Sosyal Medya

Genel

Murat Kubilay: Bozuk rejimin finansman kaynağı kesilmeli

Son dönemin üzerinde uzlaşılan saptaması iktidarın zayıfladığı ve neticesinde seçmenlerdeki itibarını yitirdiği. Bunun arkasında hatalı ekonomi ve dış politikanın toplum…

Murat Kubilay: Bozuk rejimin finansman kaynağı kesilmeli

Son dönemin üzerinde uzlaşılan saptaması iktidarın zayıfladığı ve neticesinde seçmenlerdeki itibarını yitirdiği. Bunun arkasında hatalı ekonomi ve dış politikanın toplum refahına mal olan sonuçları var. Bu alandaki sorunları iktidar partisinin çözebileceğine dair inanç merkez seçmende azalıyor. Bu durum başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere iktidar kanadını hırçınlaştırıyor, hatta kendi halkına karşı “bu paraları uluslararası tahkimle söke söke alırlar” gibi muhtemelen prompterda olmayan asabi bir cümleyi kurma hatasına düşürüyor. Peki, bu sinir durumunun arkasında ne var, nasıl bir ekonomi politik anlayış ile muhalefet iktidarın dengesi iyice bozup iktidar değişimini hızlandırabilir ve geçiş sürecini yumuşatabilir?

Öncelikle muhalefetin içeride ve dışarıda finans ve girişim dünyasını hedef alarak iktidarı sıkıştırması ülkenin mali çıkarlarına zarar vermediğini belirtmek gerek. Yani bu durum Türkiye’nin olağan yükümlülüklerini yerine getirmek için borçlanmasını kesinlikle güçleştirmiyor. Geçtiğimiz hafta kamu sermayeli bir banka olan Eximbank yurt dışından finansman sağladı. Aynı hafta devlet hazinesi sukuk (İslami tahvil) ihracıyla (hem de Birleşik Arap Emirlikleri bankaları aracılığıyla) dış borçlanma gerçekleştirdi. Şimdi de avro cinsi tahvil ihracı için New York merkezli Merrill Lynch, Frankfurt merkezli Deutsche Bank ve Paris merkezli BNP Paribas’a yetki verildi. Yani iktidarın muhalefeti Türkiye’nin çıkarlarına zarar verme ve finansman maliyetlerini artırma gibi bir iddiada bulunma hakkı yok.

NEREDEN FİNSA EDİLDİĞİ ÖNEMLİ

Fakat Kanal İstanbul başta olmak üzere havalimanı, otoyol ve şehir hastanelerini içeren projelerin durumu farklı. Bu projeler merkezi hükumet bütçesinden finanse edilmiyor. Yüklenici firmalar Türkiye’deki ve yurt dışındaki bankalardan finansman sağlıyorlar, gerekli görülmesi halinde bu borçlanmalara Hazine garanti veriyor. Kamuoyunda asıl gündem olansa gelir garantisi, yani asgari sayıda kullanım için taahhüt verilmesi ve ödeme yapılması. Bu kısım merkezi hükumet bütçesine yük oluşturuyor ve bu yük gittikçe artacak. Ancak belirtildiği gibi asıl finansman döviz cinsi olduğu için nihai kaynak yurt dışındaki finans kuruluşları.

