Sosyal Medya

Prof.Dr. Evren Bolgün

Doç. Dr. Evren Bolgün: Finansal Yatırımlarımızda Risk Yönetimi Çok Önemlidir

Geçtiğimiz hafta hatırlayacağınız üzere son 1 yıldır yaşanan aşırı yüksek enflasyon ortamı ile birlikte kamu kesimi tarafından dayatılan yoğun finansal…

Doç. Dr. Evren Bolgün: Finansal Yatırımlarımızda Risk Yönetimi Çok Önemlidir

Geçtiğimiz hafta hatırlayacağınız üzere son 1 yıldır yaşanan aşırı yüksek enflasyon ortamı ile birlikte kamu kesimi tarafından dayatılan yoğun finansal baskılama politikası eşliğinde bizlere sunulan orta sertlikteki sermaye kontrolleri ile birlikte portföylerimizde risk-getiri dengesinin nasıl kurulması gerektiği konusuna bir giriş yapmıştım. Bu haftaki yazımda ise, kaldığım yerden devam ederken sizlere son 1 yıllık finansal varlık verileri üzerinden hazırladığım “güncel risk-getiri haritasını” aktaracağım.

Öncelikle portföy yönetimi prensiplerinden kısaca bahsetmekte yarar bulunmaktadır. İlk aşamada, en çok ihtiyaç duyacağınız gerçek zamanlı anlık piyasa verilerine erişim sağlayacak veri terminaline sahip olmanız gerekmektedir. Navigasyon cihazsız, telsiz bağlantısız, tam donanımlı bir tekneniz olmadan kayıkla okyanusta seyahat edemezsiniz. (bu arada resimdeki tekne benim değildir! 😊 Daha sonrasında aynı veri terminali ile senkronize bir şekilde anlık frekansta çalışan yurtiçi veya yurtdışı tüm finansal varlıklarda alım/satım yapabileceğiniz iyi bir yazılım platformunuz olması gerekmektedir. Artık her ikisini de bir çok büyük aracı kurum aylık işlem hacimlerine dayalı olarak ücretsiz bir şekilde yatırımcılarına vermektedir.

Bu aşamayı geçtikten sonra ise, en zor bölüme gelmektesiniz. Piyasa görüşlerini oluşturabilme, piyasa zamanlamasını sağlayabilme, analitik zekaya sahip olabilme ve tüm bunları uygulayabilme cesaretine sahip olabilmek gerekmektedir.

Bir sonraki aşamada ise, risk yönetimi presiplerini uygulayabilme başarısını göstermeniz gerekecektir. Öncelikle portföylerinizdeki riskleri doğru bir şekilde tanımlayabilmelisiniz, sonra portföy risklerini ölçebilmelisiniz, gerekli aksiyonları zamanında alabilmek için kararlar oluşturmalısınız ve en sonunda da gerektiğinde risklerden kaçınmak için portföy korunması seçeneğini (hedging) devreye alabilmeyi becerebilmelisiniz.

En son noktada ise, portföy yönetimi psikolojisi için davranışsal finans alanında gerekli literatür okumalarını yaparak kendinizi geliştirebilmelisiniz. Zira portföy yönetimi süreciniz yoğun derecede “Sabır” gerektirdiği kadar piyasa ile olan mücadelenizde “Rasyonellik ve İrrasyonellik Geçişkenliği” de isteyecektir. Ayrıca üst düzeyde “Duygu Kontrolü” ve her zaman vazgeçilmez bir şık olarak karşımıza çıkacak olan “Uzun Vadeli Düşünebilmek” gibi bir çok yeteneği de içinizde oluşturabilmeniz gerekmektedir.

 

Portföy Yönetimi Prensipleri

 

