Karadeniz'de Ticaret Alarm Veriyor: Navlun Ücretleri Üç Katına Çıktı, Türkiye İçin Yeni Enflasyon Riski
Karadeniz'deki savaşın ticari taşımacılık üzerindeki etkileri derinleşirken Türkiye, enerji ve gıda maliyetlerini artırabilecek yeni bir dış kaynaklı enflasyon riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
19 Ekim 2026

Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz'deki ticari gemilere sıçraması, Türkiye'nin dış ticaretinde yeni bir maliyet şoku yaratıyor. Denizcilik sektörü kaynaklarına göre navlun ücretleri son üç ayda ton başına 30 dolardan 100 dolara yükselirken, savaş riski sigortası primleri de hızla artıyor. Tahıl, yem, gübre, petrol ve demir-çelik taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, Türkiye'nin ithalat maliyetlerini ve dolayısıyla enflasyonu artırma riski taşıyor.
Karadeniz'de ticari gemiler hedefte
Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın Karadeniz'deki deniz taşımacılığına etkileri giderek ağırlaşıyor. Ticari gemilere yönelik saldırıların artması, bölgede faaliyet gösteren denizcilik şirketlerini hem güvenlik hem de maliyet açısından zor durumda bırakıyor.
Deniz Haber Ajansı'nın 18 Ekim tarihli haberine göre, özellikle son aylarda yoğunlaşan saldırılar nedeniyle Karadeniz'de gemi bulmak zorlaşırken navlun ve sigorta ücretlerinde sert artışlar yaşanıyor.
Türkiye'nin Rusya, Ukrayna ve diğer Karadeniz ülkeleriyle gerçekleştirdiği ticarette önemli yer tutan şu ürün grupları gelişmelerden doğrudan etkileniyor:
Tahıl ve yem hammaddeleri
Bitkisel yağlar
Kömür ve petrol ürünleri
Demir-çelik ürünleri
Gübre ve diğer tarımsal girdiler
Bu ürünlerde taşımacılık maliyetlerinin yükselmesi, Türkiye'deki üretici ve tüketiciler açısından yeni fiyat baskıları yaratabilir.
Üç ayda navlun 30 dolardan 100 dolara yükseldi
Denizcilik sektörü kaynaklarının verdiği bilgilere göre, son üç ayda Karadeniz'deki navlun ücretlerinde olağanüstü artışlar yaşandı.
Ton başına 30 dolar seviyesinde bulunan bazı taşıma ücretleri 100 dolara kadar yükseldi.
Bu, yaklaşık yüzde 233'lük bir artış anlamına geliyor.
Aynı dönemde sektör kaynaklarının aktardığı bazı sigorta maliyetleri de yüzde 1,5 seviyesinden yüzde 6'ya çıktı.
Artan güvenlik riskleri, gemi sahiplerinin Karadeniz'de faaliyet göstermeye daha isteksiz yaklaşmasına neden oluyor.
Bölgedeki gemi arzının azalması ise navlun fiyatlarını daha da yukarı çekiyor.
Savaşın başladığı Şubat 2022'den bu yana Türk sahipli, Türk işletmeli veya Türk bayraklı toplam 43 geminin saldırılara hedef olduğu belirtiliyor.
Temmuz ve ağustos 2026 döneminde Karadeniz'de sivil ve askeri gemiler dahil yaklaşık 300 geminin vurulduğu ileri sürülürken, yalnızca temmuz ayında 35 ticari geminin saldırılardan etkilendiği aktarılıyor.
Bu rakamlar, bölgedeki deniz taşımacılığının karşı karşıya olduğu güvenlik sorunlarının boyutuna işaret ediyor.
Türk denizcilerin yerini Asyalı mürettebat alıyor
Karadeniz'deki saldırıların etkisi yalnızca navlun fiyatlarıyla sınırlı değil.
Denizcilik şirketleri, artan güvenlik riskleri ve işletme maliyetleri nedeniyle mürettebat politikalarını da değiştirmeye başladı.
Sektör kaynaklarına göre bazı şirketler, Türk ve Avrupalı denizciler yerine Hindistan ve Bangladeş'ten personel istihdam etmeye yöneliyor.
Ancak bu uygulama, gemilerin karşı karşıya bulunduğu güvenlik risklerini ortadan kaldırmıyor.
6 Ekim'de Bulgaristan açıklarında insansız hava araçlarının hedef aldığı Palau bayraklı Able adlı gemide bulunan 11 Türk ve 7 Hintli denizci kurtarıldı.
İstanbul merkezli Ocean Eagle tarafından işletilen geminin mürettebatı saldırının ardından güvenli biçimde tahliye edildi.
Mersin merkezli Baraka Shipping tarafından işletilen Alfa Watan adlı geminin batmasının ardından ise mürettebatına ulaşılamadığı bildirildi.
Gemide bulunan 9 Suriyeli ve 1 Mısırlı denizcinin hayatını kaybetmiş olabileceği değerlendiriliyor.
Savaş riski sigortası primleri hızla yükseliyor
Karadeniz'deki güvenlik sorunları, gemi sahiplerinin ödemek zorunda olduğu savaş riski sigortası primlerini de artırıyor.
