Petrol yeniden 100 doların üzerinde: Fed korkusu Wall Street ve tahvilleri vurdu
Petrolün 101 doları aşması ve güçlü ABD verileri Fed faiz artışı beklentisini yükseltti. 10 yıllık tahvil faizi 2007’den beri en yüksek seviyede.
23 Eylül 2026

Brent petrolün yeniden 100 doların üzerine çıkması ve ABD ekonomisinden gelen güçlü veriler, Fed’in faiz artırımlarına devam edeceği beklentisini güçlendirdi. Wall Street’te hisse senetleri gerilerken ABD tahvillerinde satış hızlandı. 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,05’i aşarak Temmuz 2007’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Piyasalar Fed’in ekim ayında 25 baz puanlık yeni bir faiz artışına gitme ihtimalini yüzde 60’ın üzerinde fiyatlıyor.
Küresel piyasalarda petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi, enflasyon ve faiz endişelerini artırdı.
Brent petrolün varil fiyatı 101 doların üzerine çıkarken, ABD'de açıklanan güçlü ekonomik aktivite verileri de Fed'in para politikasını daha fazla sıkılaştırabileceği beklentisini destekledi.
Wall Street’te S&P 500 yüzde 0,3, teknoloji ağırlıklı Nasdaq Composite yüzde 0,5 gerilerken Dow Jones yaklaşık 159 puan, yani yüzde 0,3 değer kaybetti.
Kamu hizmetleri, tüketici ürünleri ve iletişim hizmetleri hisseleri düşüşe öncülük etti. Bu sektörlerdeki kayıplar yüzde 1’i aşarken, materyal hisseleri de yaklaşık yüzde 1 geriledi.
S&P 500’ü rekor seviyeye yaklaştıran son yükseliş böylece kesintiye uğradı.
Petrol 101 doları aştı
Piyasalardaki satışın temel nedenlerinden biri enerji fiyatlarındaki yeni yükseliş oldu.
Brent petrolün 101 doların üzerine çıkması, yüksek enerji maliyetlerinin ABD'deki enflasyonu yeniden hızlandırabileceği endişesini artırdı.
Fed Yönetim Kurulu üyesi Michael Barr da enflasyonu yeniden hedefe döndürmek için para politikasında daha fazla sıkılaştırmaya ihtiyaç duyulmasının muhtemel olduğunu söyledi.
Petrol fiyatları ile güçlü ekonomik verilerin aynı anda gelmesi, yatırımcıların Fed'in faiz artırımlarına devam edeceği yönündeki beklentilerini kuvvetlendirdi.
Fed’in ekim ayında faiz artırma ihtimali yüzde 60’ı geçti
CME FedWatch verilerine göre Fed'in ekim toplantısında politika faizini 25 baz puan artırma ihtimali yüzde 60’ın üzerine çıktı.
Bu oran bir gün önce yüzde 55,4 seviyesindeydi.
Değişimin boyutu son bir aylık dönemde daha da dikkat çekici. Piyasalar yalnızca bir ay önce ekim ayında faiz artışı ihtimalini yüzde 8,8 olarak fiyatlıyordu.
Böylece birkaç hafta içinde Fed'e yönelik beklentiler belirgin biçimde şahin tarafa kaydı.
ABD ekonomisinden çok güçlü PMI
Fed beklentilerindeki değişimi yalnızca petrol fiyatları tetiklemedi.
S&P Global'in öncü ABD bileşik satın alma yöneticileri endeksi (PMI) eylül ayında 58,4'e yükseldi.
Bu, Temmuz 2021'den bu yana kaydedilen en yüksek seviye oldu.
İstihdam artışı dört yılı aşkın sürenin en yüksek hızına ulaşırken, şirketlerin girdi maliyetleri de 2022'den bu yana en hızlı artışını kaydetti.
Ankete katılan şirketler maliyetlerdeki yükselişin başlıca nedenleri olarak akaryakıt ve nakliye fiyatlarını gösterdi. Birçok şirket ücret maliyetlerinde de hızlanma yaşandığını bildirdi.
Son veriler, İran savaşının enerji maliyetleri ve tedarik zincirleri üzerindeki baskısına rağmen ABD ekonomisindeki talebin güçlü kalmaya devam ettiğini gösteriyor.
Fed açısından ise güçlü talep ile hızlanan maliyet baskılarının aynı anda görülmesi para politikasının daha uzun süre sıkı tutulması ihtimalini artırıyor.
