Washington Güney Kafkasya’da oyunun kurallarını değiştirdi
Washington Kafkasya’da dengeleri değiştiriyor. Barış kalıcılaşırsa Türkiye, Orta Asya ile Avrupa arasındaki yeni ekonomik hattın ana kapısı olabilir.
9 Ağustos 2026

Azerbaycan-Ermenistan barış sürecinde 8 Ağustos 2025 Washington görüşmesinin üzerinden bir yıl geçerken, Güney Kafkasya’da jeopolitik dengelerin önemli ölçüde değiştiği değerlendirmeleri yapılıyor. Türk siyaset bilimci Emre Diner’e göre bölge, yaklaşık 30 yıllık çatışma düzeninden ulaşım, enerji, ticaret ve ekonomik entegrasyonun öne çıktığı yeni bir döneme geçiyor. Sürecin başarıya ulaşması halinde Türkiye ise Avrupa ile Orta Asya arasındaki yeni ekonomik koridorun başlıca kapılarından biri haline gelebilir.
Azerbaycan merkezli News.Az’a konuşan Türk siyaset bilimci Emre Diner, 8 Ağustos 2025’te Washington’da gerçekleştirilen görüşmenin Güney Kafkasya açısından “tarihi bir dönüm noktası” olduğunu söyledi.
Diner’e göre Washington’da yalnızca diplomatik bir deklarasyon imzalanmadı; yaklaşık 30 yıllık çatışmanın ardından devletlerarası ilişkilerin normalleşmesine geçişin siyasi çerçevesi de oluşturuldu.
Diner, süreci aynı zamanda Azerbaycan’ın Karabağ savaşının ardından elde ettiği askeri ve siyasi üstünlüğün uluslararası zeminde kalıcı bir siyasi avantaja dönüştürülmesinin bir parçası olarak değerlendiriyor.
Savaş gündeminden ticaret ve ulaşıma Diner’e göre geçen bir yılın en önemli sonucu, Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinde gündemin giderek askeri çatışma ihtimalinden uzaklaşması oldu.
Taraflar artık sınırlar, ulaşım hatları, ticari ilişkiler, enerji sistemlerinin birbirine bağlanması ve ekonomik bağlantılar üzerinde daha fazla yoğunlaşıyor.
Taraflar arasında ticari temasların başlaması ve TRIPP konusunda somut uygulama mekanizmalarının gündeme gelmesi de bu dönüşümün işaretleri arasında gösteriliyor.
Ancak süreç henüz tamamlanmış değil.
Diner, Azerbaycan ile Ermenistan arasında nihai barış anlaşmasının hâlâ imzalanması gerektiğini vurguluyor.
Bu nedenle 8 Ağustos 2025, savaşın hukuken tamamen sona erdiği tarih olmaktan ziyade, Güney Kafkasya’nın çatışma düzeninden işbirliği düzenine geçişinin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
Azerbaycan askeri zaferi siyasi avantaja çevirdi Diner’e göre Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev yönetiminin en önemli başarısı, Karabağ'da elde edilen askeri üstünlüğün yalnızca savaş alanında bırakılmaması oldu.
Bakü, Karabağ üzerindeki egemenliğini yeniden tesis ettikten sonra gündemi savaştan barış anlaşmasının koşullarına kaydırdı.
Diner, Ermenistan yönetiminin Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü açık biçimde tanıyan bir siyasi pozisyona yaklaşmasının bu stratejinin önemli sonuçlarından biri olduğunu savunuyor.
Azerbaycan ayrıca savaş sonrasında Ermenistan’a barış anlaşması öneren taraf oldu ve gelecekteki devletlerarası ilişkilerin hangi temel ilkeler üzerine kurulması gerektiğine ilişkin kendi çerçevesini ortaya koydu.
Türkiye-Azerbaycan ittifakında yeni boyut Washington sürecinin Türkiye açısından da önemli sonuçları bulunuyor.
Diner’e göre Ankara ve Bakü’nün Kafkasya politikalarını koordineli biçimde yürütmesi, Türkiye-Azerbaycan ittifakını yalnızca askeri işbirliğinin ötesine taşıyor.
Yeni dönemde ittifakın ulaştırma, enerji, diplomasi ve bölgesel ekonomik entegrasyon boyutları giderek daha fazla önem kazanıyor.
Azerbaycan-Ermenistan barış süreci ile Türkiye-Ermenistan normalleşmesi de artık birbirinden bağımsız iki süreç olarak değerlendirilemiyor.
Bakü ile Erivan arasındaki gerilim azaldıkça Ankara-Erivan normalleşmesinin önündeki en önemli siyasi engellerden biri de zayıflıyor.
Türkiye ile Ermenistan arasındaki doğrudan uçuşlar devam ederken, tarafların özel temsilcileri sınır geçişleri konusunda daha önce varılan mutabakatların uygulanmasını hızlandırmak için görüşmeler yürütüyor.
Diner ayrıca Türkiye'nin Mayıs 2026'da Ermenistan ile doğrudan ticaret üzerindeki önemli kısıtlamalardan birini kaldırdığına dikkat çekiyor.
Türkiye-Ermenistan sınırı açılabilir mi?
Nihai Azerbaycan-Ermenistan barış anlaşmasının imzalanması, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşmeyi de hızlandırabilir.
Diner’e göre böyle bir gelişme; Türkiye-Ermenistan kara sınırının açılması, diplomatik ilişkilerin kurulması, Kars-Gümrü demiryolunun yeniden faaliyete geçirilmesi ve karşılıklı ticaretin genişlemesi açısından önemli bir siyasi engeli ortadan kaldırabilir.
Ancak sürecin otomatik ilerlemesi beklenmiyor.
Ermenistan'ın anayasal düzenlemeleri ve Ankara-Erivan arasındaki ikili sorunlar normalleşmenin hızını belirlemeye devam edecek. Bakü özellikle nihai barış anlaşması öncesinde Ermenistan Anayasası'nda değişiklik yapılması talebini sürdürüyor.
Rusya’nın yerini ABD mi alıyor?
Washington sürecinin belki de en önemli jeopolitik sonucu ise Güney Kafkasya'daki arabuluculuk mimarisinin değişmesi.
Geçmişte bölgenin başlıca dış gücü Rusya'ydı.
Diner’e göre bugün ABD hem siyasi barış sürecinde hem de bölgesel bağlantı projelerinde doğrudan aktörlerden biri haline geliyor.
Bu değişimin en somut örneği ise TRIPP.
ABD ve Ermenistan tarafından geliştirilen uygulama çerçevesi, Azerbaycan ana karası ile Nahçıvan arasında Ermenistan topraklarından geçen kesintisiz, çok modlu bir ulaşım bağlantısı kurulmasını hedefliyor.
Türkiye açısından ise bu proje yalnızca yeni bir yol anlamına gelmiyor.
Türkiye’den Orta Asya’ya yeni ekonomik hat Diner’e göre kalıcı barışın en büyük ekonomik sonucu Güney Kafkasya'nın bir “çatışma coğrafyasından ekonomik coğrafyaya” dönüşmesi olabilir.
Türkiye açısından ortaya çıkabilecek fırsatlar oldukça geniş: Türkiye-Nahçıvan-Azerbaycan-Hazar-Orta Asya bağlantısının güçlenmesi, Orta Koridor'un alternatif güzergâhlarla çeşitlendirilmesi, Türkiye-Ermenistan ticaretinin ve sınır ekonomisinin gelişmesi, enerji ve elektrik şebekelerinin birbirine bağlanması, demiryolu yatırımları ve dijital altyapı projeleri bunların başında geliyor.
Asıl stratejik hedef ise tek bir ulaşım koridorunun açılmasından çok daha büyük.
Türkiye’den başlayarak Güney Kafkasya ve Hazar üzerinden Orta Asya’ya uzanan yeni bir ekonomik alanın ortaya çıkması ihtimali gündemde.
Böyle bir senaryoda Azerbaycan yalnızca önemli bir enerji üreticisi değil, Avrasya'nın önemli lojistik merkezlerinden biri haline gelebilir.
Türkiye ise bu sistemin Avrupa'ya açılan başlıca kapılarından biri olabilir.
Enerji, kritik mineraller ve dijital altyapı Şubat 2026'da imzalanan ABD-Azerbaycan Stratejik Ortaklık Şartı da yeni ekonomik mimarinin kapsamının yalnızca ulaşım ve ticaretle sınırlı olmadığını gösteriyor.
Anlaşmada enerji, ulaştırma, dijital altyapı ve kritik minerallerin Orta Koridor üzerinden taşınması işbirliği alanları arasında yer alıyor.
Bu nedenle Güney Kafkasya'daki normalleşmenin ekonomik sonuçları Türkiye açısından Avrupa-Orta Asya ticaretinden enerji güvenliğine ve kritik minerallerin lojistiğine kadar uzanabilir.
Bundan sonra beş kritik başlık izlenecek Diner’e göre sürecin geleceğini beş temel gelişme belirleyecek: Azerbaycan-Ermenistan arasında parafe edilen anlaşmanın ne zaman nihai olarak imzalanacağı; Ermenistan'daki anayasal değişiklik süreci; TRIPP ve Azerbaycan-Nahçıvan ulaşım bağlantısının fiilen hayata geçirilmesi; Türkiye-Ermenistan kara sınırının kademeli olarak açılması ve diplomatik ilişkilerin kurulması; son olarak ekonomik normalleşmenin siyasi barışı kalıcı hale getirip getiremeyeceği.
Güney Kafkasya açısından temel soru da böylece değişiyor.
Artık mesele yalnızca “Azerbaycan ile Ermenistan yeniden savaşır mı?” değil.
Asıl soru, oluşmaya başlayan barış ortamının Türkiye’den Orta Asya’ya kadar uzanan kalıcı bir ekonomik ve jeopolitik düzene dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği.
Bu başarılırsa 8 Ağustos 2025 yalnızca Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinde değil, Türkiye'den Orta Asya'ya uzanan coğrafyanın yeniden şekillenmesinde de tarihi bir dönüm noktası olarak hatırlanabilir.
Aznews
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.