Bu kurumların uzun vadeli ve getirisi şüpheli projelere kredi tahsisinde kritik etkenler dış borç ödeyebilme gücü, projeyi kapsayacak büyüklükte teminat ve projenin tamamlanmasını sağlayacak siyasi süreklilik. Türkiye’nin kısa vadeli dış borcu zirvede (190 milyar dolar) ve buna karşılık TCMB ödünçler hariç net rezervleri tarihi dipte (eksi 48 milyar dolar). Böyle bir ortamda kreditörlerin ilgisini çeken tek faktör yüksek kredi faizi. Uzun süredir devlet hazinesi 5 yıldan uzun vadeli tahville borçlanamıyor. Hâlbuki Kanal İstanbul’un inşa süresi 6 yıl ve bu tip projelerde uzun bir süre ödememe dönemi gerekir. Bu nedenle teminatın önemi artıyor. Fakat proje sonucunda İstanbul Boğazı kapatılmıyor, yani Kanal İstanbul’un ne derece kullanılacağı belirsiz ve uzmanlara göre Montrö Antlaşması’ndan ötürü Türkiye’nin bu konuda yapabileceği bir şey yok. Yani projeye verilecek teminatlar tatmin edici olmayacak. Eğer Kanal İstanbul rant amaçlı emlak projesi olarak cazip hale getirilecekse; bunun için daha açık gelir mekanizmaları ortaya konmalı. Böyle bir amaç olabilir ancak yayımlanmış bilgi yok. Ötesi yabancı bankalar için Türkiye emlak sektörü dolaylı olarak dahi en cazip yatırım tercihi olmaz.

ÖDEMEMEK MÜMKÜN MÜ?

Sıra geldi siyasi sürekliliğe. Önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ardından İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve bir de Gelecek Parti Sözcüsü Serkan Özcan açık bir şekilde iktidarları halinde bu projeye ilişkin hiçbir ödeme yapmayacaklarını belirttiler. Yani küresel sermaye olası bir iktidar değişikliğinde tahsilat sorunu yaşayacağını, iş milletlerarası tahkime gitse dahi uzun yıllar sürecek belirsizlikle karşılaşacaklarını artık biliyor. Üstelik seçimlere en fazla 2 yıl kalmışken ve Erdoğan’ın toplum desteği dibe doğru düşerken.

Buraya kadar anlattıklarım çoğunlukla Batı dünyasındaki finans merkezlerinde yer alan kurumsallığı güçlü mali kuruluşların kredi kriterleriydi. Peki ya siyasi ödünler karşılığı ticari ilişki kurmayı daha açık bir şekilde gerçekleştiren Çin ile veya iktidarla yakın bir ilişkiye sahip olan Katar sermayesi ile yeni kaynaklar yaratılabilir mi? Çin bu tip projelere hem Kuşak ve Yol kapsamında hem de Pekin merkezli Asya Altyapı Yatırım Bankası yoluyla destek sağlayabilir. Fakat bunun için iki ülke arasında stratejik ortaklık bulunması veya bu yönde görüşmelerin gerçekleşmesi gerekir. S-400 sistemini Rusya’dan alma, Akkuyu Nükleer Santrali projesini bu ülkeye ihale etme ve Türk Akımı’nı onaylama sürecinde Erdoğan ve Putin çok kez görüştü. Benzer bir görüşme trafiğini Erdoğan ve Xi Jingping arasında gördük mü? Üstelik Türkiye; Venezuela ve İran kadar izole edilmiş ve en ağır Batı yaptırımlarına maruz kalan bir ülke değil. Bir de taptaze bir eklemede bulunayım. Çin’in 4 büyük devlet bankasından olan ve Türkiye’de de şube ağı bulunan ICBC, Zimbabwe’ye yapılacak 3 milyar dolarlık termik santralin yapımından çekildi. Görüldüğü üzere Çin finansmanı hiç öyle kolay değil.

Katar’ın bu projeyi gerçekleştirebilecek mali gücü olduğunu belirtelim. Bununla birlikte hiçbir zaman Türkiye bu ülkenin başlıca hedefleri arasında yer almadı. Yatırımların önemli çoğunluğu Batı Avrupa’da. Peki, neden Türkiye’de biz sürekli Katarlı yatırımlara denk geliyoruz? Çünkü diğer ülkelerden gelen doğrudan yabancı yatırım çok azaldı. Yani Katar’ın büyük yatırımlarından öte Katar dışındaki ülkelerin büyük yatırım yapmaması asıl neden. Üstelik Türkiye’de Arap coğrafyasına ve Körfez sermayesine karşı büyük önyargılar mevcut ki bu durum en çok muhalefet seçmenlerde gözlemleniyor ve Katarlılar da bundan haberdar.

