ANALİZ: Trump’ın desteği dibe yakın, ara seçimlerde Demokratlar Kongre’yi almaya daha yakın
Trump’ın desteği eksi 20 puana gerilerken Demokratlar 3 Kasım ara seçimlerinde Temsilciler Meclisi ve Senato’yu kazanmak için avantaj yakaladı.
16 Ağustos 2026

ABD’de 3 Kasım’da yapılacak ara seçimlere yaklaşılırken Başkan Donald Trump açısından kamuoyu yoklamaları giderek daha olumsuz bir tablo çiziyor. İran savaşının yeniden şiddetlenmesinin ardından Trump’ın net onay oranı yeniden gerilerken, Demokratlar hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’nun kontrolünü ele geçirmek için avantaj yakalamış görünüyor.
Nate Silver’ın ulusal anketleri bir araya getiren ortalamasına göre Trump’ın net onay oranı eksi 20,4 puana geriledi. Bu oran, 30 Temmuz’da görülen eksi 20,6 puanlık dönem dibine oldukça yakın. Amerikalıların yüzde 58,5’i Trump’ın başkanlık performansını onaylamazken, onaylayanların oranı yüzde 38,1’de kalıyor.
Daha dikkat çekici olan ise Trump’ın mevcut görev süresinin bu aşamasındaki popülaritesinin, Harry Truman’dan bu yana görev yapan başkanların tamamının gerisinde bulunması.
İran savaşı Trump’a siyasi fatura çıkarıyor
Trump’ın net onay oranı mayıs sonunda eksi 20,2’ye kadar geriledikten sonra toparlanmış ve 13 Temmuz’da eksi 16,6’ya yükselmişti. Ancak İran savaşının yeniden başlaması bu kazanımların büyük bölümünü sildi.
Savaşın kendisi de Amerikan kamuoyunda popüler değil. Silver’ın anket ortalamasına göre Amerikalıların yüzde 56,7’si İran savaşına karşı çıkarken, destek verenlerin oranı yalnızca yüzde 37,1. Böylece savaşın net desteği eksi 19,6 puanda bulunuyor.
Trump’ın ekonomi başta olmak üzere temel politika alanlarındaki notları da oldukça zayıf. Net onay oranı göç konusunda eksi 12,4, ticarette eksi 23,7, ekonomide eksi 29,9 ve enflasyonda eksi 42,3 seviyesinde.
Özellikle ekonomi ve enflasyona ilişkin değerlendirmelerde temmuz ortasından bu yana yaklaşık altı puanlık bozulma yaşanması, ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçiler açısından önemli bir risk oluşturuyor.
Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde açık favori
3 Kasım’daki ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’ndeki 435 sandalyenin tamamı ve 100 üyeli Senato’daki 35 sandalye yenilenecek.
2024 seçimlerinde Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi’ni 220’ye 215, Senato’yu ise 53’e 47 kazanmıştı. Başkan Yardımcısı JD Vance’in eşitlik durumunda belirleyici oy kullanabilmesi nedeniyle Demokratların Senato’nun kontrolünü ele geçirmek için en az dört sandalye kazanması gerekiyor.
Silver’ın genel Kongre tercihini ölçen anket ortalamasında Demokratlar yüzde 48,4, Cumhuriyetçiler ise yüzde 41,8 destek alıyor. Böylece Demokratların farkı 6,7 puana ulaşıyor.
Muhtemel seçmenleri daha fazla ağırlıklandıran Silver seçim modelinde ise Demokratların avantajı 8,1 puana çıkıyor. Bunun nedenlerinden biri, Trump’ın doğrudan pusulada bulunmadığı ara seçimlerde Demokrat seçmenlerin sandığa gitme eğiliminin Cumhuriyetçilere göre daha yüksek olması.
Model, Demokratlara Temsilciler Meclisi’ni kazanmak için yüzde 86, Senato’yu kazanmak için yüzde 57 olasılık veriyor.
Kongre’nin tamamının kontrolü açısından ise senaryolar şöyle şekilleniyor: Demokratların iki kanadı birden kazanma ihtimali yüzde 56, Temsilciler Meclisi’ni kazanıp Senato’yu Cumhuriyetçilere bırakma olasılığı yüzde 30. Cumhuriyetçilerin her iki kanadın kontrolünü de koruma ihtimali ise yalnızca yüzde 13 olarak hesaplanıyor.
