YORUM | AKP Kaynıyor: Fon Krizi İktidarın İçinde de Rahatsızlık Yarattı
Fon krizi AKP ve MHP kulislerinde tartışılıyor. İktidara yakın isimler, açıklanmayan listeyi ve sorumluların hesap vermesini gündeme taşıdı.
29 Ekim 2026

Fon krizinin siyasi etkileri giderek belirginleşiyor. Muhalefet kaynaklarına göre AKP yönetimi ve milletvekilleri, yaşananların partide ciddi bir oy kaybına yol açmasından endişeli. İktidara yakın gazetecilerin açıklamaları ve eski AKP milletvekili Şamil Tayyar'ın uyarıları da rahatsızlığın yalnızca muhalefet çevreleriyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Tartışmaların merkezinde üç soru var: Ekonomi bürokrasisi neden denetlenmedi, haksız kazanç sağlayanların isimleri neden açıklanmıyor ve mağduriyetler nasıl giderilecek?
Fon Krizi AKP'nin İç Meselesine Dönüşüyor
Türkiye'nin gündeminden düşmeyen yatırım fonları krizi, iktidar cephesinde de tartışmalara neden oluyor.
Muhalefet kaynakları, krizin AKP içinde ciddi rahatsızlık yarattığını öne sürerken, iktidara yakın gazetecilerin açıklamaları da parti tabanında ve Cumhur İttifakı çevrelerinde hesap verebilirlik taleplerinin güçlendiğine işaret ediyor.
NEFES yazarı Nuray Babacan'ın AKP kulislerinden aktardıkları, Cumhuriyet'in emeklilere ilişkin haberleri, Yeni Şafak yazarı Hüseyin Likoğlu'nun sert eleştirileri ve Nagehan Alçı'nın MHP kaynaklarına dayandırdığı açıklamalar, krizin siyasi boyutunu ortaya koyuyor.
Eski AKP milletvekili Şamil Tayyar'ın sosyal medya paylaşımı ise olayın toplumdaki yansımalarına dikkat çekiyor.
Bütün bu açıklamaların ortak noktası, yatırımcıların zararlarının karşılanmasının tek başına yeterli görülmemesi.
Fon krizinde sorumluların belirlenmesi, haksız kazançların ortaya çıkarılması ve kamuoyunun tatmin edilmesi giderek daha önemli bir siyasi mesele haline geliyor.
Nuray Babacan: AKP'de Asıl Endişe Oy Kaybı
NEFES yazarı Nuray Babacan, AKP grubunda ve genel merkezinde gerçekleştirilen toplantılarda fon krizinin partiye verebileceği siyasi zararın tartışıldığını aktardı.
Babacan'ın değerlendirmesine göre, vatandaşların yaşadığı maddi kayıplar önemli olmakla birlikte parti içindeki tartışmalar giderek seçim sonuçlarına odaklanıyor.
Babacan, AKP kulislerinde konuşulan üç temel başlığa dikkat çekti.
Birincisi, fon krizinin partiye verebileceği oy kaybı.
Yaşananların özellikle tasarruflarını kaybeden vatandaşlar ve aileleri üzerinde yarattığı tepkinin, iktidara yönelik güveni zayıflatabileceği değerlendiriliyor.
İkincisi, ekonomi bürokrasisinin sorumluluğu.
Babacan'ın aktardığına göre, parti içindeki görüşmelerde bazı ekonomi bürokratlarının yalnızca görevlerini yerine getirmemeleri değil, sistemden kişisel çıkar sağlamak amacıyla yararlanmış olabilecekleri de tartışılıyor.
Bazı bürokratların kendilerini adeta dokunulmaz gördükleri ve ayrıcalıklı bir sınıf gibi hareket ettikleri yönündeki eleştiriler de kulislerde dile getiriliyor.
Bu iddiaların henüz yargı kararlarıyla kesinleşmiş bulgular olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Ancak söz konusu tartışmalar, fon krizinin yalnızca piyasa denetimiyle ilgili değil, kamu yönetimindeki sorumluluk mekanizmalarıyla da bağlantılı görüldüğünü ortaya koyuyor.
