Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Türkiye

Ertan Aksoy: Muhafazakâr seçmen merkeze koşuyor, toplum haksızlığa karşı geri adım atmıyor

Ertan Aksoy’a göre genç muhafazakârlar merkeze yönelirken seçmenin ana gündemi hayat pahalılığı. Ortadaki yüzde 20 ise muhalefete yaklaşıyor.

10 Ağustos 2026

Ertan Aksoy: Muhafazakâr seçmen merkeze koşuyor, toplum haksızlığa karşı geri adım atmıyor

Kamuoyu araştırmacısı Ertan Aksoy, Türkiye’de özellikle 45 yaş altındaki seçmenler arasında önemli bir sosyolojik dönüşüm yaşandığını belirterek, genç muhafazakârların hızla siyasi merkeze yaklaştığını söyledi. Aksoy’a göre geleneksel siyasi aidiyetler zayıflarken seçmen hareketliliği artıyor. Ekonomi ise toplumun açık ara en önemli gündem maddesi olmayı sürdürüyor.

Aksoy, Türkiye’de siyasal kutuplaşmanın devam etmesine rağmen yeni kuşakların ebeveynlerinden farklı davranmaya başladığını belirtti. Özellikle muhafazakâr ailelerin çocuklarında belirgin bir değişim gözlendiğini ifade eden Aksoy, üniversite eğitiminin ve toplumsal dönüşümün bu süreçte önemli rol oynadığını savundu.

“Muhafazakâr mahallenin yeni nesli merkeze koşuyor” Aksoy’a göre Türkiye’de özellikle 45 yaş altındaki muhafazakâr seçmen kitlesinde dikkat çekici bir dönüşüm yaşanıyor.

“Seküler mahallenin yeni nesli merkeze doğru yürürken muhafazakâr mahallenin yeni nesli merkeze doğru koşuyor” diyen Aksoy, gelecekte iki kesimin merkezde daha fazla buluşacağını öngördü.

Yeni kuşak muhafazakârların geçmiş kuşaklar kadar CHP karşıtı olmadığını belirten Aksoy, fırsat eşitliği ve düşünce özgürlüğü taleplerinin bu değişimde etkili olduğunu söyledi.

Aksoy’a göre CHP’nin geçmişten gelen siyasi “bagajının” yeni kuşaklar üzerindeki etkisi de giderek azalıyor.

Üniversiteleşme siyaseti nasıl değiştirdi?

Aksoy, dönüşümün önemli nedenlerinden birinin Türkiye’de üniversite eğitiminin yaygınlaşması olduğunu savundu.

AKP iktidara geldiğinde yaklaşık 1,5 milyon olan üniversite öğrencisi sayısının bugün 7 milyonun üzerine çıktığını hatırlatan Aksoy, bunun bir yandan “diploma enflasyonu” yarattığını, diğer yandan ise muhafazakâr ailelerin çocuklarının toplumsal ve kültürel dünyasını değiştirdiğini belirtti.

Aksoy şöyle konuştu: “Artık sınıfsal geçiş eskisi gibi eğitim üzerinden olmuyor. Hatta eğitim giderek sınıfsal geçişin önündeki bir engele doğru paradoksal olarak dönüşmeye başladı. Türkiye milyonlarca nitelikli ve ucuz iş gücüne sahip.”

Üniversiteleşmenin siyasi sonuçlarının da bulunduğunu belirten Aksoy, muhafazakâr ailelerden gelen gençlerin üniversite ortamında farklı yaşam biçimleri ve düşüncelerle karşılaşmasının sekülerleşmeyi hızlandırdığını savundu.

Seküler kesimde de benzer bir değişim yaşandığını ifade eden Aksoy, genç kuşaklarda geçmişteki kadar sert bir başörtüsü tartışması bulunmadığını, buna karşılık dini cemaat ve tarikatlara yönelik mesafenin devam ettiğini söyledi.

“Ait olma dönemi bitiyor, dahil olma dönemi başlıyor” Aksoy’un dikkat çektiği en önemli değişimlerden biri de siyasi ve toplumsal aidiyetlerin zayıflaması.

45 yaş altındaki kuşaklarda siyasi ideolojilere, liderlere, şirketlere ve hatta geleneksel aile yapılarına bağlılığın önceki nesillere kıyasla daha düşük olduğunu belirten Aksoy, yeni sosyolojiyi şu sözlerle tanımladı: “Yeni kuşaklarda ait olma dönemi bitti, dahil olma dönemi başlıyor.”

Bu değişimin siyasi partiler açısından hem fırsat hem de risk yarattığını söyleyen Aksoy’a göre partiler artık çok daha kısa sürede yeni seçmen kazanabilir. Ancak aynı seçmen, beklentileri karşılanmadığında başka bir partiye de hızla yönelebilir.

Bu nedenle önümüzdeki yıllarda Türkiye siyasetinin daha hareketli hale gelmesini bekleyen Aksoy, partiler arasındaki oy geçişlerinin hızlanacağını düşünüyor.

“Haksızlık algısı muhalefet seçmenini konsolide ediyor” Aksoy, muhalefet siyasetçilerine yönelik yargı süreçlerinin seçmen davranışına etkisine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

Toplumun yaşanan gelişmeleri kendi “vicdan mahkemesinde” değerlendirdiğini ifade eden Aksoy, siyasi baskı olarak algılanan uygulamaların muhalefet seçmenini geri çekmek yerine daha kararlı hale getirdiğini savundu.

Aksoy’a göre seçmenin önemli bir bölümü yargı süreçlerinin adil ve eşit şekilde işlemediğini düşünüyor. Bu algı da muhalefet seçmeninin siyasi tutumunu sertleştiriyor.

“Toplum sinmedi, geri adım atmadı” Aksoy, Türkiye’de olağan dışı kabul edilebilecek birçok siyasi gelişmenin zaman içinde sıradanlaşmasının toplumun duyarsızlaştığı anlamına gelmediği görüşünde.

Tam tersine toplumdaki hassasiyetin arttığını, yalnızca şaşkınlığın azaldığını savunan Aksoy, “Seçmenin öfkesi, bağlılığı, haksızlığa itirazı çok güçlü bir biçimde korunuyor” dedi.

Aksoy’a göre mevcut siyasi tabloda iki unsur özellikle önemli: Siyasetin bütün baskılara rağmen mücadeleden vazgeçmemesi ve toplumun yaşanan gelişmeler karşısında geri adım atmaması.

DEM Parti seçmenini örnek gösteren Aksoy, parti aidiyeti yüksek olan seçmen gruplarında dahi parti yönetimiyle tabanın bazı konularda ayrışabildiğine dikkat çekti.

Özgür Özel'in tutuklanması nasıl bir sonuç yaratır?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dokunulmazlığının kaldırılması ve tutuklanması ihtimaline ilişkin değerlendirmede bulunan Aksoy, böyle bir gelişmenin siyasi sonuçlarının küçümsenmemesi gerektiğini söyledi.

Aksoy’a göre böyle bir adım muhalefet seçmenindeki öfkeyi artırabilir ve iktidar değişikliği talebini güçlendirebilir.

Liderlerin siyasette hâlâ önemli olduğunu vurgulayan Aksoy, “Özel’in özgür biçimde siyasi mücadeleye devam edebilmesi Türkiye demokrasisinin konusudur” değerlendirmesinde bulundu.

Kararsız seçmen efsanesi Aksoy, “Kararsızlar parti kursa birinci parti olur” şeklindeki yaygın siyasi yorumun da yanıltıcı olduğunu düşünüyor.

Türkiye’de seçimlere katılımın geleneksel olarak yüksek olduğunu hatırlatan Aksoy, seçimlerden uzak dönemlerde kararsızların oranının yükselmesinin doğal olduğunu, ancak seçim yaklaştıkça bu kitlenin büyük bölümünün yeniden siyasi tercihte bulunduğunu belirtti.

