Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Reel Sektör

YZ’nin geleceği için 3 senaryo: Küresel ekonomi ve piyasalar nasıl etkilenir?

Morgan Stanley ve Capital Economics, YZ yatırımlarının geleceğini üç senaryoda değerlendiriyor. Asıl risk, YZ talebinin kalıcı biçimde zayıflaması.

10 Ağustos 2026

YZ’nin geleceği için 3 senaryo: Küresel ekonomi ve piyasalar nasıl etkilenir?

Yapay zekâ (YZ) yatırımları son birkaç yılda ABD borsalarının yükselişinin, teknoloji şirketlerinin kâr artışının ve küresel yatırım harcamalarının en önemli motorlarından biri haline geldi. Morgan Stanley, YZ devriminin şirket kârlarını ve dolayısıyla hisse senedi piyasalarını şimdiden tarihi ölçekte desteklediğine dikkat çekerken, Capital Economics ise yatırım patlamasının tersine dönmesi halinde küresel ekonominin karşılaşabileceği üç farklı senaryoyu inceliyor.

Bu senaryoların hepsi bir “YZ balonunun patlaması” anlamına gelmiyor. Aksine, YZ şirketlerinin kârlarının gerilemesine yol açabilecek bazı gelişmeler ekonominin bütünü açısından olumlu sonuçlar bile doğurabilir.

Asıl tehlike, YZ teknolojisine yönelik talebin ve teknolojinin gelecekte yaratacağı verimlilik artışına ilişkin beklentilerin kalıcı biçimde zayıflaması.

Morgan Stanley: YZ artık Wall Street’in kâr motorlarından biri Morgan Stanley’e göre ABD hisse senedi piyasasının ulaştığı büyüklük tarihi seviyelerde olsa da piyasanın yapısı geçmiş dönemlere kıyasla daha sağlam.

Yeni halka arzlardan gelebilecek büyük miktardaki hisse arzının dahi piyasa tarafından sindirilebilmesini sağlayabilecek güçlü bir talep mevcut.

Şirketlerin hisse geri alımları güçlü seyrini korurken, birleşme ve satın alma işlemleri 2026’nın ilk yarısında rekor bir başlangıç yaptı. Hanehalkı ve bireysel yatırımcılar da hisse senetlerinde net alıcı konumuna geldi.

Ancak Morgan Stanley’e göre piyasanın altında çalışan en güçlü motorlardan biri YZ devrimi.

YZ yatırımları şirketlerin kâr büyümesini ve bunun üzerinden hisse senedi fiyatlarını rekor hızda destekliyor. Teknoloji hisseleri de yatırımcılar açısından yalnızca bir büyüme yatırımı olmaktan çıktı; zaman zaman güvenli varlık, likidite aracı ve volatilite işlemlerinin merkezi gibi farklı roller üstleniyor.

Bununla birlikte Wall Street’teki bir sonraki yükseliş dalgasının yalnızca teknoloji şirketlerine dayanması beklenmiyor.

Morgan Stanley, 2027’ye girilirken YZ kullanımının ekonominin diğer sektörlerine yayılmasının verimliliği artırabileceğini ve şirketlerin kâr marjlarını daha geniş çapta destekleyebileceğini düşünüyor.

YZ girişimcilikte beklenen patlamayı henüz yaratmadı YZ’nin ekonomik etkisinin dikkat çekici alanlarından biri de yeni şirketlerin kurulması.

ABD’de 2025’ten itibaren şirket kurma başvurularında artış yaşandı. YZ araçlarının yaygınlaşmasıyla özellikle teknoloji girişimi kurmanın önündeki engellerin azalması bekleniyordu.

Teknik bilgiye sahip büyük ekipler kurma zorunluluğunun azalması, sektör bilgisi ve uzmanlığı bulunan girişimcilerin teknoloji tabanlı şirketler kurmasını kolaylaştırabilir.

Teknoloji sektöründeki istihdamın yavaşlaması ve işten çıkarmaların artması da girişimlere katılabilecek yetenek havuzunu genişletiyor.