Böylece en önemli aşamaları başarıyla atlatabildikten sonra finansal piyasalarda nitelikli bir yatırımcı kıvamında işlemler yaparak portföyünüzü yönetmeye başlayabilirsiniz. Ancak gerçek hayat maalesef ki her zaman kitaplarda yazan teorilere uygun bir şekilde ilerlememektedir. Kişisel risk iştahınıza bağlı olarak (Örnek:”Temkinli-Dengeli-Atak”) yurtiçi ve yurtdışında alım/satım işlemleri yapmakta olduğunuz yatırım ürünlerinin çeşitliliği de zaman içerisinde artacaktır. Artan finansal varlık çeşitliliğinize bağlı olarak portföy riskiniz de portföy çeşitlendirme etkisinin ne kadar etkin yapıldığına dayalı olarak artmakta veya azalmaktadır. Ancak değişmeyen tek bir gerçek vardır ki, portföyünüzdeki varlık sınıflarında işlemlere başlamadan önce belirlediğiniz portföyün maksimum-minimum %’lik limit değerlerine her zaman sadık kalmanız gerektiği gerçeğidir. Malum maç başladıktan sonra sürekli kural değişikliğine giderek bir başarı sağlanması mümkün değildir. O sebeple disiplinli bir şekilde işlem yapmaya başlamadan önce geçen hafta anlattığım “Risk İştahı” ve “Beklenen Getiri” kavramlarını çok doğru bir şekilde belirlemeniz gerekmektedir. Bunun da tek yolu öncelikle kendinizi iyi tanımak ve dürüst bir şekilde her zaman disiplinli hareket etmektir.

 

Portföy Türü, Yatırım Ürünleri ve Portföy Limitleri

 

Portföy yönetimi çalışmalarınızda buraya kadar anlattığım kısımları da başarıyla geçtikten sonra artık herşey çok kolaylaştı şeklinde düşünebilirsiniz ancak gerçek piyasa tecrübeniz bu aşamadan sonra aynı hızla devam edecektir. Malum hayat bir tecrübeler manzumesinden oluşmaktadır. Tecrübeler ise, hayatımız boyunca yaptığımız hatalardan oluşmaktadır. Dolayısı ile bu işe başladıktan sonra da bir çok hatalar yapacağınıza en baştan emin olarak başlamanızda büyük yarar var.

Geldik bir diğer önemli konuya portföyünüzdeki finansal varlık dağılımları hangi ağırlıklarda olacaktır? En kestirme cevabı hemen baştan vereyim o zaman, tabiiki de risk iştahınıza göre dağıtılmış olması gerekmektedir. Bir yatırımcının risk iştahının hergün veya her hafta şeklinde kısa vadelerde sürekli iniş çıkışlar halinde değişiklik göstermemesi gerekir. İstikrarlı finansal varlık dağılım değişiklikleri ile sürdürülebilir bir portföy yönetimi çalışmasının uzun dönemde yapılıyor olması beklenmelidir.

Varlık dağılımı noktasında yatırımcıların bu amaçlarını gerçekleştirebilmesi için, portföye dâhil edecekleri finansal  kıymetlerin seçimi ve yatırım tutarlarının belirlenmesi önemli bir unsuru oluşturmaktadır. Ayrıca, portföylerin getirileri ile riskleri ölçülerek portföye ilişkin beklentilerin yeterince karşılanıp karşılanmadığı tespit edilmelidir.

Portföy yönetimi çalışmaları, yatırımcının amacını gerçekleştirmek için yaptığı girişimlerin tümünü içermektedir. Başka bir deyişle, portföy yönetimi, yatırımcının sahip olduğu toplam finansal kıymetlerin seçimi ve her birinden ne miktarda portföye dahil edileceği konusundaki belli yöntem ve teknikleri kapsamaktadır.

Temkinli portföylerde, genellikle kur korumalı mevduat, altın, döviz, risk seviyesi düşük yatırım fonlarına ağırlık verilirken, dengeli portföylerde, mevduat ve risk seviyesi düşük yatırım fon ağırlıkları azaltılırken, hisse senedi ve orta risk seviyesine sahip yatırım fonlarının payları yükselebilmektedir. Atak portföyler içerisinde ise, hisse senedi ve yüksek risk seviyesine haiz yatırım fonlarının ağırlıkları artarken, kaldıraç içeren türev ürünlere ilişkin yatırımlara da belirli bir düzeyde yüksek ağırlıklar verilebilmektedir.

Finans 101 şeklinde ifade edebileceğim temel kuralı ise, bu aşamada unutmamakta yarar vardır. Portföyünüzdeki risk seviyesindeki artış ile portföy getirisinin de artıyor olması gerçeğidir. Kısaca “ne kadar risk, o kadar getiri” Portföy riskiniz hızla yükselirken, portföy getirisi de yükselmiyorsa portföy içerisindeki varlık dağılımlarında “yeniden bir ayarlama gereksinimi” ve/veya portföyünüz içerisindeki finansal varlıklar arasındaki “korelasyonlarda ani değişimler”,..vs gibi teknik birtakım müdahalelerde bulunmanız gerekiyor olacaktır.

