin 2024’ü yüzde 4 büyüme ile kapatması hedeflenmişti. Büyümenin 2025’te yüzde 4,5 ve 2026’da yüzde 5 düzeyinde gerçekleşmesi öngörülmüştü.

Göstergeler “sert fren”e işaret ediyor

Ancak pek çok ekonomiste göre, Türkiye, “büyüme mucizesi”nin sonuna gelmiş durumda. Geçtiğimiz günlerde açıklanan bazı öncü göstergeler de bu görüşü destekler nitelikte. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan son verilere göre, sanayi üretimi haziran ayında yıllık yüzde 4,7 azaldı. Bu düşüş yıllık bazda 6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş depremi sonrasındaki en sert daralma olarak kayıtlara geçti.

Sanayi üretiminde daralma devam ederken Türkiye’nin dış ticaretinde de miktarsal düşüş gözleniyor. TÜİK’in 9 Ağustos Cuma günü açıkladığı son Dış Ticaret Endeksleri’ne göre, haziranda ihracat birim değer endeksi yüzde 0,6 azalırken, ithalat birim değer endeksi yüzde 1,4 arttı. Buna karşın miktar endekslerinde ise ihracat yüzde 8, ithalat yüzde 5,7 azalış gösterdi.

Büyüme verileri açısından öncü göstergelerden bir diğeri olan İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri (PMI) Endeksi’nin Temmuz 2024 verilerine göre ise, Haziran ayında 47,9 olan manşet PMI, Temmuz’da üst üste beşinci ay azalarak 47,2 seviyesine geriledi. Endeksin 50,0 değerinin üzerinde olması 10 imalat sektöründeki iyileşmeyi, bu değerin altında olması ise yeni siparişler, fabrika çıkışları, istihdam, tedarikçilerin teslim süresi ve satın alma stokları gibi göstergelerde bozulmaya işaret ediyor.

“İktidar yeniden büyümeyi seçebilir”

DW Türkçe’ye konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İşletme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Öner Günçavdı’ya göre, sanayi üretimi ve ticarette çarkların yavaşlaması iş dünyasını olumsuz etkileyecek.

Türkiye’de başta sanayi şirketleri olmak üzere işletmelerin sıkıntılarının önümüzdeki aylarda artarak devam edeceğini dile getiren Prof. Günçavdı, hükümetin şu anda enflasyonu düşürmek için büyümeden ödün verdiğini, bu durumun işletmeleri zora soktuğunu belirtiyor. Günçavdı, şu görüşleri dile getiriyor:

Faiz yüzde 50, enflasyon yüzde 61,8

Türkiye’de 28 Mayıs 2023 seçimlerinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı faiz indirimi politikasından vazgeçiren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonominin başına gelmesi ile politika faizi 9 ayda yüzde 8,5’ten yüzde 50’ye yükseltildi. Politika faizi mart ayından beri bu seviyede sabit tutuluyor. Mayıs 2024’te yüzde 75,5’i gören tüketici enflasyonu ise yaz dönemindeki baz etkisi ile temmuz ayında yıllık bazda yüzde 61,78 seviyesine geriledi.

Ancak Türkiye’de AKP hükümetinin enflasyonla mücadele konusunda izlediği yöntemler, eleştiri konusu olmaya devam ediyor. Bu konudaki en dikkat çeken eleştiri, yüksek enflasyonla sadece TCMB’nin faiz politikasıyla mücadele edildiği ve gerekli yapısal reformların gündeme alınmadığı yönünde.

Prof. Dr. Öner Günçavdı, TCMB Başkanı Fatih Karahan ve başkan yardımcısı Cevdet Akçay gibi isimlerin uyguladıkları para politikasına ilave olarak hükümetten kendilerine destek olacak bir üretim ve gelir politikası beklediğini ifade ediyor.