Üçüncüsü ise haksız kazanç sağlayanların isimlerinin neden açıklanmadığı sorusu.
AKP Kulislerinde Kritik Soru: Vurguncuların Listesi Nerede?
Nuray Babacan'ın haberinde en dikkat çekici başlıklardan biri, fon krizinden haksız kazanç sağladığı ileri sürülen kişilere ilişkin listenin açıklanmaması.
AKP içinde bazı milletvekillerinin, isimlerin kamuoyundan gizlenmesinin belirli kişilerin korunduğu izlenimini yarattığını düşündüğü aktarılıyor.
Babacan'a göre hukukçu milletvekilleri ise sürecin sonunda ilgili isimlerin zaten ortaya çıkacağı görüşünde.
Aktarılan değerlendirmeye göre, haksız kazançlarını iade eden kişilerle etmeyenlerin hukuki durumları farklılaşabilir; ödeme yapmayanlar hakkında suç duyurusu ve yasal işlem gündeme gelebilir.
Ancak bu iddiaların kapsamı, hangi kişilerin ne ölçüde sorumlu tutulacağı ve olası hukuki sonuçlar, soruşturmanın ilerleyişiyle netleşecek.
Buradaki temel siyasi sorun ise kamuoyunda oluşan algı.
Bir listenin bulunduğu ancak açıklanmadığı yönündeki iddialar, soruşturmanın şeffaflığı konusunda soru işaretlerini artırıyor.
Bu nedenle yalnızca mağdurlara ödeme yapılması değil, soruşturmanın sonuçlarının kamuoyuna anlaşılır biçimde açıklanması da önem taşıyor.
Cumhuriyet: Emeklilerdeki Tepki AKP'yi Endişelendiriyor
Fon krizinin yanı sıra AKP'nin gündemindeki bir başka önemli sorun, emeklilerin ekonomik koşulları.
Cumhuriyet'ten Merve Kılıç'ın haberine göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın emeklilere yönelik yeni düzenleme için yıl sonunu işaret etmesinin arkasında, sahadan ve parti teşkilatlarından gelen geçim sıkıntısı uyarıları bulunuyor.
AKP kulislerinde, emeklilerin iktidardan uzaklaşmaya başladığı yönünde değerlendirmeler yapıldığı aktarılıyor.
Emekliler, uzun yıllardır iktidar açısından önemli seçmen gruplarından biri olarak görülüyor.
Ancak yüksek yaşam maliyetleri, gelirlerin satın alma gücündeki kayıp ve geçim sıkıntısı bu kesimdeki memnuniyetsizliği artırıyor.
Habere göre AKP içinde önümüzdeki dönemde özellikle iki sorunun üzerine gidilmesi gerektiği konuşuluyor:
Fon krizinin yarattığı mağduriyetler ve güven kaybı.
Emeklilerin ekonomik koşulları ve gelir beklentileri.
Bu iki başlığın ortak özelliği, vatandaşların ekonomik güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olması.
Fon krizinde tasarrufların korunamaması, emeklilerde ise gelirlerin yaşam maliyetine yetişememesi, iktidarın ekonomi yönetimine yönelik eleştirileri güçlendirebilir.
Yeni Şafak Yazarı Hüseyin Likoğlu'ndan Çok Sert Uyarı
İktidara yakın Yeni Şafak gazetesinin yazarı Hüseyin Likoğlu'nun fon krizine ilişkin değerlendirmeleri, tartışmanın en dikkat çekici bölümlerinden birini oluşturuyor.
Likoğlu, bazı çevrelerin olayın aydınlatılmasını engellemeye çalıştığını öne sürdü.
Yazar, soruşturmanın ilerlemesini zorlaştıran dirençler bulunduğunu savunurken, kulislerde dolaştığını belirttiği bazı sözleri de aktardı.
Bunlar arasında, oğlunun tutuklanamayacağını ileri süren ve sorumluluğun yalnızca kendisine ait olmadığını söyleyen kişilere ilişkin iddialar bulunuyor.
Likoğlu'nun aktardığı bu ifadelerin kimlere ait olduğu ve doğruluğu bağımsız biçimde ortaya konmuş değil.
Ancak yazarın eleştirilerinin sertliği dikkat çekiyor.
Likoğlu, fon krizini “Ekonominin 15 Temmuz'unu yaşıyoruz” sözleriyle nitelendirdi.
Bu benzetme, yazarın olayın yalnızca finansal bir usulsüzlükten ibaret olmadığı ve daha kapsamlı biçimde araştırılması gerektiği yönündeki görüşünü yansıtıyor.
Likoğlu, bazı görevden almalar ve tutuklamaların soruşturmanın ilerletilmesi bakımından önemli işaretler olduğunu belirtti.
Buna karşılık hâlâ çeşitli dirençlerle karşılaşıldığını savundu.
Yazısının en önemli mesajı ise şu: Mağdurların parasının geri verilmesi gerekli, ancak krizi yaratan mekanizma ortaya çıkarılmadan sorun çözülmüş sayılmaz.
“Bu Kapanı Kimin Kurduğunu Bulamazsak Yeni Tezgâhlarla Karşılaşırız”
Hüseyin Likoğlu'nun değerlendirmesinde yalnızca haksız kazançların iadesi değil, fon sisteminin nasıl oluşturulduğunun araştırılması da öne çıkıyor.
Yazara göre, gönüllü biçimde parasını geri getiren kişilerin yalnızca ödeme yaptıkları için sorgulanmadan bırakılmaları yeterli değil.
Bu kişilerin sisteme nasıl dahil olduklarının ve kimler tarafından yönlendirildiklerinin de araştırılması gerekiyor.
Likoğlu'nun yaklaşımına göre soruşturma yalnızca paranın geri alınmasına odaklanırsa, benzer yapıların ileride yeniden ortaya çıkması engellenemeyebilir.
Bu görüş, fon krizine ilişkin tartışmanın kapsamını genişletiyor.
Sorun yalnızca yatırımcıların ne kadar para kaybettiği değil; denetim mekanizmalarının nasıl işlediği, hangi kurumların sorumluluk taşıdığı ve usulsüzlüklerin hangi ilişkiler üzerinden gerçekleşmiş olabileceği.
Bu soruların yanıtlanması, finansal piyasalarda güvenin yeniden kurulması açısından da önem taşıyor.
Nagehan Alçı: MHP Cephesinde de Açıklanmayan Liste Tartışılıyor
Fon krizine ilişkin rahatsızlığın Cumhur İttifakı'nın diğer ortağı MHP çevrelerine de yansıdığı ileri sürülüyor.
Gazeteci Nagehan Alçı, MHP kaynaklarıyla yaptığı görüşmelerde soruşturmanın ilerleyişine ilişkin soru işaretleriyle karşılaştığını aktardı.
Alçı'nın açıklamasına göre, görüştüğü MHP kaynakları fon krizine ilişkin henüz kamuoyuna açıklanmayan bir liste bulunduğunu düşünüyor.
Bu listede dikkat çekici ve etkili isimlerin yer alabileceği iddia ediliyor.
Alçı, MHP çevrelerinde atılan adımların henüz kamuoyunu tatmin edecek açıklıkta görülmediğini belirtti.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Alçı'nın aktardıkları, MHP kaynaklarına dayandırılan iddialar ve değerlendirmelerden oluşuyor. Söz konusu listenin içeriği ve iddia edilen isimler kamuoyuna açıklanmış değil.
Buna rağmen bu açıklamalar, fon krizinin Cumhur İttifakı içinde de tartışıldığını gösteren bir başka işaret olarak değerlendirilebilir.
Şamil Tayyar: Mağduriyetin Giderilmesi Kadar Hesap Sorulması da Önemli
Eski AKP milletvekili Şamil Tayyar da fon krizinin toplumsal etkilerine dikkat çeken isimler arasında.
Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bir akaryakıt istasyonunda yaşadığı konuşmayı anlattı.
İstasyondaki görevlinin, sattıkları otomobilin parasını fona yatırıp yatırmadığını esprili biçimde sorması üzerine başlayan sohbetin fon krizine geldiğini belirtti.
Görevlinin, fonlardan haksız kazanç sağladığı ileri sürülen kişilerin bu kadar büyük miktarda parayı nasıl elde edebildiklerini sorguladığını aktardı.
Tayyar'a göre bu kısa sohbet, olayın toplumdaki yansımalarını gösteriyor.
Eski milletvekili, fon krizinin özellikle dar ve sabit gelirli kesimlerde ciddi bir toplumsal travma yarattığını savundu.
Tayyar, mağduriyetlerin giderilmesinin mümkün olduğunu ancak bunun yoğun çaba gerektirdiğini belirtti.
En önemli uyarısı ise sorumluların hesap vermesi gerektiği yönündeydi.
Tayyar'a göre maddi kayıpların karşılanması tek başına yeterli olmayacak. Olayın sorumlularının belirlenmesi ve karşılaşılan engellerin aşılması da gerekiyor.
YORUM: Fon Krizi Artık Yalnızca Ekonomik Bir Sorun Değil
Fon krizine ilişkin haberler ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, tartışmanın üç farklı düzlemde ilerlediği görülüyor.
Birinci düzlem ekonomik. Yatırımcıların tasarruflarına erişememesi, finansal piyasalara duyulan güveni zedeliyor. Tasfiye sürecinin ilerlemesi ve ödemelerin başlaması bu açıdan önem taşıyor.
İkinci düzlem hukuki ve kurumsal. Denetim kurumlarının sorumluluğu, haksız kazanç iddiaları ve soruşturmanın şeffaflığı tartışılıyor. Kamuoyunun yalnızca ödeme takvimini değil, olayın nasıl gerçekleştiğini de öğrenmek istediği anlaşılıyor.
Üçüncü düzlem siyasi. AKP kulislerinden aktarılan oy kaybı endişeleri, iktidara yakın gazetecilerin eleştirileri ve MHP kaynaklarına dayandırılan açıklamalar, krizin Cumhur İttifakı açısından da önem kazandığını gösteriyor.
Burada dikkat çekici olan, eleştirilerin yalnızca muhalefetten gelmemesi.
Yeni Şafak yazarı Hüseyin Likoğlu'nun sert açıklamaları, Şamil Tayyar'ın hesap verme çağrısı ve Nagehan Alçı'nın MHP kulislerinden aktardıkları, iktidara yakın çevrelerde de soruşturmanın kapsamına ilişkin rahatsızlık bulunduğuna işaret ediyor.
Bununla birlikte kulis haberleri ve gazeteci yorumları, AKP veya MHP yönetiminin resmî tutumu olarak değerlendirilmemeli.
Fon krizinin iktidarın oy oranına ne ölçüde yansıyacağı da henüz kesin olarak bilinmiyor.
Ancak siyasi riskin yalnızca yatırımcıların parasını kaybetmesinden kaynaklanmadığı açık.
Asıl mesele, vatandaşların devletin denetim kapasitesine, finansal kurumlara ve hukukun herkese eşit uygulanacağına ilişkin güveni.
Sonuç: Para Geri Ödense Bile Siyasi Tartışma Bitmeyebilir
Fon mağdurlarına yapılacak ödemeler, krizin ekonomik etkilerinin hafifletilmesi açısından önemli.
Ancak AKP kulislerinden aktarılan değerlendirmeler ve iktidara yakın isimlerin açıklamaları, siyasi tartışmanın yalnızca ödeme süreciyle sona ermeyebileceğine işaret ediyor.
Haksız kazanç iddialarının araştırılması, sorumluların belirlenmesi ve denetim mekanizmalarının neden işlemediğinin açıklanması yönündeki talepler devam ediyor.
Üstelik emeklilerin geçim sıkıntısı gibi başka ekonomik sorunlar da iktidarın gündeminde.
Fon krizinin AKP açısından yarattığı temel risk, yalnızca maddi kayıplar değil, devletin vatandaşın tasarruflarını koruyabildiğine ilişkin güvenin zedelenmesi.
Bu güvenin yeniden sağlanıp sağlanamayacağı, tasfiye ve ödeme sürecinin yanı sıra soruşturmanın ne ölçüde şeffaf ve kapsamlı yürütüleceğine bağlı olacak.
Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?
Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com
Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




