Hürmüz’de Gerilim Yayılıyor: Husiler Suudi Arabistan’ı Vurdu, Çin Alternatif Petrol Arıyor
Husilerin Suudi Arabistan saldırısında 73 kişi yaralandı. ABD bölgedeki askeri varlığını tartışırken Çin Hürmüz'e alternatif petrol kaynaklarına yöneliyor.
8 Eylül 2026

Hürmüz Boğazı çevresindeki savaşın etkileri Ortadoğu'nun geneline ve küresel petrol ticaretine yayılıyor. İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'a düzenlediği saldırılarda en az 73 sivil yaralanırken Riyad sert karşılık sinyali verdi. ABD ise İran savaşı sonrasında Ortadoğu'daki askeri varlığını küçültmeyi ve üslerini füze saldırılarına karşı yeniden yapılandırmayı tartışıyor. Çinli rafineriler de Hürmüz kaynaklı arz risklerine karşı Kanada'dan Brezilya ve Afrika'ya kadar alternatif petrol kaynaklarına yöneliyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmalar küresel enerji piyasalarını sarsmaya devam ederken savaşın bölgesel yayılma riski yeniden yükseldi.
İran destekli Husilerin salı günü Suudi Arabistan'a yönelik gerçekleştirdiği saldırılarda en az 73 sivilin yaralandığı açıklandı.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon saldırılara sert karşılık verileceği mesajını verirken, gelişme Riyad ile Husiler arasında yaklaşık dört yıl süren fiili ateşkesin tamamen sona erme riski taşıdığını gösteriyor.
Husiler Suudi şehirlerini hedef aldı
Suudi Arabistan öncülüğündeki Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tümgeneral Turki Al-Maliki, Husi güçlerinin Abha, Khamis Mushait, Jazan ve Najran kentlerindeki sivil ve ekonomik hedeflere saldırdığını açıkladı.
Al-Maliki'ye göre saldırılarda kadınlar ve çocukların da aralarında bulunduğu en az 73 kişi yaralandı.
Suudi yetkili saldırıları ülkenin egemenliğinin açık ihlali ve vatandaşların güvenliğine doğrudan tehdit olarak nitelendirdi.
Koalisyonun Husi saldırılarını caydırmak için gerekli tüm operasyonel önlemleri alacağını belirten Al-Maliki, tehdidin kaynaklarına karşı da harekete geçileceğini söyledi.
Bu açıklama, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki Husi hedeflerine karşı yeni askeri operasyonlara başlayabileceği ihtimalini gündeme taşıyor.
Husilerin siyasi büro üyelerinden Nasr al-Din Amer ise Telegram üzerinden yaptığı açıklamada saldırıların sosyal medyada aktarılandan çok daha kapsamlı olduğunu savundu.
Dört yıllık fiili ateşkes tehlikede
Suudi Arabistan, ABD'nin İran'la savaşına doğrudan dahil olmamaya çalışmasına rağmen temmuz ayında da Husi füze saldırılarının hedefi olmuştu.
Bu saldırılar, Riyad ile Husiler arasında yaklaşık dört yıldır devam eden fiili ateşkesi sona erdirmişti.
Yeni saldırı dalgası ise Yemen cephesinin yeniden geniş çaplı bir savaşa dönüşebileceği endişesini artırıyor.
Böyle bir senaryo enerji piyasaları açısından özellikle önemli. Hürmüz Boğazı'nda zaten devam eden güvenlik sorunlarına Yemen ve Kızıldeniz cephesinin yeniden eklenmesi, Körfez petrolünün hem doğu hem batı çıkışlarında riskleri artırabilir.
ABD savaş sonrasındaki Ortadoğu varlığını tartışıyor
Bölgesel gerilim tırmanırken Washington'da ise farklı bir tartışma yaşanıyor.
ABD ordusu ve istihbarat kurumlarında, İran savaşı sona erdikten sonra Ortadoğu'daki Amerikan personeli ve kalıcı tesislerinin sayısının azaltılmasına ilişkin seçeneklerin değerlendirildiği bildiriliyor.