Özetle muhalefet partileri Erdoğan’ın saray rejiminin mega ve çılgın projelerinin finansman kanalını kesiyor, bunu yaparken merkezi hükumetin, kamu bankalarının ve yerel yönetimlerin dış finansmana erişimlerine zarar vermiyor. Şu ana kadar eksik kalan kısım muhalefetin bir bütün halinde sade bir söylemle 128 milyar dolar konusundaki gibi tek sesle konuşmaması. Önümüzdeki süreçte ortak anayasa çalışmaları gibi bu konuda da ortak deklarasyon yapılmalı.

Yazının tamamı burada.

BAKMADAN GEÇME

  • Alman Ekonomisi 2022’den Bu Yana İlk Kez Büyüdü 

    Almanya ekonomisi, iki yıl süren daralmanın ardından 2025’te yeniden büyümeye geçti. Gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) yüzde 0,2 artarken, toparlanmanın ana itici gücü hanehalkı tüketimi ve kamu harcamaları oldu. Buna karşın sanayi, inşaat ve ihracat cephesindeki zayıflık sürüyor. Ekonomistler, mali genişlemenin büyümeyi destekleyeceğini kabul ederken, kalıcı toparlanma için yapısal reform ihtiyacına dikkat çekiyor.

  • Elektrikli Araçlar Devrimi Geride Kaldı

    Ünlü finans yorumcusu Patrick Boyle'un videosuna dayalı kapsamlı analiz. Ford'un milyarlarca dolarlık zararı, Tesla'nın strateji değişikliği ve Çin'in batarya savaşı galibiyeti elektrikli araç pazarını kurutuyor.

  • Petrol Fiyatları Sert Düştü: ABD–İran Gerilimi Yumuşarken Piyasalar Arz Fazlasına Odaklandı

    Petrol fiyatları, ABD ile İran arasındaki askeri gerilim ihtimalinin zayıflamasıyla birlikte sert düşüş yaşadı. Brent petrol yüzde 4’ün üzerinde gerileyerek haftalık kazançlarının büyük bölümünü geri verirken, piyasa odağını yeniden jeopolitik risklerden küresel arz fazlası sinyallerine çevirdi. ABD stok verileri ve Venezuela’nın ihracata dönüş ihtimali, düşüşü hızlandıran unsurlar oldu.

  • ANALİZ: 2025 Bütçe Yılı Analizi: Mali Disiplinde Beklentileri Aşan Performans 

    Türkiye ekonomisi için kritik bir dönemeç olan 2025 yılı, merkezi yönetim bütçesi açısından piyasalara "hoş bir sürpriz" yaparak kapandı. Aracı kurumların son raporları, bütçe disiplininin dezenflasyon sürecine beklenenden daha güçlü bir destek verdiğini ortaya koyuyor. Özellikle bütçe açığının GSYH’ye oranının %3 barajının altında kalması, makroekonomik istikrar açısından dönüm noktası olarak görülüyor. İşte Gedik Yatırım, İş Bankası ve Şeker Yatırım’ın verilerinden yola çıkarak hazırladığımız kapsamlı 2025 bütçe analizi.

  • En Düşük Emekli Aylığı 20 Bin TL’ye Yükseltiliyor: Düzenleme TBMM Komisyonu’ndan Geçti

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, en düşük emekli aylığının artırılmasını da kapsayan kanun teklifinin görüşmeleri tamamlandı. Görüşmelerin ardından, en düşük emekli aylığının 20 bin TL’ye yükseltilmesini öngören madde komisyonda kabul edildi.

  • Tüketici Güveni Aralık Ayında Artış Gösterdi

    Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksi, Aralık ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 1,42 artış göstererek 75,85 seviyesine yükseldi. Endekste artış eğilimi sürerken, öncü endekse göre sınırlı bir gerileme dikkat çekti.

  • Goolsbee: “Merkez Bankası Bağımsızlığı Aşınırsa Enflasyon Patlar”

    Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, CNBC’ye verdiği röportajda, son dönemde Fed’e ve Fed Başkanı Jerome Powell’a yönelik siyasi ve hukuki baskıların enflasyon açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi.