Henüz bu beklentiyi karşılayacak adımların atılmadığını, enflasyonla mücadelenin en fazla asgari ücretlinin sırtına yüklendiğini savunan Prof. Günçavdı, “Asgari ücret sanki enflasyonun sebebiymiş gibi gösterildi, ara zam yapılmadı. Ama enflasyon verilerinde ara zam yapılmamasının olumlu bir etkisini görmedik temmuz ayında. Ağustosta da görmeyeceğiz gibi. Eğer bu politikanın enflasyona olumlu bir katkısı olmazsa, ekonomi yönetimine güven ağır bir darbe daha alır” değerlendirmesinde bulunuyor.

“Türkiye ikinci çeyrekte yüzde 0,5 küçülecek”

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (BETAM) 29 Temmuz’da Ozan Bakış ve Tarık Kocar imzasıyla yayınladığı “Ekonomik Büyüme ve Tahminler – Temmuz 2024” araştırmasına göre, Türkiye ekonomisi 2024’ün ikinci çeyreğinde uzun bir aradan sonra ilk kez küçülecek.

BETAM araştırmasında nisan, mayıs ve kısmen açıklanan haziran ayı GSYİH öncü göstergeleri ile yapılan hesaplamalara yer verilerek, şu değerlendirmede bulunuluyor:

“Yaptığımız hesaplamalara göre Türkiye ekonomisinin 2024 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 0,5 oranında küçülmesini bekliyoruz. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerle yaptığımız hesaplamalarla ise 2024 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla GSYİH’nin yüzde 0,6 azalacağını öngörüyoruz.”

Türkiye ekonomisinin 2024’ün ikinci çeyreğine ilişkin büyüme verileri, TÜİK tarafından 2 Eylül tarihinde açıklanacak.

Peki bundan sonraki süreçte ekonomiyi neler bekliyor?

“Büyüme macerasının sonuna gelindi”

DW Türkçe’ye konuşan Kırklareli Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, bu soruya “Türkiye yüksek enflasyonla birlikte, büyüme macerasının sonuna gelmiş bulunuyor” yanıtını veriyor.

Bundan sonraki süreçte üretici şirketlerin TL cinsinden kredi bulmakta zorlanmaya devam edeceğini ve kısa vadeli dış borç riskinin artacağını dile getiren Prof. Sinan Alçın, “Buna küresel düzeydeki risk algısındaki artış, Avrupa’daki genel daralma eğilimi de eklendiğinde Türkiye’de ihracatçı sektörlerin kan kaybedeceğini söyleyebiliriz” diye konuşuyor.

Türkiye’nin birinci çeyrekte yüzde 5,7’lik büyümeyi inşaat sektöründeki sıçrama ve vergi gelirleri ile sağladığına işaret eden Alçın, “Ancak hem konut sektöründe yavaşlama hem de kredi kartı harcamalarındaki düşüş eğilimi ikinci çeyrekte büyümeyi sert şekilde düşürecek. Eylül 2024’te açıklanacak OVP’de de bu nedenle yıl sonu büyümesinin yüzde 3-3,5 seviyesine çekileceğini düşünüyorum” değerlendirmesi yapıyor.

“Hükümet yeniden rota değiştirebilir”

Enflasyonu düşürmek için büyümeden ödün verilmesi gerektiğini, ancak AKP iktidarının son anda enflasyonla mücadeleyi ikinci plana atıp yeniden ekonomideki büyümeye odaklanabileceğini ifade eden Prof. Alçın, şu görüşleri dile getiriyor:

“Enflasyonda bir sarmal içindeyiz. Her ne kadar TCMB yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 38’de sabit tutmuş olsa da, son çeyrekte Merkez Bankası’nın politika faizini düşüreceği bir tablo görebiliriz. Çünkü büyümedeki sert düşüş ve üretimdeki daralmaya paralel olarak çok güçlü istihdam kayıpları ortaya çıkabilir. Dolayısıyla aslında Mehmet Şimşek politikalarının hükümet içerisinde çok daha fazla tartışılacağı bir döneme doğru ilerliyoruz.”

