Dolar/TL50,02
0.08%
Euro/TL56,00
0.12%
Gram Altın6.342,09
0.17%
BIST 10011.023,55
0.56%
Brent Petrol$103,60
0.00%
Gümüş/Ons$49,90
0.29%
Gedik Yatırım
TEKNOLOJİ

Küresel Isınma Yeni Buzul Çağını Durdurmuş Olabilir: Bilim İnsanlarından Çarpıcı Araştırma

Yeni araştırmaya göre insan kaynaklı küresel ısınma, Kanada'da 2 bin yıl önce başlayan buzullaşmayı durdurmuş olabilir.

4 Kasım 2026

Küresel Isınma Yeni Buzul Çağını Durdurmuş Olabilir: Bilim İnsanlarından Çarpıcı Araştırma

Kanadalı ve Amerikalı bilim insanlarının yaptığı yeni bir araştırma, insan kaynaklı iklim değişikliğinin Dünya'nın yeni bir buzul dönemine girişini engellemiş olabileceğini ortaya koydu. Kanada'nın kuzeydoğusundaki Barnes Buz Örtüsü'nü inceleyen araştırmacılar, yaklaşık 2 bin yıl önce yeniden büyümeye başlayan buz kütlesinin 1960'lı yıllardan itibaren hızla küçüldüğünü belirledi. Araştırmaya göre küresel ısınma, binlerce yıl boyunca devam edebilecek doğal bir soğuma sürecini kesintiye uğratmış olabilir.

Dünya yeni bir buzul dönemine mi giriyordu?

İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan küresel ısınmanın gezegenin iklim sistemi üzerindeki etkileri konusunda dikkat çekici bir araştırma yayımlandı.

Kanadalı ve Amerikalı bilim insanlarının Kanada'nın kuzeydoğusunda bulunan Barnes Buz Örtüsü üzerinde yürüttüğü çalışma, Dünya'nın yaklaşık 2 bin yıl önce yeni bir soğuma dönemine girmeye başlamış olabileceğini gösteriyor.

Araştırmacılara göre bu süreç, 20. yüzyılın ikinci yarısında hızlanan küresel ısınma nedeniyle kesintiye uğradı.

Columbia Üniversitesi İklim Okulu'na bağlı Lamont-Doherty Dünya Gözlemevi'nden jeokimyacı Nicolás Young, buzulların yeniden büyümeye başladığı dönemde iklim sisteminin doğal seyrinde ilerlediğini, ancak daha sonra bu sürecin aniden durduğunu belirtti.

Young'a göre araştırma, insan faaliyetlerinin Dünya'nın doğal iklim döngülerini ne ölçüde değiştirebildiğine ilişkin dikkat çekici kanıtlar sunuyor.

Barnes Buz Örtüsü: 6 bin kilometrekarelik dev buz kütlesi

Araştırmanın merkezinde Kanada'nın Baffin Adası'nda bulunan Barnes Buz Örtüsü yer alıyor.

Yaklaşık 6 bin kilometrekarelik alanı kaplayan bu buz kütlesi, bir zamanlar Kanada'nın ve ABD'nin kuzey bölgelerinin büyük bölümünü örten Laurentide Buz Tabakası'nın günümüze ulaşan son kalıntılarından biri.

Laurentide Buz Tabakası, yaklaşık 95 bin ila 20 bin yıl önce Kuzey Amerika'nın geniş bölgelerine yayılmıştı.

Günümüzde ise bu devasa buz örtüsünün büyük bölümü ortadan kalkmış durumda.

Barnes Buz Örtüsü, hem geçmişteki buzullaşma süreçlerini anlamak hem de günümüzdeki iklim değişikliğinin etkilerini ölçmek açısından önemli bir doğal laboratuvar niteliği taşıyor.

Bilim insanları, buz örtüsünün son 3 bin yıldaki değişimini inceleyerek geçmişte ne zaman küçüldüğünü ve yeniden büyümeye başladığını belirlemeye çalıştı.

Buzullar 2 bin yıl önce yeniden büyümeye başladı

Araştırmanın en önemli bulgularından biri, Barnes Buz Örtüsü'nün yaklaşık 3 bin yıl önce en küçük boyutlarına ulaşmış olması.

Bilim insanları, yaklaşık 2 bin yıl önce ise buz örtüsünün yeniden genişlemeye başladığını tespit etti.

Bu bulgu, söz konusu dönemde iklim koşullarının yeni buz birikimine olanak sağlayacak kadar soğuk olduğunu gösteriyor.

Araştırmacılara göre bu büyüme, yalnızca geçici bir değişim değil, daha uzun süreli bir soğuma döneminin başlangıcı olabilir.

Young ve çalışma arkadaşları, buz örtüsünün yeniden genişlemeye başlamasının Dünya'nın yeni bir buzul dönemine geçişinin ilk aşaması olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Bu yorum, yeni buzul dönemlerinin ancak devasa kıtasal buz tabakaları oluştuktan sonra başladığını kabul eden bazı geleneksel yaklaşımlardan ayrılıyor.

Bilim insanları 3 bin yıllık geçmişi nasıl ortaya çıkardı?

Araştırmacılar, buz örtüsünün çevresindeki bitki kalıntılarını inceleyerek buzulların geçmişteki sınırlarını belirledi.

Bu amaçla karbon-14 tarihleme yönteminden yararlanıldı.

Canlı organizmalar yaşamları boyunca karbon-14 izotopunu bünyelerine alıyor. Organizma öldükten sonra ise bu izotop öngörülebilir bir hızda bozunuyor.

Bilim insanları, bitki kalıntılarındaki karbon-14 miktarını ölçerek bu organik materyallerin yaşını hesaplayabiliyor.

Buz örtüsünün kenarındaki farklı noktalardan alınan örnekler, buzulların hangi dönemlerde bitki örtüsünün üzerine ilerlediğini ortaya koyuyor.

Young, yeterli sayıda örnek incelendiğinde buz sınırının zaman içinde nasıl değiştiğini gösteren ayrıntılı bir kronoloji oluşturulabildiğini belirtti.

Araştırmada kullanılan yeni ölçüm teknikleri, geçmişteki buzullaşmanın başlangıç aşamalarını doğrudan fiziksel kanıtlarla inceleme olanağı sağladı.

1961 yılı neden dönüm noktası oldu?

Araştırmaya göre Barnes Buz Örtüsü'nün genişlemesi yaklaşık 1960 yılına kadar devam etti.

Ancak 1960'lı yılların başında bu eğilim tersine döndü.

Meteorolojik kayıtlara göre 1961 yazı, 20. yüzyılın en sıcak yaz dönemlerinden biriydi. Günlük en yüksek sıcaklıklar açısından 2021 yazıyla karşılaştırılabilecek seviyeler kaydedildi.

Sonraki yıllarda Kanada'da yaz sıcaklıkları belirgin biçimde yükseldi.

Ülke genelindeki ortalama yaz sıcaklıkları, karşılaştırma alınan referans döneme göre yaklaşık 2,1 santigrat derece arttı.

Kanada'nın kuzey bölgelerindeki ısınma ise küresel ortalamanın yaklaşık üç katı hızında gerçekleşti.

Sıcaklık artışıyla birlikte Barnes Buz Örtüsü'nün yaz aylarında kaybettiği buz miktarı, kışın yeniden biriken buz miktarını aşmaya başladı.

Böylece yaklaşık 2 bin yıl önce başlayan genişleme süreci sona erdi ve buz örtüsü küçülmeye başladı.

İnsan faaliyetleri doğal iklim döngüsünü değiştirmiş olabilir

Young, araştırma bulgularını insanlığın iklim sisteminin doğal dengesini nasıl değiştirdiğinin çarpıcı bir örneği olarak değerlendirdi.

Bilim insanlarına göre Barnes Buz Örtüsü'nün 1960'lı yıllardan itibaren küçülmesi, insan kaynaklı küresel ısınmanın doğal buzullaşma süreçleri üzerindeki etkisini gösteriyor.

Araştırmacılar, yaklaşık 2 bin yıl önce başlayan soğuma eğiliminin insan kaynaklı ısınma olmasaydı devam edebileceğini düşünüyor.

Bununla birlikte çalışmanın ortaya koyduğu bulguların, yeni bir kıtasal buzul çağının kesin olarak başlamış olduğunu kanıtladığı konusunda bilimsel bir uzlaşma bulunduğu söylenemez.

Araştırmacıların yorumu, buz örtüsünün yeniden genişlemeye başlamasının yeni bir buzul döneminin ilk işareti sayılması gerektiğine dayanıyor.

Bu yaklaşım, buzul dönemlerinin başlangıcını değerlendirmede kullanılan geleneksel ölçütlere alternatif oluşturuyor.

Dünya aslında hâlâ bir buzul çağında

Araştırmacılar, günlük dilde kullanılan "buzul çağı" ifadesi ile bilimsel anlamdaki buzul dönemleri arasında önemli bir ayrım bulunduğunu vurguluyor.

Dünya, yaklaşık 34 milyon yıl önce başlayan ve Geç Senozoyik Buzul Çağı olarak adlandırılan uzun bir iklim dönemi içerisinde bulunuyor.

Bu geniş zaman diliminde daha soğuk buzul dönemleri ile daha sıcak buzularası dönemler birbirini izliyor.

İnsanlık şu anda bu uzun buzul çağının sıcak bir buzularası evresinde yaşıyor.

Dolayısıyla araştırmanın tartıştığı konu, Dünya'nın ilk kez yeni bir buzul çağına girmesi değil, mevcut uzun dönemli buzul çağı içerisinde yeni bir soğuk evrenin başlamış olup olmadığı.

