Dolar/TL49,69
0.07%
Euro/TL55,67
0.15%
Gram Altın6.402,74
1.36%
BIST 10011.116,99
0.92%
Brent Petrol$111,70
2.80%
Gümüş/Ons$53,95
1.92%
Gedik Yatırım
Borsa İstanbul

Piyasada Ezber Bozumu: Faiz İndi, Borsa İki Günde Ne Anlattı?

Cuma günü dipten gelen alımlar, satış baskısının gün sonunda hafiflediğini gösteriyor. Ancak bu hareketi kalıcı bir toparlanmanın başlangıcı olarak değerlendirmek için henüz erken.

24 Ekim 2026

Piyasada Ezber Bozumu: Faiz İndi, Borsa İki Günde Ne Anlattı?

Ancak geride bıraktığımız iki işlem günü, textbook ekonomi teorilerini bir kez daha rafa kaldırdı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 22 Ekim Perşembe günü politika faizini 100 baz puan indirerek %36,00 seviyesine çekti. Normal şartlarda risk iştahını artırması beklenen bu adımın ardından Borsa İstanbul’daki satış baskısı durulmadı.

Faiz kararının açıklandığı perşembe günü BIST 100 endeksi %3,08 düşüşle 11.220 puana gerilerken, bankacılık endeksi %3,62 değer kaybetti. Bütün sektör endeksleri günü düşüşle tamamladı.

Asıl dikkat çekici tablo ise cuma günü ortaya çıktı.

BIST 100, yeni işlem gününde 10.707 puana kadar gerileyerek perşembe kapanışının yaklaşık %4,57 altını gördü. Günün ilerleyen saatlerinde dip seviyesinden yaklaşık 410 puan toparlansa da haftayı %0,92 düşüşle 11.117 puandan kapattı. Bankacılık endeksi de günü %1,07 kayıpla tamamladı.

İki işlem gününde BIST 100’ün toplam kaybı yaklaşık %3,97’ye ulaşırken, haftalık gerileme %5,16 oldu.

Burada gözden kaçırılmaması gereken bir ayrıntı var. Cuma günü dipten gelen alımlar, satış baskısının gün sonunda hafiflediğini gösteriyor. Ancak bu hareketi kalıcı bir toparlanmanın başlangıcı olarak değerlendirmek için henüz erken.

Peki, faiz indiriminin ardından piyasa neden iki gün boyunca satış baskısından kurtulamadı?

Kritik Soru: Dezenflasyona Güven mi, Zayıflayan Talebe Alan Açmak mı?

Bu noktada kestirip atmak yerine analitik bir soru sormak gerekiyor: TCMB bu adımı kalıcı bir dezenflasyon sürecine duyduğu güvenle mi attı, yoksa zayıflayan iç talebin reel sektör ve piyasalar üzerinde yarattığı baskıyı hafifletmek için mi bir alan açtı?

Karar metni her iki başlığı da içeriyor. Banka, enflasyonun ana eğilimindeki gerilemeye ve iç talebin zayıf seyrine işaret ederken, yüksek enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklerini de vurguluyor. Dolayısıyla karşımızda rahat bir indirim alanından çok, birbirine ters yönde çalışan baskılar arasında kurulmaya çalışılan hassas bir denge var.

Üstelik dışarıdaki maliyet baskısı yalnızca petrolden ibaret değil. Brent petrolün cuma günü 117 doların üzerine çıktığı bir ortamda, deniz yoluyla konteyner taşımacılığında da maliyetler yükseliyor.

Drewry’nin 22 Ekim tarihli Dünya Konteyner Endeksi, haftalık %2 artışla 40 fitlik konteyner başına 4.585 dolara ulaştı. Şanghay–Rotterdam hattındaki artış %3, Şanghay–Cenova hattındaki artış ise %5 oldu. Bu göstergeler, küresel lojistik maliyetlerindeki baskının somut bir örneği.

Enerji ve navlun maliyetlerinin yükseldiği böyle bir konjonktürde faiz indirimi, enflasyon beklentilerinin yönetimini daha hassas hâle getiriyor. İç talepteki zayıflık indirim için alan açarken, dışarıdan gelen maliyet baskısı aynı alanı daraltıyor.

ABD seçimleri öncesinde küresel risk iştahının ve sermaye akımlarının belirsizleştiği bir ortamda, faiz indiriminin zamanlaması da ayrıca sorgulanmayı hak ediyor. Merkez bankaları açısından enerji şoklarıyla mücadele ederken parasal gevşemeye gitmek, büyüme ve fiyat istikrarı arasında zor bir tercih anlamına gelebilir.

