Sosyal Medya

Ekonomi

PwC: ‘CEO’ların ekonomik büyüme umutları son 10 yılın zirvesine çıktı’

Dünyanın dört bir yanından CEO’lar, ekonominin potansiyeli konusunda 2012’den bu yana en yüksek iyimserlik oranına sahip. Küresel CEO’ların %77’si, Türkiye’deki CEO’ların ise %80’i 2022’de küresel ekonomik büyümenin artacağını düşünüyor. Geçen yıl olduğu gibi, şirketler için en çok siber riskler ve pandemi tehdit olarak görülüyor. CEO’ların %41’i ABD’yi gelecek 12 ayda küresel büyüme için hedef olarak görüyor. ABD’yi Çin takip ediyor...

PwC: ‘CEO’ların ekonomik büyüme umutları son 10 yılın zirvesine çıktı’

PwC, bu yıl 25.’sini gerçekleştirdiği geleneksel yıllık Küresel CEO Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. 2021’in Ekim ve Kasım aylarında yapılan araştırmaya, 89 ülke ve bölgeden 4.446 CEO katıldı. PwC’nin küresel araştırma birimi PwC Research ekibinin yürüttüğü çalışmada, bu yıl Türkiye’den 88 CEO yer aldı.

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu; gelecek 12 ay içinde küresel ekonomik büyümeyle ilgili beklentileri sorulan CEO’ların rekor düzeydeki iyimserliği oldu. CEO’ların %77’si ekonomik büyümenin artacağını söylerken; bu, 2012 yılından bu yana gerçekleşen en yüksek oran olarak göze çarpıyor. Türkiye’deki CEO’ların %80 gibi oldukça büyük bir kısmı da ekonomik büyümenin artacağını düşünüyor. Bir önceki yıl bu oran %70’ti.

Araştırma; CEO’ların sadece küresel büyüme değil, kendi şirketlerinin büyümesi konusundaki iyimserliğini de ortaya koyuyor. Küresel CEO’ların %56’sı, Türkiye’deki CEO’ların ise %72’si 12 ay içinde şirketlerinin büyümesi konusunda güven duyduklarını söylüyor.

Araştırma sonuçlarına göre; 1-3 yıl içinde şirketlerinin büyümesi konusunda en çok özel sermaye fonları CEO’ları (%67) kendilerine güveniyor. Onları, birbirlerine çok yakın şekilde %64 ile teknoloji ve %63’lük oranlarla gayrimenkul, ilaç ve yaşam bilimleri ve sigorta sektörleri takip ediyor.

2022’de pandemi endişesinin yerini siber riskler aldı

Araştırma, CEO’ların, geleceğe pozitif baksalar da küresel ekonomi önünde ciddi tehditler gördüklerini belgeliyor. Kısa vadede potansiyel gelir kesintileriyle ilgili endişe duyan küresel CEO’lar, geçtiğimiz yıl pandemiyi en büyük tehdit olarak göstermişti. Bu yıl ise siber riskler ilk sıraya yerleşti. CEO’lara göre; %49’luk oranla siber güvenlik ve pandemiyle bağlantılı olarak %48 ile küresel sağlık durumu, iş dünyası için ilk iki risk unsuru oldu. Milli gelirdeki dalgalanma, işsizlik ve enflasyonun birlikte değerlendirildiği makroekonomik dalgalanma faktörü ise %43 ile üçüncü sırada yer aldı. CEO’ların %33’ü ise iklim değişikliğinden endişe ettiklerini belirtti.

Türkiye’deki CEO’lar iklim krizini daha çok önemsiyor

Türkiye’deki CEO’lar içinse risk unsurları, küreselden daha farklı bir tablo çiziyor. Türk CEO’ların %69’u makroekonomik dalgalanmalardan endişe duyarken, %49’lık oranla iklim değişikliği faktörünü küresel CEO’lara göre daha üst sıraya koyuyorlar. Küresel CEO Araştırması, iklim hedeflerinin tutturulması için daha çok ilerleme kaydedilmesi gerektiğini ortaya koyarken, CEO’ların sadece %22’si şirketlerinin net-sıfır emisyon, %26’sı ise karbon-nötr taahhüdü verdiğini söylüyor. Küresel CEO’ların %33’ü iklim değişikliğini önümüzdeki yıl için risk unsuru olarak tanımlasa da, bunun kısa vadede gelir artışını etkilemeyeceğini belirtiyor.

PwC Türkiye Kıdemli Ortağı Cenk Ulu, araştırmanın sonuçlarıyla ilgili şunları söyledi: “Küresel iş dünyası; devam eden pandemi koşulları ve ortaya çıkan yeni varyantlar, ekonomik dalgalanmalar, iklim krizi, bazı sosyal, politik ve ticaret dinamikleri nedeniyle zor bir yılı daha geride bıraktı. Ancak araştırmamız gösteriyor ki; küresel ekonomiyle ilgili CEO’ların büyüme beklentileri son yılların en üst seviyesinde. Dünyanın geneline yayılan bu iyimser hava, 2022’ye daha umutla bakmamızı sağlıyor elbette. Türkiye’deki CEO’ları ele aldığımızda ise; hem küresel ekonomik büyüme hem de şirketlerinin büyümesi konusunda oldukça iyimser olduklarını görüyoruz. Araştırmamıza Türkiye’den katılan 88 CEO’nun %80’inin küresel ekonomik büyümenin 2022’de artacağını düşünmesi ilgi çekici bir sonuç. Öte yandan; bu yılki araştırmada, küresel anlamda sağlık krizlerinin önüne geçen siber güvenlik endişesi, yıl boyu gündemde kalacağa benziyor. Türkiye’deki CEO’lar genel olarak daha iyimser olsalar da endişe düzeyleri de yüksek. En çok endişe duydukları konular ise küresel CEO’lardan farklı. Onlar, beklendiği gibi milli gelirdeki dalgalanma, işsizlik ve enflasyon gibi konuları içeren makroekonomik dalgalanmalardan çekincelerini dile getiriyorlar. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi Türkiye’deki CEO’ların, iklim değişikliği krizini küresel meslektaşlarına göre çok daha ciddiye alması da bizim için önemli bir konu. İklim değişikliği krizi; küresel CEO’lara göre dördüncü endişe sebebiyken, Türkiye’deki CEO’lar için ikinci sırada. Sonuçlar bize gösteriyor ki; uzun vadede yalnızca iklim değişikliği risklerini azaltmak için değil; müşteri, yatırımcı ve çalışan beklentilerinin karşılanması için de net-sıfır taahhütlerinin şirket stratejilerinin merkezinde yer alması gerekiyor.”

Araştırmadan dikkat çeken sonuçlar

Küresel CEO’lar arasında 2022’de ekonomik büyümenin artacağına yönelik iyimser beklenti, 2021’e göre 1 puan artarak %77 oldu. Türkiye’deki CEO’ların iyimserlik oranı ise bir yılda yılda %70’ten %80’e yükseldi.

Şirketlerinin 12 aylık dönemdeki gelir artışı potansiyeline güvenen CEO’ların oranı %56 olurken, Türkiye’deki CEO’ların şirketlerinin büyümesine inancı %72 ile çok daha yüksek. Orta vadeli görünümde ise; küresel CEO’ların 3 yıllık güven düzeyi %64. Türkiye’de ise bu oran %73.

2022 yılında ABD, büyüme için hedef olarak görülen ülkeler arasında ilk sırada yer aldı. ABD’nin şirketlerinin gelir artışı için en fazla potansiyeli sunduğunu düşünen CEO’ların oranı %41 olurken, 2021’de bu oran %35’ti. ABD’yi Çin (%27), Almanya (%18) ve %17 ile Birleşik Krallık takip ediyor.

CEO’ların çok endişeli oldukları konulara bakıldığında, 2022’de listenin ilk sırası değişiyor. Geçtiğimiz yıl pandemiyi en büyük risk faktörü olarak gören CEO’lar, bu yıl %49 ile siber güvenliği en tepeye taşıyor. 1 puan farkla sağlık riskleri %48, makroekonomik dalgalanmalar %43, iklim değişikliği %33 ile sıralanıyor.

Küresel CEO’ların yalnızca 3’te biri kısa vadede iklim değişikliğini bir risk unsuru olarak görüyor. Ancak Türkiye’deki CEO’ların endişelerine bakıldığında, iklim değişikliği faktörü %49 ile ikinci sırada. Türk CEO’ların en büyük tehdit unsuru olarak gördükleri konu ise %64 ile makroekonomik dalgalanmalar.

BAKMADAN GEÇME

  • Çetin Ünsalan Yazdı: Sahibinden kelepire mi geldik?

    Türk reel sektörü en kritik dönemeçlerinden birinden geçiyor. Bugüne kadar verimlilik ile ilgili tartışmalar ön plana çıkıyordu...

  • Akfen GYO, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde Yerini Aldı

    Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (Akfen GYO), çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim (ESG) alanlarındaki performansı doğrultusunda Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer aldı...

  • Meysu Halka Arz Sonuçları Açıklandı…

    Meysu Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. halka arz sonuçları belli oldu. Pay başına 7,50 TL sabit fiyatla gerçekleştirilen halka arzın toplam büyüklüğü 1 milyar 312 milyon 500 bin TL olarak gerçekleşirken, halka arz sürecinde toplam tahsisat tutarının 8,5 katı talep oluştu...