BAKMADAN GEÇME

  • ABD’de Üretici Enflasyonu Kasım Ayında Enerji Maliyetlerinin Etkisiyle Artış Gösterdi

    ABD’de üretici enflasyonu, enerji maliyetlerindeki artışın etkisiyle kasım ayında yükseliş kaydetti. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun (BLS) açıkladığı verilere göre, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) kasım ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 0,2 artarak beklentilere paralel gerçekleşti. Bir önceki ay ÜFE yüzde 0,1 oranında artış göstermişti.

  • Grönland: Buzların Altındaki Büyük Satranç

    Haritalarda beyaz ve ıssız bir alan gibi görünen Grönland, iklim değişikliğiyle birlikte 21. yüzyılın en kritik jeopolitik cephelerinden birine dönüşüyor. Eriyen buzullar yalnızca yeni deniz yollarını değil, büyük güç rekabetinin askeri, ekonomik ve teknolojik fay hatlarını da ortaya çıkarıyor. Danimarka’nın hukuki egemenliğine rağmen, adanın güvenliği fiilen ABD’nin stratejik şemsiyesi altında şekilleniyor. Rusya ve Çin’in Arktik hamleleri ise Grönland’ı küresel satranç tahtasının merkez karelerinden biri haline getiriyor.

  • İran’dan ABD’ye sert uyarı: Trump saldırırsa misilleme gelir, Türkiye de uyarılan ülkeler arasında

    İran, ABD Başkanı Donald Trump’ın olası bir askeri müdahalesine karşı bölge ülkelerini açık şekilde uyardı. Tahran yönetimi, Washington’un İran’a yönelik bir saldırı düzenlemesi halinde, ABD’nin Orta Doğu’daki üslerinin hedef alınacağını bildirdi. Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkiliye göre bu uyarı Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye’ye de iletildi. Artan gerilim nedeniyle ABD, Orta Doğu’daki bazı askeri üslerinden personel çekmeye başladı.

  • “Kaynak milliyetçiliği” altını 5.000 dolara, gümüşü 100 dolara taşıyabilir

    Küresel piyasalarda altın ve gümüş, 2025’i rekorlarla kapattıktan sonra 2026’ya da son derece güçlü bir başlangıç yaptı. Yatırımcılar, arz kısıtları, jeopolitik gerilimler ve merkez bankalarının bağımsızlığına ilişkin endişelerin etkisiyle değerli metallerde yeni zirvelerin gündeme gelebileceğini düşünüyor. Bazı piyasa oyuncularına göre, bu yıl altın 5.000 doları, gümüş ise 100 doları test edebilir.

  • Enflasyonla Mücadelede Sona Yaklaşılırken Sanayi Devleri 2026’ya Umut Bağladı

    Türkiye’de yüksek enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikaları, son iki yılda sanayi sektörünü ağır bir baskı altına aldı. Vestel, SASA ve Arçelik gibi sanayi devleri yüksek faiz, güçlü TL ve zayıf iç talep nedeniyle ciddi zararlar açıklarken, 2026 yılına doğru daha dengeli bir makro görünümle birlikte kademeli bir toparlanma beklentisi güçleniyor. Ancak madalyonun diğer yüzünde iflaslar ve konkordato başvurularında yaşanan rekor artış, reel sektörün kırılganlığının sürdüğüne işaret ediyor.

  • Enflasyon Kıskacındaki Türkiye’de Yeni Trend: Son Kullanma Tarihi Yaklaşan Ürünler Satan Marketler

    Türkiye’de uzun süredir devam eden yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, tüketim alışkanlıklarını köklü biçimde değiştiriyor. Alım gücü hızla gerileyen orta gelirli şehirli kesim, daha ucuz gıdaya erişim için alternatif kanallara yönelirken, ülkede ilk kez “salvage grocery” olarak bilinen, son kullanma tarihi yaklaşan ya da tavsiye edilen tüketim tarihini aşmış ürünleri satan market zincirleri ortaya çıkıyor. Bu alandaki öncü girişimlerden biri olan Yenir, kısa sürede büyüme hedefleri ve yatırımcı ilgisiyle dikkat çekiyor.