ABD tahvillerinde sert satış
Faiz artışı beklentilerinin güçlenmesi tahvil piyasasında da satışları hızlandırdı.
İki yıllık ABD Hazine tahvili faizi gün içinde sert yükselirken, gösterge 10 yıllık tahvil faizi 7 baz puan artarak yüzde 5,058'e ulaştı.
Bu seviye Temmuz 2007'den bu yana görülmemişti.
30 yıllık ABD tahvil faizi ise 4 baz puanın üzerinde yükselerek yüzde 5,347'ye çıktı.
Dolar da güçlenerek temmuz ayından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Tahvil faizlerindeki yükseliş özellikle hisse senetleri açısından önem taşıyor. Risksiz getirilerin yükselmesi, yatırımcıların hisse senetleri için ödemeye hazır oldukları değerlemeler üzerinde baskı yaratıyor.
Gözler yeniden İran savaşında
Piyasaların diğer önemli gündem maddesi ABD ile İran arasındaki diplomatik temaslar.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen görüşmelerde ilerleme sağlandığını belirtirken İran Cumhurbaşkanı Masoud Pezeshkian, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada ülkesinin müzakerelere hazır olduğunu ancak güç kullanma dilini kabul etmeyeceğini söyledi.
Son diplomatik temaslar savaşın sona erebileceğine yönelik umutları artırdı.
Ancak BMO Capital Markets'tan Ian Lyngen, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlayacak resmi bir anlaşmaya yönelik somut ilerleme olup olmadığının henüz belirsiz olduğunu belirtti.
Lyngen'e göre diplomatik çözüm beklentilerinin boşa çıkması ve enerji fiyatlarının yeniden sıçraması, ABD tahvillerinde yeni bir satış dalgası yaratabilir.
Buna karşılık enerji fiyatlarındaki düşüşün devam etmesi tahvillere yeniden alım getirebilir.
UBS: Temel senaryo sınırlı enerji şoku
UBS Chief Investment Office'tan Ulrike Hoffmann-Burchardi, kurumun temel senaryosunun enerji arzındaki kesintilerin görece sınırlı kalması olduğunu belirtti.
Bu senaryoda enflasyon şokunun ekonomik büyümeyi raydan çıkaracak kadar geniş ve kalıcı hale gelmesi beklenmiyor.
Ancak İran savaşının daha da tırmanarak enerji arzı üzerindeki baskıyı artırma ihtimali devam ediyor.
Jeopolitik gelişmelerin yanı sıra artan kamu borcu endişeleri ve YZ yatırımlarına yönelik yüksek harcamaların sürdürülebilirliği de önümüzdeki dönemde piyasalardaki oynaklığı artırabilecek riskler arasında bulunuyor.
Trump-Xi görüşmesi de piyasaların radarında
Piyasalar ABD-Çin ilişkilerindeki gelişmeleri de yakından izliyor.
Trump'ın Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'i Washington'da ağırlamaya hazırlandığı ve perşembe günü yapılacak görüşmenin ardından iki liderin ABD'li büyük şirketlerin yöneticilerinin de katılacağı bir akşam yemeğinde bir araya geleceği belirtiliyor.
Trump geçen hafta yaptığı açıklamada görüşmeler sırasında “birçok farklı anlaşmaya” ulaşmayı beklediğini söylemişti.
Piyasaların yeni denklemi: Petrol, enflasyon ve Fed
Wall Street açısından kısa vadeli denklem giderek daha net hale geliyor.
Petrol fiyatlarının yüksek kalması ABD'deki enflasyon baskısını artırırken, güçlü ekonomik aktivite Fed'in faiz artışlarını sürdürmesi için alan yaratıyor.
Bu iki gelişmenin birleşmesi tahvil faizlerini yukarı iterken, hisse senetleri üzerindeki değerleme baskısını da artırıyor.
Özellikle 10 yıllık ABD tahvil faizinin 2007'den bu yana ilk kez yüzde 5,05'in üzerine çıkması, finansal koşulların belirgin biçimde sıkılaştığını gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde piyasaların yönünü büyük ölçüde İran savaşının enerji fiyatlarına etkisi, ABD enflasyon verileri ve Fed'in ekim toplantısına ilişkin beklentiler belirleyecek.
Bloomberg, CNBC
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