Portföyünüzdeki risk seviyesi hızla yükselebilir dedikten sonra peki piyasalarda karşımıza çıkabilecek olan temel riskler neler olabilir?

Kur Riski: Döviz kurlarının yükselerek veya düşerek yapılan finansal yatırımın değerini etkileme riskidir. Yabancı para cinsinden olan finansal yatırımlarda çok sık görülen bir risktir.

Faiz Riski: Sabit getirili menkul değerlere yapılan yatırımlarda, faiz oranlarının değişiminin o finansal varlık değeri üzerinde oluşturduğu fiyat değişimi riskidir. Faizler yükseldiğinde daha düşük faiz seviyesinden alınmış bono veya tahvillerin fiyatı düşmektedir. (durasyon yönetimi çok önem arz etmektedir.) (bankacılık sektörünün 2023 problemi olacaktır.)

Kredi Riski: Bono, tahvil ve tezgahüstü türev ürünler,..vs. gibi çeşitli yatırım araçlarının vadesi geldiğinde ödenmeme riskidir.

Likidite Riski: Bu riskin şirketler ve finansal yatırımcılar açısından farklı tanımları vardır. Likidite riski, nakde ihtiyaç olduğu bir dönemde, önceden alınmış bir yatırım aracına talep olmaması durumunda ortaya çıkan bir risktir. Bu risk en çok uzun vadeli şirket tahvillerinde ve zaman zaman da hisse senetlerinde görülür.

Fiyat Riski: Piyasaların oynaklığından kaynaklanan önemli bir risktir. Piyasalarda hisse senedi, tahvil/bono fiyatları ve döviz kurları sürekli dalgalanır. Fiyatların aşırı oynaklığı özellikle kısa vadeli sürekli işlem yapan yatırımcıları genelde büyük zararlara uğratır.

Risk İştahındaki Ani Değişimler: Finansal piyasalarda olumlu beklentilerin artmasıyla birlikte artan, olumsuz beklentilerle azalan alım yapma isteğindeki ani değişimlerdir.

Sonuç olarak bir yatırım aracının getirisinin aşırı derecede oynak (yüksek volatilite) olması onun yatırım profesyonelleri tarafından riskli bir yatırım aracı olarak tanımlanmasına neden olur. Bu noktada getiri oynaklığı yatırımcıların düşüş dönemlerinde paniğe kapılarak satış yapmalarını tetikleyebileceği gibi, sert yükseliş dönemlerinde de yükselişin devam edeceğine inanarak ani alımlar yaparak ileride beklenmedik ölçüde zarar etmelerine neden olabilir. Türkiye’de sık sık hisse senedi fiyatları, faiz oranları, kurlar ani sert fiyat hareketler yaparak yüksek volatilite ortamını yatırımcılara yaşatmaktadır.

 

Finansal Varlıklarda Yıllık Risk Seviyesi

 

Çeşitli finansal varlıkların son 1 yıllık günlük piyasa kapanış verileri üzerinden sizler için hazırladığım risk/getiri tablosunu son olarak paylaşmak istiyorum. Yıllık bazda en düşük risk düzeyinden en yüksek risk düzeyine doğru renklendirilmiş tablonun yatırımcıların risk iştahları ve beklenen getiri düzeylerinin şekillendirilmesine veya teyit edilmesine bir katkısı olacağı düşüncesindeyim.

 

Finansal Varlıklarda Risk/Getiri Değişimleri (son 1 yıl)

 

Kripto paraların en yüksek risk seviyesine sahip olmasından daha doğal bir durum olmaması gerekiyor.

Haftaya portföy yönetimi stratejileri ile kaldığım yerden devam edeceğim….

Son Söz: Dünyanın en meşhur trader’ı Jesse Livermore’un anılarında sık sık tekrarladığı gibi, “İnsan doğası aynı, piyasalarda ise değişen pek bir şey yok”

 

Doç.Dr.Evren Bolgün | Beykoz Üniversitesi Öğretim Üyesi

BAKMADAN GEÇME

Benzer Haberler