Petrol ve tahvil faizleri yükseliyor: Küresel borsalarda baskı arttı
Brent petrol 105 dolara çıkarken ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,15’e yükseldi. Fed faiz artışı beklentileri küresel borsaları baskılıyor.
24 Eylül 2026

Küresel piyasalarda petrol fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi ve tahvil faizlerinin son 20 yılın zirvelerine yaklaşması hisse senetleri üzerinde baskı yaratıyor. Brent petrol 105 dolara yükselirken ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,15’e, 30 yıllık faiz ise yüzde 5,45’e ulaştı. Piyasalar Fed’in ekim ayında bir kez daha faiz artırma ihtimalini yüzde 70’in üzerinde fiyatlamaya başladı.
Küresel hisse senetleri, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve devlet tahvillerindeki satış dalgasının derinleşmesiyle baskı altında kaldı.
Avrupa'da Stoxx Europe 600 endeksi gün içinde yüzde 0,7'ye ulaşan kayıplarının bir bölümünü geri alırken, teknoloji hisseleri düşüşte başı çekti.
ABD'de ise vadeli endeksler Wall Street'in güne satıcılı başlayabileceğine işaret etti. Nasdaq-100 vadeli işlemleri yüzde 1, S&P 500 vadeli işlemleri yüzde 0,6 gerilerken Dow Jones vadeli kontratları yaklaşık 194 puan, yani yüzde 0,4 düştü.
Piyasalardaki baskının merkezinde iki gelişme bulunuyor: Yükselen petrol fiyatları ve hızla artan tahvil faizleri.
Brent petrol 105 dolara çıktı
Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler enerji piyasalarını yeniden hareketlendirdi.
Brent petrol yüzde 1'in üzerinde yükselerek varil başına yaklaşık 105 dolara, ABD tipi WTI petrol ise yaklaşık 93 dolara çıktı.
Brent'teki yükseliş gün içinde yüzde 1,6'ya kadar ulaştı.
Petrol fiyatlarındaki son hareket, İran dini liderinin bir danışmanının ABD ile çatışmanın bir sonraki aşamada Hint Okyanusu'na kadar genişleyebileceğini söylemesinin ardından hızlandı.
Enerji fiyatlarının yüksek kalması, yatırımcıların küresel enflasyonun yeniden hızlanabileceğine yönelik endişelerini artırıyor.
Özellikle ABD ekonomisinin güçlü seyretmeye devam ettiği bir dönemde petrolün 100 doların üzerinde kalması, Fed'in faizleri daha da yükseltmesi ihtimalini güçlendiriyor.
ABD 30 yıllık tahvil faizi 2004'ten beri en yüksek seviyede
Tahvil piyasasındaki satış dalgası da devam ediyor.
ABD 30 yıllık Hazine tahvili faizi yüzde 5,446'ya yükselerek Haziran 2004'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Gösterge 10 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,15'e kadar çıktı. Bu seviye 2007'den bu yana görülen en yüksek oranlara yakın.
Tahvil piyasasındaki hareket yalnızca ABD ile sınırlı değil.
Küresel devlet tahvillerinin ortalama faizi yaklaşık 20 yıldır görülmeyen seviyelere yükselirken, dünya genelinde borçlanma maliyetleri hızla artıyor.
Bu durum hisse senetleri açısından giderek daha önemli bir risk haline geliyor.
Fed'in ekim ayında faiz artırma ihtimali yüzde 70'i geçti
Petrol ve tahvil piyasalarındaki hareket Fed beklentilerini de hızla değiştirdi.
CME FedWatch verilerine göre yatırımcılar Fed'in ekim ayında politika faizini bir kez daha artırma ihtimalini yüzde 70'in üzerinde fiyatlıyor.
Bu oran yalnızca bir hafta önce yaklaşık yüzde 55 seviyesindeydi.
Beklentilerdeki hızlı değişimin arkasında yalnızca enerji fiyatları bulunmuyor.
S&P Global'in son imalat ve hizmet PMI verileri, ABD'de ekonomik aktivitenin güçlü kalmaya devam ettiğini gösterdi.
BMO Capital Markets, verilerin güçlü olmasına rağmen ciddi tedarik zinciri darboğazları ile artan yakıt ve nakliye maliyetlerinin enflasyon üzerinde yeni baskılar yaratabileceğine dikkat çekti.
BMO ABD faiz stratejisti Vail Hartman'a göre veriler, hem Fed politika faizinin hem de ABD tahvil faizlerinin kısa vadede daha da yükselebilmesi için önemli bir alan bulunduğunu gösteriyor.
Hartman, arz kaynaklı enflasyon baskısı hafiflese bile güçlü talebin enflasyonu yeniden hızlandırma riski taşıdığını belirtti.
Yüksek faiz borsaların değerlemesini baskılıyor
ING Baş Yatırım Stratejisti Simon Wiersma, artan borçlanma maliyetlerinin hisse senetleri için giderek daha önemli bir sorun haline geldiğini söyledi.