Önceki iklim modellerinin bazıları, bir sonraki büyük buzullaşmanın binlerce, hatta on binlerce yıl sonra başlayabileceğini öngörüyordu.

Young ise buz örtüsünün yaklaşık 2 bin yıl önce yeniden büyümeye başlamasının, soğuma sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Yeni buzul döneminin başlaması binlerce yıl sürebilirdi

Bilim insanlarına göre buzullaşma süreçleri çok uzun zaman dilimlerinde gerçekleşiyor.

Bir buz örtüsünün büyümeye başlaması ile geniş kıtasal alanları kaplayacak büyüklüğe ulaşması arasında binlerce yıl geçebiliyor.

Young, 1970'li yıllarda bazı iklim araştırmacılarının yeni bir buzul döneminin yaklaşmakta olduğunu öne sürdüğünü, ancak bu görüşlerin o dönemde tartışmalı olduğunu hatırlattı.

Araştırmacı, yeni bulguların soğuma sürecinin başlangıcına ilişkin doğrudan kanıtlar sunduğunu düşünüyor.

Bununla birlikte bu süreç devam etseydi bile sıcaklıklardaki büyük ölçekli değişimlerin insanlar tarafından fark edilebilir hale gelmesi binlerce yıl alabilirdi.

Barnes Buz Örtüsü tamamen yok olabilir

Araştırmanın bir başka önemli sonucu, Barnes Buz Örtüsü'nün geleceğine ilişkin.

Bilim insanları, küresel ısınmanın devam etmesi halinde yaklaşık 6 bin kilometrekarelik buz kütlesinin önümüzdeki yüzyıllarda tamamen eriyebileceğini belirtiyor.

Barnes Buz Örtüsü'nün altındaki bazı kaya yüzeyleri ancak son on yılda buzların çekilmesiyle yeniden ortaya çıktı.

Bu durum, bölgede yaşanan erimenin boyutunu gösteren fiziksel kanıtlar arasında yer alıyor.

Young, Barnes Buz Örtüsü'nün Laurentide Buz Tabakası'nın son kalıntılarından biri olduğunu ve tamamen ortadan kalkabileceğini ifade etti.

Böylesine büyük bir buz kütlesinin kaybolması, yalnızca Kanada'nın kuzeydoğusunu ilgilendiren bir gelişme olmayabilir.

Araştırmacılara göre bu durum, gelecekteki buzullaşma süreçlerinin nasıl gelişeceğini de etkileyebilir.

Buzulların kaybolması gelecekteki soğumayı da etkileyebilir

Büyük buz kütleleri, Dünya'nın iklim sisteminde önemli geri besleme mekanizmaları oluşturuyor.

Buzla kaplı yüzeyler güneş ışınlarının önemli bir bölümünü uzaya yansıtarak bölgesel soğumayı destekliyor.

İklim soğuduğunda mevcut buz kütleleri, yeni buz birikiminin gerçekleşmesini kolaylaştırabiliyor.

Barnes Buz Örtüsü gibi büyük buz kütleleri geçmişte yeni soğuk dönemlerin gelişiminde başlangıç noktası işlevi görmüş olabilir.

Ancak bu buz örtülerinin tamamen ortadan kalkması halinde söz konusu soğutucu etkiler de zayıflayabilir.

Araştırmacılar, bunun gelecekteki buzul dönemlerinin oluşumunu ve gelişimini değiştirebileceğini değerlendiriyor.

Bazı bilim insanları Avrupa'da gelecekte yeni bir buzul döneminin başlayabileceği ihtimalini de araştırıyor.

Bununla birlikte Barnes Buz Örtüsü'ndeki değişimlerin tek başına Avrupa'da yeni bir buzullaşmanın başlayacağını gösterdiğine ilişkin kesin bir bulgu bulunmuyor.

Araştırma iklim değişikliğinin uzun vadeli etkilerine ışık tutuyor

Barnes Buz Örtüsü üzerinde yapılan çalışma, insan kaynaklı iklim değişikliğinin yalnızca günümüzdeki sıcaklıkları ve buzulların büyüklüğünü etkilemediğine işaret ediyor.

Araştırmacıların bulguları, küresel ısınmanın binlerce yıllık doğal iklim süreçlerinin seyrini değiştirmiş olabileceğini gösteriyor.

Yaklaşık 2 bin yıl boyunca büyüyen bir buz örtüsünün 1960'lı yıllardan itibaren küçülmeye başlaması, çalışmanın temel gözlemini oluşturuyor.

Bilim insanları, yeni ölçüm yöntemleri sayesinde buzullaşmanın başlangıç aşamalarını daha ayrıntılı inceleyebileceklerini belirtiyor.

Araştırmanın ortaya attığı temel soru ise insan kaynaklı ısınmanın yalnızca mevcut buzulları eritmekle kalmayıp Dünya'nın gelecekteki doğal soğuma döngülerini de ne ölçüde değiştirebileceği.

Euronews

Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?

Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com

Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş

İlgili Haberler