Sedat Bozkurt: Anketler Türkiye’nin ruh halini ne kadar yansıtıyor?
Sedat Bozkurt son anketleri değerlendirdi: Ekonomide kötümserlik yüksek, ancak seçmenin oy tercihinde ekonomi politikaları geri planda kalıyor.
9 Ağustos 2026

Gazeteci Sedat Bozkurt, son kamuoyu araştırmalarındaki büyük farklılıklardan yola çıkarak Türkiye’nin siyasi ve ekonomik ruh halini değerlendirdi. Bozkurt’a göre seçmenin ekonomiden ciddi biçimde şikâyetçi olmasına rağmen oy tercihlerinde ekonomi politikalarının geri planda kalması, Türkiye’de siyasetin geldiği noktaya ilişkin önemli bir gösterge. Ağustos anketlerinde AKP’nin oy oranı yüzde 28,6 ile yüzde 35,8, YENİ Parti’nin desteği ise yüzde 16,6 ile yüzde 34,3 arasında değişiyor.
Gazeteci Sedat Bozkurt, Türkiye'deki son kamuoyu araştırmalarını Avrupa demokrasileriyle karşılaştırarak değerlendirdi. Bozkurt'un dikkat çektiği temel çelişki, vatandaşların ekonomik koşullardan yoğun biçimde şikâyet etmesine rağmen seçim tercihlerinde ekonomi politikalarının oldukça gerilerde kalması.
Bozkurt'a göre kurumsallaşmış demokrasilerde anayasa ve yasaların sınırları içerisinde işleyen güçlü kurumlar, hükümetlerin değişmesine hatta uzun süre hükümet kurulamamasına rağmen devlet mekanizmasının çalışmasını sağlıyor.
Belçika'nın son 15 yılda iki kez, sırasıyla 652 ve 541 gün hükümetsiz yönetildiğini, Hollanda'da ise hükümet kurulmasının yaklaşık 10 ay sürdüğü bir dönem yaşandığını hatırlatan Bozkurt, Türkiye'nin tarihsel Batılılaşma hedefleri açısından bu ülkelerle arasındaki mesafenin yeniden açıldığını savunuyor.
Avrupa ekonomiyi, Türkiye başka meseleleri konuşuyor Bozkurt, Avrupa Parlamentosu'nun araştırmasına atıfta bulunarak Avrupalı seçmenin gündeminin başında ekonomik sorunların geldiğine dikkat çekiyor.
Araştırmaya göre oy tercihini etkileyen meselelerin başında yüzde 42 ile hayat pahalılığı geliyor. Bunu yüzde 41 ile enerji fiyatları ve konut sorunu izliyor. Göç konusu da ekonomik sorunların hemen ardından seçmenin temel kaygıları arasında yer alıyor.
Türkiye'de ise Bozkurt'a göre ekonomik sorunların ağırlığı ile siyasi gündemde kapladıkları alan arasında ciddi bir uyumsuzluk bulunuyor.
Bozkurt, Mehmet Şimşek'in ekonomi yönetimine geldiği yaklaşık üç yıllık dönemde Türkiye'de mazot fiyatlarının yüzde 200'ün üzerinde arttığını, aynı dönemde artışın Romanya'da yüzde 40, Yunanistan'da ise yüzde 7,7 olduğunu belirtiyor.
Enerji fiyatlarının Avrupa genelinde yüzde 6,7 arttığı dönemde Türkiye'deki artışın yüzde 277'ye ulaştığını; dünya gıda fiyatları yüzde 6 yükselirken Türkiye'de artışın yüzde 190 olduğunu ifade ediyor.
Vergi sistemindeki dağılıma da dikkat çeken Bozkurt'a göre emekçiler toplam vergi gelirlerinin yüzde 24'ünü karşılarken, şirketlerin payı yüzde 10 seviyesinde. Mülkiyet üzerinden alınan vergilerin toplam gelirlerdeki payı ise yalnızca yüzde 1.
Geniş tanımlı işsizliğin yüzde 32'ye ulaştığını belirten Bozkurt, iş bulamadığı için iş aramaktan vazgeçenlerin sayısının 5,1 milyon kişiye çıktığını kaydediyor.
Seçmenin yüzde 81,5'i ekonomide iyileşme beklemiyor Bozkurt'un dikkat çektiği en çarpıcı sonuçlardan biri Özdemir Araştırma'nın ekonomi beklentilerine ilişkin anketinden geliyor.
“Ekonomi daha iyi mi olacak?” sorusuna katılımcıların yüzde 54,9'u “daha kötü olacak” yanıtını verirken, yüzde 26,6'sı mevcut durumun değişmeyeceğini düşünüyor.
Ekonominin daha iyi olacağına inananların oranı ise yalnızca yüzde 18,7.
Başka bir ifadeyle katılımcıların yüzde 81,5'i yakın gelecekte ekonomik koşulların iyileşmesini beklemiyor.
Ancak aynı araştırmanın siyasi sonuçlarında farklı bir tablo ortaya çıkıyor.
“Memleketin sorunlarını hangi parti çözer?” sorusuna katılımcıların yüzde 57,2'si AKP yanıtını veriyor. CHP yüzde 18,2, DEM Parti yüzde 4,8 seviyesinde kalırken, iktidar ortağı MHP'nin sorunları çözebileceğine inananların oranı yalnızca yüzde 1,6.