Senato savaşı hâlâ çok yakın
Bununla birlikte Senato yarışında Demokratların işi kolay değil. ABD seçim sisteminde her eyalet nüfusuna bakılmaksızın iki senatör çıkardığı için Senato yapısal olarak Cumhuriyetçiler lehine bir eğilim gösteriyor.
Demokratların kendi ellerindeki bazı sandalyeleri kaybetme riski de bulunuyor. Michigan’da Demokrat Abdul El-Sayed, 4 Ağustos’taki ön seçimi kazanmasına rağmen genel seçim anketlerinde Cumhuriyetçi Mike Rogers’ın 1,6 puan gerisinde.
Buna karşılık Demokratlar, Trump’ın 2024’te çift haneli farklarla kazandığı Texas, Ohio ve Alaska’da üç puan veya daha düşük farklarla önde bulunuyor. Iowa’da ise yalnızca 0,3 puan gerideler.
Bu yarışların rekabetçi hale gelmesi, Demokratların Senato’yu ele geçirme ihtimalini ciddi biçimde artırıyor.
Trump’ın asıl sorunu ekonomi olabilir
Trump açısından seçimlere kadar tabloyu değiştirebilecek en önemli unsur ekonomide belirgin bir iyileşme yaşanması. Ancak son veriler bunun tersine işaret ediyor.
Temmuz istihdam raporunda ABD ekonomisi 23 bin istihdam kaybetti. Üstelik mayıs ve haziran aylarında yaratılan istihdam toplam 103 bin aşağı revize edildi.
İşsizlik oranı yüzde 4,2’den yüzde 4,1’e gerilese de bunun önemli nedeni işgücüne katılım oranındaki düşüş oldu. İstihdamın çalışma çağındaki nüfusa oranı yüzde 58,9’a gerileyerek Eylül 2021’den bu yana en düşük seviyesine indi. Trump’ın göreve geldiği Ocak 2025’te bu oran yüzde 60,1 düzeyindeydi.
Hanehalkının mali durumu da giderek daha kırılgan hale geliyor. Ocak ayından bu yana her ay kişisel harcamalar gelirlerin üzerinde gerçekleşirken, kişisel tasarruf oranı 1,7 puan düşerek yüzde 2,7’ye indi. Bu, Haziran 2022’den bu yana görülen en düşük oran.
Wall Street ile Amerikan seçmeni farklı dünyalarda
Ekonomideki zayıflığa ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasına rağmen Wall Street güçlü seyrini koruyor. S&P 500, 29 Temmuz’dan bu yana yüzde 5,6 yükselirken tarihi zirvesinin yalnızca yüzde 0,4 altında bulunuyor.
Endeks, İran savaşının başlamasından hemen önceki şubat sonu seviyesinin yüzde 11,3, mart sonunda gördüğü dip seviyenin ise yüzde 17,2 üzerinde.
Bu ayrışmanın arkasındaki önemli nedenlerden biri YZ yatırımlarının teknoloji hisselerini desteklemesi. Ayrıca zayıf istihdam verileri, Fed’in faiz artırma ihtimalini azaltarak hisse senetlerine destek veriyor.
Ancak siyasi açıdan Wall Street’in performansından çok seçmenin günlük ekonomik koşulları belirleyici olacak. Yüksek yakıt fiyatları, zayıflayan istihdam piyasası ve düşük tasarruf oranları Trump’ın ekonomi yönetimine yönelik hoşnutsuzluğu besliyor.
ANALİZ: Trump için kasıma giden yol giderek daralıyor
Mevcut veriler Demokratları özellikle Temsilciler Meclisi yarışında güçlü favori haline getirirken, Senato’nun da Cumhuriyetçilerin elinden çıkması artık gerçekçi bir senaryo.
Demokratların önündeki iki temel risk bulunuyor: Kasım ayına kadar Amerikan hanehalkının hissedebileceği ölçüde güçlü bir ekonomik toparlanma yaşanması veya anketlerin Cumhuriyetçi seçmeni sistematik biçimde olduğundan düşük ölçmesi.
Bunlar gerçekleşmezse Trump, ikinci başkanlık döneminin henüz ikinci yılında Kongre’nin bir veya iki kanadını birden muhalefete kaptırabilir. Böyle bir sonuç yalnızca iç politika gündemini zorlaştırmakla kalmayacak; bütçe, vergiler, İran savaşı ve dış politika dahil olmak üzere Beyaz Saray’ın hareket alanını ciddi biçimde daraltacaktır.
The Conversation