  • Bakanlık Duyurdu: Bütçe Açığı 528,1 Milyar TL’ye Ulaştı

    2025 yılının Ocak–Aralık döneminde merkezi yönetim bütçesi, 14 trilyon 634,6 milyar TL harcama ve 12 trilyon 835,5 milyar TL gelir ile tamamlandı. Bu dönemde bütçe açığı 1 trilyon 799,1 milyar TL olarak gerçekleşti. Aralık ayında ise bütçe açık verdi.

  • TCMB Başkanı Karahan: Dezenflasyonda Ana Eğilim Güçleniyor

    Merkez Bankası Başkanı Karahan, Londra ve New York’ta uluslararası yatırımcılarla bir araya gelerek Türkiye’nin yeni yol haritasını paylaştı. Dezenflasyon sürecinde ana eğilimin güçlendiğini vurgulayan Karahan, kısa vadeli dalgalanma riskine karşı "ihtiyatlı ve veri odaklı" kalmaya devam edecekleri mesajını verdi. Küresel finans dünyasının kalbi olan Londra ve New York’ta gerçekleştirilen yatırımcı toplantılarında, Türkiye’nin para politikasına dair kararlılık bir kez daha teyit edildi. TCMB Başkanı Fatih Karahan tarafından sunulan projeksiyonlarda, fiyat istikrarı hedefine ulaşana kadar sıkı para politikası duruşunun korunacağı ve herhangi bir sapma durumunda ek sıkılaşma adımlarının atılabileceği vurgulandı.

  • MetroPOLL’den “Toplumsal Tükenmişlik ve Güven” Raporu: Güvensizlik ve Yorgunluk, Türkiye’nin Duygusal Tablosunu Şekillendiriyor”

    MetroPOLL’ün 2025 sonu verileriyle hazırladığı rapor, Türkiye’de “toplumsal tükenmişlik” tablosunu ortaya koydu. Araştırmaya göre toplumun yüzde 61’i yüksek düzeyde tükenmişlik yaşarken, her iki kişiden biri son bir yılda psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtti. MetroPOLL Araştırma’nın 2025 yılı sonu verileriyle hazırladığı "Toplumsal Tükenmişlik ve Güven" raporu, Türkiye’nin ağır bir duygusal yorgunluktan geçtiğini ortaya koydu. Araştırmaya göre toplumun yüzde 61’i yüksek veya çok yüksek tükenmişlik yaşıyor. Seçmenlerin neredeyse yarısı "hiçbir yere güvenmeyenler" sınıfında yer alırken, özellikle gençler arasında ülkeden gitme isteği "ana akım" bir düşünceye dönüşmüş durumda.

  • TCMB Rezervleri Yükseldi: Swap Hariç Net Rezerv 70,1 Milyar Dolara Çıktı

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) brüt rezervleri, 9 Ocak 2026 ile biten haftada 196,1 milyar dolara yükseldi. Önceki hafta bu rakam 189,1 milyar dolar olarak kaydedilmişti.

  • WEF’in 2026 Küresel Riskler Raporu’ndan Kritik Analiz: Dünya Ekonomisini Zorlu Bir Dönem Bekliyor

    Dünya Ekonomi Forumu’nun (WEF) Davos’ta gerçekleştireceği toplantılar öncesinde yayımlanan Küresel Riskler 2026 Raporu, dünya ekonomisini tehdit eden unsurları gözler önüne serdi. Rapora katkı sunan katılımcılar, önümüzdeki iki yıla ilişkin beklentilerini “Çalkantılı ve fırtınalı” olarak tanımlarken, küresel ölçekte en ciddi riskin jeopolitik gerilimler olduğuna dikkat çekti.

  • TÜİK: İnşaat Üretimi Kasım Ayında Yıllık Yüzde 22,3 Arttı

    Türkiye’de inşaat üretimi Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 0,1 oranında gerilerken, yıllık bazda yüzde 22,3 artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Kasım ayına ilişkin inşaat üretim endeksi verilerini yayımladı.

Benzer Haberler