Dolar/TL47,88
0.11%
Euro/TL55,38
0.37%
Gram Altın6.830,55
0.49%
BIST 10014.172,26
0.28%
Brent Petrol$88,52
1.67%
Gümüş/Ons$65,11
0.18%
Politika

Trump, İsrail’in Suriye’ye Yeni Saldırı Talebini Durdurdu: Ankara’nın Etkisi Artıyor

Trump’ın İsrail’in Suriye’ye yeni saldırısını engellediği öne sürüldü. Türkiye’nin Suriye’de artan etkisi Ankara-Tel Aviv rekabetini kızıştırıyor.

14 Ağustos 2026

Trump, İsrail’in Suriye’ye Yeni Saldırı Talebini Durdurdu: Ankara’nın Etkisi Artıyor

İsrail medyasına göre ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in Suriye’ye yeni bir saldırı düzenleme talebine onay vermedi. Gelişme, Türkiye’nin Ahmed Şara yönetimiyle ilişkilerini derinleştirdiği ve Suriye’deki nüfuzunu artırmaya çalıştığı bir dönemde Ankara-Tel Aviv rekabetinin yeni bir aşamaya geçtiğine işaret ediyor.

İsrail’in Channel 13 televizyonunun haberine göre Türkiye, son haftalarda Suriye’deki siyasi ve askeri etkisini güçlendirmek için önemli adımlar atarken İsrail yönetimi Washington’dan ülkeye yönelik yeni bir saldırı için onay istedi.

Ancak habere göre, önceki örneklerden farklı olarak ABD Başkanı Donald Trump saldırının gerçekleştirilmesini engelledi.

Channel 13, gelişmeyi ABD-İsrail ilişkilerindeki gerilimin yeni bir göstergesi olarak yorumlarken, Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki yakınlaşmaya da dikkat çekti.

Suriye, Türkiye-İsrail Rekabetinin Merkezinde

Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından Suriye, Türkiye ile İsrail arasındaki bölgesel rekabetin en kritik sahalarından biri haline geldi.

Ankara, Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimiyle hızla yakın ilişkiler kurarken, merkezi Suriye’de yeni askeri üsler oluşturma arayışına girdi.

İsrail ise ters yönde hareket etti. Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye topraklarına yönelik hava operasyonlarını önemli ölçüde artırdı. Ankara’nın üs olarak değerlendirdiği bazı askeri tesisler, eski T4 hava üssü dahil, İsrail saldırılarının hedefi oldu. Bunun sonucunda Türkiye söz konusu üs planlarını askıya almak zorunda kaldı.

İki ülke orduları doğrudan çatışma riskini azaltmak amacıyla, kısmen Azerbaycan’ın arabuluculuğunda oluşturulan teknik bir çatışmasızlık mekanizmasını sürdürüyor.

Ancak bu mekanizma Türkiye ile İsrail arasındaki temel anlaşmazlığı çözmüyor: Suriye’nin gelecekteki güvenlik mimarisini kim şekillendirecek?

Mekke Savunma İttifakı İsrail’i Endişelendiriyor

Channel 13 haberinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında bu hafta Mekke’de imzalanan üçlü savunma anlaşmasına da özel yer verildi.

Anlaşmaya göre üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırı, diğer üyelere de yapılmış sayılacak.

İsrail kanalı, bu hükmün teorik olarak İsrail açısından üç yeni cephe yaratabileceğini savundu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise anlaşmanın imzalanmasından bir gün sonra yaptığı açıklamada, bazı teknik meselelerin çözülmesi halinde Mısır’ın da sisteme katılabileceğini söyledi.

Fidan’a göre yeni savunma yapılanmasında NATO benzeri bir bakanlar komitesi kurulacak ve merkezi Riyad’da bulunan bir genel sekreterlik oluşturulacak.

F-35 Dosyası Dengeleri Değiştirebilir

Türkiye-İsrail rekabetinde askeri denge açısından en önemli başlıklardan biri ise Ankara’nın yeniden F-35 programına dönme ihtimali.

Türkiye, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alması nedeniyle 2019’da programdan çıkarılmıştı. Washington son dönemde Türkiye’nin yeniden programa alınmasına daha açık mesajlar verirken, bunun önündeki hukuki ve siyasi engeller henüz tamamen ortadan kalkmış değil.

İsrail ise Türkiye’nin F-35’lere yeniden erişmesine açık biçimde karşı çıkıyor.

Bunun nedeni Ankara’nın alternatif projelerinin kısa vadede F-35’in yerini doldurmasının zor olması.

Türkiye’nin yerli savaş uçağı KAAN’ın ilk teslimatlarının 2028-2030 döneminde başlaması öngörülüyor. Yerli motorun ise daha ileri bir tarihte devreye girmesi bekleniyor.

Ankara aynı zamanda yerli radarlar, komuta-kontrol sistemleri ve önleyici silahlardan oluşacak Çelik Kubbe hava savunma sistemini geliştiriyor. Sistemin tam kapasiteye ulaşmasının ise zaman alması bekleniyor.

Dolayısıyla Türkiye’nin F-35 programına yeniden kabul edilmesi, Ankara’nın askeri kapasitesini yerli projelerin olgunlaşmasını beklemeden önemli ölçüde artırabilir.

Açık Savaş Değil, “Rekabetçi Birlikte Yaşama”

Türkiye ile İsrail arasındaki sert söylemlere rağmen mevcut tablo doğrudan bir savaşa işaret etmiyor.

İki ülke özellikle Suriye’de birbirlerinin askeri faaliyetlerini yakından takip ediyor, ancak doğrudan çatışmayı önleyecek mekanizmaları da koruyor.

Türkiye’nin NATO üyeliği ve İsrail’in ABD ile özel güvenlik ilişkileri tarafların hareket alanını sınırlıyor. Washington ise iki müttefik arasındaki dengede giderek daha belirleyici bir konuma geliyor.

Bu nedenle Ankara-Tel Aviv ilişkisini şimdilik tırmanarak savaşa giden bir süreçten çok, uzun süre devam edebilecek “rekabetçi birlikte yaşama” modeli olarak tanımlamak daha doğru olabilir.

Ancak bu dengeyi değiştirebilecek aktör yine Washington.

Trump yönetiminin İsrail’in Suriye’ye yönelik yeni saldırısını gerçekten engellemiş olması, Washington’ın artık her bölgesel dosyada Tel Aviv’in tercihlerini otomatik olarak desteklemeyeceğinin işareti sayılabilir.

Daha büyük kırılma ise Türkiye’nin F-35 programına geri dönmesi olur.

Böyle bir karar, Ankara’nın askeri kapasitesini KAAN ve diğer yerli projeler tam olarak devreye girmeden güçlendirirken, İsrail açısından ABD’nin Türkiye politikasında maddi ve stratejik bir yeniden dengelenmenin başladığını gösterebilir.

Grog, Turkiye Today, The New Arab