Söz konusu tartışmalar henüz resmi bir politika haline gelmiş değil. Ancak İran savaşı, ABD'nin bölgedeki askeri altyapısının füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı ne kadar kırılgan olduğunu ortaya çıkardı.
Savaş sırasında 18 Amerikan askerinin hayatını kaybettiği belirtilirken İran saldırılarının bölgedeki çeşitli Amerikan üslerinde önemli hasara neden olduğu aktarılıyor.
ABD'nin Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan ve Kuveyt'teki askeri tesisleri İran'a ait füze ve İHA'ların hedefi oldu.
Kaynaklara göre Riyad'daki CIA tesisi de İran saldırısı sonucunda fiilen kullanılamaz hale geldi.
Bazı Amerikan üsleri yer altına taşınabilir
ABD ordusu bir taraftan bölgedeki varlığını küçültmeyi değerlendirirken diğer taraftan kalacak kuvvetlerin güvenliğini artırmaya çalışıyor.
Tartışılan seçeneklerden biri bazı askeri tesislerin yer altına taşınması veya daha korunaklı hale getirilmesi.
ABD Savunma Bakanlığı uzun süredir bölgedeki bazı üsleri yer altına taşıma seçeneğini değerlendiriyordu. Ancak İran'ın füze ve İHA saldırılarının mevcut üslerin savunmasızlığını ortaya çıkarması bu planlara yeni bir aciliyet kazandırdı.
Bir ABD'li yetkili durumu, “Zafiyetler her zaman biliniyordu, ancak ABD daha önce bunlara acil biçimde müdahale etmedi” sözleriyle özetledi.
ABD ordusunun Ortadoğu'daki kuvvet yapısını gelecek yıldan itibaren değiştirebilecek çeşitli senaryolar üzerinde çalıştığı belirtiliyor.
Washington'ın bölgede hâlâ 50 bin askeri var
Bununla birlikte kısa vadede büyük çaplı bir çekilme beklenmiyor.
ABD'nin Ortadoğu'da halen yaklaşık 50 bin askeri, iki uçak gemisi ve bir düzineden fazla güdümlü füze destroyeri bulunuyor.
Savaşın en yoğun döneminde bölgeden gönderilen bazı CIA personelinin de yeniden Ortadoğu'ya dönmeye başladığı belirtiliyor.
Dolayısıyla Washington bir yandan savaş sonrası daha küçük bir askeri yapı üzerinde çalışırken diğer yandan devam eden İran tehdidi nedeniyle bölgedeki mevcut gücünü koruyor.
ABD'nin İran ile savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya yakın olmadığı da belirtiliyor. İran'ın Amerikan üslerine yönelik saldırıları sürerken taraflar geçen hafta yaklaşık bir ayın ardından yeniden doğrudan karşılıklı saldırılarda bulundu.
11 Eylül sonrası askeri düzen sorgulanıyor
Washington'daki tartışmalar daha geniş bir stratejik değişimin parçası.
ABD, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından Ortadoğu'daki askeri varlığını büyük ölçüde artırmıştı.
1998'de bölgede yaklaşık 27 bin Amerikan askeri bulunurken Irak'ın işgali sırasında bu rakam yaklaşık 250 bine ulaşmıştı.
2007-2011 döneminde Amerikan askerlerinin sayısı hiçbir zaman yaklaşık 100 binin altına düşmedi.
Daha sonraki yıllarda Irak ve Afganistan'dan çekilme girişimleriyle sayı gerilese de Ortadoğu'daki Amerikan askeri varlığı genel olarak 30-60 bin bandında kaldı.
İran savaşı ise Washington'da yeni bir soruyu gündeme getiriyor: ABD aynı askeri ve istihbarat görevlerini bölgede büyük ve kalıcı üsler bulundurmadan gerçekleştirebilir mi?
“Gel, operasyonu yap, geri dön” modeli
CIA ve ABD özel operasyon birimleri içinde değerlendirilen seçeneklerden biri personel ve ekipmanın büyük bölümünün ABD'de tutulması.
