Dolar/TL47,88
0.11%
Euro/TL55,38
0.37%
Gram Altın6.830,55
0.49%
BIST 10014.172,26
0.28%
Brent Petrol$88,52
1.67%
Gümüş/Ons$65,11
0.18%
Politika

Rusya’dan Türkiye ve ABD’ye ATACMS Uyarısı: “İlişkilere Ciddi Zarar Verir”

Moskova, Türkiye'nin Ukrayna'ya ATACMS sevkiyatı iddiası nedeniyle Ankara'yı uyardı. Kriz, S-400 ve F-35 pazarlığını da etkileyebilir.

15 Ağustos 2026

Rusya’dan Türkiye ve ABD’ye ATACMS Uyarısı: “İlişkilere Ciddi Zarar Verir”

Rusya, Türkiye’nin ABD yapımı uzun menzilli ATACMS füzeleri ve diğer mühimmatı Ukrayna’ya yeniden ihraç etmeye hazırlandığı iddiaları üzerine Ankara ve Washington’dan açıklama istedi. Moskova, sevkiyatın gerçekleşmesi halinde hem Türkiye hem de ABD ile ikili ilişkilerin “ciddi zarar” göreceği uyarısında bulundu. Tartışma, Ankara-Moskova ilişkilerinin S-400, enerji ticareti ve Türkiye’nin Batı ile yeniden yakınlaşması nedeniyle hassas bir dönemden geçtiği sırada patlak verdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, 15 Ağustos’ta yaptığı açıklamada Kremlin’in Ukrayna’ya yapılması planlanan büyük bir silah sevkiyatı konusunda hem Washington hem de Ankara ile temas kurduğunu söyledi.

ABD Kongresi kayıtlarına dayandırılan haberlere göre Türkiye, elindeki bazı eski Amerikan yapımı silah sistemlerini Ukrayna’ya yeniden ihraç etmeyi planlıyor.

Söz konusu paketin en dikkat çekici unsuru, 70 adet M39 ATACMS uzun menzilli füze.

Paketin ayrıca 12 adet M270 Çok Namlulu Roketatar Sistemi (MLRS), 2 binden fazla misket mühimmatı ve yaklaşık 47 bin obüs mermisi içerdiği belirtiliyor.

Türkiye'nin kendi silahlı kuvvetlerini daha yeni sistemlerle modernize ederken envanterindeki eski Amerikan sistemlerinin bir bölümünü Ukrayna'ya devretmek istediği öne sürülüyor.

Moskova: İlişkiler ciddi zarar görür

Zakharova, bu çapta bir silah sevkiyatının gerçekleşmesi halinde sonuçlarının yalnızca savaş alanıyla sınırlı kalmayacağını söyledi.

Rus sözcüye göre Ukrayna’ya gönderilecek silahlar, Moskova’nın hem Washington hem de Ankara ile ilişkilerine “ciddi zarar” verebilir.

Zakharova ayrıca Türkiye ve ABD'nin bir taraftan Ukrayna savaşında arabuluculuk iddiasında bulunurken diğer taraftan Kiev'e silah sağlamasının güven sorununa yol açtığını savundu.

Özellikle Ankara'yı hedef alan Zakharova, Türk yetkililerin geçmişte Ukrayna'ya “öldürücü” silah teslimatından kaçındıkları yönünde açıklamalar yaptığını hatırlatarak, yeni sevkiyat iddialarının bu söylemle çeliştiğini öne sürdü.

Rusya Dışişleri Bakanlığı hem Ankara hem de Washington’dan konu hakkında açıklama istedi.

Zakharova, “Durumu sağduyuyla değerlendirmek için henüz çok geç değil” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin hassas denge politikası zorlanıyor

Türkiye, Şubat 2022'de başlayan Rusya-Ukrayna savaşından bu yana iki taraf arasında hassas bir denge politikası izliyor.

Bir NATO üyesi olarak Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü destekleyen Ankara, Kiev'e başta savunma sanayii olmak üzere çeşitli alanlarda destek verirken Rusya'ya uygulanan Batı yaptırımlarına doğrudan katılmadı.

Türkiye aynı zamanda Rusya ile enerji, turizm ve ticarette yakın ilişkilerini sürdürdü.

Ankara'nın arabuluculuk rolünün en önemli başarılarından biri 2022'de oluşturulan Karadeniz Tahıl Girişimi olmuştu. Türkiye daha sonraki yıllarda da Rusya, Ukrayna ve ABD arasında çeşitli görüşmelere ev sahipliği yaptı ancak kalıcı ateşkes sağlanamadı.

Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde Washington'ın Ukrayna'ya doğrudan askeri yardımını önemli ölçüde azaltması ise Kiev'in başka ülkelerden Amerikan yapımı silah ve mühimmat temin etmesini daha önemli hale getirdi.

Bu nedenle Türkiye üzerinden yapılacağı iddia edilen sevkiyat Moskova açısından özellikle hassas.

Ankara-Moskova ilişkisinde eski denge değişiyor mu?