BPG Shipping Direktörü Gennadiy Ivanov'un verdiği bilgilere göre, Karadeniz geçişlerine yönelik savaş riski sigortası primleri kısa sürede önemli ölçüde yükseldi.
Geçen hafta gemi değerinin yüzde 0,2 ila yüzde 0,5'i arasında değişen primler, yüzde 0,6 ila yüzde 1 aralığına çıktı.
Hasarsızlık indiriminin yüzde 50 olarak uygulandığı durumlarda fiilen ödenen primler ise yüzde 0,3 ila yüzde 0,5 arasında değişiyor.
Bir hafta önce bu oran yüzde 0,1 ila yüzde 0,25 seviyesindeydi.
Marelis Navigation'ın kurucusu ve navlun brokeri Konstantin Sobol da savaş riski sigortası primlerinin yalnızca iki haftada beş katına çıktığını belirtti.
Sobol'a göre prim oranı yüzde 0,1'den yüzde 0,5'e yükseldi. Sektörde bu oranın en az yüzde 1'e ulaşabileceği beklentisi bulunuyor.
Sigorta maliyetindeki artış navluna nasıl yansıyor?
Sigorta maliyetlerindeki yükseliş, özellikle düşük değerli ve yüksek hacimli emtia taşımacılığında önemli bir yük oluşturuyor.
Konstantin Sobol, maliyet artışını 1,5 milyon dolar değerinde ve 5 bin ton yük taşıma kapasitesine sahip bir gemi üzerinden örneklendirdi.
Buna göre:
Sigorta priminin yüzde 0,5 olması durumunda gemi için 7 bin 500 dolar ödeme gerekiyor.
Bu tutar, 5 bin tonluk yük için ton başına 1,5 dolar ek maliyet anlamına geliyor.
Sigorta priminin yüzde 1'e yükselmesi halinde ödeme 15 bin dolara çıkıyor.
Böylece taşınan yükün ton başına maliyetine 3 dolar ekleniyor.
Üstelik sigorta maliyetindeki artış, navlun fiyatlarındaki yükselişten bağımsız olarak ortaya çıkıyor.
Dolayısıyla ithalatçı ve ihracatçı şirketler hem daha yüksek taşıma ücretleri hem de artan sigorta giderleriyle karşı karşıya kalıyor.
Türkiye'nin tahıl ve gıda ithalatı risk altında
Karadeniz'deki taşımacılık sorunları, Türkiye açısından özellikle tarım ve gıda sektörlerinde önem taşıyor.
Türkiye'nin bölge ülkelerinden ithal ettiği tahıl, yem hammaddeleri ve bitkisel yağlar, gıda üretim zincirinin temel girdileri arasında bulunuyor.
Navlun maliyetlerindeki artışın devam etmesi halinde:
Buğday ve diğer tahılların ithalat maliyetleri yükselebilir.
Yem fiyatlarındaki artış et, süt ve yumurta üretim maliyetlerine yansıyabilir.
Bitkisel yağ ithalatının pahalanması gıda enflasyonunu artırabilir.
Gübre taşımacılığındaki maliyet artışı çiftçilerin üretim giderlerini yükseltebilir.
Kömür, petrol ve demir-çelik ürünlerinde artan lojistik maliyetleri sanayi sektörünü olumsuz etkileyebilir.
Karadeniz'deki güvenlik riskleri nedeniyle gemilerin daha uzun ve görece güvenli rotaları tercih etmesi, yakıt tüketimini ve teslimat sürelerini de artırıyor.
Bu durum, ürünlerin Türkiye'ye ulaşma maliyetini yükseltirken tedarik zincirlerinde gecikmelere neden olabilir.
Karadeniz'deki kriz enflasyonu yeniden besleyebilir
Türkiye açısından Karadeniz'de yaşanan gelişmelerin en önemli ekonomik sonucu, ithal edilen temel ürünlerin maliyetlerinde ortaya çıkabilecek yeni artışlar.
Özellikle gıda ve enerji fiyatları üzerinde oluşabilecek baskı, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir.
Navlun ücretlerinin bazı hatlarda üç kattan fazla yükselmesi, yalnızca denizcilik şirketlerinin kârlılığını ilgilendiren bir gelişme değil.
Bu maliyetler zaman içerisinde ithalatçı şirketlerin, sanayi üreticilerinin, çiftçilerin ve nihayet tüketicilerin karşısına daha yüksek fiyatlar olarak çıkabilir.
Öte yandan savaş riski sigortası primlerinin yükselmesi ve Karadeniz'de faaliyet göstermek isteyen gemi sayısının azalması, ticaretin sürekliliğini de tehdit ediyor.
Karadeniz'deki savaşın ticari taşımacılık üzerindeki etkileri derinleşirken Türkiye, enerji ve gıda maliyetlerini artırabilecek yeni bir dış kaynaklı enflasyon riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
Deniz Haber
Güldem Atabay ve Atilla Yeşilada tarafından kaleme alınan GADT Raporlarına abone olmak ister misiniz?
Bize e-mail atın: istanbulanalytics@gmail com
Raporlar ücretlidir, yatırım önerisi içermez.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