İşte tam bu noktada pragmatik bir soru öne çıkıyor: Sermaye piyasalarında ve fonlar tarafında yaşanan sıkışıklık, zayıflayan iç taleple birlikte düşünüldüğünde, bu indirimin finansman baskısını hafifletici etkisi ne kadar olabilir?

Acaba bu 100 baz puanlık adım, piyasaya bir “can suyu” sağlayabilir mi? Yatırımcının güveni zedelenmişken, hangi kanaldan kalıcı alım iştahına dönüşebilir?

Fon Sıkışması ve Likidite Realitesi: Yeni Bir Şey Yok!

Gelelim borsa tarafındaki reaksiyona…

Perşembe günkü satışları “haber satıldı”, cuma günkü hareketi ise “tepki alımı geldi” diyerek açıklamak, haftalardır biriken sorunu görmezden gelmek olur.

Borsa İstanbul’da yaşanan gerileme iki günlük bir mesele değil. Haftalardır dile getirdiğimiz sistemik fon krizinin yarattığı likidite sıkışıklığı ve güven kaybı bulunuyor.

Piyasada yeni bir keşifmiş gibi sunulan fon satışları, aslında aylardır biriken bir mekanik kilitlenmenin sonucu.

Cuma günü yaşanan hareket bu açıdan oldukça öğretici. Endeks gün içinde sert şekilde geriledi, ardından kayıplarının önemli bölümünü geri aldı. Ancak günü yine ekside kapattı. Üstelik BIST 100 kapsamındaki 100 hisseden yalnızca 27’si yükselirken 72’si değer kaybetti.

Bu tablo bize, dipten gelen alımların henüz piyasanın geneline yayılan güçlü bir risk iştahına dönüşmediğini gösteriyor.

Burada birbirini besleyen üç baskı var:

1. Alternatif Getirilerin Çekim Gücü: Mevduatın ve para piyasası fonlarının sunduğu getiri, yatırımcının hisse senedinden beklediği karşılığı yükseltiyor. Belirsizliğin arttığı bir ortamda yatırımcı, borsada kalmak için daha güçlü bir gerekçe arıyor. Alternatif getirilerin cazibesi, borsada satışları karşılayacak yeni para girişini zorlaştırıyor.

2. Teminat Tamamlama Kıskacı: Fiyat düşüşleri, kredili ve kaldıraçlı pozisyonlarda teminat tamamlama ihtiyacı doğurabilir. Bu ihtiyacın satışlarla karşılanması, alıcı derinliğinin zayıfladığı bir piyasada zincirleme satış baskısını büyütebilir.

3. Mecburi Likidasyon: Nakde erişme zorunluluğu öne çıktığında, hissenin ucuzluğu veya temel değeri satış kararında geri plana düşebilir. Satışlar, alıcı bulunabilen daha likit BIST 30 ve banka hisselerine de yayılabilir. Böyle dönemlerde fiyat hareketlerini değerlendirirken, değerleme tercihlerinin yanında nakit ihtiyacını da hesaba katmak gerekir.

Fon ve işlem bazında ayrıntılı verileri incelemeden son iki gündeki satışların ne kadarının zorunlu likidasyondan kaynaklandığını kesinleştiremeyiz. Ancak bu mekanizma, likidite sıkışıklığının neden yalnızca sorunlu varlıklarla sınırlı kalmayacağını açıklıyor.

Satıcının nakde ihtiyacı artarken, alıcının beklemek için gerekçeleri çoğalıyor. Likidite kuraklığı tam da burada derinleşiyor.

Asıl Enflasyon “Güvensizlikte”

Bütün bunların üstüne eklenen en büyük maliyet kalemi ise güven erozyonudur.

Yatırımcı artık sadece bilançolara veya faiz oranlarına bakarak karar vermiyor. Öngörülebilirliğin azaldığı, kararların ve politikaların sık sık sorgulandığı bir iklimde güven erozyonu derinleşiyor.

Hisseler çarpan bazında tarihî ucuz seviyelere gelse dahi kimse “bıçak tutmaya” cesaret edemiyor. Fiyatın ne kadar gerilediğinin yanında, satış baskısının nerede biteceğini, tasfiye sürecinin nasıl ilerleyeceğini ve yeni bir belirsizlikle karşılaşıp karşılaşmayacağını da düşünüyor.

Güvenin olmadığı yerde faizi 100 değil 500 baz puan da indirseniz, o para borsaya değil, güvenli limanlara veya nakde kaçar.

22 Ekim’de Meclisten geçen 7596 sayılı kanun, fon krizinin çözümünde önemli bir hukuki eşik. Ancak yatırımcı açısından asıl sınav şimdi başlıyor. Düzenleme, belirli koşullarla 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılmasına imkân tanıyor; dağıtılabilir nakdin yetersiz kalması durumunda küçük yatırımcıların önceliklendirilmesinin de önünü açıyor. Ne var ki 24 Ekim itibarıyla yeni düzenlemeye ilişkin kesin bir ödeme takvimi açıklanmış değil.

Burada kritik soru şu: Yatırımcıya parasının hangi hukuki çerçevede ödeneceğini söylemekle, parasına hangi tarihte ulaşacağını söylemek arasında ne kadar mesafe var?

Bence güvenin yeniden inşası tam da bu mesafenin ne kadar hızlı ve şeffaf biçimde kapatılacağına bağlı. Çünkü yatırımcı için çözüm, kanunun kabul edildiği gün değil, alacağının hesabına geçtiği gün somutlaşacak.

Cuma günkü piyasa hareketini doğrudan bu düzenlemeye bağlamak doğru olmaz. Ancak düzenlemenin kabulünü izleyen ilk işlem gününde de satış baskısının sürmesi, hukuki ilerlemenin tek başına piyasa güvenini yeniden tesis etmeye yetmediği yönündeki değerlendirmemizi güçlendiriyor.

Şimdi yatırımcının beklediği, bu çerçevenin açık bir uygulama takvimine ve somut ödemelere dönüşmesi. Hangi varlıkların nasıl değerlendirileceği, kayıpların sorumlulardan nasıl tahsil edileceği ve yatırımcının parasına ne zaman erişeceği sorularına verilecek yanıtlar belirleyici olacak.

Güven, çözümün ilan edilmesiyle birlikte sonuçlarının görülmesini de gerektiriyor.

Dışarıdaki Takvim, İçerideki Dar Alan

ABD’de 3 Kasım ara seçimleri yaklaşırken Kongrede oluşacak denge, bütçe, vergi ve harcama politikalarının uygulanabilirliği açısından önem taşıyor. Yüksek enerji maliyetleriyle birlikte bu siyasi belirsizlik, küresel ekonomik görünümün bir başka başlığı.

Türkiye bu döneme içerideki likidite ve güven sorunlarıyla giriyor. Petrol ve taşımacılık maliyetleri enflasyonla mücadeleyi zorlaştırırken, zayıf talep ve finansman yükü şirketleri sıkıştırıyor. Faiz politikasından bütün bu sorunlara aynı anda çözüm üretmesini beklemek gerçekçi değil.

TCMB’nin 100 baz puanlık indirimi, finansman koşullarında sınırlı bir rahatlama sağlayabilir. Ancak piyasa, bu adımı tek başına bir “müjde” olarak satın almadı.

Perşembe günkü sert satış ve cuma günü yaşanan dalgalanma birlikte değerlendirildiğinde, piyasanın henüz güçlü ve kalıcı bir toparlanma sinyali üretmediğini görüyoruz.

Cuma günü dipten gelen alımlar elbette önemsiz değil. Fakat bir piyasada satışların hız kesmesiyle güvenin geri dönmesi arasında ciddi bir mesafe vardır.

Şeffaflık ve öngörülebilirlik güçlenmeden, fon krizinin yarattığı hasar giderilmeden atılan faiz adımları yatırımcıyı yeniden risk almaya ikna etmeye yetmeyebilir.

Geride bıraktığımız iki işlem gününün verdiği yanıtı ben böyle okuyorum: Piyasanın ihtiyacı yalnızca daha düşük faiz değil; işleyen bir likidite akışı, açık bir çözüm takvimi ve yeniden güvenebileceği bir yatırım ortamı.

Çünkü faiz kararı bir günde alınabilir. Kaybedilen güvenin yeniden inşası ise tek bir kararla mümkün değildir.

Yatırımcıdan yeniden alım yapması bekleniyorsa, önce onu piyasadan uzaklaştıran sorunlara somut yanıtlar verilmesi gerekiyor.

Yazarın izniyle yeniden yayınlandı

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler