İmamoğlu Savunmasını Tamamladı. İşte Savunmanın Geniş Özeti
İmamoğlu 21 saat süren ve günlere yayılan savunmasını tamamladı. Savunmasında ekonomiye de geniş yer verdi. İddianamedeki ithamlara cevap verirken savunmasının sonlarına doğru, sistem reformu önerileri ve mevcut siyasi iktidarın eleştirisini yaptı.
17 Ekim 2026

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun savunması bugün sona erdi. İBB davasında tutukluluğunun yaklaşık 600 gün sonra savunmasını yapan İmamoğlu’nun günlere yayılan savunması 21 saat sürdü. Uzun savunmasının son cümlelerinde İmamoğlu sözlerini "Devriniz bitti. Mazlum direniyorsa zafer yakındır. Millet kazanacak" diyerek bitirdi.
Savunmasında ekonomiye uzunca yer veren İmamoğlu “Bu ülkede ilk kez bir kuşak, daha önceki kuşaklardan çok daha yoksul ve bunu kapatmak kolay olmayacak. Türkiye’yi zenginleştirmek zorundayız. Bunu birkaç kişinin zenginliğiyle açıklayamayız. Vatandaşın zenginliğini arttırmalıyız” dedi.
Sistem Reformu Düşüncelerini Aktardı
İmamoğlu savunmasında Türkiye için tasarladığı reformlara da yer verdi: “
“Çünkü Türkiye hayalimizin temeli ve odağı insandır. Bu ülkenin en büyük milli serveti binaları değildir. Beton değildir. Şehirleri betona gömmek değildir. Yolları, köprüleri değildir. Madenleri değildir, insanıdır, insanı! İnsan kaynağı, bu cennet vatanın en büyük kaynağıdır, en büyük zenginliğidir. Her çocuğun yeteneği, mini minnacık bebelerimizin o içindeki cevherler, her gencin enerjisi, her kadının emeği, her yaşlının birikimi, her yurttaşın onuru... Türkiye'nin gerçek serveti budur. (…)
İşte bunun için ben güçlü devlet istiyorum ama güçten ne anladığımız çok önemli. Ben güçlü ve demokratik bir devlet istiyorum. Bir avuç insanın emrinde, milletin hizmetinde güçlü devlet, bir avuç insanın yönlendirdiği, istediği yere çektiği bir güçlü devlet anlayışı güçlü devlet değildir. Milletin, milletin hizmetinde devlet güçlüdür, milletin emrinde bir devlet güçlüdür. Bir avuç insan değil! Vatandaşının karşısında değil, vatandaşının yanındadır devlet. Vatandaş devletin gücünü korkuyla değil, güvenle hissedecek. Devletimiz gücünü şahıslardan değil, milletinden alacak ama en çok da adaletten alacak. Kurumlardan ve kurallardan alacak.
Temiz devlet yönetimini, temiz bürokrasiyi, temiz yargıyı, temiz siyaseti devlet reformumuzun merkezine koyacağız. Kamu gücünü kullanan herkesin hesabını millete verebildiği, kamu kaynaklarının kapalı kapılar altında değil açık ve denetlenebilir biçimde yönetildiği bir düzen kurmak zorundayız. Ekonomik hayat için büyük önem taşıyan düzenleyici, denetleyici kurumları bağımsız ve güvenilir hale getirmek zorundayız. Bunları yapacağız. Kapsayıcı devlet kurumlarıyla kapsayıcı bir ekonomi ortamını bu ülkeye sağlamak zorundayız.
İdarenin işlemleri, açık ve denetlenebilir olacak. Devlet yönetiminin her kademesi hesap verecek, hesap vermek zorunda. Devleti yönetenler millete karşı sorumlu olacak. Makamları kibir ve şatafatın değil sadakat ve hizmet anlayışının mekânı haline getireceğiz. Koca koca binalar, şatafatlar, 500 metre oda… Ben görevi aldığımda 16 tane makam odası. 16 makam odası, bu nedir ya? Türkiye Büyük Millet Meclisi, Gazi Meclis, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir mirasının, emanetinin ana yeri, hücresi. Denetim gücü artmak zorundadır. Millî iradenin en geniş biçimde temsil edildiği meclis yeniden devlet yönetiminin gerçek denge ve denetim merkezi olmak zorundadır.”
Medyaya Baskı Konusu
İmamoğlu savunmasında son dönemde erişime kısıtlanan ya da kayyum atanan medya kuruluşlarına da değindi:
“Güçlü devlet, nüfusunun yarısının sesini kısmayan devlettir. Halk TV'yi kapatmayan devlettir. T24'ü kapatmayan devlettir. Diğer muhalif televizyonları, gazeteleri tehdit etmeyen devlettir. Gazetecileri hapse atmayan devlettir. Kadınların emeğini, bilgisini, liderliğini ülkenin geleceğine ortak eden devlettir güçlü devlet. Ben en güçlü bir annenin evladıyım. Güçlü bir kadının eşiyim. Güçlü güçlü bir kızın babasıyım. Güçlü bir kadının abisiyim. Bütün kadınlar beni bu konumla düşünsün. Düşünsün yani. Ve böyle bakıyorum memleketime. Ve de bütün kadınların güçlü olmasını istiyorum. Olmazsa kurtaramayız bu devleti ey kadınlar.”
Daha sonra Kürtler ve Alevilerle ilgili yorumlar yapan İmamoğlu, “Türk’ün Kürt'ten, Kürt'ün Türk'ten şüphe etmediği bir Türkiye. Bir korku paranoyası var, bundan kurtulan bir Türkiye istiyoruz biz. Her Kürt, en az benim kadar vatanseverdir, ben her Kürt vatandaşıma öyle bakıyorum.” ve “Alevi canlar da bu ülkede cumhuriyetin ve demokrasinin en önemli sigortası ve savunucusu olduğunu hepimiz biliyoruz. Ve kendime soruyorum bu memleketin kendisi neden kocaman bir 40'lar Meclisi olmasın?” ifadelerini kullandı.
Savunmada Ekonomi Reformunu Açtı
Ekonomi konusundaki fikirlerini de açmaya devam eden İmamoğlu ekonomik sistemler hakkındaki fikirlerini anlattı:
“Planlamayı, teşebbüs hürriyetiyle, kamusal aklın piyasanın yaratıcılığıyla sosyal adaleti üretim gücüyle birleştireceğiz. (…) Ne keyfi devletçilik, ne kuralsız bir ekonomi. Ne yalnız borçla dönen bir düzen, ne de birkaç çevreye imtiyaz dağıtan bir büyüme modeli. Planlamayı, teşebbüs hürriyetiyle, kamusal aklın piyasanın yaratıcılığıyla sosyal adaleti üretim gücüyle buluşturacağız. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Türkiye'nin yeni kalkınma rotasını çizeceğiz. Yapısal reformları kararlılıkla hayata geçirerek üretimde, teknolojide, verimlilikte, katma değerde büyük bir sıçrama gerçekleştireceğiz.
Bir sıçramanın anahtarı güvendir. Ekonominin patronu güvendir. Hukuka, kurumlara, kurallara, yarınına güven bu topraklara döndüğünde yatırım da dönecek, üretim de büyüyecek. Üreten kazanacak, yatırım yapan kazanacak, alım teri kazanacak, bilgi teknolojik girişimcilik kazanacak. Zenginleşme sosyal adaletle birlikte ilerleyecek. Hiç kimse tek başına kurtulmaya çalışmayacak. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Birlikte üreteceğiz, birlikte güçleneceğiz, birlikte zenginleşeceğiz. Ürettiğimiz refahı adil biçimde paylaşacağız. Ülke büyüyecek, milletin sofrasındaki ekmek küçülmeyecek. Refahı rakamlarla değil, insanların hayatında göreceğiz.”
Suç İsnatlarına Cevap
İmamoğlu savunmasının devamında savcılığın kendisine yönelttiği iddialara cevap verdi:
“Bu dosyanın kapağında benim adım yazıyor: “Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” deniyor. Ama biliyorum ki bu dosyada yargılanmak istenen ben değilim. Bu dosyada 31 Mart'ta sandığa giden milyonlar yargılanıyor. Bu ülkede geleceği tasarlayacak ve kararı verecek milletin gelecekteki seçimdeki iradesi yargılanıyor. Bugünden geleceğe vesayet ortaya konulmaktadır. 1 kez değil 3 kez aynı kararı veren İstanbullu hemşehrilerim yargılanıyor. Bu ülkede iktidarın sandıkla değişebileceğine hala inanan 87 milyon yurttaş yargılanıyor.
Onun için en başta ne dediysem en sonda da onu söylüyorum. Ben burada savunma yapmıyorum. Bu iftiranameyi yazanları ve yazdıranları yargılıyorum ve yargılamaya devam edeceğim.
Bu salonda aylarca benden hesap soruldu, ben de şimdi milletimin huzurunda bu dosyanın defterini kapatıyorum. 560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler. 3'te 2'sini Maden Kanunu'nu açmadan davanın tarafı olan bir bakanlığın memurlarına hesaplattırdılar. Geri kalanını borcunu ödemekten, kâr etmekten, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırmaktan zarar diye yazdılar.
“Örgüt” dediler, şemaya koydukları adam "Ben örgüt yöneticisi değilim" dedi. Örgütün kuruluş cümlesini saydı, "Ben onu şablon olarak gördüm" dediler. Yöneticiler birbirini bu salonda tanıdı. Çünkü öyle bir örgüt yok!
“Casus” dediler, delil diye 5 dakikalık bir nezaket ziyaretinin fotoğrafını koydular. Aynı beyefendinin devletin en üst düzey yetkilileriyle geçmişten bugüne onlarca fotoğrafı var. O Cumhurbaşkanı Yardımcısı, o Milli İstihbarat Başkanı, Ekrem İmamoğlu hapiste ve casus!
“Rüşvet” dediler, rüşvet verdiğini söyle, verdiği söylenen "Hissettik" dedi. Parayı aldığı söylenen beni ilk defa Vatan Emniyet'te gördüğünü söyledi. Rüşveti kreşe, bir okula, bir kavşağa, bir metro hattına çarptıklarını herkes bu salonda gördü. Bizim elimizde noter var, tapu var, dekont var, Sayıştay var, Hazine izni var, kurum içi denetimler var. MAPEG yazısı var, Sosyal Güvenlik Kurumunun borcu yoktur yazısı, belgesi var. Onların elinde ne var? Tahliye ile takas edilmiş, bir gecede değişmiş, eşiyle, çocuğuyla, malıyla sıkıştırılmış insanların ağzından alınmış cümleler var. Bir de neyi bulacağı önceden söylenmiş bilirkişilerin raporları var. İşte akşamdan sabaha Melih'in yaşadıkları var.
155'e çıkartıldı eylem. Hangisinde, hangisinde bana dair somut bir belge, somut bir evrak, somut bir söz var elinizde? Hangisine dair somut bir görüntü var elinizde? Kime, tek bir kamu malını peşkeş çekmişim? Kime tek bir kamu ihalesini peşkeş çekmişim, tek bir tane? Kimi zengin etmişim, kimi zenginleştirmişim? 5'li, 10'lu, 15'li gruplar, kimi kurmuşum? 1 yılda 114 bin tane ihalenin yapılmadığı kadar açık ihale yapıldığı bir dönemi var etmişiz biz. %70'i, 80'i geçmişten gelen yüklenicilerin yaptığı iş kapasitesini üretmişiz İstanbul Büyükşehir'de. Kimi ayırmışız? Kalyon'a "İş yapamazsınız" mı demişiz? Cengiz'e "İş almışsa ihale yapacak" demişiz, "Al, yap işini bitir, git başımızın üstünde yerin var" demişiz.
Kendisi ne yapmışsa etraftan aynı şeyi bekleyen bir zihniyetle mücadele ediyoruz biz burada. Bu dosyada suç geliri dedikleri her şeyin adresi bellidir. Biz kamuya hizmet ettik, kamuya iş ürettik ve insanların gönlünü, hayatını mutlu ettik, huzurlu kıldık.”
Savunmada İstanbul’a Hizmetlerini de Anlattı
İmamoğlu daha sonra kendi yönetiminde İstanbul’a yaptıkları hizmetlerden örnekler vermeye başladı:
“Biz İstanbul'u böyle yönettik. Onun için 100 milyonlarca dolar vergi borcunu kapattık, sigorta borcunu kapattık, kamu kurumlarına olan borcunu kapattık. Bu kadar zalimliğe, baskıya rağmen. Hiç olmayanı var ettik. Bahsettik, yurtları, kreşleri. Sadece kreşlerimizde 27 bin çocuk ilk defa kreş eğitimi aldı. 27 bin. Sadece bu sene buna eklenenlerle, sadece bu sene eklenenlerle bu sayı 40 bine çıktı. Ne biliyor musunuz? Onların içinden nasıl güzel insanlar çıkacak biliyor musunuz? Sadece kent lokantasından 10 milyon insan karnını doyuruyor.
Bir sürü şey… Var olanı büyüttük, sıfırdan birçok şey yaptık ama var olanı büyüttük. Metroyu 153 kilometreden 248 kilometreye büyüttük. Ormanlarını, yaşam vadilerini, kütüphanelerini, müzelerini, spor tesislerini, sosyal tesislerini büyüttük. Anne Kartı, Halk Sütü… Halk Süt tam 55 milyon litreye ulaştı. 55 milyon litre sütü pırıl pırıl bebelerimize ulaştırdık.
Mücadelemize devam ediyoruz. Şu anda Türkiye'de açılış yapan, temel atma töreni yapan tek kurumuz, tek. İddiayla söylüyorum. Aralık'ta Göztepe-Ataşehir Ümraniye hattı açılacak, 1,5 yıl sonra. İnanılmaz spor salonları, inanılmaz tıp merkezleri, hizmet alanları, yeşil alanlar, sosyal yaşam merkezleri, yaşam vadileri, önümüzdeki günlerde açılacak. Rumeli Hisarı'nın restorasyonu bitmiş hali insanlarımızla buluşacak.
Buradan başkan vekilimize, Nuri Aslan'a ve şu son günde yaşananlardan dolayı bütün emeğiyle sahada olan 95000 emekçimize, meclis üyelerimize, yöneticilerimize, genel sekreterimize, yardımcılarına, bütün herkese, buradaki bütün arkadaşlarımızın boşluğunu hissettirmeyen, hizmetine devam eden, hala bu işleri tıkır tıkır yerine getiren bütün can yoldaşlarımı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”
Savunmasının sonlarına doğru iktidarı hedef alan İmamoğlu mevcut siyasi sistemi bir “ara rejim” olarak niteledi ve iktidara ağır eleştiriler yöneltti:
“Sözlerime son verirken, beni ve benim şahsımda millet iradesini Silivri’de tutsak alan herkesin bildiği o siyasi iradeye seslenmek istiyorum bir kez daha: Bilmelisiniz ki kurmak istediğiniz bu rejimin ne Türkiye tarihinde bir yeri vardır, ne de Türkiye'nin geleceğinde bir yeri olacaktır.
Siz bir fetret devrinin liderliğini yapıyorsunuz. Türkiye tarihinde kapanacak bir parantezin içindesiniz. O parantezin kapanmasını zorla engellemeye çalışıyorsunuz. Beni hapse atarak o parantezin kapanmayacağını, bu devrin böylece devam edeceğini zannediyorsunuz. Ama buradan söylüyorum; devriniz bitmiştir.
Türkiye geçmişte de ara dönemler yaşadı. Bu dönem de tarihe bir ara dönem olarak geçecektir. Ömrünü tamamlamış ve uzatmalara oynayan bir ara dönem.
Yaşadığımız bu dönem Türkiye tarihinin acayiplikler hanesine yazılacak. Sonra da kapanıp gidecek. İleride tarihçiler bu karanlık dönemi biraz şaşkınlıkla, biraz dehşetle yazacaklar. Bir belediye başkanını metro yaptığı için, borcunu ödediği için, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırdığı için yargılandığını okuyan çocuklarımız inanmayacak, akıllarına şaşacak.”
Savunmanın Son Sözleri
İmamoğlu savunmasının sonunu ise aşağıdaki ifadelerle tamamladı:
“… bu ülkenin son sözünü hiçbir iktidar söylemedi, söyleyemeyecek. Hiçbir makam söylemedi, hiçbir kişi söyleyemez. Hiçbir mahkeme de söyleyemez. Son sözü her zaman daima millet söyledi, yine millet söyleyecek. Ve milletin o sözü, Cumhuriyetin temelidir: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Biz Atatürk'ün öğrencileriyiz. Cumhuriyetin yılmaz bekçileriyiz. Demokrasinin sonsuz savunucularıyız. Siz ne yaparsanız yapın son sözü daima millet söyler. Son hükmü daima ilahi adalet verir.
Bir de hiç kimsenin şüphesi olmasın. Adalet kazanacak. Demokrasi kazanacak. Cumhuriyet kazanacak. Bu aziz millet kazanacak. Ben kendimi hiç kimseye değil aziz milletime emanet ediyorum.
Ne güzel söylemiş Hazreti Ali: Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.
Ey halkım Hazreti Ali'nin sözünü tekrar ediyorum: Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.
Aziz milletimizi ve sayın heyeti saygıyla selamlıyorum.
Millet kazanacak…”
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.