  • Türkiye’nin Dev Tekstil Markasıydı: O da Ekonomik Kriz Karşısında Konkordato Başvurusunda Bulundu

    Türkiye’nin köklü tekstil firmalarından Famateks Tekstil Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., yaşadığı mali sıkıntılar nedeniyle konkordato başvurusunda bulundu. Ev, otel, plaj ve promosyon tekstilleri üreten ve 25 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren şirket; başta ABD olmak üzere Kanada, Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere ve Japonya’ya ihracat yapıyordu.

  • AB Komisyon Başkanı Von der Leyen Duyurdu: Ukrayna’ya AB’den 90 Milyar Euro’luk Destek Paketi Sağlanacak

    Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği’nin 2026-2027 döneminde Ukrayna’ya toplam 90 milyar euro finansman sağlayacağını açıkladı. Von der Leyen, bu tutarın 60 milyar eurosunun askeri destek, 30 milyar eurosunun ise bütçe desteği olarak ikiye bölüneceğini belirtti.

  • Formül Plastik Payları Yarın Borsada İşlem Görmeye Başlıyor, 9 Endekse Dahil Edilecek

    Halka arz süreci, 7-9 Ocak tarihlerinde gerçekleştirilen talep toplama işleminin ardından yatırımcılara pay dağıtımı ile tamamlandı. Formül Plastik’in payları yarından itibaren işlem görmeye başlayacak ve Borsa İstanbul tarafından 9 farklı endekse dahil edilecek.

  • Riskli Varlıklar Parlıyor: Kripto Piyasasında Ralli Sürecek mi?

    Bitcoin, haftalarca dar bir fiyat aralığında işlem gördükten sonra yaklaşık iki ayın en yüksek seviyesine çıkarak riskli varlıklar ve değerli metallerdeki genel ralliyi takip etti. Bu yükseliş, yatırımcıların alternatif varlıklara yönelmesi ve jeopolitik belirsizliklerin destekleyici etkisiyle gerçekleşti.

  • Allianz Commercial 2026 Risk Barometresi: Siber Tehditler Zirvede, Yapay Zekâ Hızla Yükseliyor

    Allianz Commercial tarafından hazırlanan yıllık küresel iş dünyası riskleri araştırması, Allianz Risk Barometresi’nin 15. sayısını yayımladı. 97 ülke ve bölgeden, 23 farklı sektörde görev yapan 3 bin 338 risk yönetimi uzmanının görüşleriyle oluşturulan rapora göre, 2026 yılında siber olaylar, özellikle fidye yazılımı saldırıları, tüm şirketler için art arda beşinci kez en büyük risk olarak öne çıktı.

  • Sürücüler Dikkat: 2026 Trafik Sigortası Fiyatları Açıklandı

    2026 yılı trafik sigortası primleri belli oldu ve milyonlarca araç sahibini doğrudan ilgilendiriyor. Ocak ayından itibaren geçerli olacak tarifede, aylık maksimum artış oranı yüzde 0,66 olarak belirlendi. Yeni tarifede, araç sahibinin hasar geçmişi, araç tipi ve bulunduğu il prim tutarlarını önemli ölçüde etkiliyor.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Oktay Saral’dan “Gümrük Düzenlemesi” Açıklaması

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Oktay Saral, ‘gümrük düzenlemesine’ dair bir paylaşım yaptı. Saral, “Devletin aldığı her kararın merkezinde millet olmalıdır. Uygulama vatandaşın omzuna yük bindiriyorsa, orada durup samimiyetle hesap yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Benzer Haberler