  • Bitcoin için 2026 Tahminleri Uçurum Gibi: 75 Bin Dolardan 225 Bin Dolara Kadar Geniş Bir Bant

    2025 yılında tarihi zirveyi test ettikten sonra sert bir düzeltme yaşayan Bitcoin için 2026’ya yönelik tahminler son derece geniş bir bantta şekilleniyor. CNBC’nin sektör profesyonelleriyle yaptığı derlemeye göre öngörüler 75 bin dolar ile 225 bin dolar arasında değişiyor. Ortak nokta ise yüksek volatilitenin kalıcı olacağı beklentisi.

  • İran Fay Hattı: 2026’da Türkiye’yi Bekleyen Riskler ve Fırsatlar

    2026 yılının başında İran, 1979 Devrimi’nden bu yana en derin iç krizlerinden birini yaşıyor. Tahran’da hayat pahalılığı ve döviz kriziyle başlayan gösteriler, bugün rejim karşıtı topyekûn bir halk hareketine dönüşmüş durumda. 534 kilometrelik ortak sınıra sahip olan Türkiye için bu durum sadece komşuda çıkan bir yangın değil; göç, enerji ve jeopolitik dengeler açısından bir "sıçrama" (spillover) riskidir.

  • BDDK Raporu: Bireysel Kredi Büyümesi Ticari Kredileri Solladı

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) yayımladığı son veriler, kredi piyasasında tüketici ve ticari krediler arasındaki büyüme farkının giderek açıldığını gösteriyor. Tüketici kredileri, 2 Ocak haftası itibarıyla art arda dördüncü haftasında da yükselişini sürdürerek yıllıklandırılmış bazda yüzde 62,5 seviyesine ulaştı.

  • Marc Champion: ABD’nin Venezuela Modeli İran’da İşe Yaramaz

    ABD’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği sürpriz operasyon ve Nicolas Maduro’nun ülke dışına çıkarılması, Washington’un benzer bir stratejiyi İran için de devreye sokup sokamayacağı tartışmasını alevlendirdi. Ancak Bloomberg yazarı Marc Champion’a göre, İran’ın iç dengeleri, bölgesel konumu ve rejimin yapısı Venezuela’dan çok daha karmaşık. Dahası, dış askeri müdahaleler Tahran’da rejimi zayıflatmak yerine milliyetçi refleksleri güçlendirebilir ve daha istikrarsız sonuçlar doğurabilir.

  • TCMB Rezervlerinde Düşüş: Toplam Rezervler 189,1 Milyar Dolara Geriledi

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam brüt rezervleri gerileme kaydetti. 2 Ocak 2026 ile sona eren haftada TCMB’nin toplam rezervleri, önceki haftaya göre 4,8 milyar dolar azalarak 189,1 milyar dolara düştü. Bir önceki hafta rezervler 193,9 milyar dolar seviyesindeydi.

  • Jeopolitik Riskler GOÜ Varlıklarını Baskılıyor

    Gelişmekte olan ülke hisse senetleri ve para birimleri, artan jeopolitik risklerin etkisiyle düşüşünü sürdürdü. MSCI gelişmekte olan piyasalar hisse endeksi yüzde 0,8 gerileyerek Aralık ortasından bu yana en sert günlük düşüşünü kaydetti. Döviz tarafında ise Tayland, Güney Kore ve Güney Afrika para birimleri kayıplara öncülük etti.

  • Güldem Atabay: Küresel ekonomi şoklara dirençli çıktı, bizde de enflasyon

    Dünya ekonomisi jeopolitik şoklara beklenenden daha güçlü dayanıklılık sergilerken, bizde TCMB yapışkan enflasyona rağmen faiz indiriminin yolunu arıyor

  • Hazine’den 3,5 Milyar Dolarlık Dış Borçlanma

    Hazine ve Maliye Bakanlığı, 7 Ocak’ta gerçekleştirdiği dolar cinsinden çift dilimli tahvil ihracıyla uluslararası piyasalardan 3,5 milyar dolar kaynak sağladı.…

  • TÜİK, Aralık Ayında En Çok Kazandıran Yatırım Araçlarını Açıkladı

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, aylık bazda en yüksek reel getiri Devlet İç Borçlanma Senetleri’nde (DİBS) görüldü. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) dikkate alındığında DİBS’in reel getirisi yüzde 4,13 olurken, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile hesaplandığında bu oran yüzde 3,98 olarak gerçekleşti.

  • İSO: İhracat Pazarları İklim Endeksi Aralık’ta Geriledi

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi, Aralık 2025’te bir önceki aya göre düşüş göstererek 51,6 seviyesine geriledi. Kasım ayında 52,4 olan endeks, böylece son beş ayın en düşük değerini aldı. Endeksin 50 eşik değerinin üzerinde kalması, ihracat pazarlarında talep koşullarının zayıf da olsa iyileşmeye devam ettiğine işaret ederken, mevcut toparlanma eğilimi Aralık ayı itibarıyla ikinci yılını tamamlamış oldu.

Benzer Haberler