Türkiye ile Rusya arasındaki ilişki hiçbir zaman klasik anlamda bir ittifak olmadı. İki ülke Suriye, Libya, Kafkasya ve Ukrayna gibi birçok alanda karşı karşıya gelirken enerji ve ticarette işbirliğini sürdürmeyi başardı.

Ancak son dönemde bu denklemin giderek daha fazla zorlandığı görülüyor.

Batı yaptırımlarının etkisiyle Türkiye-Rusya ticaretinde yaşanan gerileme ve Ankara'nın ABD ve Avrupa ile ilişkilerini yeniden güçlendirme arayışı, Türkiye'nin Rusya ile ilişkilerindeki manevra alanını değiştiriyor.

Buna karşın enerji bağımlılığı Ankara açısından önemli bir kısıt olmaya devam ediyor. Türkiye hâlâ Rus petrolü ve doğalgazının büyük alıcılarından biri.

Dolayısıyla iki tarafın ilişkilerde tam bir kopuşu göze alması zor.

Fakat ATACMS meselesi bu denge politikasının sınırlarını test edebilir.

Asıl kritik dosya: S-400 ve F-35

Ankara-Moskova hattında çok daha stratejik bir başka dosya da masada: Türkiye'nin elindeki Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerinin geleceği.

Türkiye'nin S-400'leri üçüncü bir ülkeye devredebilmek için Moskova'dan nihai kullanıcı sözleşmesine ilişkin onay istediği öne sürülüyor. Potansiyel alıcı olarak Birleşik Arap Emirlikleri veya Türkiye ile yakın ilişkileri bulunan başka bir Körfez ülkesi gündeme geliyor.

Böyle bir formül Ankara açısından son derece önemli.

S-400 sistemlerinin Türkiye dışına çıkarılması, ABD Başkanı Trump'ın Türkiye'ye uygulanan CAATSA yaptırımlarının temel gerekçesinin ortadan kalktığını Kongre'ye bildirmesinin önünü açabilir.

Bunun devamında Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına geri dönmesi ve Türk savunma sanayii şirketlerinin Amerikan savunma tedarik zincirlerine yeniden daha geniş ölçekte katılması mümkün hale gelebilir.

Özellikle hızla büyüyen Türk savunma sanayii açısından ABD kaynaklı kritik ara parçalar ve teknolojilere erişimin kolaylaşması önemli bir ekonomik kazanım anlamına gelebilir.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için Rusya'nın S-400'lerin üçüncü ülkeye devrine onay vermesi gerekiyor.

Tam da bu nedenle Moskova'nın ATACMS sevkiyatı nedeniyle Ankara'ya yönelttiği sert uyarı, iki dosyanın birbirinden tamamen bağımsız değerlendirilemeyeceğini düşündürüyor.

Ukrayna Türkiye-Rusya enerji ticaretini de vuruyor

İlişkilerdeki bir diğer sorun ise Karadeniz'de büyüyor.

Ukrayna'nın Rus enerji ve ihracat altyapısına yönelik İHA saldırılarını yoğunlaştırması, Rusya'nın Karadeniz üzerinden gerçekleştirdiği petrol sevkiyatlarını aksattı.

Novorossiysk ve çevresindeki enerji altyapısının hedef alınması ile tanker trafiğinde artan güvenlik riskleri, Türkiye'nin Rusya'dan petrol ithalatını da aşağı çekiyor.

Dolayısıyla Ukrayna savaşı artık Türkiye-Rusya ilişkilerini yalnızca diplomatik ve askeri alanda değil, doğrudan enerji ticareti üzerinden de etkiliyor.

Ankara'nın Batı'ya dönüşünün yeni testi

ATACMS tartışması tek başına bir silah sevkiyatından daha büyük anlam taşıyabilir.

Türkiye son dönemde Washington ve NATO ile savunma ilişkilerini güçlendirmeye, F-35 dosyasını yeniden açmaya ve büyüyen savunma sanayiini Batılı tedarik zincirlerine daha güçlü biçimde bağlamaya çalışıyor.

Rusya ise Türkiye'nin kendisi açısından stratejik önemini korumasını ve Ankara'nın Ukrayna savaşında belirli kırmızı çizgileri aşmamasını istiyor.

Bu nedenle Ankara önünde zor bir denklem bulunuyor: Ukrayna'ya ve NATO müttefiklerine yaklaşırken Moskova'yı tamamen karşısına almamak.

Türkiye'nin gerçekten 70 ATACMS dahil geniş çaplı silah paketini Ukrayna'ya göndermesi halinde bu denge politikasının sınırları bugüne kadarki en ciddi testlerden biriyle karşılaşabilir.

Öte yandan Moskova da Ankara'yla ilişkileri koparmanın enerji, ticaret ve bölgesel diplomasi açısından ağır bir maliyeti olacağını biliyor.

Bu nedenle en olası senaryo tam bir Türkiye-Rusya kopuşundan ziyade, pazarlıkların sertleştiği ve S-400'lerden Ukrayna'ya silah sevkiyatına kadar birçok dosyanın birbirine bağlandığı daha gerilimli bir ilişki dönemi olabilir.

Kyiv Independent, ParaAnaliz