Ancak bu gelişmeler henüz bordrolu çalışanı bulunan aktif yeni şirketlerin sayısında belirgin bir sıçramaya dönüşmüş değil.

Bunun nedenlerinden biri, yeni YZ girişimlerinin daha uzun süre kamuoyundan uzak şekilde faaliyet göstermeyi veya dış finansman arayışını ertelemeyi tercih etmesi olabilir.

Capital Economics: YZ’de kâr çöküşü ekonomiyi mutlaka çökertmez Capital Economics Baş Küresel Ekonomisti Jennifer McKeown’a göre YZ sektöründe yaşanabilecek bir kâr daralmasının otomatik olarak küresel ekonomik krize dönüşeceğini varsaymak yanlış.

Sonuç, kârların neden düştüğüne bağlı olacak.

McKeown üç temel senaryo üzerinde duruyor: 1. Rekabet artar ve YZ fiyatları düşer.

2. Elektrik ve diğer girdi maliyetleri yükselerek YZ şirketlerinin kârlarını sıkıştırır.

3. YZ’ye yönelik talep beklentilerin altında kalır.

İlk iki senaryoda küresel ekonomi üzerindeki net zarar sınırlı olabilir. Üçüncü senaryo ise çok daha ciddi sonuçlar doğurabilir.

Senaryo 1: YZ ucuzlarsa kaybeden teknoloji şirketleri, kazanan kullanıcılar olabilir İlk senaryoda artan rekabet YZ modellerinin fiyatlarını aşağı çekiyor.

Bu durum YZ hizmeti sağlayan şirketlerin kâr marjlarını azaltabilir. Ancak aynı zamanda teknolojinin kullanımını çok daha geniş bir alana yayabilir.

McKeown’a göre böyle bir durumda gelir esas olarak YZ üreticilerinden YZ kullanıcılarına aktarılmış olur.

Finansal hizmetler ve sağlık gibi sektörler daha ucuz YZ hizmetlerinden yararlanarak maliyetlerini düşürebilir ve verimliliklerini artırabilir.

Özellikle ABD açısından bunun büyük bölümü ekonomi içindeki bir gelir transferi niteliğinde olabilir.

Dolayısıyla büyük teknoloji şirketlerinin kârlarının düşmesi, ABD ekonomisinin aynı ölçüde zarar göreceği anlamına gelmez.

Tayvan ve Güney Kore gibi yarı iletken üreticisi ekonomiler açısından tablo daha karmaşık. YZ hizmetlerinin ucuzlaması teknolojinin kullanımını ve dolayısıyla çip talebini artırabilir. Buna karşılık üreticilerin kârlarının azalması yeni yatırım iştahını sınırlayabilir.

Senaryo 2: Elektrik ve emtia maliyetleri yükselirse para el değiştirir İkinci senaryoda YZ sektörünü elektrik, enerji ve diğer emtia fiyatlarının yükselmesi vuruyor.

Veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacı düşünüldüğünde bu risk giderek daha önemli hale geliyor.

Fakat Capital Economics'e göre burada da dünya ekonomisinin toplam gelirinde büyük bir kayıptan ziyade ülkeler ve sektörler arasında gelir transferi yaşanabilir.

Körfez ülkeleri ve Norveç gibi enerji ihracatçıları ile Şili ve Avustralya gibi metal üreticileri yükselen fiyatlardan faydalanabilir.

Buna karşılık YZ yatırımlarının büyük bölümünün yoğunlaştığı ABD’de veri merkezi ve bulut bilişim yatırımları yavaşlayabilir.

McKeown, bu senaryonun küresel ekonomik faaliyet üzerindeki toplam etkisinin muhtemelen sınırlı kalacağını düşünüyor.

Senaryo 3: Asıl tehlike YZ talebinin çökmesi En ciddi risk ise üçüncü senaryo.

Eğer şirketler YZ yatırımlarından bekledikleri getiriyi elde edemez ve harcamalarını azaltmaya başlarsa, etkiler yalnızca teknoloji devlerinin bilançolarıyla sınırlı kalmayacak.

Yarı iletken üretimi, bulut bilişim, veri merkezi inşaatları, elektrik ekipmanları ve enerji üretimi doğrudan etkilenebilir.

Bu durumda YZ yatırım patlamasından bugüne kadar en fazla yararlanan ekonomiler aynı zamanda en fazla zarar görebilecek ülkeler olacak.

Capital Economics bu grupta özellikle Tayvan, Güney Kore, Meksika, Çin ve ABD’yi öne çıkarıyor.

Avrupa ise YZ altyapı yatırımlarında daha sınırlı rol oynadığı için kısa vadede daha az doğrudan risk taşıyor.

Daha büyük risk: YZ’nin vaat ettiği verimlilik gerçekleşmezse ne olur?

Üçüncü senaryonun çok daha ağır bir versiyonu da mümkün.

YZ talebinin geçici ekonomik koşullar nedeniyle değil, teknolojinin gerçek potansiyeline ilişkin beklentilerin köklü biçimde aşağı çekilmesi nedeniyle azalması halinde sorun bütün ekonomiye yayılabilir.

Bugünkü YZ yatırımlarının temelinde yalnızca yeni ürünler geliştirme beklentisi bulunmuyor. Şirketler ve yatırımcılar teknolojinin önümüzdeki yıllarda ekonominin genelinde büyük bir verimlilik artışı yaratacağına da inanıyor.

Eğer bu beklenti yanlış çıkarsa, ekonomilerin gelecekteki potansiyel büyüme oranlarının da aşağı çekilmesi gerekebilir.

Capital Economics’e göre böyle bir uzun vadeli senaryoda ABD, İngiltere ve İsviçre en büyük kaybedenler arasında olabilir. Çünkü bu ekonomiler YZ kullanımından sağlanacak verimlilik artışından en fazla yararlanması beklenen ülkeler arasında bulunuyor.

YZ balonu patlarsa dünya ekonomisi de çöker mi?

Morgan Stanley ve Capital Economics'in analizleri birlikte değerlendirildiğinde önemli bir ayrım ortaya çıkıyor.

YZ şirketlerinin bugünkü olağanüstü kârlarının sürdürülememesi ile YZ teknolojisinin ekonomik vaadinin başarısız olması aynı şey değil.

Rekabet nedeniyle YZ hizmetlerinin ucuzlaması, teknoloji şirketlerinin marjlarını azaltırken ekonominin geri kalanında verimlilik ve kârlılığı artırabilir. Enerji maliyetlerinin yükselmesi ise gelirin teknoloji sektöründen enerji ve emtia üreticilerine aktarılmasına yol açabilir.

Bu iki durumda Wall Street'teki YZ hisseleri ciddi bir düzeltme yaşayabilirken küresel ekonomi çok daha sınırlı zarar görebilir.

Fakat YZ’ye yönelik talebin kalıcı biçimde çökmesi bambaşka bir hikâye olur.

Çünkü bugünkü yatırım döngüsü artık yalnızca birkaç teknoloji şirketinden ibaret değil. Çip fabrikalarından veri merkezlerine, elektrik şebekelerinden enerji üretimine ve bulut bilişime kadar genişleyen dev bir sermaye harcaması zinciri oluşmuş durumda.

Bu nedenle önümüzdeki dönemin kritik sorusu YZ şirketlerinin hisselerinin pahalı olup olmadığı değil.

Asıl soru, YZ’nin ekonominin geri kalanına yayılarak Morgan Stanley’in beklediği verimlilik ve kâr artışını gerçekten yaratıp yaratamayacağı.

Bu gerçekleşirse YZ rallisinin ikinci aşaması teknoloji sektöründen ekonominin geneline yayılabilir. Gerçekleşmezse, bugünün en büyük küresel yatırım temasının aynı zamanda önümüzdeki yılların en önemli makroekonomik risklerinden birine dönüşmesi mümkün.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş