Dolar/TL47,90
0.08%
Euro/TL55,55
0.31%
Gram Altın6.860,77
0.48%
BIST 10014.082,10
0.64%
Brent Petrol$88,62
0.11%
Gümüş/Ons$65,86
1.16%
Gedik Yatırım
Tarım

İklim şokları gıda fiyatlarını tırmandırıyor

Gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar artık sadece rekolte hacmine bağlı değil; zira aşırı hava olayları -üretime hasar verip tedarik zincirini etkileyen sıcak hava dalgaları, kuraklık ve sellerin ardından- maliyetlerini tarlalardan pazarlara taşıyor. Bu durum, "iklim enflasyonu" olarak bilinen olgunun kalıcı hale geldiğine dair uyarıları beraberinde getiriyor.

3 Ekim 2026

İklim şokları gıda fiyatlarını tırmandırıyor

Gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar artık sadece rekolte hacmine bağlı değil; zira iklim şokları -üretime hasar verip tedarik zincirini etkileyen sıcak hava dalgaları, kuraklık ve seller- maliyetleri inanılmaz şekilde artırıyor. Bu durum, "iklim enflasyonu" olarak bilinen olgunun kalıcı hale geldiğine dair uyarıları beraberinde getiriyor.

"Zero Carbon Analytics" şirketi tarafından hazırlanan bir araştırma, yılbaşından bu yana gıda fiyatlarında yaşanan artış dalgalarının büyük bir kısmının, mahsullere zarar vererek üretimi ve tedariki etkileyen aşırı iklim olaylarıyla bağlantılı olduğunu ortaya koydu.

Şirketin tahminlerine göre, küresel çapta artan sıcaklıklar yıllık bazda gıda fiyatları enflasyonuna %23'e varan bir ek yük getirebilir. Araştırmaya göre, iklimle bağlantılı üretim ve tedarik zinciri aksaklıklarının genel enflasyona etkisi ise %21'e kadar ulaşabilir.

ABD'de kuraklık ve sıcak hava dalgaları mera alanlarının ve su kaynaklarının azalmasına sebep oldu; bu da sığır eti fiyatlarının yaklaşık %15 oranında artmasına yol açtı. Fransa'da ise kuraklık ve sıcak hava dalgaları ekinlere zarar verdi ve bunun sonucunda tüketiciler için mısır fiyatları yaklaşık %16 oranında arttı.

Bu şokların tekrarlanmasıyla piyasaların hassasiyeti daha da artıyor. Bir sezonda üretimin düşmesi, mevcut tedarik hacminin yeniden değerlendirilmesine neden olurken, iklimin etkileri ulaşım ve enerji maliyetleriyle de iç içe geçerek fiyat dalgalanmalarının alanını genişletiyor.

Mahsulleri Aşan Şoklar

Bu bağlamda Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü (IFPRI) araştırmacısı Rob Vos, başta artan sıcaklıklar ve bunun dünya genelinde birçok bölgede tarımsal üretim üzerindeki etkisi olmak üzere, iklim değişikliğinin yansımalarının devam etmesiyle gıda fiyatlarındaki yükselişin bir tehdit olmaya devam edeceğini düşünüyor.

Vos, aşırı iklim olaylarının sadece sıcaklık artışıyla sınırlı kalmadığını; aynı zamanda kuraklık, sel ve giderek daha sık tekrarlanan "El Nino" fenomeninin etkilerini de kapsadığını, tüm bu faktörlerin gıda üretimi üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.

Gıda ürünleri arzındaki düşüşün fiyatlarda keskin artışlara yol açabileceğine dikkat çeken Vos, bu durumun nihayetinde tüketicilere yansıdığını ve özellikle gıda şoklarına karşı en savunmasız olan ülkelerde ailelerin üzerindeki yükü artırdığını vurguladı.

Vos, gıda piyasalarının iklim şoklarına uyum sağlama kapasitesine sahip olduğunu, ancak bu şokların sık tekrarlanmasının, bilhassa kuraklık ve aşırı sıcaklara sürekli maruz kalan bölgelerde uyum sürecini zorlaştırdığını ve maliyetini artırdığını ifade ediyor.

Araştırmacı, mahsullerdeki %10'luk bir düşüşün fiyatlarda yaklaşık %20 oranında bir artışa yol açabileceğine dikkat çekiyor. Bu durum piyasaların arz eksikliğine karşı hassasiyetini yansıtıyor ve iklim kaynaklı bir şokun fiyatlar üzerindeki etkisinin, üretimdeki fiili düşüşten daha büyük olabileceği anlamına geliyor.

İklim Baskısı Altında Gıda

Vos'a göre, gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkeler için bu denklemin yarattığı tehlike daha da büyüyor. Zira bu ülkelerin artan gıda fiyatlarına dayanma veya dış şokları absorbe etme kapasiteleri daha düşük olabiliyor. Bu da rekoltede peş peşe yaşanacak herhangi bir düşüşün tüketiciler üzerinde daha yıkıcı bir etki yaratmasına yol açıyor.

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verileri, artan tahıl fiyatlarının, sınırlı su kaynakları ve artan sıcaklıklar gölgesinde gıda ihtiyaçlarını karşılamak için değişen oranlarda ithalata bağımlı olan Arap ülkeleri üzerinde ek bir baskı yaratabileceğine işaret ediyor.

Buğday hassasiyeti bölgede açıkça öne çıkıyor; FAO, yerel üretimin yaklaşık 10 milyon tona ulaşması beklenmesine rağmen Mısır'ın 2026-2027 sezonundaki buğday ithalat ihtiyacının yaklaşık 13,5 milyon tonu bulacağını öngörüyor. Bu durum dış pazarın gıda güvenliği üzerinde etkili olmaya devam etmesine neden oluyor.

İklim değişikliğinin etkileri neredeyse tüm tarım ürünlerine yayılırken, bu ürünlerin zorlu koşullara dayanma kapasiteleri ise farklılık gösteriyor. Vos, mısır, darı ve diğer bazı ürünlerin nispeten daha dirençli olduğunu belirtirken; buğday ve pirincin değişen oranlarda da olsa kuraklık ve şiddetli hava koşullarında hala üretilebildiğine dikkat çekiyor.

Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü araştırmacısı, bazı ürünlerin değişen iklim koşullarına nispeten dayanma kabiliyetine sahip olduğunu (mısır ve darı gibi) ve pirinç ile buğdayın da çeşitli derecelerdeki kuraklık ve sert hava koşullarında yetişebileceğini, ancak bunun, söz konusu ürünlerin iklim şoklarından etkilendikleri gerçeğini değiştirmediğini sözlerine ekliyor.

Piyasalarda yalnız değilsiniz

Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.

Uzman Desteğine Göz Atın
Paylaş