Bozkurt'a göre aynı seçmen grubunun hem ekonominin kötüleşeceğini düşünmesi hem de sorunları çözebilecek parti olarak büyük farkla AKP'yi göstermesi, Türkiye'deki seçmen davranışının önemli paradokslarından biri.
Ekonomi politikaları oy tercihinde gerilerde ALF Araştırma'nın sonuçları da benzer bir tartışmayı beraberinde getiriyor.
“Bir sonraki genel seçimde oyunuzu en çok hangi unsur belirleyecek?” sorusuna verilen yanıtlarda ilk sırada yüzde 32,9 ile cumhurbaşkanı adayı bulunuyor.
Onu yüzde 18,2 ile parti lideri, yüzde 12,9 ile parti ideolojisi ve yüzde 9,8 ile milletvekili adayı izliyor.
Partinin ekonomi politikalarını oy tercihini belirleyen temel faktör olarak görenlerin oranı ise yalnızca yüzde 9,5. Partinin geçmiş performansını esas alanların oranı da yüzde 5,6.
Bozkurt, ekonomik sıkıntıların bu kadar yoğun olduğu bir ülkede ekonomi politikalarının seçmen tercihinde bu kadar geride kalmasını, Türkiye'de siyasetin ve demokratik rekabetin işleyişi açısından dikkat çekici buluyor.
Ağustos anketlerinde büyük makas Bozkurt'un yazısında üzerinde durduğu bir başka konu ise YENİ Parti'nin kurulmasının ardından kamuoyu araştırmaları arasında ortaya çıkan büyük farklar.
Ağustos ayında yayımlanan araştırmalarda ortaya çıkan tablo şöyle: Araştırma ŞirketiAKPYENİ PartiCHP SONAR%30,2%34,3%5,0 HBS%28,6%21,3%10,2 Betimar%35,8%19,3%9,4 ORC%32,5%19,4%11,8 Özdemir%35,8%22,6%9,1 ALF%34,2%19,3%12,0 Areda Survey%35,3%16,6%12,2 En dikkat çekici ayrışma SONAR araştırmasında görülüyor. Bu ankette YENİ Parti yüzde 34,3 ile birinci parti konumundayken AKP yüzde 30,2'de kalıyor.
Diğer araştırmalarda ise AKP açık biçimde birinci parti. YENİ Parti'nin oy oranı yüzde 16,6 ile yüzde 22,6 arasında değişirken, CHP'nin desteği genel olarak yüzde 9-12 bandında ölçülüyor.
Bozkurt, bu kadar kısa zaman aralığında gerçekleştirilen araştırmalar arasında görülen büyük farkların kamuoyu araştırmalarının sağlığı konusunda soru işaretleri yarattığını belirtiyor.
Erdoğan'ın masasındaki ankette AKP yüzde 34 Bozkurt'a göre Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan kamuoyu araştırmalarını uzun süredir yakından takip ediyor.
AKP yönetiminde iki araştırma şirketi yöneticisinin bulunduğunu hatırlatan Bozkurt, anket sonuçlarının MYK toplantılarında düzenli olarak değerlendirildiğini aktarıyor.
Bozkurt'un kulis bilgisine göre son MYK toplantısında kamuoyuna açıklanan araştırmalardan hangisinin gerçeğe daha yakın olduğu konusunda görüş ayrılığı yaşandı. Bunun üzerine yalnızca Erdoğan'a sunulan özel araştırmanın sonuçları masaya getirildi.
Bu araştırmada AKP yüzde 34, YENİ Parti yüzde 20, CHP ise yüzde 9 seviyesinde ölçüldü.
Bozkurt, bu sonuçların SONAR hariç tutulduğunda ağustos ayında açıklanan araştırmaların genel görünümüne oldukça yakın olduğuna dikkat çekiyor.
YENİ Parti-CHP bölünmesi Meclis aritmetiğini değiştirebilir Anketlerin yalnızca partilerin oy oranlarını değil, olası milletvekili dağılımını değerlendirmek amacıyla da incelendiği belirtiliyor.
Bozkurt'un dikkat çektiği nokta, YENİ Parti ile CHP'nin toplam oyunun araştırmaların önemli bölümünde yaklaşık yüzde 30 seviyesine ulaşması.
Ancak iki partinin genel seçime ayrı listelerle girmesi halinde seçim çevrelerindeki oy dağılımına bağlı olarak bu toplam desteğin milletvekili sayısına aynı ölçüde yansımaması mümkün.
Böyle bir senaryoda muhalefet oylarının bölünmesi, özellikle milletvekili sayısının düşük olduğu seçim çevrelerinde rakip partilere ilave sandalye kazandırabilir.
Bozkurt'un değerlendirmesinin ortaya koyduğu daha geniş tablo ise seçmenin ekonomik kötümserliği ile siyasi tercihleri arasındaki dikkat çekici ayrışma.
Türkiye'de seçmenin büyük çoğunluğu ekonominin kısa vadede düzelmesini beklemiyor. Buna karşın ekonomi politikaları oy verme kararında alt sıralarda yer alıyor; liderler ve cumhurbaşkanı adayları çok daha belirleyici oluyor.
Bu tablo, önümüzdeki seçim sürecinin yalnızca ekonomik performans üzerinden değil, liderlik, adaylar ve giderek parçalanan parti sistemi üzerinden şekillenebileceğine işaret ediyor.
Kaynak: Sedat Bozkurt – Erdoğan'ın masasındaki anket
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.


