Lavrov’dan S-400 mesajı: Türkiye üçüncü ülkeye devredebilir, ancak silah Ukrayna'nın eline düşmemeli
Lavrov, Türkiye’nin S-400’leri üçüncü ülkeye devredebileceğini ancak sistemlerin Ukrayna’ya ulaşmaması için Rusya’nın güvence istediğini söyledi.
30 Eylül 2026

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye’nin elindeki S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devredilmesine Moskova’nın prensipte karşı çıkmayabileceğini söyledi. Ancak Rusya, sistemlerin Ukrayna’ya ulaşmayacağı konusunda kesin güvence istiyor. S-400 sorununun çözülmesi, Ankara’nın CAATSA yaptırımlarından kurtulmasının ve F-35 programına yeniden dahil olmasının önünü açabilir.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, geçen hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) kapsamında düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin elindeki S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devredilmesi konusunda dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Lavrov, Moskova’nın böyle bir seçeneği değerlendirmeye hazır olduğunu, ancak sistemleri devralacak ülkenin Rusya ile dostane ilişkilere sahip olması ve S-400’lerin Ukrayna’ya gönderilmeyeceği konusunda güvence vermesi gerektiğini söyledi.
Hürriyet’in aktardığına göre Lavrov, “S-400 sistemlerinin taşınacağı ülkenin sorumlu olması ve Rusya ile dostane ilişkiler sürdürmesi halinde böyle bir olasılık var” dedi.
BAE seçeneği masada
S-400’leri satın almakla ilgilendiği öne sürülen ülkeler arasında Birleşik Arap Emirlikleri de bulunuyor.
BAE’nin Moskova açısından kabul edilebilir olup olmadığı sorulan Lavrov, Rusya’nın bu tür teklifleri değerlendirmeye hazır olduğunu ancak şu ana kadar Ankara’dan somut bir başvuru gelmediğini söyledi.
Lavrov ayrıca S-400’leri devralacak ülkenin sistemleri başka bir ülkeye aktarmayacağı konusunda güvence vermesi gerektiğini vurguladı. Moskova açısından temel hassasiyet, silahların nihayetinde Ukrayna’nın eline geçmesini önlemek.
Lavrov daha önce de Türkiye’nin S-400’leri Rusya’nın izni olmadan başka bir ülkeye satamayacağını açıklamıştı.
Rus bakana göre, sistemlerin satışında düzenlenen son kullanıcı sertifikası nedeniyle Ankara’nın Moskova’nın onayı olmadan S-400’leri üçüncü bir ülkeye satması veya başka şekilde elden çıkarması hukuken mümkün değil.
F-35 düğümünün merkezinde S-400 var
S-400 meselesinin çözülmesi Türkiye-ABD ilişkileri açısından kritik önem taşıyor.
ABD merkezli Semafor haber sitesi temmuz ayında Türkiye’nin F-35 savaş uçaklarını satın almasına ilişkin sürecin, Ankara’nın S-400 sistemlerinden vazgeçememesi nedeniyle “çıkmaza girdiğini” bildirmişti.
ABD Başkanı Donald Trump, haziran ayında düzenlenen NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte F-35 konusunda ilerleme sağlanabileceğine ilişkin açıklamalarda bulunmuştu.
Ancak mevcut ABD yaptırım düzenlemeleri altında Türkiye’nin F-35 programına yeniden erişebilmesi için Rus yapımı S-400 sistemleri sorununu çözmesi gerekiyor.
Türkiye 2017 yılında Rusya’dan yaklaşık 2,5 milyar dolar karşılığında dört S-400 bataryası satın almıştı. Bu karar Washington’ın Ankara’yı F-35 programından çıkarmasına ve Türkiye’ye ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırım uygulamasına yol açtı.
Türkiye’nin daha önce parasını ödediği altı F-35 uçağı da teslim edilmedi.
Cumhuriyetçi Senatör Rick Scott da Semafor’a yaptığı açıklamada Ankara’nın S-400’lere sahip olduğu sürece F-35’leri alamaması gerektiğini savunmuştu.
Fidan: Herkesle görüşmelerimiz sürüyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise S-400 konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.
BMGK toplantıları sırasında gazeteci Bahar Feyzan’ın sorularını yanıtlayan Fidan, görüşmelerin ne zaman sonuçlanacağı konusunda tarih vermedi.
Fidan, “Sonuçlandığı zaman zaten kamuoyuyla paylaşacağız” dedi.
Lavrov’un Ankara’nın henüz resmi başvuruda bulunmadığı yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine Fidan, “Kim görüşmediğimizi söyledi?” yanıtını verdi.
Fidan daha sonra, “Görüşmelerimiz devam ediyor arkadaşlar. Herkesle görüşmelerimiz devam ediyor” ifadelerini kullandı.
BAE’ye transfer seçeneğinin kesinleşip kesinleşmediği sorusuna da Fidan, görüşmelerin sürdüğünü belirterek yanıt verdi.
Sürecin yıl sonuna kadar sonuçlanıp sonuçlanmayacağı konusunda ise “Bilmiyorum. Bir şey söyleyecek durumda değilim” dedi.
Ankara ve Washington “yenilikçi çözümler” arıyor
Son dönemde hem ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack hem de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, iki ülkenin S-400 sorununu aşmak için “yenilikçi çözümler” üzerinde çalıştığını dile getirdi.
Gündeme gelen seçeneklerden biri S-400 sistemlerinin sökülerek İncirlik NATO Hava Üssü’ne taşınması.
Bir diğer seçenek ise sistemlerin Rusya’nın onay vereceği üçüncü bir ülkeye devredilmesi. Lavrov’un son açıklamaları, Moskova’nın belirli koşullar altında bu seçeneğe tamamen kapalı olmadığını gösteriyor.
Ancak Ankara’nın ABD’deki ara seçimlerin sonuçlarını görmeden S-400 konusunda geri dönüşü zor bir adım atmak istemeyebileceği değerlendiriliyor.
Demokratların Kongre’de çoğunluğu elde etmesi halinde CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için Cumhuriyetçilerin kontrolündeki mevcut Kongre’den farklı koşullar gündeme gelebilir.
Bununla birlikte, Türkiye’deki bazı yorumların aksine Demokratların CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına kategorik olarak karşı çıkacağı da kesin değil. Türkiye’nin çok sayıda bölgesel çatışma nedeniyle artan stratejik önemi ve Ankara’nın ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkileri yeniden güçlendirme çabaları Washington’daki hesapları etkileyebilir.
CAATSA’nın kaldırılması piyasalar açısından da önemli
S-400 sorununun çözülmesi yalnızca Türkiye’nin F-35 programına dönüşü açısından önem taşımıyor.
CAATSA yaptırımlarının kaldırılması Türkiye’nin ABD’den kritik askeri teknoloji ve parçalar satın almasının önünü açabilir ve iki ülke arasındaki savunma sanayii ilişkilerinin yeniden genişlemesini sağlayabilir.
Böyle bir gelişmenin finansal piyasalarda da olumlu yansımaları olabilir.
CAATSA yaptırımlarının kaldırılması Türkiye’nin siyasi ve jeopolitik risk priminin azalmasına katkı sağlayabilir ve ülkenin CDS primini destekleyebilir. Aynı zamanda son dönemde yaşanan gelişmeler nedeniyle güveni ciddi biçimde zedelenen yatırımcılar açısından Ankara-Washington ilişkilerindeki normalleşme önemli bir güven artırıcı gelişme olarak görülebilir.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