Wiersma'nın temel senaryosu, yüksek tahvil faizlerinin geniş çaplı bir ayı piyasasını tek başına tetiklemesi değil.
Ancak yüksek faizlerin hisse senetlerinde değerleme çarpanlarının daha fazla genişlemesini sınırlaması bekleniyor.
Bu durumda şirket kârlarındaki büyüme borsaların performansı açısından çok daha önemli hale gelecek.
Mekanizma oldukça basit: Devlet tahvilleri daha yüksek risksiz getiri sunmaya başladığında yatırımcıların hisse senetleri gibi daha riskli varlıklardan talep ettiği getiri de yükseliyor.
Bu da özellikle yüksek değerlemelerle işlem gören teknoloji ve büyüme şirketleri üzerinde baskı oluşturuyor.
Nitekim Avrupa piyasalarında teknoloji hisseleri düşüşe öncülük etti.
Tüketici de iki taraftan sıkışıyor
Yüksek tahvil faizlerinin etkisi finans piyasalarıyla sınırlı değil.
ABD 10 yıllık tahvil faizi mortgage başta olmak üzere ekonomide birçok kredi faizinin belirlenmesinde referans niteliği taşıyor.
Tahvil faizleri yükseldikçe konut ve tüketici kredilerinin maliyeti de artıyor.
Aynı dönemde petrol fiyatlarının yükselmesi, tüketicinin akaryakıt ve enerji harcamalarını artırıyor.
Dolayısıyla hanehalkları bir taraftan daha yüksek kredi maliyetleri, diğer taraftan daha pahalı enerji faturalarıyla karşı karşıya kalıyor.
Bu ikili baskının tüketim harcamalarını ne ölçüde etkileyeceği, ABD ekonomisinin önümüzdeki dönemdeki seyri açısından kritik olacak.
UBS: Enerji şoku büyümeyi raydan çıkarmayabilir
UBS Global Wealth Management stratejistleri ise temel senaryolarında daha temkinli bir tablo çiziyor.
UBS, enerji arzındaki kesintilerin görece sınırlı kalmasını ve ortaya çıkan enflasyon şokunun ekonomik büyümeyi raydan çıkaracak kadar geniş veya kalıcı hale gelmemesini bekliyor.
Kurum hisse senetlerinde daha fazla yükseliş ihtimalinin devam ettiği görüşünde.
Ancak UBS, son piyasa hareketlerinin oynaklığın yüksek kalabileceğini gösterdiğine dikkat çekiyor.
Jeopolitik gelişmeler, enflasyon, kamu borçları ve YZ (yapay zekâ) yatırımlarına yapılan devasa sermaye harcamalarının sürdürülebilirliği yatırımcıların takip ettiği başlıca riskler arasında yer alıyor.
Avrupa üç haftadır düşüyor
Avrupa borsaları son dönemde diğer büyük bölgelere kıyasla daha zayıf performans gösteriyor.
Avrupa hisseleri önceki üç haftayı da kayıpla tamamladı.
Yatırımcılar özellikle yüksek enerji fiyatlarının Avrupa ekonomisinde enflasyon ve faizler üzerindeki etkisinden endişe ediyor.
Stoxx Europe 600 endeksi yeni seansta da gerilerken enerji hisseleri genel piyasanın tersine yükseldi.
Petrol ve gaz şirketleri, enerji fiyatlarındaki artıştan destek buldu.
Asya'da karışık görünüm
Asya-Pasifik piyasalarında ise karışık bir seyir izlendi.
Japonya Nikkei 225 endeksi günü yüzde 0,76 yükselişle tamamladı.
Avustralya S&P/ASX 200 endeksi yüzde 0,72 gerilerken Çin CSI 300 endeksi yüzde 1,73 düştü.
Güney Kore piyasaları tatil nedeniyle kapalıydı.
Küresel piyasaların yeni üçlü riski
Küresel yatırımcıların karşı karşıya bulunduğu denklem giderek zorlaşıyor.
Bir tarafta 105 dolara ulaşan Brent petrol enflasyon riskini artırıyor. Diğer tarafta güçlü ABD ekonomisi Fed'e faiz artırımları için alan sağlıyor.
Bunlara küresel devlet tahvillerindeki satış dalgası ve hızla yükselen uzun vadeli faizler ekleniyor.
Sonuçta piyasaların karşısına üçlü bir risk çıkıyor:
Yüksek petrol → daha yüksek enflasyon → daha yüksek faiz.
Bu döngünün devam etmesi halinde şirketlerin finansman maliyetleri yükselirken tüketicilerin harcanabilir geliri üzerinde de baskı artacak.
Hisse senetleri açısından ise kritik soru, şirket kârlarındaki büyümenin giderek yükselen tahvil faizlerini telafi edip edemeyeceği olacak.
CNBC Blomberg
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