Bu nedenle seçimden uzun süre önce ölçülen kararsız seçmen oranlarının doğrudan sandık sonucuna dönüştürülmesinin hatalı olduğunu ifade etti.

Kazanmanın formülü: Ortadaki yüzde 20 Aksoy’un seçmen davranışına ilişkin en dikkat çekici tespitlerinden biri ise Türkiye’deki siyasi kutuplaşmanın matematiği oldu.

Aksoy’a göre seçmenin yaklaşık yüzde 40’ı yalnızca iktidarın mesajlarını dinliyor. Bir başka yüzde 40 ise ağırlıklı olarak muhalefetin siyasi dünyası içerisinde hareket ediyor.

Seçimin sonucunu ise ortada kalan yaklaşık yüzde 20 belirliyor.

Aksoy, bu grubun son dönemde giderek daha belirgin biçimde muhalefete yaklaştığını savundu: “Aradaki asıl sonucu belirleyen yüzde 20, her geçen gün daha kararlı bir şekilde muhalefetten yana tutum alıyor.”

Sokağın gerçek gündemi: Ekonomi Medyanın gündeminde siyaset ve yargı tartışmaları öne çıksa da Aksoy’a göre vatandaşın gündemi çok daha net: Ekonomi ve hayat pahalılığı.

Toplumun önceki yıllarda ulaştığı yaşam standardının gerisine düşmesini kabullenmekte zorlandığını belirten Aksoy, enflasyon kaynaklı yoksullaşmanın seçmen davranışındaki temel faktörlerden biri olmaya devam ettiğini söyledi.

Ancak Aksoy, muhalefetin ekonomik tabloyu yalnızca “ekonomik kriz” kavramıyla tanımlamasının eksik olduğunu düşünüyor.

Türkiye’de büyümenin tamamen durmadığına ve bunun işsizlik rakamlarına sınırlı ölçüde yansıdığına dikkat çeken Aksoy’a göre hükümet uzun süredir enflasyon ile büyüme arasındaki tercihini büyümeden yana kullanıyor.

Bunun siyasi bir mantığı olduğunu belirten Aksoy, büyümeden sert biçimde feragat edilmesinin işsizliği artıracağını ve işsizliğin seçmen davranışı üzerinde enflasyondan daha yıkıcı sonuçlar yaratabileceğini savundu.

Enflasyonun ise dönemsel ücret artışları, ucuz kredi ve benzeri uygulamalarla bir süre yönetilebildiğini ifade etti.

Aksoy’a göre seçmen de ekonomik problemin niteliğinin farkında. Vatandaşa en önemli sorun sorulduğunda ilk sıraya işsizlikten ziyade hayat pahalılığını koymasının nedeni de bu.

Türkiye siyasetinde yeni dönem Aksoy’un değerlendirmeleri, Türkiye’de ekonomik sıkıntılar ve siyasi kutuplaşma devam ederken seçmen sosyolojisinin alttan alta önemli bir değişim geçirdiğine işaret ediyor.

Özellikle genç muhafazakârların merkeze yaklaşması, geleneksel parti ve lider aidiyetlerinin zayıflaması ve seçimlerin kaderini belirleyen hareketli seçmen kitlesinin muhalefete doğru yönelmesi, önümüzdeki seçim döneminin bugüne kadarki siyasi kalıplardan farklı biçimde gelişebileceğini düşündürüyor.

Ancak bu yeni seçmenin en önemli özelliği sadakatinin düşük olması. Bir partiden hızla uzaklaşabildiği gibi yeni tercihinden de aynı hızla vazgeçebiliyor.

Dolayısıyla Türkiye siyasetinde bundan sonraki mücadele yalnızca mevcut seçmeni korumak değil, merkezde giderek büyüyen ve kararını sürekli yeniden değerlendiren seçmeni ikna etmek üzerinden şekillenecek.

Kaynak: Cumhuriyet, alıntıdır

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş