IMF'den küresel borç alarmı: Büyük ekonomilerde bütçe açıkları pandemi döneminden bu yana en yüksek seviyeye çıkıyor
IMF, gelişmiş ülkelerde bütçe açıklarının pandemi sonrası zirveye çıkacağını açıkladı. ABD ve Çin'de açıkların milli gelirin %8'ini aşması bekleniyor.
13 Ekim 2026

Uluslararası Para Fonu (IMF), dünyanın önde gelen ekonomilerinde bütçe açıklarının Covid-19 salgınından bu yana en yüksek seviyeye ulaşacağı uyarısında bulundu. ABD ve Çin'de kamu açıklarının milli gelirin %8'ini aşması beklenirken, gelişmiş ekonomilerin toplam bütçe açığı oranının %5,2'ye yükselmesi öngörülüyor. IMF, artan borçlanma maliyetleri, Orta Doğu'daki savaş ve yapay zekâ yatırımlarına ilişkin riskler nedeniyle hükümetlere kamu maliyesini güçlendirmek için acil önlem çağrısı yaptı.
Gelişmiş ülkelerde bütçe açıkları beş yılın zirvesine çıkıyor
Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu, küresel ekonomide büyümenin dirençli kalmasına rağmen kamu maliyesindeki bozulmanın giderek daha önemli bir risk haline geldiğini ortaya koydu.
IMF'nin tahminlerine göre gelişmiş ekonomilerde net kamu borçlanmasının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı 2026 yılında %5,2'ye ulaşacak. Bu oran, Covid-19 salgını nedeniyle ekonomilerin kapandığı 2021 yılından bu yana görülen en yüksek seviyeye işaret ediyor.
Raporda, ABD ve Çin'deki kamu açıklarının bu yıl milli gelirin %8'ine ulaşacağı veya bu seviyeyi aşacağı öngörülüyor.
IMF'nin son tahminleri, nisan ayında yayımlanan rapora kıyasla kamu maliyesi görünümünde belirgin bir kötüleşmeye işaret ediyor.
Küresel tahvil piyasalarında son aylarda yaşanan sert satışlar, yükselen faizler ve artan borçlanma maliyetleri de bu görünümü daha kaygı verici hale getiriyor.
IMF Başekonomisti Silvana Tenreyro, raporun tanıtımında yaptığı açıklamada, küresel ekonominin bugüne kadar direnç gösterdiğini ancak bu dayanıklılığın sınırlarına yaklaştığını söyledi.
ABD'de bütçe açığı milli gelirin %8,5'ine ulaşacak
IMF'nin tahminlerine göre ABD'de genel devlet net borçlanmasının GSYH'ye oranı 2026 yılında %8,5'e yükselecek.
Bu oran 2025 yılında %7,1 seviyesindeydi. Covid-19 salgını öncesinde ise %5,8 olarak gerçekleşmişti.
Dolayısıyla ABD'nin kamu maliyesindeki bozulma, yalnızca pandemi döneminde ortaya çıkan olağanüstü harcamaların kalıcı etkilerini değil, son yıllarda giderek büyüyen yapısal açıkları da gündeme taşıyor.
Bununla birlikte IMF'nin kullandığı hesaplama yöntemi, ABD'de yayımlanan bazı ulusal bütçe açığı göstergelerinden farklılık taşıyor.
IMF, federal yönetimin yanı sıra eyalet ve yerel yönetimlerin borçlanmasını da kapsayan daha geniş bir kamu kesimi tanımı kullanıyor.
ABD Kongresi'nin bağımsız bütçe kuruluşu Congressional Budget Office (CBO), şubat ayında yayımladığı tahmininde federal bütçe açığının bu yıl GSYH'nin %5,8'ine ulaşacağını öngörmüştü.
Committee for a Responsible Federal Budget adlı düşünce kuruluşunun tahmini ise %6,2 seviyesinde bulunuyor.
Bu nedenle IMF'nin %8,5'lik tahmini ile diğer kuruluşların rakamları, farklı kamu kesimi kapsamlarını yansıtıyor.
Kamu borcu küresel milli gelirin %100'üne yaklaşıyor
IMF, dünya genelinde kamu borcunun bu on yılın sonlarına doğru küresel GSYH'nin %100'üne yaklaşmasını bekliyor.
Kurum, yüksek borç stoklarının artık daha pahalı finansman koşullarıyla birleştiğine dikkat çekiyor.
Orta Doğu'daki savaşın enerji fiyatlarını yükseltmesi ve enflasyon baskılarını artırması, merkez bankalarının faiz indirimlerinden uzaklaşmasına yol açtı.
ABD, Euro Bölgesi ve Japonya'daki merkez bankaları, bu yıl faiz artıran kurumlar arasında yer aldı.
Uzun vadeli devlet tahvili getirilerinin önemli gelişmiş ekonomilerde yükselmesi, kamu borçlarının çevrilmesini giderek daha maliyetli hale getiriyor.
IMF'ye göre yüksek kamu borcu ve büyük yeniden finansman ihtiyaçları, ülkeleri finansal koşullardaki ani değişimlere karşı daha kırılgan hale getiriyor.
Özellikle eylül ayında tahvil piyasalarında derinleşen satış dalgası, faiz giderlerini artırarak hükümetlerin bütçeleri üzerindeki baskıyı ağırlaştırdı.
IMF, yükselen borçlanma maliyetleri, kamu bütçelerine yönelik artan talepler ve küresel belirsizlikler karşısında mali hareket alanının yeniden oluşturulmasının acil önem taşıdığını vurguladı.
Merkez bankaları üzerinde siyasi baskı artabilir
IMF'nin dikkat çektiği risklerden biri de kamu maliyesindeki bozulmanın para politikası üzerindeki olası etkileri.
Birçok ülkede bütçe açıkları büyürken, seçim dönemlerinde kamu harcamalarının artırılmasına yönelik siyasi baskılar da güçleniyor.
IMF, böyle bir ortamda merkez bankalarının daha yüksek kamu borçlanmasını kolaylaştırmaya veya hedeflerin üzerinde seyreden enflasyona tolerans göstermeye zorlanabileceği uyarısında bulundu.
Bu durum, fiyat istikrarı ile kamu borcunun sürdürülebilirliği arasındaki gerilimi artırabilir.
Kurumun değerlendirmesine göre, enflasyonun yeniden yükselmesi veya kamu maliyesine ilişkin endişelerin derinleşmesi, devlet tahvili getirilerinde ani sıçramalara neden olabilir.
Devlet tahvillerinin küresel finansal sistemde temel fiyatlama araçları arasında bulunması nedeniyle böyle bir gelişmenin etkileri yalnızca kamu borçlanmasıyla sınırlı kalmayabilir.
Tahvil piyasalarındaki sert hareketler bankaları, şirketleri ve diğer finansal kuruluşları da etkileyerek daha geniş çaplı piyasa dalgalanmalarına yol açabilir.
IMF küresel büyüme tahminini %3,1'e yükseltti
Kamu maliyesindeki olumsuz görünüme rağmen IMF, küresel ekonominin büyüme performansına ilişkin görece olumlu değerlendirmesini korudu.
Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'na göre küresel ekonomi 2026 yılında %3,1, 2027 yılında ise %3,4 büyüyecek.
2026 tahmini nisan ayındaki öngörüye göre değişmezken, 2027 tahmini yukarı yönlü revize edildi.
IMF, Orta Doğu'daki savaşın neden olduğu petrol şokuna rağmen küresel ekonominin büyümeyi sürdürmesinde yapay zekâ yatırımlarının önemli rol oynadığını belirtiyor.
Ancak kurum, bu yatırımların yarattığı ekonomik ivmenin bütün ülkelere eşit biçimde dağılmadığını vurguluyor.
Küresel büyüme giderek daha az sayıda ekonomide yoğunlaşıyor.
IMF'nin nisan ayındaki değerlendirmesinde dünya ekonomisindeki büyümenin %95'i 54 ülkeden kaynaklanırken, son raporda bu sayı 32'ye geriledi.
Bu değişim, bazı ülkelerin teknoloji yatırımlarından ve savaşın yarattığı ekonomik koşullardan yararlanırken, diğerlerinin büyüme kaybına uğradığını gösteriyor.
ABD ve Hindistan güçlü, Çin yavaşlıyor
IMF'nin ülkelere ilişkin büyüme tahminleri, küresel ekonomide giderek belirginleşen ayrışmayı ortaya koyuyor.
Ülke2026 büyüme tahmini2027 büyüme tahminiABD%2,3%2,3Almanya%1,3%1,1Çin%4,5%4,0Hindistan%7,0%7,0
ABD ekonomisinin hem 2026 hem de 2027 yılında %2,3 büyümesi bekleniyor.
Almanya'nın 2026 büyüme tahmini ise altyapı ve savunma yatırımlarındaki artış sayesinde 0,6 puan yükseltilerek %1,3'e çıkarıldı.
Çin'de büyümenin bu yıl %4,5'e, 2027'de ise %4'e gerilemesi öngörülüyor.
Hindistan ise her iki yılda da beklenen %7'lik büyüme performansıyla büyük ekonomiler arasında öne çıkıyor.
IMF'ye göre büyümenin ülkeler arasındaki dağılımında, savaş kaynaklı arz şokuna maruz kalma derecesi ve yapay zekâ yatırımlarından yararlanabilme kapasitesi belirleyici oluyor.
Enerji ithalatçısı ülkeler daha ağır baskı altında
IMF, küresel büyümenin genel olarak istikrarlı görünmesine rağmen ülkeler arasındaki ekonomik koşulların önemli ölçüde farklılaştığına dikkat çekiyor.