Bu modelde ekipler belirli operasyonlar için Ortadoğu'ya gönderilecek ve görev tamamlandıktan sonra yeniden ABD'ye dönecek.
İran saldırılarında ağır hasar gören bazı tesislerin ise yüksek yeniden inşa maliyetleri nedeniyle tamamen terk edilmesi ihtimali değerlendiriliyor.
Pentagon yetkilileri hangi üslerin yeniden inşa edileceği konusunda henüz nihai karar alınmadığını belirtiyor.
Bu tartışma ABD'nin 11 Eylül sonrasında oluşturduğu geniş ve kalıcı Ortadoğu askeri altyapısının geleceğinin sorgulanmaya başladığına işaret ediyor.
Çin Hürmüz'e alternatif petrol arıyor
Savaşın bir diğer önemli sonucu küresel petrol ticaretinde görülüyor.
Çinli rafineriler, Hürmüz Boğazı'ndaki arz kesintileri nedeniyle petrol tedarikini çeşitlendirmek amacıyla Kanada, Brezilya, Arjantin, Afrika ve Rusya'nın Pasifik kıyılarına yöneliyor.
Çin'in alternatif kaynaklara yönelik güçlü talebi bazı petrol türlerinin fiyatlarını şimdiden yukarı çekmiş durumda.
Özellikle Rusya'nın Pasifik kıyısından ihraç edilen ESPO petrolüne yönelik Çin talebi güçlenirken Afrika, Kanada ve Latin Amerika petrolünün fiyatlarında da yükseliş yaşanıyor.
Bu gelişme Hürmüz krizinin yalnızca Körfez petrolünün fiyatını değil, dünyanın farklı bölgelerindeki petrol türlerinin fiyatlandırmasını da etkilemeye başladığını gösteriyor.
Çin'in büyük stokları önemli tampon
Pekin'in önemli avantajlarından biri ise yüksek petrol stokları.
Çin'in oluşturduğu büyük rezervler, petrol fiyatlarının veya talebin hızla yükseldiği dönemlerde ülkeye ithalatını geçici olarak azaltma esnekliği sağlıyor.
Bununla birlikte Çinli rafinerilerin son haftalarda dünyanın çok farklı bölgelerinden petrol alımlarını artırması, Hürmüz'deki kesintilerin küresel fiziksel petrol piyasasında yeni ticaret rotaları yarattığını gösteriyor.
Bu süreç uzarsa Körfez dışındaki üreticilerin petrolüne ödenen primlerin daha da yükselmesi mümkün.
Hürmüz krizi artık bölgesel sınırları aşıyor
Son gelişmeler Hürmüz krizinin üç ayrı kanaldan küresel ekonomiyi etkilemeye başladığını gösteriyor.
İlk olarak Husilerin Suudi Arabistan'a yeniden saldırması savaşın Yemen ve Kızıldeniz cephesine daha güçlü biçimde yayılma riskini artırıyor.
İkinci olarak İran'ın Amerikan üslerine yönelik saldırıları, Washington'ın 25 yılı aşkın süredir Ortadoğu'da kurduğu askeri yapılanmayı yeniden değerlendirmesine yol açıyor.
Üçüncü olarak Çin'in alternatif petrol kaynaklarına yönelmesi, Hürmüz'deki arz sorununun Kanada'dan Brezilya'ya, Afrika'dan Rusya'nın Pasifik kıyılarına kadar küresel petrol fiyatlarını etkilemeye başladığını ortaya koyuyor.
Dolayısıyla Hürmüz artık yalnızca boğazdan kaç tankerin geçebildiğine ilişkin bir enerji sorunu değil. Kriz aynı anda Yemen savaşını yeniden alevlendirme, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri mimarisini değiştirme ve küresel petrol ticaretinin rotalarını yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor.
CNN
Piyasalarda yalnız değilsiniz
Bu haberle ilgili detaylı rapor ve analizlere, uzman desteğiyle Akanak Insights'a ulaşın.