Savaşın doğrudan etkilerinden sınırlı ölçüde etkilenen ve teknoloji yatırımlarında güçlü konuma sahip ekonomiler büyümelerini sürdürebiliyor.
Çatışma bölgesi dışında kalan enerji ihracatçıları ise yüksek petrol ve doğal gaz fiyatlarından ticaret hadleri açısından yararlanabiliyor.
Buna karşılık enerji ithalatına bağımlı ve teknoloji üretim zincirlerinde sınırlı rol oynayan ülkeler çok daha zorlu koşullarla karşı karşıya bulunuyor.
Bu ekonomilerde enerji ithalat maliyetleri yükselirken, döviz kurları üzerindeki baskılar artıyor ve hanehalklarının reel gelirleri zayıflıyor.
Kamu maliyesindeki hareket alanının daralması da hükümetlerin ekonomik şokları telafi etmesini güçleştiriyor.
IMF, düşük gelirli ve kırılgan ekonomilerin önemli bölümünün bu grupta yer aldığını belirterek ülkeler arasındaki ve ülkelerin kendi içindeki gelir eşitsizliklerinin artabileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel enflasyon 2026'da %4,7'ye yükselecek
IMF'nin raporunda küresel enflasyon görünümü de kötüleşti.
Kurum, dünya genelinde manşet enflasyonun 2026 yılında %4,7'ye yükselmesini, 2027 yılında ise %4,1'e gerilemesini bekliyor.
Bu tahminler, önceki rapora göre iki yıl için toplam 0,7 puanlık yukarı yönlü revizyona işaret ediyor.
Enflasyondaki artışın temel nedenleri arasında enerji ve gıda fiyatları bulunuyor.
IMF, özellikle fiziki arz kesintilerinden kaynaklanan emtia fiyat artışlarının, yalnızca jeopolitik risk algısının yükselmesiyle oluşan fiyat hareketlerine kıyasla daha güçlü ve kalıcı makroekonomik etkiler yarattığını vurguluyor.
Bu nedenle enerji altyapısına yönelik yeni saldırılar veya arz kesintilerinin derinleşmesi, küresel ekonomi açısından önemli bir tehdit oluşturuyor.
Yapay zekâ yatırımlarında sert düzeltme riski
IMF'nin Küresel Finansal İstikrar Raporu, kamu maliyesindeki bozulmanın yanı sıra finansal piyasalardaki diğer kırılganlıklara da dikkat çekiyor.
Kurum, özellikle yapay zekâ bağlantılı varlık fiyatlarında yaşanabilecek sert bir düzeltmenin küresel finansal koşulları sıkılaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
Son dönemde teknoloji şirketlerine ve veri merkezlerine yönelen büyük yatırımlar, küresel ekonomik büyümeyi destekleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı.
Ancak yapay zekâ yatırımlarının gelecekte yaratacağı kârlılık ve verimlilik artışına ilişkin beklentilerin aşağı yönlü revize edilmesi, yatırım harcamalarında keskin bir düşüşe neden olabilir.
Böyle bir gelişme teknoloji hisselerinde satış dalgasını tetikleyebilir ve bu şirketlerin faaliyet gösterdiği uluslararası tedarik zincirlerine yayılabilir.
IMF, özellikle teknoloji hisselerine yüksek düzeyde maruz kalan ekonomilerin ve yatırımcıların bu tür bir düzeltmeden etkilenebileceğini belirtiyor.
Savaş, siber saldırılar ve aşırı hava olayları riskleri büyütüyor
IMF, küresel finansal istikrarı tehdit eden risklerin yalnızca yüksek kamu borcu ve teknoloji piyasalarıyla sınırlı olmadığını vurguladı.
Orta Doğu'daki çatışmaların uzaması veya daha da genişlemesi, enerji ve gıda fiyatlarının yüksek ve oynak kalmasına yol açabilir.
Bu durum enflasyonu yeniden hızlandırırken, ülkelerin bütçe dengelerini ve dış finansman koşullarını bozabilir.
Enerji altyapısındaki yeni kesintiler, siber saldırılar ve aşırı hava olayları da mevcut şokların etkilerini ağırlaştırabilecek unsurlar arasında sayılıyor.
IMF'nin değerlendirmesine göre bu risklerin aynı anda ortaya çıkması, finansal koşullarda ani bir sıkılaşmayı ve küresel piyasalarda geniş çaplı dalgalanmaları tetikleyebilir.
IMF'nin temel mesajı, küresel ekonominin bugüne kadar sergilediği dayanıklılığın kamu maliyesindeki bozulmayı perdelememesi gerektiği yönünde. Yükselen kamu borçları, yüksek faizler ve artan jeopolitik belirsizlikler karşısında hükümetlerin bütçe dengelerini güçlendirmesi giderek daha acil hale geliyor.
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




